H.E.M D.Ü.Ş.Ü.N ; H.E.M G.Ü.L

‘Askeri’ Kategorisi için Arşiv

Org. Balanlı’yı bu belge yaktı!

In Askeri on 28 May 2011 at 09:35

Özel Yetkili Savcı, bugün ifade vermesi beklenen Org. Balanlı’ya altında isminin yazılı olduğu “İhtimalat Belgesi”ni soracak.

Ağustos’ta Hava Kuvvetleri Komutanı olmayı beklerken, Balyoz savcısından davet alan Org. Bilgin Balanlı’nın bugün ifade için adliyeye gitmesi bekleniyor. Özel Yetkili Savcı, Balanlı’ya altında isminin yazılı olduğu “İhtimalat Belgesi”ni soracak. Belgede, Balanlı’nın Oraj Planı için hazırlık emri verdiği iddia ediliyor

 Önce isimsiz bir ihbar mektubuna dayanarak Gölcük Donanma Komutanlığı’nda ve ardından Eskişehir’de Albay Hakan Büyük’ün evinde ele geçirilen Balyoz belgeleri, Orgeneral Bilgin Balanlı’ya odaklandı. İşte teammüllere göre 30 Ağustos’ta Hava Kuvvetleri Komutanı olması beklenen Orgeneral Balanlı’nın bugün Özel Yetkili Savcı Hüseyin Ayar karşısında cevaplayacağı iddialar.

İhtimalat Planı

“Balyoz”un, Hava Kuvvetleri’nin görevli olduğu “Oraj Hava Harekat Planı” kapsamında Orgeneral Balanlı’nın da aktif rol aldığı ileri sürülüyor.

Balanlı’yla ilgili Gölcük’te yapılan aramalarda ele geçirilen belgeler arasında, 2003’te hazırlanan “İhtimalat Planı” başlıklı belge öne çıktı. “Çok Gizli” ibareli olan ve dönemin Harp Akademileri Komutanı Org. İbrahim Fırtına’nın 10 Şubat 2003 tarihli sözlü direktifi karşılığında hazırlandığı öne sürülen belgenin altında, dönemin Plan Prensipler Başkanı Tümgeneral Bilgin Balanlı’nın adı yer alıyor. Belgede Oraj hazırlıkları kapsamında yapılan tüm çalışmalar EK-A’da sunulmuş olup, ilgili personele devredilmiştir. İhtimalat Planı hazırlanmasına yönelik olarak planlama grubu oluşturulmuş olup faaliyetler gizlilik içerisinde yürütülmektedir” ifadeleri bulnuyor. Ancak, belgede Balanlı’nın adı olmasına rağmen imzası yok.

Başarısız olursak

Son olarak Eskişehir’de ele geçirilen belgeler arasında da İhtimalat Planı’nın devamı niteliğinde belgelerin olduğu öne sürüldü. İddiaya göre, Orgeneral Fırtına’nın 23 Ocak 2003’te verdiği sözlü emrin ardından “İhtimalat Planı Hazırlama grubu” oluşturuldu ve bilgi Şubat ayında Balanlı tarafından Fırtına’ya iletildi. Balanlı’nın, Oraj’ın uygulanamaması veya başarısız olması durumunda uygulanacak tedbirler ile ilgili planları hazırladığı ve hükümetin söz konusu müdahaleden haberinin olması durumunda, hükümete yakın gözüken personelin kullanılabileceği bilgileri yer aldı.

Plan inkar edilecek

O dönem Balanlı’ya gönderilen “Devir Teslim” isimli belgede ise, “Oraj Hava Harekat İhtimalat Planı’na ilişkin bilgilerin bulunduğu dosyalar Hv. Plt. Tuğg. Beyazıt Karataş’tan teslim alınmıştır. Yapılacak faaliyetler ektedir. Arz ederim” ifadelerinin bulunduğu iddia edildi. Yine Eskişehir’de bulunan bir başka belgede ise, “Gizlilik ihlali yapan personel doğrudan Hv. Plt. Tümg. Bilgin Balanlı’ya bildirilecektir. Soruşturma açılması durumunda plan inkar edilecek, inkar etmeyenler tespit edilecektir. Yeniden görevlendirme ile atanan komutanlara ve personele özellikle dikkat edilecek, bu kişilerin Komutanın adamları oldukları gözden kaçırılmayacak ancak bu kişilerin durumlarının izlenebilmesi için mümkün olduğunca yakın durulacaktır” ifadelerinin yer aldığı öne sürüldü.

Balyoz delillerini yok etmeye çalışmakla da suçlanan Balanlı’nın, Tümgeneral Ahmet Yavuz’a tutuklanmadan 15 gün önce, tüm planların imha edilmesi yönünde emir verdiği ileri sürülmüştü. Eskişehir’de bulunan belgelere göre Balanlı’nın, 9. Ana Jet Üs Komutanlığı döneminde fişlemeler yaptığı ve bazı personeli ‘irticacı’ diye fişleyerek ordudan atılmasını sağladığı da iddia ediliyordu. Balanlı imzalı olduğu öne sürülen “LAHİKA’larda, personelle ilgili “eşinin fotoğrafının peruklu olduğu”, “evinde yapılan aramada Kuran ı Kerim bulunduğu”, “kızının İmam Hatip Lisesi’nde okuduğu”, “telefon rehberinde irticai faaliyetleri gerekçesiyle kontrol altında tutulan diğer bazı personellerin numaralarının bulunduğu” gibi fişleme bilgilernin olduğu iddia edilmişti. Balanlı’nın 2006-2009 döneminde, bir tarikata ait olduğu öne sürülen Bilvanis isimli bir çiftliği havadan ve karadan yakın takibe aldırdığı ve bu takiplerle RF-4 jetlerinin bile kullanıldığı da öne sürülüyor.

Oraj nedir?

2003 yılında hükümeti devirmek için hazırlandığı iddia edilen Balyoz Harekat Planı, Suga, Oraj, Sakal ve Çarşaf eylem planlarının birleşiminden oluşuyordu. Oraj Harekat Planı kapsamında Ege’de Yunan hava sahasında bir Türk jetinin düşürülmesi ve böylelikle Yunanistan’la ilişkilere darbe vurulmasının planlandığı öne sürülmüştü. Cüppeli ve sarıklı kişilerin hava müzesini basması ve böylece karmaşa yaratılması gibi birçok eylemin de plan kapsamında olduğu iddia ediliyor.

6 GENERAL ifade verdi

Eskişehir’de emekli Albay Hakan Büyük’ün evinde ele geçirilen ve ‘Balyoz Darbe Planı’ ile ilişkilendirilen belgelerle ilgili olarak ifadeye çağırılan 9 muvazzaf askerden 5’i general ve amiral 8’i ifade verdi. İfade veren generallerden 5’inin sağlık raporu aldığı ancak Genelkurmay’ın bir “spekülasyona” mahal vermemek için sağlık raporları kabul etmediği öne sürüldü. Sadece Orgeneral Balanlı’nın raporu avukatları tarafından dün öğle saatlerinde savcılığa sunuldu. Sabah saatlerinde Ankara’dan uçakla İstanbul’a gelen üst rütbeli muvazzaf subaylar ise, 14.30 sıralarında Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne geldi. 4 farklı araçla adliye binasına getirilen muvazzaf askerlerin bir kısmı protokol kapısından, bir kısmı ise yemekhanenin bulunduğu kapıdan adliye binasına giriş yaptı. 5 general, 1 amiral ve 2 albay şüpheli sıfatıyla savcıya ifade verdi.

İŞTE O MUVAZZAFLAR

1. Taktik Hava Kuvvet Komutanı Korgeneral Korcan Polatsü

2. Hava Kuvvetleri Komutan Yardımcısı Korgeneral Turgut Atman

Savuma Bakanlığı Teknoloji ve Koordinasyon Yardımcısı Tümgeneral Beyazıt Karataş

Hava Kuvvetleri Personel Başkanı Tümgeneral Nedim Güngör Kurubaş

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Temsilcisi Tümamiral Ahmet Sinan Ertuğrul

Hava Kuvvetleri Personel Daire Başkanı Tuğgeneral Mehmet Eldem

Bilimsel Kararlar Destek Merkezi Başkanı Tuğgeneral Erhan Pamuk

Kurmay Albay Mehmet Örgen

Savcı Bu belgeyi soracak 

 

Genelkurmay’dan Jet U Dönüşü!

In Askeri on 27 May 2011 at 17:29

Komutanları ifadeye göndermemek için Org. İlker Başbuğ döneminde Tümg. Hıfzı Çubuklu tarafından icat edilen metod erken deşifre oldu. İşte medyanın gücü ve G.Kurmay’ın U dönüşü…

Balyoz Davası kapsamında 9 Muvazzaf subayın ifadeye çağrılması üzerine Genelkurmay “Kriz Stratejisi” ile Hükümet ve Yargı üzerinde baskı kurma kararı almıştı.

Bu çerçevede genç subayların eğitimi için büyük önem taşıyan Ege’deki üç tatbikatın Seçkin Gözlemci Günü ani bir kararla bir gün öncesinden akşam saatlerinde iptal edildi.
İptal kararıyla mini bir kriz çıkarken, Karargah krizi derinleştirmek için Org. Bilgin Balanlı ve diğer 4 generali GATA ve Etimesgut Devlet Hastanesi’ne göndererek sağlık raporu aldırdı. 
Komutanları ifadeye göndermemek için Org. İlker Başbuğ döneminde Tümg. Hıfzı Çubuklu tarafından icat edilen bu metod erken deşifre oldu.
Gazetelerde, Genelkurmay’ın genç subayların eğitimini hiçe sayarak yüksek düzeyde masraflar yapılmış olmasına rağmen tatbikatları iptal etmesi ve Gatakulli taktiği erken deşifre edildi.
Daha önce komutanlar savcılık tarafından gözaltına alınınca, “çağırsalardı gelirlerdi” üzerinden geliştirilen söylem, savcılığın “tebligatla ifadeye çağırması” üzerine çökünce Genelkurmay “tatbikat iptali” taktiğini geliştirdi.
Ancak, gazetelerdeki haberler üzerine hukuka-yargıya karşı direnç gösteren bir TSK görüntüsü ortaya çıkınca, TSK ani bir kararla alınan sağlık raporlarının kullanılmaması talimatı verdi ve 9 subayı ifadeye gönderdi. 
Önce tatbikat iptal eden, Gata’dan rapor aldıran; sonra ise raporları rafa kaldırıp subayları askeri uçakla Beşiktaş Adliyesi’ne ifade vermeye gönderen Genelkurmay…
İşte buna özgür medyanın gücü ve U dönüşü diyoruz. 
Kaynak: habervaktim

Paşa Bornoz Parasını Devlete Ödetmiş!

In Askeri on 20 May 2011 at 09:25

Eskişehir’deki Bilvanis Çiftliği’ni ‘irticai faaliyet’ gerekçesiyle her havalanışı on binlerce liraya mal olan jetlerle havadan gözetleyip, ‘nohut ekildi, fidan dikildi’ diye fişleyen Org. Bilgin Balanlı’ özel harcamalarını TSK’nın kasasından yapmış..

Orgeneral Bilgin Balanlı evine aldığı terlik, bornoz, çaydanlık, kahvaltı takımı, Amerikan servisi gibi eşyaların parasını Harp Akademileri Sosyal Hizmetler Başkanlığı’na ödetti. Usulsüz harcamalara denetimde karşılık gösterebilmek içinde sözde ‘bakım onarım’ masrafı adı altında fatura kestirdi.

Birinci Hava Kuvveti Komutanı olduğu dönemde Eskişehir’deki ‘Bilvanis Çiftliği’ni irticai faaliyet bahanesiyle askeri jetlerle havadan gözetleyip, burada yetiştirilen ürünleri bile fişleyen Orgeneral Bilgin Balanlı’nın özel harcamalarını Türk Silahlı Kuvvetleri’ne fatura ettiği belirlendi.

Yeni Şafak’ın ele geçirdiği faturalara göre, Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Balanlı,tencereden demliğe, kahvaltı kakımından şekerliğe, bornozdan terliğe kadar evine aldırdığı eşyaları Harp Akademileri Sosyal Hizmetler Başkanığı’na (HASHB) ödetti.Balanlı, usulsüz harcamaların denetime takılacağını anlayınca, özel eşyaları için ödettiği para kadar sözde tamir ve onarım masrafı adı altında HASHB’ye fatura kestirdi. Usulsüz faturaları ise kayıtlardan çıkarttı.

İKİ YASTIĞA 460 TL ÖDETTİ

Harp Akademileri Komutanlığı Sosyal Hizmetler Başkanlığı’na ödetilen faturalara göre, Orgeneral Balanlı evine iki yastık alınması emretti. 460 TL’ye alınan lüks yastıkların parası 8 Eylül 2010 tarihli, Yeni Levent’teki HASHB’ye ödetildi. Tanesi 237 TL’den alınan yastıkların bedeli faturada KDV dahil faturada 460 TL olarak gösterildi. Faturanın üzerine de “Yatsan mağazası tarafından ödeme alınmıştır. Yeşim Coşkun” notu ve imzası yer alıyor. HASHB’ye fatura edilen yastıklar daha sonra Orgeneral Balanlı’nın evine gönderildi.

BANYO MALZEMELERİ TSK’DAN

Ağustos 2010′da ise HASHB’ye fatura edilen bir dizi banyo malzemeleri de Balanlı’nın şahsi kullanımı için evine gönderildi. 27 Ağustos 2010 tarihli 474 TL’lik faturada şu malzemeler sıralanıyor: “1 Adet Solid Unisex Bornoz, 1 Adet Camelia Bayan Bornoz, 1 Adet Classic Nevresim Takımı, 1 Adet Solid Havlu, 1 Adet Palm Havlu, 1 Adet Drop Havlu, 1 Adet Camellia Havlu.” 24 Eylül 2010 tarihli 97 TL’lik başka bir fa-turada ise yine HASHB’ye fatura edildi.

6 BİRA BARDAĞI FATURADA

13 Ekim 2010 tarihli iki fatura ise Orgeneral Bilgin Balanlı’nın şahsi kullanımı için bira bardakları ve kahvaltı takımı alındığını gösteriyor. HASHB’ye kesilen faturalarda alınan malzemeler şöyle sıralanıyor: “6 Adet Petek Bira Bardağı, 12 Adet Kokteyl Bardağı, 2 Takım Beyaz Kahvaltı Takımı, 1 Takım Çırağan KPKLI Şekerlik, 1 Takım Çırağan KPKLI Demlik.” Bu ürünlere HASHB’nin kasasından 336.84 TL ödendiği görülüyor.

SANKİ ÇEYİZ HAZIRLIĞI YAPMIŞ

Bir diğer keyfi harcamaların yer aldığı faturada ise alınan sebze haşlama tenceresinin Orgeneral Balanlı’nın konutuna gönderildiği belirtiliyor. Eylül 2010′da alınan ve iki ayrı faturada yer alan malzemelerden sebze haşlama tenceresinin Harp Akademileri Komutanlığı Sosyal Hizmetler Başkanlığı’nda bulunan Zeki Doğan Misafirhanesi’ne alındığı görülüyor. Faturaya göre 109 TL’ye alınan tencerenin Balanlı’nın konutuna gönderildiği iddia ediliyor. 6 Eylül 2010 tarihli başka bir faturada da 245 TL’ye hamur işleri için 1 adet malzeme alındığı görülüyor. 13 Ekim 2010 tarihli fatura ise Harp Akademileri Komutanı Orgeneral Bilgin Balanlı’nın kullanımına alınan mutfak eşyaları sıralanıyor. Yine HASHB’ye kesilen faturada “1 Adet Çırağan Sütlük, 1 Adet Çırağan Şekerlik, 1 Adet Çırağan Demlik, 4 Adet Çırağan Tabaklı Çay Fincan Takımı, 2 Adet Çırağan Çay Fincan Takımı” için 458 TL ödendiği görülüyor.

EMİR ASTSUBAYI TESLİM ALDI

Orgeneral Bilgin Balanlı’nın sorumluluğunda olan Harp Akademileri Komutanlığı Sosyal Hizmetler Başkanlığı’na kesilen faturalardan biri de piyasanın çok üzerinde alınan Royal Amerikan Servisi. Ürün için 490 TL ödenmiş. Faturalarda Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Bilgin Balanlı’nın emir Astsubayı’nın ‘teslim alındı’ imzası dikkat çekiyor.

Kasadaki açığı kılıfına uydurdu

Şahsi kullanımı için aldığı ev aşyalarının mali denetleme sırasında sorun oluşturacağını anlayan Orgeneral Bilgin Balanlı’nın, ‘bakım-onarım’ masrafı adı altında fatura toplayıp açığını kapatmaya çalıştığı öğrenildi. Üst düzey askeri bir yetkilinin verdiği bilgilere göre, Orgeneral Balanlı, Harp Akademileri Komutanlığı Sosyal Hizmetler Başkanlığı’na yaptırdığı ödemelerde sorun yaşamamak için başkanlığa bakım onarım yapılmış gibi gösterip fatura kestirdi.

AÇIĞI KAPATMAK İÇİN KARŞILIKSIZ FATURA

HASHB’nin kasasında açık veren Balanlı, 22 Ekim 2010′da bir şirkete bakım onarım adı altında 1.191 TL’lik fatura kestirip gider göstermiş. Faturaya göre sanayi tipi bulaşık makinesinin motoru ve sirkülasyon pompasının bakım ve onarımı yapıldı. Usulsüz harcamaları dengelemek için gösterilen 18 Ekim 2010 tarihli bir başka faturada ise 1.244 TL’lik masraf görülüyor. Faturada alınan hizmet ‘sanayi tipi kurutma makinasının rezistans ve kumanda panosu için bakım ve onarımı’ şeklinde geçiyor. Ancak üst düzey askeri yetkili, söz konusu tarihlerde HASHB’ye belirtilen bakım ve onarım hizmetlerini almadığını söyledi.

USULSUZ HARCAMA KADAR FATURA

Usulsüz harcamaları kılıfına uydurmak için kesilen her iki faturanın toplamı 2.435 TL. Miktarın ev eşyalarına yapılan usulsüz harcamalar kadar olması dikkat çekiyor. Faturaların Balanlı’nın şahsi kullanımı için yapılan harcamalardan yaklaşık 1 ay sonra kesilmesi de dikkat çekiyor.

Yeni Şafak

Türkiye’nin ilk akıllı bombası tanıtıldı

In Askeri on 13 May 2011 at 20:08

Hassas güdümlü bomba, verilen koordinatlarla hedefi sıfır hata ile 12′den vuruyor.

Makina Kimya Enstitüsü’nün (MKE) ürettiği ve TÜBİTAK’ın geliştirdiği Türkiye’nin ilk akıllı güdümlü uçak bombası İDEF 11 Savunma Sanayi Fuarı’nda Türk Hava Kuvvetleri’ne ait F16 savaş uçağının üzerinde tanıtıldı.

1 ton ağırlığında olan ve verilen koordinat sonrası sıfır hata ile hedefi 12′den vuran ‘Akıllı hassas güdüm bombası’ terör kamplarını ve belirlenen noktaları yok etme gücüne sahip.
MKE’nin ürettiği bombayı, TÜBİTAK’a bağlı Savunma Sanayii Araştırma ve Geliştirme Enstitüsü (SAGE) akıllı hale getirdi ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanması için Türkiye’nin kendi geliştirdiği ilk güdümlü uçak bombası oldu. F 4 ve F 16 savaş uçaklarına uyarlı olan bu bomba, yüklü olduğu savaş uçağının üzerinde, yerde ve havada koordinat verilerek hazırlanıyor ve GPS sistemi ile destekleniyor.
Ancak olası savaş durumunda GPS’nin başka ülkeler tarafından girmemesi için gerektiğinde GPS sistemini devre dışı bırakıyor ve belirlenen koordinata ulaşabiliyor. Bağlı olduğu savaş uçağından bırakılan ‘Akıllı hassas güdüm bombası’ 25 kilometre boyunca havada verilen koordinatlarını takip ediyor ve belirlenen noktayı sıfır hata ile 12′den vuruyor.
TERÖR KAMPLARI YERLE BİR EDEBİLİR
1 ton ağırlığında olan 4 metre uzunluğundaki bomba, çok yüksek tahribat gücü içerdiği için koca bir mahalleyi bile yok edebilecek güçtü. Düştüğü yere 10 metre genişlik 3 metre derinliğinde çukur açabilen bu bomba, terörle mücadelede kullanılabilecek. Akıllı bomba, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde TÜBİTAK SAGE desteği ile üretilecek.
‘Ulusal Savunma için Ulusal Ar-Ge’ sloganıyla çalışmalarını yürüttüklerini belirten TÜBİTAK basın sözcüsü Fatih Yeşer, “TÜBİTAK Savunma Sanayii Araştırma Geliştirme Enstitüsü savunma sanayii alanında geliştirdiği önemli projeleri ile Türk Silahlı Kuvvetlerine hizmet etmeye devam ediyoruz. Uçaktan atılan bombalara güdüm yeteneği kazandıran Hassas Güdüm Kiti (HGK), Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde TÜBİTAK SAGE desteği ile üretilecek. HGK, 2000 IB MK-84 genel maksat bombalarını akıllı bombalara dönüştürüyor.
Böylece mevcut bombalar, her tür hava koşulunda, uzak bir mesafeden atıldığında bile, yüksek hassasiyetli vuruş yeteneği kazanıyor. Bu da uçakların tehlikeli bölgeye yaklaşmadan,güvenli bir şekilde görevini tamamlamalarını sağlıyor. Yani savaş uçağına yüklenen bomba, pilot tarafından 25 kilometre uzakta bile bırakılsa, bomba sıfır hata ile koordinat noktasına ulaşıyor ve hedefi tam 12′den vuruyor. “dedi.
ISIL PİL ÜRETİLİYOR
Öte yandan, TÜBİTAK SAGE, gelişmiş silah sistemlerinin en kritik bileşenlerinden biri olan ısıl pil teknolojisini Türk Savunma Sanayisi’ne kazandırdı.Güdüm kitleri, füzeler,tapalar,akustik karıştırıcı gibi sistemlerde temel güç kaynağı olarak kullanılmakta olan ısıl pillere ilişkin yurt dışı bağımlılık TÜBİTAK SAGE’nin üretmesiyle tamamen ortadan kalktı.
CİHAN

Utaş Makine’den parmak ısırtan icat

In Askeri on 13 May 2011 at 15:04

Türk şirketi Utaş Makine Sanayi, savunma sanayinde büyük bir başarıya imza attı.

Şirket, dünyanın ilk 14+1 mermi atar pompalı silahını üretti. Yüksek kapasiteli 12 kalibre yivsiz tüfek, henüz piyasaya çıkmadan büyük ilgi gördü. Dünyanın dört bir tarafından talep yağan silaha en dikkat çekici teklif, Amerika Polis Teşkilatı ve Amerikan Federal Soruşturma Bürosu (FBI)’dan geldi. ABD‘nin güvenlik kurumları, şirketten silahın bir an önce üretilmesini istiyor. Utaş Makine Sanayi Genel Müdürü Abdullah Güzeldere, silahın Amerikan ordusunun test merkezi olan US Training Center‘da denenerek bütün testlerden başarıyla geçtiğini söyledi. Güzeldere, “Amerikan Polis Teşkilatı ve FBI ile satış bağlantısı yaptık.” dedi.

Son yıllarda Türk savunma sanayi büyük gelişme gösteriyor. Birbiri ardına devreye giren tank projelerinden sonra silah üzerine de ciddi çalışmalar yapılıyor. Konya Beyşehir’de av tüfeği üreten Utaş, 3 yıllık bir çalışma sonucu piyasadaki savunma silahlarının iki katı mermi atma kapasitesine sahip pompalı tüfek tasarladı. Tamamen Türk yapımı olan silahın seri üretimine, İstanbul’daki savunma fuarında yapılacak tanıtımın ardından başlanacak. Tek seferde sağlı sollu 14 mermi atabilen silaha, FBI‘ın dışında BAE, Suudi Arabistan, Tayland, Filipinler, Rusya, İngiltere, Ukrayna’dan büyük talep var. Şirket, 20 ülkeyle de satış görüşmeleri yapıyor. Dünyanın peşinde koştuğu silaha Türkiye’den henüz bir talep gelmedi.

Silahın 14+1 atması özellikle polislere baskınlarda önemli avantaj sağlıyor. Kısa ve hafif olması da taşınmasını kolaylaştırıyor. Uzunluğu 0,72 metre olan silahın ağırlığı ise sadece 3 kilogram. Ayrıca silahın kendi içinde lazeri de mevcut. Piyasada yivsiz tüfeklerin birçok çeşidinin bulunduğunu belirten Utaş Makine Sanayi Genel Müdürü Abdullah Güzeldere, “Bunlar genellikle 4+1 veya 7+1 kapasiteli. Bizimkisi ise 14+1. Yani iki katı kapasiteye sahip. Savunma ve taktik amaçlı bir tüfek. Bu yüzden daha çok asker ve polise hitap ediyor.” bilgilerini verdi. İmalatında özel hammaddeler kullanıldığı için piyasadaki benzerlerinden üç kat daha hafif olduğunu aktaran Güzeldere, silahın uluslararası patentini de aldıklarını kaydetti.

Tanıtım için beş numune yaptıklarını, seri üretime geçince en büyük müşterilerinin Amerikan güvenlik kurumlarının olacağını dile getiren Güzeldere şöyle devam etti: “Amerikan polisinin şu anda kullandığı model çok uzun, polis arabasının tavanına kadar uzanıyor. Bu kısa olduğu için yer kaplamıyor. Yüksek kapasiteli ve hafif olması da Amerikan güvenlik kurumları tarafından çok beğenildi. Talepleri daha rahat karşılamak için Amerika’da da üretim ruhsatı aldık. Eylül ayında imalata geçeceğiz.”

Güzeldere, ilk sene 15-20 bin adet satmayı planladıklarını belirtirken, “Silahın otomatiğini de ürettikten sonra satışlarımız daha da artacak. 2012′den sonra satış adedini 50 bine çıkarmayı hedefliyoruz.” dedi.

Abdullah Güzeldere, sektörde 10 yıldır faaliyet gösterdiklerini, Türkiye’deki üretimlerini Konya Beyşehir’deki kendi fabrikalarında yapacaklarını da sözlerine ekledi.  CİHAN

Türkiye´nin İlk Savaş Gemisi

In Askeri on 12 May 2011 at 09:31

donanma,gemi,savaş

Tuzla’da yapımı süren ve 50 Türk firması ile Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından yapılan Türk savaş gemisi ‘Heybeliada’ isimli korvet Milli Gemi (MİLGEM) ilk kez denizde…

Yapımına 2007 yılında başlanılan ve tamamen Türk yapımı olan MİLGEM, 2 Kasım 2010 tarihinde denize indi ve seyir testlerine başlandı.

Bugün ise ‘Heybeliada’ ismi verilen Milli Gemi, ‘İDEF 11 Savunma Sanayi Fuarı’ kapsamında Beylikdüzü sahilinden yaklaşık 5 mil ötede görücüye çıktı.

Sahilde düzenlenen tanıtım törenine Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, Deniz Eğitim Komutanı Koramiral Bülent Bostanoğlu ve fuar için Türkiye’ye gelen dış ülke temsilcileri katıldı.

Burada Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı Dizayn Kurgu Ofisi Müdürü Yüksek Mühendis Kıdemli Albay Ahmet Çakır, MİLGEM’in tanıtımını yaptı.

Gazetecilere gemi hakkında bilgi veren Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, “Deniz Kuvvetlerimizin İDEF fuarında ön plana çıkarttığı gemilerin başında MİLGEM gemisi var.Bu Deniz Kuvvetlerinin keşif ve deniz altı savunması için tamamen yerli imkanlar ve yerli projelerden biri olan iki gemiden biridir.

Bunlar tamamen 12 korvet olacak. 29 mil hızı var, 2 bin 300 ton ağırlığında. İlk defa Türkiye’de harp gemileri özel sektör tarafından yapılıyor. MİLGEM’de 50 kadar firma bir araya geldi ve Deniz Kuvvetlerimizin araştırma ve geliştirmesiyle Tuzla’da yapılıyor ve ‘Heybeliada’ ismini taşıyor. Birinci gemimiz olan Heybeliada’nın Temmuz ayında teslimi düşünülüyor. İkinci gemi olan ‘Büyükada’nın çalışması ise devam ediyor” dedi.

Ardından bakan Gönül ve beraberindekiler Sahil Güvenlik Komutanlığı’na ait tekne ile denize açıldı ve 5 mil uzaklıktaki ‘MİLGEM’i yaklaşık 15 metre uzaklıktan inceledi. Denizin dalgalı olması nedeniyle MİLGEM’in içine girilmezken, önümüzdeki günlerde MİLGEM’in içinin de tanıtılması planlanıyor.

GEMİNİN ÖZELLİĞİ

MİLGEM, olası savaş durumunda, düşmana daha çok yaklaşabiliyor ve radarda daha geç tespit edilliyor.

Örneğin, bir savaş gemisi daha uzaktan tespit edilirken, MİLGEM, düşmana daha çok yaklaştığı zaman ancak belirlenebilecek.

MİLGEM adı verilen ‘Heybeliada’ isimli savaş gemisi, firkateynlerden biraz daha küçük.

Ancak firkateynler gibi savaş donanımı mevcut.

İzmir bölgesinde görev alması planlanan Heybeliada korveti, Temmuz ayında göreve başlayacak.

Rusya ve Çin NATO’ya meydan okuyor

In Askeri on 10 May 2011 at 20:18

Çin Dışişleri Bakanı Yang Jiechi’nin hafta sonundaki Moskova’daki istişareleri, Başkan Hu Jintao’nun Rusya’ya gelecek ay yapacağı ziyarete hazırlık amacı taşıyor. Buna rağmen, görüşmede, uluslararası güvenliğe muazzam bir önem atfedildi.

M K Bhadrakumar * / TIMETURK

Rusların ve Çinlilerin bölgesel ve uluslararası konularda konumlarını “eşgüdümlü” hale getirme çabaları, Orta Doğu’daki gelişen durumla ilgili niteliksel yeni boyut kazandı.

Resmi Rus haber ajansı, üstlenilen bölgesel politikaların işbirliğine dair yeni şablonu nitelemek için “sıkı işbirliği” gibi olağandışı bir ifade kullandı. Bu, Orta Doğu’da tek taraflı gündem takip eden Batı’ya büyük bir meydan okumayı mecbur kılıyor.

Hu’nun ziyareti görünüşte,  Kremlin’in senelik bir etkinlik olarak dikkatlice planlandığı “Rusya’nın Davos’u” olarak adlandırdığı Uluslararası Ekonomik Forum’una, St. Petersburg’daki 16-18 Haziran’daki vitrin etkinliğine katılma anlamı taşıyor. Ancak her iki ülke, Hu’nun ziyaretinin Çin-Rus enerji işbirliğinde dönüm noktası olacağı beklentisini taşıyor.

Rusya’nın enerji devi Gazprom, 2015 itibariyle senelik 30 milyar küp doğalgazı Çin’e satmayı planlıyor. Fiyat üzerindeki görüşmelerin son safhada olduğu bildiriliyor. Çinli yetkililer, duran görüşmelerin Hu’nun Rusya’ya varmasıyla nihayetlendirileceğini belirtiyor.

Gerçekten de, dünyanın en-hızlı büyüyen ekonomisi ve dünyanın en büyük enerji ihracatçısının anlaşması, karşılıklı ilişkinin ötesine geçer. Tarihi olarak Rusya’nın enerji ihracatında asıl pazarlar olan Avrupa’da bu endişeye yol açacak. Doğu’da ve Batı’nın Rusya’yla enerji işinde ortaya çıkan bir “rakip”, Çin’i “komanditer” hale getirecek. Bu paradigma kayması, Orta Doğu’daki Doğu-Batı gerilimine bir zemin kazandırıyor.

Özdeş konumlar

Orta Doğu ve Kuzey Afrika, Moskova’da Yang’ın ev sahibi Sergei Lavrov’la görüşmesinin ana motifi olduğu görülüyor. Rusya ve Çin, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’daki ayaklanmalar etrafındaki sorunları adreslemek için birlikte çalışmaya karar verdi. Lavrov, “Orada ileride doğabilecek öngörülmeyen olumsuz gelişmelerin engellenmesi ve hızla istikrarın sağlanması için her iki devletin yeteneklerini kullanarak edimlerimizi eşgüdümlü hale getirmek için anlaştık” dedi.

Lavrov, Rusya ve Çin’in “her ulusun geleceğini dış müdahale olmadan bağımsız şekilde karar vermesi” noktasında “özdeş konumlara” sahip olduğunu belirtti. Tahmin edileceği üzere, her iki ülkede Libya’da bir kara harekâtı için Kuzey Atlantik Paktı’nın (NATO) yapacağı herhangi bir hamleye karşı çıkmak için ortak karara vardı.

Şu ana kadar, Rusların duruşu, Moskova’nın Arap Zirvesi ve (Libya’nın da üye olduğu) Afrika Birliği’nce onaylanan “açıkça ifade edilmeden” bir kara harekâtı için NATO’ya vereceği BM Güvenlik Konseyi yaptırımına karşı olduğudur.

Açıkça, NATO Libya’da derhal bir ateşkesi sağlamadığı her gün aşılması zorlaşan bir “güven eksikliği”nin varlığı görülüyor. Basitçe ifade edecek olursak, Rusya artık Birleşik Devletler’in ya da müttefiklerinin Libya ve Orta Doğu’yla ilgili niyetleri konusunda şeffaf olduklarına inanmıyor. Birkaç gün önce, Lavrov, Rus TV Kanalı Tsentr’de Libya’yla ilgili ayrıntılı görüş bildirdi. Batı’nın ikili-konuşması ve BM’nin 1973 Numaralı kararını kendi arzularına göre tek taraflı yorumlamalarındaki kaçamaklarıyla ilgili derin hüsranlarını ifade etti.

Lavrov o söyleşide şunu ortaya koydu: “Kara harekâtının hazırlandığında dair haberler geliyor ve bu NATO ve Avrupa Birliği’nde planlamaların yapıldığını gösteriyor”. Ayrıca kamuoyu önünde, ABD’nin NATO’nun kara harekâtı için Güvenlik Konseyi kararı zorunluluğunu atlatarak, BM Genel Sekreteri Ban Ki-Moon’un Batı ittifakına BM’nin insani yardımının sağlanması için refakat etmesi “çağrısı”yla, kara harekâtına incir yaprağı sağlayacak Amerikan oyunundan Moskova’nın şüphelendiğini ima etti.

Rus ve Çin’in aldığı kamuoyu duruşu, Ban’ın sekreterliğindeki yetkililerin NATO kara operasyonunu arka kapıdan gizlice geçirmesi çabalarını boşa çıkaracak. Ban, Moskova’yı yakında ziyaret etti. Rus gazeteleri, dünya kurumunu yönetme şekline dair “iyi bir azar işittiğini” yazdı. Moskova’dan köşe yorumcu Dmirty Kosyrev, acı bir alayla şunları kaydetti:

Bir misafire,  o ve onun uluslararası ortakları namına “Saygıdeğer Ban, performansınızdan memnun değiliz” demenin birçok politik yolu vardır. Bu tür durumlarda kelimelere dahi hacet yoktur. Genel Sekreterin, iç savaşların devrimci romantizmine ve özgürlük savaşçılarına sempati duyduğu açık. Sonuç olarak, genelde Avrupa ve Amerika’daki iflah olmaz-liberallerin tarafını tutuyor”.

Ancak BM Genel Sekreteri, bırakın bir konuda azınlık BM üye devletlerinin tarafını tutmak, Libya ve Fildişi Sahilleri’ndeki gibi uç siyasi duruş almaması gerekir. Bunun için seçilmedi. Söylemeye çalıştığımız Mr. Ban’ın inançlarını ya da duruşunu değiştirmeye zorlamak değil, daha tarafsızlık için bakış açısını değiştirmesi.

Moskova ve Pekin, (22 ülkeden ve 6 uluslararası organizasyondan oluşan) Libya İletişim Grubu’nu aşırı şüpheyle karşılıyor. Geçen Perşembe Roma’da grubun toplantısında Libyalı isyancılara verilmesine kararlaştırılan 250 milyon dolarla ilgili olarak, Lavrov iğneleyici bir şekilde, grubunun “Libya’ya dair uluslararası toplumun siyasetini belirlemede lider rol alma çabalarını artırdığını” söyledi ve grubun “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yerine almaya çalışmaması ve tarafsız kalması” uyarısında bulundu.

Moskova ve Pekin, İletişim grubunun artan şekilde Arap ayaklanmasını Batılı stratejilere uydurmak için BM’i kenara iterek hakiki bir bölgesel sürece dönüştüğü kaygısını paylaşıyor. İletişim grubuna Körfez İşbirliği Konseyi (ve Arap Birliği) dâhil olması, Batı’nın sürecin bölgesel kolektif düşüncenin yansıması olduğunu öne sürmesini sağlıyor. (İşe bakın ki Fransa, iletişim grubuna katılması için Rusya’yı davet etmişti)

Buzdağının görünen kısmı

Yang’le birlikte Moskova’daki Cuma günkü ortak basın açıklamasında Lavrov, doğrudan konuya girdi: “İletişim grubu konumlandı. Artık Libya’ya yönelik uluslararası toplumun siyasetine dair sorumluluk almak istiyor. Sadece Libya değil, aynı zamanda bu gruba yönelik bölgedeki diğer devletler için de çağrılar işitiyoruz”.  Rusya’yı hâlihazırda endişelendiren şey, bu grubun Suriye’de de rejim değişikliğini etkilemek için yavaştan kımıldaması.

Çin, Libya konusunda aşırı diplomatik bir tutum sergiledi ve Batı’yı Rusya’ya bıraktı ancak artan şekilde sesi çıkmaya başladı. Moskova’daki basın konferansında Yang, Libya’daki Batılı müdahaleyi eleştirirken oldukça açık sözlüydü. Daha üç hafta önce, People’s Daily, Libya savaşının çıkmaza girdiği yorumunda bulundu. Muammer Kaddafi’nin dirençli olduğunu ispatladığını ve Libya muhalefetinin Batı’ca abartıldığını yazdı. Gazetede şu ifadeler yer aldı:

Libya savaşı, Batı için “sıcak patates” oldu. Öncelikle, Batı bu savaşı ekonomik ve stratejik olarak kaldıramaz… Bu savaş, ekonomik krizi tamamen atlatamamış Avrupa ülkeleri ve Birleşik Devletler için çok ağır. Savaş ne kadar uzun sürerse, Batı’daki ülkeler dezavantajlı hale gelecek.

İkinci olarak, Batı birçok askeri ve yasal sıkıntılara maruz kalacak… Eğer Batı, karışmayı sürdürürse, tarafsızlığı ortaya çıkacak… Askeri edimlere gelince, Batılı güçler, Kaddafi’yi devirmek için kara birlikleri kullanmalı… Bu tamamen Birleşmiş Milletler yetki alanının dışında ve Irak Savaşı’ndaki hataların bir tekrarı olacak gibi görünüyor… Tek bir sözle ifade edecek olursak, Libya’daki soruna askeri çözüme bir son verilmeli ve siyasi çözüme yol açılmalı”.

Yang’in Moskova’daki görüşmeleri, Pekin’in artık Batı’nın “soğutmak” için ne gerekirse gereksin “sıcak patatesi” eline almaya ve kimseyle paylaşmadan yemeye kararlı olduğunu fark ettiğine işaret ediyor. Buna göre, Çin konumunun yeniden ayarlanması ve (şu ana kadar Libya’daki Batıl müdahaleyi açıkça eleştiren) Rus duruşuna yakınlaşması ortaya çıkıyor.

Moskova, tehlike emaresini görmesi için Pekin’i teşvik etmeliydi. Fakat düğüm noktası, Libya’ya Batılı müdahalenin buzdağının sadece ucu ve ortaya çıkanın Soğuk Savaş-ardılı hâkimiyetini yeni Orta Doğu’ya dayatmayı hedefleyen bir jeostrateji olduğuna dair artan endişeleri var gibi görünüyor. NATO’nun açık kararı olmadan askeri bir müdahalesine dair geçmiş örnekleri bu endişeleri artırıyor.

Lavrov ve Yang, 15 Haziran’da Kazakistan başkentinde yapılacak bölgesel zirvenin gündemini belirleneceği Şanghay İşbirliği Organizasyonu (SCO) dışişleri bakanları konferansı için Astana’ya hareket etti. Asıl soru, Orta Doğu ve Kuzey Afrika konularındaki Rus-Çin “sıkı ilişki” anlaşmasının SCO’nun ortak duruşu olup olmayacağı? Yüksek ihtimal böyle olacak.

* Büyükelçi M K Bhadrakumar, Hindistan Dışişleri’nde deneyimli bir diplomattır. Sovyetler Birliği, Güney Kore, Sri Lanka, Almanya, Afganistan, Pakistan, Özbekistan, Kuveyt ve Türkiye’de görev almıştır.

Bu makale Oğuz Eser tarafından Timeturk.Com için tercüme edilmiştir.

‘Nöbetçi’ nöbete hazır!

In Askeri on 08 May 2011 at 15:14

Uzaktan komutalı gözetleme ve atış platformu ‘nöbetçi’, teröristlerin kabusu!

Yüksek savunma sistemleri tarafından geliştirilen uzaktan komutalı gözetleme ve atış platformu ”nöbetçi”, teröristler tarafından açılan baskın ateşlerinde Mehmetçiklerin zarar görmesini önleyecek. Gözetlediği bölgedeki tüm hareketli nesneleri tespit eden ve namluları ile takip eden ”nöbetçi” sistemi üzerinde termal kamera, elektro-optik kamera sensörleri ve lazerli mesafe ölçme cihazı bulunuyor.

Karakol’daki nöbetçilerin daha emniyetli bir noktadan çevreyi gözetlemesine ve ateşli saldırıya karşılık vermesine olanak sağlayan uzaktan komutalı gözetleme ve atış platformu ”NÖBETÇİ” silahlı kuvvetlerde göreve hazır.

Yüksel Savunma Sistemleri A.Ş. (YSS) tarafından geliştirilen, nöbetçilere emniyetli bir yerde bulunmasına ve uzaktan komuta ederek hedefleri ateş altına almasına imkan tanıyan ”Uzaktan Komutalı Gözetleme ve Atış Platformu – NÖBETÇİ” nöbeti devralmak için komut bekliyor.

Yüksel Savunma Sistemleri A.Ş Yönetim Kurulu Murahhas üyesi Hayri Esen, NÖBETÇİ konusunda A.A muhabirine ayrıntılı bilgi verdi.

Hayri Esen, 10-13 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da yapılan IDEF 2011 Savunma Sanayii Fuarında sergilenecek olan NÖBETÇİ’nin, hareketleri tespit eden, tespit edilmiş hedeflerin hepsini peş peşe ateş altına alabilecek bir yeteneğe sahip olduğunu, kablolu veya kablosuz olarak uzaktan yönetilebilen, öğretilmiş güzergahlarda kendi kendine gözetleme yapabilen, sis ve kar etkilerini belirli bir oranda filtrelediği görüntüleri işleyerek bir monitör üzerinde operatörün kullanımına sunan, TSK tarafından da denenen sistem gerçek bir NÖBETÇİ olduğunu vurguladı.

Esen, karakollarda Mehmetçik’in nöbet tutarken terörist baskınlarına hedef olduğu dikkate alındığında, NÖBETÇİ’nin karakol, kışla ve sınır güvenliği için öneminin tahmin edilebileceğini ifade etti.

-ROBOT ASKER ”NÖBETÇİ”NİN ÖZELLİKLERİ-

Robot asker ”NÖBETÇİ”nin özellikleri şöyle sıralanıyor:

”Bir adet 7.62 mm PKMS makineli tüfek ile bir adet 7,62 mm AK-47 piyade tüfeği aynı anda monte edilebilen, kendi etrafında 350 derece dönebilen, termal kamera ve gündüz kamerası ile gözetleme yapabilen, hedefin mesafesini tespit eden, komutları ve verileri kablolu veya kablosuz (opsiyonel) olarak birbirine ileten gözetleme/atış birimi ile operatör kontrol biriminden oluşan, komuta çubuğu (grip) ile yönlendirilen ve ateş edilebilen, hareketli nesneleri belirleyerek alarm veren, seçilen hedefi namluları ile takip eden, tamamı milli olan mekatronik ve yazılım tabanlı aktif bir savunma ve gözetleme sistemi,

Nöbetçileri daha güvenli bir bölgede konuşlandırarak nöbet tutmasını sağlamak ve baskın tipi terörist ateşinden korumak maksadıyla tasarlanmış, uzaktan bir ”operatör kontrol birimi – OKB” vasıtasıyla komuta edilen, verilerin ve komutların kablolu veya kablosuz sistem platformuna aktarıldığı ”uzaktan komutalı bir gözetleme ve atış sistemi.

Gözetleme ve atış birimi 350 derece yatay ve 75 derece dikey yöne hareket edebilen bir platform üzerine monte edilmiş biri makineli iki adet piyade tüfeği, biri termal ve diğeri elektro-optik olmak üzere iki adet kamera bulunan bir platform.

Şebeke elektriği ile beslenmekle birlikte esnek yapıda bir güç ünitesi ile destekleniyor. Birlik deposunda bulunan herhangi iki silah (PKMS ve AK-47 ikilisi veya MG-3 ve G-3 ikilisi gibi) aynı anda monte edilebiliyor.

Operasyon sırasında makineli tüfekte bir sorun meydana geldiği takdirde ikinci silaha bir seçici buton ile geçerek operasyona devam ediyor. Elektronik Kontrol Ünitesi ayrı bir çanta içinde bulunduğundan arıza durumunda yedek Elektronik Kontrol Ünitesi ünite ile değiştirilerek, böylece zor bölgelerde teknisyen onarımı ihtiyacı göstermeden fonksiyonlarını sürdürüyor.

Bir komuta çubuğu (grip) kullanarak komuta edilen sistem araziyi öğretilmiş rotalarda gözetliyor; örneğin önemli arazi arızalarında istenilen bölgeleri yakın planda büyüterek izliyor. Görüntü işleme yazılımı sayesinde arazideki her türlü hareketi algılıyor. Hareketi hedef olarak tanımlandığında otomatik konumda ise takip durumuna geçiyor. Rüzgar, vb. nedenlerle oluşan hareketlenmeleri süzerek yanlış alarma neden olmuyor. Tüm bu tespitlerde anında alarm vererek birliğini uyarıyor.

Hedefin menzilini ölçüyor. Gerektiğinde operatör tarafından komuta çubuğundaki tetik kullanılarak ateş açılıyor. Atış esnasında harcadığı mermileri sayarak mühimmat kutusunda kalan miktarı anında operatöre bildiriyor. Otomatik nişangah düzeltmesi ve meteorolojik ölçüm istasyonu gibi opsiyonel özellikleri de var.”

-DÜNYADAKİ BENZERLERİNE GÖRE DAHA AVANTAJLI-

Dünyadaki benzer örneklerinin tamamı araç üstü silah platformu olarak sergilenen NÖBETÇİ, yer istasyonu olarak şimdiye kadar yapılmış en ciddi platform olarak tanımlanıyor.

Tamamen Türkiye’ye özgü ve özellikle terörize edilmiş bölgelerde kullanılmak üzere tasarlanmış. Çok basit ve neredeyse eğitim gerektirmeden,sadece kullanım kılavuzu ile operatif hale getirilebilen bir sistem.

İkinci silah, makineli tüfek atışı anında silaha veya mühimmata bağlı herhangi bir nedenden ötürü bir problem yaşandığında, bir buton ile ikinci silaha geçmek ve başarıdan faydalanma ilkesini bir süre daha kesintisiz devam ettirmek için düşünülmüş. Kullanılacak silah cinsine göre değişen mekanik adaptörü sayesinde, sadece birkaç vidanın gevşetilmesi ve sıkılmasıyla silahların cinsinin değiştirilebildiği bir silah beşiği var. Silahların kolay değiştirilebilir olmasının yanı sıra herhangi bir silah cinsine angaje olmaması, envanterde bulunan 7,62 mm çapında herhangi iki silahı monte edebilme imkânı onu diğerlerinden farklı kılıyor.

Kabalaştırılmış mekanik yapısı ve son derece kolay arayüzü sayesinde daha geniş bir eğitim seviyesi seçenek yelpazesinden operatör temin etmek mümkün. Sabit komuta çubuğu, üzerindeki butonlarla sistemi yatay ve dikey yönde hareket ettiren hassas yönlendirme, görüntü yakınlaştırma ve uzaklaştırma, atış tetiklemesi gibi fonksiyonlar barındırıyor.

Elektronik Kontrol Ünitesi, içinde tüm verilerin işlendiği, sisteme sadece bir kablo ile bağlı bağımsız bir çanta. Elektronik Kontrol Ünitesi aslında sistemin kalbi. NÖBETÇİ’nin ana gövdesine gömülü olmadığından, öngörülmemesine rağmen bir arıza durumunda sistemin fonksiyon dışı kalması mümkün değil. Karakolların genellikle ulaşımın kolay olmadığı bölgelerde konuşlu olduğu düşünüldüğünde, arıza olasılığı için karakolda o derece eğitimli bir teknisyen bulundurulması çok zor. Bu durumda NÖBETÇİ’nin modüler yapısı işi kolaylaştırıyor. Depoda yedek Elektronik Kontrol Ünitesi bulundurulduğu takdirde değişimin hemen tamamlanıp, arızalı modülün onarım kademesine gönderilmesi ile sorun çözülüyor. Elektrik beslemesinde bir sorun olduğunda, ihtiyaca göre kapasitesi belirlenebilen güç ünitesi devreye giriyor.

NÖBETÇİ’nin görev yapması istenen açıların dışına çıkmasının istenmediği durumlarda operatör tarafından sisteme yönelme bilgileri verilerek platformun o sınıra geldiğinde durması sağlanıyor. Bu hem yazılımsal, hem de mekanik kilitleme ile sağlanabiliyor. Ayrıca üzerine açılan ateşe karşı korunması gerekli olan kamera kutusu, mühimmat kutusu, motor kabini gibi kısımların mermi mukavemeti de istenen özelliklerde tasarlanmış.

Tamamen otomatik çalışabilen NÖBETÇİ, elle komuta edilirken de hareket tespit özelliklerine sahip bulunuyor.

Harekat alanında önceden belirlenmiş rotalarda otomatik olarak gözetleme yapabilen, kablolu komuta edilebileceği gibi kablosuz olarak da karşılıklı görüntü ve komut verileri taşıyabilen, alınan görüntüleri işleyerek bir monitörden operatöre sunan Nöbetçi, sis, kar gibi tüm olumsuz hava koşullarını filtreleyen yazılımı ile gerçek bir nöbetçi görevi görecek.

Karakollarda nöbet tutan askerlerin terörist baskınlarında her zaman ilk atışa hedef olduğu göz önünde bulundurulduğunda Nöbetçi, karakol ve kışla savunmasında hayati bir rol oynayacak.

-”YAK” VE ”D-YAK” DA GÖREVE HAZIR-

Know-how’ı tamamen milli olan NÖBETÇİ’den başka 12,7 mm.lik makineli tüfek monteli, stabilizasyon yeteneği ilave edilmiş olan ve muharebe araçlarının üzerine monte edilebilen ”YAK” ile hücumbot gibi deniz platformlarına monte edilen ”D-YAK” sistemleri yine Yüksel Savunma Sistemleri A.Ş. tarafından üretildi.

Türkiye’nin, ”Uzaktan Komutalı Gözetleme ve Silah Platformu Üreticisi” olan Yüksel Savunma Sistemleri A.Ş. geliştirdiği YAK ve D-YAK ile dünyanın sayılı silah kulesi üreticilerinden biri olma yolunda hızla ilerliyor. Söz konusu sistemler yeni üretilen kara ve deniz platformlarına monte edilebildiği gibi, modernizasyon projeleri kapsamında envanterde bulunan platformlara da tatbik edilebiliyor.

-YSS, ”YAT” İLE GÖZETLEMEDE DEVRİM YARATMAYA HAZIRLANIYOR-

YSS, diğer yandan IDEF?11 fuarında ilk defa tanıtacağı, Yüksel Algılama ve Takip Sistemi (YAT) adını verdiği yeni projesiyle savunma sanayinde gözetleme sistemleri alanında da devrim yapacak. Kışla/sınır güvenliği konusunda yepyeni bir soluk olarak tanımlanabilen YAT, askerlere gözetleme teknolojileri alanında esaslı bir yenilik sunuyor.

AA

PKK’ya baraj darbesi

In Askeri on 08 May 2011 at 15:04

Teröristlerin sızdığı yollar ve mağaralar DSİ’nin inşa ettiği 11 sınır barajıyla sular altında kalacak.

DSİ’nin Genelkurmay’ın desteğiyle Şırnak ve Hakkâri bölgesine inşa ettiği 11 “Sınır barajı”nın 6′sı bu yıl bitiyor. Barajlarla sınırlar kontrol altına alınacak.

Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından, Genelkurmay Başkanlığı’nın desteğiyle hayata geçirilen “sınır barajları” projesinde inşaatlara son nokta konulmaya hazırlanılıyor. Şırnak ve Hakkâri’deki 11 baraj bitirildiğinde sınırlar kontrol altına alınacak, terörist geçişleri engellenecek. Şırnak ve Hakkari illerinde inşaatı devam eden barajlar özellikleterörörgütünün Türkiye’ye yasa dışı yollardan sızdığı ve barındığı mağaralar dikkate alınarak tasarlandı. Proje kapsamında Şırnak ve Hakkâri’de olmak üzere 7 bölgede baraj inşaatları hızla devam ediyor. Barajlar, terörist geçişlerinin yoğun olduğu Irak sınırında yoğunlaşırken, barajların hızla tamamlanması için mali kaynak DSİ tarafından hazır hale getirildi.

YEDİ KRİTİK BÖLGE

İlk etapta 7 kritik bölgede 11 barajdan ilki olan Şırnak barajı tamamlandı. 6 tanesi bu yıl tamamlanacak. DSİ’nin inşaat çalışmaları sırasında ise projeyle fiziki zeminin uyuşmaması, baraj sahasında çok sayıda mağara olması sebebiyle su tutamama gibi sıkıntıların yaşanması baraj inşaatlarını zorlaştırdı.

5 barajda işler yavaşladı. Ancak inşaat çalışmalarına başlandığını aktaran yetkililer “önümüzdeki yaza hepsi hazır olması için gayret ediyoruz” mesajı verdi. İnşaatlar tamamlandığında, Irak sınırının Şırnak ve Hakkâri’deki yasa dışı geçiş bölgeleri su ile dolacak, PKK militanlarının geçiş ve barınma imkânları ortadan kaldırılacak. Barajlarda gelecek yıl bahar aylarında su tutulmasının tamamlanması ile her bir barajın su yüzey uzunluğu kilometrelerle ifade edilecek.

Barajlar, terörist faaliyetleri engellemenin yanında, kaçakçılığı takip ve su taşkınlarını önleme gibi faydalar da sağlayacak. Sınırları kontrol altına almak ve terörist geçişleri engellemek için bir taraftan sınır barajları inşa edilirken diğer taraftan bölgedeki karakollar da, baraj inşaatlarına paralel olarak yeniden yapılandırılıyor. Bunun için il özel idarelerinin desteğiyle baraj inşaatlarının olduğu yerlere yeni yol, su, elektrik gibi altyapı hizmetleri getiriliyor. Kaynaklardan alınan bilgiye göre sınır barajlarıyla ilgili elektrik üretimi amaçlı yeni bir konsept geliştirildi.

Buna göre geçiş güvenliğini sağlayacak barajlarda elektrikte üretilerek ülke sistemine katkı sağlanacak. Barajlardaki elektrik üretimini yapılacak ihale ile özel sektör üstlenecek. Türkiye’deki terörist faaliyetlere ağır darbe vuracak önemli projelerden birisi de, halen Hasankeyf’i sular altında bırakacak olması nedeniyle eleştirilen Ilısu Barajı olacak. İnşaat aşamasında olan proje 2014′te tamamlandığında bölgenin ekonomisine sağlayacağı katkının yanında Diyarbakır-Batman- Siirt-Mardin-Şırnak güzergahındaki illegal faaliyetlerin de azalması bekleniyor.

Barajların 6′sı bu yıl bitiyor. İşte tamamlanmak üzere olan barajlar

Şırnak-Silopi Barajı: Hezil Çayı üzerinde. 22.06.2011′de bitecek.

Şırnak-Uludere ve Ballı Barajı: Robozik Çayı üzerinde. 13.11.2011′de bitecekti. Yol çalışmaları nedeniyle yapımına ara verildi.

Şırnak Kavşaktepe Barajı: Robozik Çayı üzerinde. Yol çalışmaları nedeniyle yapımına ara verildi. Önümüzdeki yıl tamamlanacak.

Şırnak-Musatepe ve Çetintepe Barajı: Robozik Çayı üzerinde. 02.07.2011′de bitiyor.

Hakkâri-Çocuktepe ve Gölgeliyamaç Barajı: Güzeldere Çayı üzerinde. 04.09.2011′de bitecek.

Hakkâri- Beyyurdu ve Aslandağı Barajları: Bembo Çayı üzerinde. Bu yıl bitirilecek.

SABAH

MHP’li Atılgan türbanlı avını itiraf etti

In Askeri on 07 May 2011 at 09:12

MHP’li Atılgan ‘arka koltuktaki türbanlı avı’nı itiraf etti. Atılgan, olayla ilgili komutanlarını suçladı.

MHP’li Atılgan ‘arka koltuktaki türbanlı avı’yla ilgili olarak “üst komutanlığın verdiği emirle, kendisine bağlı bir personel hakkında rapor hazırlattığını” savundu.

MHP Adana Milletvekili Kürşat Atılgan “arka koltuktaki türbanlı avı”yla ilgili kendisini aklarken üst komutanlarını suçladı. Nizamiyeden bir aracın arka koltuğunda giren türbanlı kadın nedeniyle bir Astsubay Başçavuş’u 3 ay boyunca askeri istihbarata izlettiren ve bu sürede ‘alkol’, ‘el sıkışma’, ‘dini biblo’, ‘dans’ testlerinden geçirttiği altında ıslak imzası olan raporla gözler önüne serilen Atılgan, “kendisinin üstü komutanlık tarafından verilen emirle, kendisine bağlı çalışan bir personel hakkında bazı iddiaların araştırılmasının istendiğini” savundu.

MHP’li Atılgan, 3 aylık takip ve testleri yalanlamazken, sadece izleme raporunun son bölümünde ‘personel hakkında olumsuz bir duruma rastlanmadı” bölümünü gösterip, o astsubayı koruduğunu savundu. Tüm ömrünce Türk-İslam mefkuresinin hayata geçirilmesi çabasında olduğunu ifade eden Atılgan, başörtüsü yasağının kaldırılması konusunda Meclis’teki Anayasa değişikliğine destek verdiğini söyledi. “Hayatımın hiçbir döneminde, hiçbir görevimde başörtüsü avcılığına çıkmadım’’ diyen Atılgan, halen avukatlığını yapan Mustafa Dokumacı’nın geçmişte personeli olduğunu belirterek, eşinin de başörtülü olduğunu söyledi.

MHP’li Atılgan’ın “arka koltuktaki türbanlı avı”yla ilgili kendisini savunurken, yaptıklarının sorumlusu olarak üst komutanlarını suçlaması geçen günlerdeki açıklamalarını akıllara getirdi. Atılgan, PKK lideri Öcalan’la aynı apartmanda oturduğu iddiaları gündeme gelince de “Ben oturmadım ama benden önceki askeri ateşe oturmuş olabilir” diyerek kendisinden önce Suriye’de Askeri Ateşelik yapan şimdiki Jandarma Genel Komutanlığı Kurmay Başkanı Korgeneral Fikret Demirtaş’ı işaret etmişti.

Star

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.