H.E.M D.Ü.Ş.Ü.N ; H.E.M G.Ü.L

‘güvenlik’ Kategorisi için Arşiv

PKK ile Misyonerlerin hain planı deşifre oldu!

In güvenlik on 30 May 2011 at 12:05

Kürtlerin Hıristiyanlaştırılmasının kendilerine olumlu yansıyacağını düşünen İslam karşıtı duruşu ile bilinen terör örgütü ve BDP, bu amaçla ilgili çalışmalarını sürdürüyor.

Bu plan üzerine misyonerlerle birlikte Doğu ve Güneydoğu’da Kürt kiliseleri kurulması için BDP’nin gençlik merkezinde misyonerlere yer bile tahsis edildiği ifade ediliyor.

Terör örgütü ve BDP’nin misyonerlerle birlikte Doğu ve Güneydoğu’da Kürt Kilisesi kurmayı planladığı öğrenildi. Kürtlerin Hıristiyanlaştırılmasının kendilerine olumlu yanlarının olacağını uman İHD gibi bazı dernekler de BDP’nin bu girişimlerine destek veriyor. 16-19 Şubat 2011 tarihlerinde İstanbul Büyükçekmece’deki Marin Princess Otel’de, Ortadoğu ve Türkiye kilise pastörlerinin katılımıyla yapılan ve tüm masraflarını İsrail Büyükelçiliği’nin karşıladığı toplantıda, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’da 200 Kürtçe, Zazaca gibi dillerde ibadet edilen kilise kurulmasının planlandığı öğrenildi.

İLK ADIMLARI ATILIYOR
Son dönemde Kürtlere yönelik Hıristiyanlık propagandasına hız veren misyonerler, bölgede taraftar kazanma ve örgütlenme amaçlı Kürtçe İncil, İlahi CD’leri gibi materyaller dağıtıyor ve bölgede Kürt grupların oluşturulmasını hedefliyor. İngiliz Kilise Misyonunu üstlendiği iddia edilen İzmir’deki Işık Kilisesi’nde görevli yabancıların etkisinin azaltılarak, yerlerine özellikle Kürtlerin getirilmesi ve bunlardan Kürtçe konuşmaları, Kürtlüklerini öne çıkarmalarının istendiği, bu şekilde Kürt kilise projesinin ilk adımlarının atıldığı ifade ediliyor.

MİSYONERLER, KCK VE BDP İLE BİRLİKTE HAREKET EDİYOR
Edinilen bilgilere göre ilk Kürt kilisesini Mersin’de açmayı planlayan misyonerler, PKK’nın şehir yapılanması KCK ve BDP ile birlikte hareket ediyor. Mersin’de Kürt Kilisesinin sorumlusu olarak düşünülen ismin, Mersin Aziz Antuan Latin Katolik Kilisesinde 2003′te Hıristiyanlığı seçen İbrahim Halil Binici olduğu belirtiliyor. Binici’nin İnsan Hakları Derneği (İHD), Akdeniz’e Göç Edenler Derneği (Göç-Der) vasıtasıyla Kürtler üzerinde etkili olması planlanıyor.

MAHKÛMLARA KÜRTÇE İNCİL
Kürt milliyetçisi gibi görünmeye özen gösteren Halil İbrahim Binici’nin, cezaevinde yatan PKK’lı mahkûmlara, Mersin İHD Şubesi aracılığıyla Kürtçe İncil ve Hıristiyanlık ile ilgili Kürtçe yayınlar göndermesiyle bilindiği kaydediliyor.

Güney Kıbrıs Rum Kesimi’nde yaşayan misyoner Anthony Abma’nın da, Binici ile görüşerek Kürtlerin Hıristiyan olmalarını ve Kürt kilisesinin bir an önce açılmasını istediği belirtiliyor. İstanbul’da yaşayan ve Kürt Kilisesini finanse etme sözü veren ABD uyruklu James Jacob Pursley’in ise Mersin’e giderek bu kapsamda Binici ile görüşen isimlerden olduğu öğrenildi.

BDP’Lİ VEKİLLERDEN KÜRT KİLİSESİNE DESTEK!
Kürt kilisesi çalışmalarına BDP milletvekillerinin de destek verdiği ifade ediliyor. 14 Temmuz 2010′da Mersin Siyaset Akademisi açılış törenine katılan BDP Batman Milletvekili Ayla Akat Ata’nın “Mersin başta olmak üzere ülke genelinde Kürt kiliseleri kurma” talebine “Gönül ister ki bütün Kürtler Müslümanlığı bırakıp Hıristiyan olsun” şeklinde cevap verdiği basında yer almıştı.

BİR YANDAN CUMA NAMAZLARI BİR YANDAN KÜRT KİLİSESİ
Bugüne kadar İslam diniyle ilişkileri iyi olmamış PKK-BDP hattının, alternatif Cuma Namazlarıyla dindar Kürtleri yanlarına çekme çabaları sürerken; bir yandan da yurtdışından gelen misyonerlerle içli dışlı şekilde Kürt kilisesi kurma teşebbüsleri, BDP’nin İslam diniyle ilgili samimiyetsizliğini de ortaya koyuyor.

PKK’LI KÖYLÜLERE GIDA YARDIMI!..
¥ Misyonerlikle ilgili bir diğer iddia da, ABD’li misyonerlerin İncirlik’e komşu olan Adana’nın Karataş ilçesinde yaşayan PKK’lı köylülere ABD’den gelen paralarla gıda paketi yardımı yaptığı yönünde.

PİLOT İL MERSİN!
¥ Kürt Kilisesi için pilot il olarak Mersin’in seçildiği, çalışmaları sonradan Hıristiyan olan Halil İbrahim Binici adlı bir şahsın koordine ettiği de gelen haberler arasında.

GENÇLİK MERKEZİ’NDE KİLİSEYE YER TAHSİSİ
BDP’nin yeni Başkanı ve Hakkari Milletvekili Hamit Geylani’nin de Mersin’de bulunan misyonerlere Kürt kilisesine yer temini için destek sözü verdiği ileri sürülüyor. Bu kapsamda ilk olarak Mersin’de PKK’nın gençlik yapılanması DYGM tarafından faaliyete geçirilen Nuda Gençlik Merkezi’nin, 24 Ekim 2010′daki açılış töreninde BDP Van Milletvekili Özdal Üçer’in, merkezin boş bir odasını kullanımları için misyonerlere tahsis ettiği iddia ediliyor. BDP Şırnak Merkez İlçe Başkanı Abdulmenaf Sapmaz’ın da Mardin’in üst düzey misyonerlerinden ABD uyruklu Eric Scott Meberg’le yakın ilişki içerisinde olduğu konuşuluyor. toplumsalhafıza

PKK ile balyozcuların ilişkisi belgelendi

In güvenlik on 30 May 2011 at 09:52

Gölcük’te ele geçirilen balyoz belgesi, Balyozcular’ın PKK ile irtibat planı ortaya çıktı. Sabah gazetesinin açıkladığı diğer bir bomba haberi ise Sivas katliamı ile ilgili…

Sabah gazertesi bugün, Gölcük’te ele geçirilen şok belgeyi ve Sivas katliamındaki müthiş gelişmeyi açıkladı.. Donanma’daki aramalarda bulunan belgede, Balyozcular’ın PKK ile irtibat planı ortaya çıktı…

Belgede Balyoz Planı çerçevesinde, 2003 ve 2007 dönemlerinde Türkiye’yi kaos ortamına sürüklemek amacıyla PKK ile irtibatlı olarak bölgede sansasyonel eylemler yapılabileceği belirtildi.

Madımak’ta dört PKK’lı

1993′te 37 kişinin yanarak can verdiği Sivas Madımak Oteli katliamı ile ilgili iki yıldır çok gizli soruşturma yürüten Özel Yetkili Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, olay anının görüntülerinde, kalabalıktan sıyrılan 4 şüpheli kişi tespit etti.

Gölcük Donanma Komutanlığı’ndan çıkan belgelerde PKK irtibatıyla bölgenin karıştırılabileceği, sansasyonel eylemleri kimlerin organize edeceği açıkça belirtiliyor

SABAH, 12 Haziran seçim sürecini tıkamak için işbirliği içinde olan Ergenekon-PKK birlikteliğinden sonra bu defa Balyozcuların PKK kartını kullanmak için yaptığı planların ayrıntılarına ulaştı. Gölcük Donanma Komutanlığı’nda yapılan aramalarda bulunan ve 2003 yılında hazırlanan planların Temmuz 2007 seçimleri öncesinde de güncellendiği ortaya çıktı. Gölcük belgelerinde terör örgütü PKK irtibatlarının kullanılarak bölgenin karıştırılabileceği, bu sırada hangi isimlerin görev alacağı açık açık ifade ediliyor. Bir başka belgede ise Balyoz darbe planına destek veren hangi personelin aşırı sol gruplar ile PKK arasındaki bağlantılardan yararlanarak sansasyonel eylem yapabileceği de belirtiliyor.

PLAN GÜNCELLENDİ 
Gölcük Donanma Komutanlığı aramalarında 5 nolu hard diskteki D/İKK/GENKKURBSKTAKDİM/Arşiv isimli klasör içindeki “GüneyDogu.doc” isimli dosyada bulunan “Görevlendirme Sonuç Raporu” Balyozcuların bölgeyi karıştırmak için PKK ve terör kartını kullandığını açık bir şekilde ortaya konuyor. İşte “Görevlendirme Sonuç Raporu”nun ayrıntıları:
PKK İLE İRTİBAT: Gölcük belgelerine göre Doğu ve Güneydoğu’da sansasyonel eylemlerin yapılması için her türlü yolun denenmesi isteniyor. Belgede terör örgütü PKK ile irtibatlı kişilere ulaşılması isteniyor. Bölgede yapılacak eylemlere yönelik planlamanın ne şekilde yapılacağı şu sözlerle anlatılıyor : “PKK Terör Örgütü ve Örgüte müzahir kuruluşlar/ şahıslarla irtibatta bulunan kişiler tarafından tanzim edilen raporlarda yer alan bilgiler müteakip maddelerde belirtilmiştir.”
ESNAFLA EYLEM PROVASI: Plana göre kaos ortamı oluşturmak için belirlenen bir grup esnaf üzerinde çalışma yapacak. Milliyetçi duyguları yüksek esnaf belirlenecek ve bunların koordine olması sağlanacak. Sonuç raporunda bu konuda “Dz.Kur.Yb.Nihat A. tarafından, garnizon bünyesindeki hazırlıklar ileri gelen esnaflarla birlikte incelenerek gerektiğinde eyleme yönelik provalar yaptırılabileceği” belirtiliyor.
ESNAFA SALDIRI: Bir ekip milliyetçi esnaf ile temas sağlarken bir ekibin de bölgede işyerlerine saldırı düzenleyecek esnafı belirlemeleri sonuç raporunda şöyle ifade ediliyor : “İk.Kd.Ütğm.Müslüm A. tarafından, tesis ettiği irtibatları vasıtasıyla 1 Mayıs ve terör örgütü elebaşının doğum günü gibi günlerde bazı esnaflara ait işyerlerine yönelik eylemler yaptırılabileceği..”
BİRLİKLERE EYLEM!: Kaos planı ayrıca bölgede tansiyonu yükseltmek için birliklere yönelik eylem gerçekleştirilmesi de “Eln.Bçvş.M.Ali K., bölgesi dahilinde müzahir sivilleri doktrine ederek birliğe yönelik sansasyonel eylem yaptırabileceği..” şeklinde ifade ediliyor.
ERLER TAKİP EDİLECEK: Plana göre bazı erler yakından incelenecek ve terhisleri sonrasında temas korunacak. Raporda bu konuda şu ifadelere yer veriliyor : “Dz.Ütğm.Bülent A. tarafından, iltisaklı erlerin faaliyetleri yakından izlenerek, terhisleri sonrasında aileleri ile irtibatlar artırılabileceği..”

PKK ile sol örgüt bağlantıları kullanılsın!
Belgede sansasyonel eylemlerde PKK’nın devreye sokulması için sol örgütlerle terör örgütü arasındaki bağlantıların kullanılması şu ifadelerle isteniyor: “Dz.Kur.Yb.Koray Ö. sol örgütlerle bölücü örgüt arasındaki bağlantıları kullanarak sansasyonel eylemleri istenen zamanda ve istenen gruplar aleyhinde yönlendirebileceği…” Belgelerde ayrıca Eln.Bçvş.İlker Y.’nin, DHKP-C içindeki irtibatlarını kullanarak örgütün karşıt görüşlü grup ve topluluk üzerinde etkin eylem hazırlığı içinde olduğu ancak bir yönlendirme ile eylemlerin başka mahallere kaydırılabileceği, İda.Kd.Üçvş. Hikmet A.’nın örgüte müzahir kesimlerin eylem ve faaliyetleri konusunda yönlendirilebileceği..” belirtiliyor.

Balyoz’un kritik görevlendirilmeleri
Balyoz tutuklusu A.Semih Çetin, 6 Mayıs 2003′te dönemin Donanma Komutanı Ora. Özden Örnek ve Tümamiral Feyyaz Öğütçü tarafından darbe planı çerçevesinde “Doğu-Güneydoğu Faaliyetleri”nde görevlendirilmişti. Semih Çetin ile birlikte halen tutuklu olan Dz. Kur. Alb. A. Sadi Ünsal Alevi Dernek ve Vakıflardan, Tuğa.Kadir Sağdıç aşırı sol gruplardan, Dz. Kur. Alb. İbrahim Şahin dini gruplar- cemaatlerden, Dz. Kur. Yb. S. Okan Kırçiçek sivil toplum kuruluşlarından, Dz. Kur. Kd. Alb. Cem Gürdeniz ile Dz. Kur.Yb. C. Aziz Çakmak medyadan, Dz. Kur.Yb. F. Can Yıldırım da siyasi partilerden sorumlu olarak görevlendirildiği ortaya çıkmıştı.

SİVAS KATLİAMINDA PKK İZİ

Madımak’ta dört PKK’lı

Öte yandan, Madımak’ta 37 kişinin yakılarak öldürülmesine ilişkin dosya yeniden açıldı. Olayla ilgisi bulunan 4 PKK’lının adı tespit edildi. Ancak şahısların hiçbiri yaşamıyor

37 kişinin yanarak can verdiği Madımak Katliamı’yla ilgili çok gizli bir soruşturma yürüten Özel Yetkili Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı katliamın faillerine ilişkin önemli bir ipucuna ulaştı. 2009 yılında Sivas Emniyet Müdürlüğü’ne başvuran bir gizli tanığın ifadeleri üzerine yeniden açılan Madımak Katliamı’nda PKK izine rastlandı. Yaklaşık 2 yıldır çok gizli bir soruşturma yürüten savcılık şüpheli 4 kişiyi tespit etti. Yapılan incelemede 4 kişinin de PKK terör örgütü üyesi olduğu ve hiçbirinin şuan hayatta olmadığı belirlendi.

BİLGİ İHBARLA GELDİ 
Sivas Madımak Otel’de 2 Temmuz 1993 günü yaşanan olayda 37 kişi hayatını kaybetti. Madımak Katliamı’na dair 20 Mayıs 2009′da Sivas Emniyet Müdürlüğüne başvuran bir kişi çok önemli bilgiler verdi. Özel Yetkili Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı 18 yıllık dosyayı yeniden açtı. Açılan soruşturmayla katliama ilişkin tüm resmi yazışmaların yeniden temini ve o güne ait görüntülerin sil baştan incelenmesi talimatı verildi. Bu talimat üzerine polis ve jandarma 21 ilde 400′den fazla kişinin bilgisine başvurdu. İfade ve teşhis işlemleri yapılırken, konuyla ilgili birçok şahıs “Gizli Tanık” yapıldı. Aylar süren çok kapsamlı çalışmada olayı izleyen gazetecilerin çektikleri ham video görüntüleri, fotoğraflar, çevredeki kameralara ait görüntüler yeniden incelendi. İstihbarat raporları tekrar okundu. 1993 ve sonrasında yayınlanan yazılı basın da yer alan haberler de mercek altına alındı. Deliller incelemeye tabi tutuldu. İncelemeler sırasında Özel Yetkili Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı 18 yıldır karanlıkta kalan çok gizli bir bilgiye ulaştı. O bilgi katliamdaki PKK parmağına işaret ediyordu. Görüntüleri izleyen teknik ekip Madımak Oteli’nin yakıldığı sırada kalabalığın arasından seri biçimde ayrılan 4 kişi tespit etti. Hareketleri oldukça şüpheli bulunan bu 4 kişinin peşine düşen savcılık 2 yıl süren çalışmaların ardından şahısları deşifre etti. 4 kişinin o dönem Sivas bölgesi kırsal alanında faaliyet gösteren terör örgütü PKK üyeleri olduğu belirlendi. Bu şahısların; PİRAN (kod) Ahmet Aydın, KÜÇÜK MÜSLÜM (kod) Erdal Yıldırım, CUDİ (kod) Sinan Kaya ve MED (kod) Müslüm Şanlı oldukları tespit edildi. Özel Yetkili Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı kaynakları bu tespitin kesinlik derecesinde olduğunu söyledi. İsmi belirlenen bu 4 kişiyi aileleri de teşhis etti. Ancak bu 4 teröristin şu anda hayatta olmadığı belirlendi. Özel Yetkili Savcılık, yaşadıkları dönemde bu dört ismin irtibatlarını mercek altına aldı. 4 kişinin tamamının PKK’nın üst düzey bir ismiyle irtibatlı olduğu ortaya çıktı. Adı geçen üst düzey PKK yöneticisinin Sivas merkez olmak üzere Alevi ve Sünni kesime yönelik çapraz eylemlerin organizatörü olduğu iddia edildi. Özel Yetkili Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı, o dönem Sivas’ta aktif olduğu iddia edilen İşçi Partisi’nin faaliyetlerini de soruşturdu. Savcılık, deşifre edilen 4 PKK’lının o dönem İşçi Partisi Sivas sorumlularıyla bağlantılı olduğunu tespit etti.

İHMAL DE İNCELEMEDE 
Madımak Katliamı’yla ilgili olarak dönemin devlet yetkililerinin yeterli önlem almadığı iddiaları da Özel Yetkili Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma konusu oldu. Bu iddianın yanı sıra savcılığın cevap aradığı diğer sorular ise şöyle: “Pir Sultan Abdal etkinliklerinin neden o yıl ilk kez Sivas merkezine alındı? Aziz Nesin istekli olmamasına neden ısrarla etkinliğe davet edildi? Aziz Nesin’in o dönem yazmakta olduğu ‘Şeytan’ın Ayetleri’ yazı dizisine yönelik protestolar neden göz ardı edildi? Katliamda can verenler saatlerce otelde mahsur kalmalarına rağmen neden kurtarılamadı?”

Sabah

Tuncel ve Molotofçu PKK’lılar Yan Yana

In güvenlik on 27 May 2011 at 09:30

YSK’nın nisan ayında 12 BDP’linin bağımsız milletvekilliği adaylığını iptal etmesi üzerine çıkan olaylarda istihbarat birimleri tarafından çekilen bu fotoğrafa ulaşıldı.

Yüksek Seçim Kurulu’nun nisan ayında 12 BDP’linin bağımsız milletvekilliği adaylığını iptal etmesi üzerine çıkan olaylarda istihbarat birimleri tarafından çekilen bu fotoğrafa Sabah ulaştı.

19 Nisan’da İstanbul Taksim’de çekilen o fotoğrafta BDP’li Bağımsız İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ile PKK’lı molotofçu yan yana görülüyor.

Yüzlerini puşi ile gizleyen PKK’lı eylemcilerden biri, elindeki molotof kokteylini yakıp atmaya hazırlanıyor. Bu sırada yanındaki bazı kişiler molotofçuya müdahale ederken, Sebahat Tuncel izliyor.

Tuncel o eylem sırasında yaptığı konuşmada, “Ankara’da siyaset yapamazsınız deyip, dağ yolunu mu gösteriyorsunuz. Türkiye’de 20 milyon Kürt var. 20 milyonu da tutuklayacak mısınız? Türkiye, Kürt sorununun çözümünü istemiyor. Halkların çatışmasını istiyorlar” demişti.

Tuncel’in bu sözlerinin ardından grup, Aksaray’a doğru yürüyüşe geçiyor. Tuncel’e birkaç adım uzaklıkta görülen 4-5 PKK’lının arasında birinin elinde molotof kokteyli görülüyor. Yürüyüşe katılanlardan biri, yüzünü gizleyen militanı ‘yapma’ diye uyarıyor.

Sebahat Tuncel ise olanları izlemekle yetiniyor. Birazdan o molotof kokteyli ateşlenecek ve muhtemelen polislere doğru fırlatılacak. Bu an, bir istihbarat görevlisi tarafından belgeleniyor. Polis şimdi bu fotoğraftaki molotofçuyu ve suç ortaklarını arıyor.

22.20110527065805.jpg

Sabah

Kriptolu Yerli Cep Telefonu

In güvenlik on 26 May 2011 at 16:07

aselsan,telsiz,telefon,kripto

ASELSAN, Türkiye’nin ilk yüzde yüz yerli kriptolu cep telefonunu üretti.

Bu telefonla dünyanın her yerinde, uydu üzerinden güvenli haberleşme yapmak mümkün. Türk savunma sanayisi önemli başarılara imza atmaya devam ediyor. ASELSAN ve Teknomobil Uydu Haberleşme A.Ş. tarafından Türkiye’nin ilk yüzde yüz yerli kriptolu haberleşme cihazı geliştirildi. 2110 MEMK adı verilen cep telefonu yasa dışı dinlenme ihtimalini ortadan kaldırıyor.

DİNLEMELER SON BULACAK

Tüm yüksek güvenlik özelliklerini üzerinde bulunduran ve ek olarak uydu telefonlarına bluetooth veya opsiyon konektörü ara yüzünden bağlanan cep telefonu, güvenli ses ve veri iletişimi sağlıyor. Ayrıca SMS atma özelliği de bulunan 2110 MEMK, güvenlik yönetim sistemi tarafından uzaktan yönetim özelliğine de sahip. Böylece kripto anahtarlarının dağıtılması, yasaklı listelerinin güncellenmesi gibi işlevler merkez birimden emniyetli olarak gerçekleştiriliyor. 2110 MEMK, uydu üzerinden iletişim sağladığı için her yerden kullanılması mümkün. Teknomobil Uydu Haberleşme A.Ş. YönetimKurulu Başkanı Selim Gençler, söz konusu cihazla yasa dışı dinlemelerin önüne geçildiğini, benzerlerine oranla çok daha yüksek performans sergilediğini ifade etti. Cihazın savunma sanayisi, haberleşme, bilgi paylaşımı gibi birçok alanda kullanılabileceğine dikkat çeken Gençler, “Mayıs ayında seri üretime geçtik. Şimdiden gerek yurtiçinden gerekse yurtdışından çok sayıda sipariş aldık” diye konuştu.

NASIL KULLANILIYOR?

İki telefon arasındaki iletişim öncelikle şifre eşleşmesi başlıyor. Karşılıklı el sıkışma işlemiyle birbiriyle bağlantı kurulduktan sonra data bağlantısı üzerinden görüşme yapılıyor. Cihazda bulunan kripto anahtarları cihazı kullanan kurumun kripto yöneticileri tarafından cihazlara yüklenip belirli zaman aralıkları ile güncelleniyor. Cihazın üzerinde güvenli bir bellek üzerinde saklanan kripto anahtarları, telefonun kötü niyetli kişilerin eline geçmesi ve kapağının açılması durumunda iz bırakmayacak şekilde kendiliğinden siliniyor. Herhangi bir acil silme durumunda fabrikada yeniden ayarlanıncaya kadar kullanılamaz hale geliyor. Ayrıca merkezi güvenlik yöneticisine de durumu mesajla bildiriyor.

TSK rahatlıkla kullanabilecek

Teknomobil Uydu Haberleşme A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Selim Gençler, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin güvenlik endişesi oluşturduğu için bu tarz cihazları kullanmakta endişesi olduğunu söyleyerek “Ancak milli olan bu cihazı bundan sonra rahatlıkla kullanabilecek” diye konuştu.

Afetler için biçilmiş kaftan

2110 MEMK iki senelik bir çalışma sonucu ortaya çıktı. Cep telefonu karasal hücresel yayınların erişemediği doğal afetler gibi olağanüstü durumlarda hem bireysel hem kurumsal olarak kablosuz haberleşme olanağı sağlıyor.

Tehditle Kepenk Kapat(tır)ma Eylemi !

In güvenlik on 20 May 2011 at 14:07

CHP’nin de seçim bürosunu kapatarak destek verdiği BDP/ PKK’nın ‘Kepenk kapatma’ eylemlerinde, esnafın tehdit edildiği ortaya çıktı.

Şırnak’ta öldürülen 12 PKK mensubu için BDP/PKK tarafından ilan edilen 3 günlük yas sebebiyle yapılan ‘Kepenk kapatma’ eylemlerinde, esnafın tehdit edildiği belirtildi.

Kepenk kapatma eylemine katılımı sağlamak için, “Kapatmazsan sen bilirsin, senin için iyi olmaz” gibi söylemlerle, esnafın iş yerlerini açmamaya zorlandığı ifade edildi.

Söz konusu eylemlere CHP (Cumhuriyet Halk Partisi)liler de katılmış ve eyleme halkın gönüllü katıldığını iddia etmişlerdi.

PKK/BDP’nin baskısıyla halkın gösterdiği zoraki uygulamaya sığınarak CHP’lilerin ’Topluma saygıdan dolayı biz de kapatıyoruz’ açıklamaları da boş çıktı.

aktifhaber

Antiterör bütçeleri eğitiminkinin 3 katı!

In güvenlik on 19 May 2011 at 13:54

Antiterör bütçeleri eğitiminkinin 3 katı!

GEÇEN hafta Amerika’daydım. El Kaide‘nin, Usame bin Ladinin intikamını alma sözü üzerine havaalanlarında daha sistematik ve sıkı güvenlik önlemleri alındığını fark ettim. Metal dedektörlerin duyarlılığı artırılmış olacak ki neredeyse takma dişleri olanlarda bile sinyal veriyordu.

Münih-Philadelphia uçuşu için yerimizi aldık, standart uçuş bilgileri verildi ve ardından alışılmadık bir anons yapıldı: “Yeni alınan karara bağlı olarak uçuş ekibimizde güvenlik görevlileri de bulunmaktadır.” Yolculardan korkuyla gelen “Neden”, “İhbar mı var” soruları yanıtlanamadan uçak havalandı. 9 saat sürecek olan yolculukta yanımda oturan Alman bey, kendini bana “bomba ve terör engelleme (antiterörizm) uzmanı” olarak tanıtınca anonslarla bende de oluşan gerginlik ikiye katlandı.

Sohbet etmeyi seven komşumdan öncelikle bu yolculukta sadece turist olarak bulunduğunu öğrenip rahatladıktan sonra uçuş süresince terör engelleme teknolojileri konusunda bilgiler dinledim. Konu o kadar ilginç geldi ki Amerika’ya vardıktan sonra antiterör için ayrılan bütçeden tutun da kullanılan teknolojiye ve sistem işlerliğine kadar ciddi bir araştırma içerisine girdim.
Tahmin edildiği gibi var olan tüm teknolojiler, bu iş için son 10 yıldır seferber edilmiş durumda. İşin trajikomik tarafı, bir şeylerin kavgasını verme adı altında terör oluşturmak için de, terörü durdurmak için de hemen hemen aynı teknolojiler kullanılıyor. Terör ve antiterör için ayrılan bütçeler birbiriyle yarışırcasına her sene katlanarak artıyor.

2001′den bu yana sadece Amerika’nın antiterörizm projelerine ayırdığı bütçe 1 trilyon 283 milyar dolar. Şu anda sadece ayda 6 milyar dolar kullanılıyor. 2012 için antiterör projesi hazırlanmış ve Savunma Bakanlığı’na sunulmuş. Proje kabul edilirse ayrılan bütçe 1.45 trilyon dolar olacak. Gelelim Avrupa’dan bir örneğe: İngiltere 2011 yılı için antiterörizme 2.4 milyar sterlin ayırmış. Bu bütçe son 3 yılda 3′e katlanarak bu miktara ulaşmış.

Başka bir örnek olarak da Pakistan’ın son 3 yılına bir göz attım. Bu süre içerisinde Amerika’dan Pakistan’a antiterör yardımı olarak 10 milyar dolar verilmiş. Yardım verilirken de şart koşulmuş: Parayla öğretmenlerinizi eğitin, okullarınızı geliştirin, çocuklar militan gruplara ilgi duymasın!

Bu bilgiyi okuduktan sonra aklıma ilk gelen soru, “Amerika’nın kendi eğitimine ayırdığı bütçenin ne olduğu”ydu. 2012 yılı için 48 milyar dolar önerilmiş. Bunun 5 milyar doları sadece öğretmen eğitimi için kullanılacak. Bilimsel araştırmalarda kullanılacak miktar ise yaklaşık 90 milyon dolar. Yani antiterör için ayrılan paranın 30′da biri kadar miktar eğitime ve sadece 16 binde biri kadar miktar ise bilime ayrılıyor.

Güvenlik tabii ki bir ülkenin önem sırasında ilk önceliği taşır. Fakat madem terörü engellemede temel çözüm olarak eğitim düşünülüyor, o zaman bu bütçe ayarlamaları sırasında kullanılan mantıkta bir yanlışlık var gibi geliyor. Terörü yapan ya da engelleme savaşı verenlerin kullandıkları bütçeler kâğıt üzerine döküldüğünde, aslında her iki tarafın da amacının problem çözmek olmadığı görüntüsü ortaya çıkıyor. Zira dünyada terör için ayrılan paralar bir araya getirilse neredeyse tüm insanlığın sorunları çözülecek.

Bu durumda ülkemdeki durumu diğer ülkelerle mukayese etmek istedim ama öyle görülüyor ki ülkemle ilgili bu basit temel bilgiler ve bütçeler, henüz halktan kişilerin basit internet aracılığıyla ulaşabileceği açıklıkta değil. Ulaşılabilenler ise tutarlı değil. Bilime ve eğitime ayrılan para olarak ilan edilen rakamı söylemeyeyse dilim varmıyor.

Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu Banes / Gazete Habertürk

KCK’nın Molotoflu Provakasyonu Tutmadı

In güvenlik on 16 May 2011 at 10:03

Terör örgütü PKK’nın Şanlıurfa’da uygulamaya koyduğu provokasyon tutmadı. Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Derneği’ne (Kürdider) molotofkokteyli ile yapılan saldırının arkasından KCK çıktı.

KCK terör örgütünün Şanlıurfa’da uygulamaya koyduğu provokasyon tutmadı. Sözde Kürt Dil Bayramı kutlanacağı gece Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Derneği’ne (Kürdider) molotofkokteyli ile yapılan saldırının arkasından KCK çıktı.

KCK’lıların, BDP’nin bağımsız milletvekili adayının seçim bürosuna da molotof attığı belirlendi. Planı, şahısları polise ihbar eden bir vatandaş bozdu.

Terör örgütü PKK’nın Şanlıurfa’da uygulamaya koyduğu provokasyon tutmadı. Sözde ‘Kürt Dil Bayramı’nın kutlanılacağı gece Kürt Dili Araştırma ve Geliştirme Derneği’ne (Kürdider) molotofkokteyli ile yapılan saldırının arkasından PKK’nın üst yapılanması KCK çıktı. Dil bayramını kutlamak isteyen grubun yeterli katılım sağlanamayınca derneğe yönelik eylemi polise mal edip halkı kışkırtmaya çalıştığı öne sürüldü. Molotof atanları polise ihbar eden bir vatandaş, provokasyonu bozdu. Olayın fitili önceki gece ateşlendi. PKK’lı olduğu öne sürülen bazı kişiler, Selçuklu ve Buhara mahallelerinde iki aracı kundakladı. Saat 02.25 sularında da KCK operasyonunda tutuklanan ve BDP’nin desteği ile bağımsız aday olan İbrahim Ayhan’ın seçim bürosuna molotof atıldı.

Şanlıurfa’da uygulamaya konulan provokasyonun fitili önceki gece ateşlendi. PKK’nın gençlik yapılanması DGY/M üyesi olduğu öne sürülen bazı şüpheliler, Selçuklu ve Buhara mahallelerinde iki aracı kundakladı. Saat 02.25 sularında KCK operasyonunda tutuklanan ve BDP’nin desteği ile bağımsız milletvekili adayı olan İbrahim Ayhan’ın Yunus Emre Caddesi’ndeki seçim bürosuna molotofkokteyli atıldı. Saldırıda seçim bürosunda küçük çaplı maddi hasar oluştu. Şanlıurfa’da BDP’ye ait seçim otobüsünden ‘PKK marşı’ çalınması sonucu gerilimin artması şehirdeki tansiyonu yükseltti. Polis, marşın kesilmesi için ikazda bulununca ortalık bir anda karıştı. KCK ve BDP yandaşları Urfa Emniyeti güvenlik şube müdürü ile yardımcısını linç etmeye kalkıştı. Çevik Kuvvet timleri gruba müdahale ederek polis şeflerinin linç edilmesini önledi. Çıkan olaylarda 9 polis yaralandı, 9 gösterici gözaltına alındı. Gözaltına alınan 9 kişi arasında BDP Merkez İlçe Başkanı İzzet Yılmaz ile Kürdider Başkanı Halim İbrahim Dodanlı da bulunuyor. Emniyette ifadeleri alınacak 9 eylemci daha sonra savcılığa sevk edilecek.

Bu sırada Bahçelievler Mahalle-si’nde bulunan Kürdider ile Siyaset Akademisi’nde HÖDER’li gençler toplantı yaptı. 01.30 sularında toplanan grup dağıldıktan yarım saat sonra Kürdider’e dönük şüpheli bir molotof eylemi gerçekleşti. İki şüpheli Siyaset Akademisi ile Kürdider’in bulunduğu dairenin kapısı ile penceresine molotofkokteyli atıp kaçtı. Sabah saatlerinde ise PKK ve KCK yandaşları “Polis, Kürdider’i yaktı” diyerek provokasyon yaptı. Siyaset Akademisi’nde yetkili olduğunu söyleyen kişilerin saldırı konusunda polise şikayetçi olmaya yanaşmaması şüpheleri güçlendirdi.

Bu arada polise önemli bir ihbar geldi. Kürdider’in yakınında oturan bir görgü tanığı vatandaş polise gidip derneğe, dernekten çıkan iki kişinin molotofkokteyli attığını öne sürdü. Görgü tanığı, “Gece saat 02.00 sularında uyuyamadım, sigara içmek için balkona çıktım. Kürdider’in olduğu binadan biri uzun, diğeri kısa boylu iki kişi çıktı. Bir müddet etrafı kolaçan ettikten sonra ellerinde bulunan molotofkokteyllerini giriş kapısına ve pencereye atıp kaçtılar. Yangını görünce hemen polisi aradım.” dedi.

Zaman

Türkçesi Düzgün PKK’lı!

In güvenlik on 14 May 2011 at 20:21

Çorum, Mecitözü’nün kırsalında silahlı bir tip ortaya çıkıyor!

PKK militanı olduğunu söylüyor köylülere…”Jandarmaya haber verin teslim olacağım “diyor..

Ardından, şu açıklama yapılıyor..

“Çorum’un Mecitözü İlçesi’nde silah ve teçhizatı ile birlikte güvenlik güçlerine teslim olan PKK’lı teröristin, Kastamonu’da polis aracına yönelik saldırıyı gerçekleştiren gruptan 5 gün önce ayrıldığı ortaya çıktı..”
Köylüler,”teröristi” gazetecilere anlatıyor..
“Bitkin haldeydi.. Çok iyi Türkçe konuşuyordu..!”
Bu “PKK’lıyım” diyen terörist “çok iyi Türkçe konuşuyor!.. Oysa PKK’lıların tümünün belirgin özelliği, bozuk Türkçeleri.. Başka bir tanımla, PKK’lı öncelikle Türkçe konuşurken kullandığı telaffuzdan anlaşılır.. O halde kimdir bu çok iyi Türkçesi olan PKK’LI!!?
Bir terörist teslim oluyor ve “Kastamonu saldırı timinden “olduğu söyleniyor ama ekibini saldırıdan önce terk etmiş!..
Başbakan Erdoğan’ın, saldırının ardından söylediklerinin altını çizelim..
“Bu gün buradan sizlerin, Türkiye’nin dünyanın dikkatini bir hususa çekmek istiyorum. Bu alçakça saldırılar asla tesadüf değil. Partimizin Türkiye genelinde birçok teşkilatına yapılan saldırı, atılan molotoflar tesadüf değil…”
Başbakan’ın vurguladığı gibi “tesadüf” olmayan, günlerce planlanıp ayrıntılı bir şekilde gerçekleştirilen saldırının failleri yok ortada!..
Ama bazı garip durumlar var..
Saldırı düzenleyen teröristler o civarda daha önce bir köylüyü rehin almışlar!.. 24 Nisan’da bölgedeki Çekiç köyünde şöyle bir olay gelişmiş.. Taşköprü ilçesine bağlı Sarıkavak köyünde yaşayan 30 yaşlarındaki bir erkek köylü, mantar toplamak için dağda dolaşırken, bir dere içinde 6 kişilik silahlı bir grubun yemek yediğini görmüş… Uzaklaşmaya çalışırken fark edilmiş ve 6 terörist köylüyü rehin almış!… Aralarında şu diyalog geçmiş..

Terörist: Bize yemek lazım.

Köylü: Benim yanımda bir ekmek var.

Terörist: Tamam çıkar

Terörist: Bu yetmez, bize başka yemek de lazım.

Köylü: Yanımda bu kadar var, başka yok.

Terörist: Köyden getirirsen sana bir şey yapmayız, köyüne saldırmayız.

Köylü: Gider getiririm.

Terörist: Getir ama polise, jandarmaya haber verirsen köyü yakarız, aileni ve seni öldürürüz.

Köylü: Tamam.

Terörist: Sen hangi partiye oy vereceksin bakalım?

Köylü: Büyüklerim bilir, ben pek karışmam.

Terörist: BDP’ye vermelisin tamam mı?

Köylü: Peki tamam,

Terörist: Bak biz Diyarbakırlıyız. Bizim partiye oy verirsen, bize de ekmek, yemek getirirsen sana bir şey yapmayız, ailene, köyüne bir şey yapmayız.

Yaşanan bu diyalogların ardından teröristler köylüyü ekmek getirmesi karşılığında serbest bırakmış… 6 erkek teröristin oldukça kirli göründüğü ve gıda sıkıntısı çektiği belirtildi. Teröristlerden ekmek getirme bahanesiyle uzaklaşan köylü, daha uzak olan kendi köyü yerine teröristlere en yakın olan Çekiç köyüne gitmiş… Köy muhtarı Şaban Horoz ile jandarmaya haber vermişler.. Ancak saldırıya kadar teröristlerin izine rastlanılmadığı belirtildi…
Olay buram buram kokuyor..

Rehin kalan köylü teröristleri, “bozuk Türkçe konuşan, çok pis kokan, sakal ve bıyıkları uzamış, PKK’lıların kıyafetinde 6 erkek”
Temel işaret bu!.. Bozuk Türkçeli, pis kokan “teröristler“ köylüye “Biz Diyarbakırlıyız, BDP’ye oy verirsen köyünü yakmayız!!” diyorlar.. Yiyecekleri olmadığını söylüyorlar ve yiyecek getirmesi karşılığı kendisini serbest bırakıyorlar.. Sonra, yiyecek somunu olmayan aç altı kişinin izine bile rastlanmıyor!..
Ardından “saldırı” gerçekleşiyor.. Saldırının hedefi de manidar!.. En savunmasız araç ve polis vuruluyor!..
Pis kokan, yiyeceğe muhtaç bir terörist profili, Başbakan’ın “tesadüf değil” dediği çok ince ayrıntılı saldırıyı gerçekleştiriyor!..
Derken, ”Kastamonu saldırısından” birkaç gün sonra bir başka gelişme oluyor!..
“Çok iyi Türkçe konuşan” bir teröristin teslim olduğu söyleniyor!..

PKK, terör bölgesinde saldırılarını nasıl gerçekleştirebiliyor?.. Devşirilmiş yerel yerleşik vatandaşın yardımı ile.. PKK’lı vurduktan sonra,bölge köylerinde, köylü görünümüyle araziye uyuyor.. Kastamonu civarında bu imkanı sıfır.. O halde, bu saldırganların bir barınağı var ama nerede.. Hangi derin mahreçte!..
Ve de bu teslim olan olmayan teröristler neyin nesi?!!

İşte ifadeleri!

In güvenlik on 12 May 2011 at 20:58

İşte ifadeleri!

Bursaspor ile Beşiktaş arasında geçen cumartesi günü oynanması gereken maç öncesi saha dışında çıkan olaylar nedeniyle dün tutuklanan 5 zanlının, mahkemede verdikleri ifadelerinde, yaşananların iç yüzüne ilişkin önemli detaylar yer alıyor.

Bursa 3. Sulh Hukuk Mahkemesince dün tutuklanan Mehmet S, Mehmet C, Aydın A, Emre A. ve Yasin Y, olaylar öncesi ve sırasında yaşadıklarına ilişkin farklı iddialar ortaya attı.

Garsonluk yaptığını dile getiren 18 yaşındaki Mehmet S, ifadesinde, olay günü, iş yerinden haftalığını aldıktan sonra arkadaşlarıyla Bursaspor-Beşiktaş maçına gitmeye karar verdiğini, evden çıkarken yanına aldığı palayı, sağ bacağından aşağı sarkıtarak eşofmanının lastiğine sıkıştırdığını belirtti.

Stat yakınlarına geldiğinde olayı gördüğünü belirten Mehmet S, ”Polislerin üzerine saldırması üzerine alkolün de etkisiyle palayı belinden çıkardığını” öne sürerek, ”Palayı çıkardım ve polis panzerinin lastiğini kestim. Ancak bu işi yaparken beni kimse yönlendirmedi. Ben herhangi bir örgüte de üye değilim. Taraftar derneğine üye değilim. Kimseden emir ve talimat almadım. Fikir birliği içinde de bulunmadım. Olaydan dolayı pişmanım” dedi.

Günlük işlerde çalışan 25 yaşındaki Yasin Y. ise maç öncesi kullandığı uyuşturucu hapın da etkisiyle kontrolünü kaybettiğini iddia ederek, ”Polise taş atan gruba rastlayınca ben de aldığım uyuşturucu hapın etkisiyle birkaç kez taş attım. Ancak attığım taşlar kimseye denk gelmedi” ifadesini kullandı.

Olay günü kombine biletle maça giderken kendini bir anda olayların içinde bulduğunu öne süren ve ”Satış elemanı” olduğunu dile getiren 27 yaşındaki Mehmet C. de, ”Toplum psikolojisi içinde galeyana gelerek” polislere birkaç kez taş attığını iddia etti.

İşsiz olduğunu beyan eden, ”Geçimimi ailem sağlıyor” diyen 30 yaşındaki Aydın A. da Bursaspor-Beşiktaş maçına gitme niyetinde olduğunu, ancak olaylar nedeniyle stada giremediğini, bazı kişilerin polise taş atmaları üzerine bu eylemi engellemeye çalıştığını öne sürdü.

Aydın A, ”Kesinlikle ben polise taş atmadım. Olaydan sonra üzerimde bulunan kombine bileti tribün lideri S.K.’dan almıştım. Bedelsiz biletlerden de haberim yoktu. Suçlamaları kabul etmiyorum” dedi.

İşçi olduğunu söyleyen 20 yaşındaki Emre A. da, polise taş atmadığını, aksine atanları engellemeye çalıştığını, bu sırada isabet eden taşlardan yaralandığını öne sürdü.

Biber gazı sıkılmasına sinirlenerek bir kez basın mensubuna taş attığını itiraf eden E.A, ”Olaylardan ötürü pişmanım. Maç öncesinde bazı grup liderleri olarak tanıdığım kişilerin Beşiktaş taraftarlarının Bursa’ya sokmamak için toplantı yaptıklarını duydum ancak doğru olup olmadığını bilemem” yönünde ifade verdi.

Olaylar nedeniyle 5 zanlı dün tutuklanmıştı.

Türkiye, İnsansız Hava Aracına Ortak

In güvenlik on 12 May 2011 at 09:38

Türkiye, uyuşturucu için uçak üretecek

Türkiye, Avrupa’nın sivil amaçlı insansız hava aracı projesi Talarion’a dahil oldu. Uçak, anti korsan, uyuşturucu kontrolü, sınır koruması gibi birçok güvenlik operasyonunda kullanılacak.

İnsansız hava aracı ANKA‘yı üreten Türkiye, devler ligine girdi. Avrupa’nın sivil amaçlı insansız hava aracı projesi olan Talarion’a, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) de katıldı. Uluslararası Savunma Fuarı’nda (IDEF’11), TUSAŞ ve Cassidian şirketi arasında söz konusu programda işbirliği yapmak üzere bir mutabakat imzalandı.

Avrupa’nın ileri teknoloji Orta İrtifa Uzun Havada Kalışlı (MALE) İnsansız Hava Sistemleri (UAS) programı olan Talarion, öncelikle Fransa, Almanya ve İspanya’nın gelecekteki uzun havada kalışlı insansız keşif ve gözetleme görev ihtiyaçlarını karşılamak üzere hayata geçirildi. Prototipin ilk uçuşu 2014 yılında planlanıyor. Sivil hava sahasında kullanılan ilk insansız hava sistemi olarak Talarion; anti-korsan, uyuşturucu kontrolü, sınır koruması, ekolojik ve doğal kriz yönetimi gibi birçok değişik güvenlik operasyonunda kullanılabilecek.

Törende konuşan Cassidian Hava Sistemleri CEO’su Bernhard Gerwert, “Bu endüstriyel işbirliği ile canı gönülden inanıyoruz ki potansiyel müşteriler de en kısa sürede bu ürünü desteklemeye karar verecekler.” dedi. TUSAŞ CEO’su ve Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı ise işbirliğini şöyle değerlendirdi: “TUSAŞ yeni nesil operasyonel kabiliyetlere imkân sağlayan böyle bir buluşun bir parçası olmaktan memnuniyet duymaktadır.” IDEF Fuarı’na katılan Koç Holding Savunma Sanayii Diğer Otomotiv ve Bilgi Grubu Başkanı Kudret Önen, Altay tank projesiyle ilgili umutlu mesajlar verdi. Önen, “Tankın etrafında dönen yabancıları görünce, ileride savunma sanayii ana ihraç ürünlerinden biri olacağını düşünüyorum.” dedi.

Altay’ın konsept tasarımını tamamlayan Koç bünyesindeki Otokar firması, detay tasarım aşamasına geçecek. Ardından da prototip imalatı yapılacak. Prototip imalatına bu yıl sonu başlanması, gelecek yıl da tamamlanarak test aşamasına geçilmesi planlanan milli tank, 2016′da teslimata hazır hale getirilecek. Projenin geliştirilmesi için 494 milyon dolar kaynak ayrıldı. Koç savunma firmalarından RMK Marine’in çalışmaları hakkında da bilgi veren Önen, Sahil Güvenlik Komutanlığı’na milli imkânlarla üretilen arama kurtarma gemilerinden ilkini eylül ayında teslim edeceklerini söyledi.

KOÇ, HELİKOPTER TAŞIMA GEMİSİNE TALİP

RMK Marine, kalan üç gemiyi de 2012′de teslim etmeyi planlıyor. Öte yandan, Savunma Sanayii İcra Komitesi, satın almayı planladığı, ancak ihale de açılmasına rağmen gerçekleştirilemeyen havuzlu çıkarma gemisini milli imkânlarla üretmek üzere kolları sıvadı. Önen, Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın LPD Helikopter Taşıma Gemisi adı altında bir ihale açtığını ve RMK Marine ile bu ihaleye katılacaklarını söyledi. Önen, gemi hakkında bilgi de verdi. Gemi, içinde 35 tonluk 4 tane helikopter bulunduruyor, bini aşkın personel taşıyabiliyor, arkasında havuzu bulunuyor ve 30 tank, 80′e yakın askerî araç taşıyabiliyor. Önen, hava projesini almak istediklerini belirtirken, bu konuda biraz geciktikleri özeleştirisinde de bulundu.

A400M UÇAĞI 2013′TE GELİYOR

Türkiye, üretiminde rol aldığı askerî nakliye uçağı A400M’ye 2013′te kavuşuyor. Edinilen bilgiye göre, uçakların teslimatına 2013′te başlanacak ve teslimat 2018′de son bulacak. Türkiye 10 uçak alacak ve toplam 1 milyar 100 milyon Euro ödeyecek. Türkiye’nin elindeki C-160′ların yerini alacak uçaklar, TSK’ya, personel ve araç gereçlerinin istenilen yere daha hızlı sevk edilmesi konusunda avantaj sağlayacak. 37 ton yük taşıma kapasitesi olan A400M, doğal afetlerde yardım malzemesi taşıma gibi sivil amaçlar için de kullanılabilecek

Kaynak: Zaman

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.