H.E.M D.Ü.Ş.Ü.N ; H.E.M G.Ü.L

Mesajlar Etiketlendi ‘Çetin Doğan’

TSK’da “Altın Günü” seferberliği

In Askeri on 14 Mar 2011 at 07:10

Balyoz Darbe Planı hazırlığı sırasında 1’inci Ordu Komutanlığı’ndaki üst düzey subayların altın günleri için olağanüstü çalıştığı anlaşıldı.

TSK'da "Altın Günü" seferberliği

Balyoz sanığı emekli Orgeneral Çetin Doğan‘ın 1. Ordu Komutanlığı yaptığı dönemde eşi Nilgün Doğan‘ın düzenlediği “altın günü” için karargâhtaki kurmay albayların seferber olduğu ortaya çıktı. 1. Ordu Komutanlığı kurmay heyetinin altın günüyle ilgili olarak Karargâh İçi Mütalaa Kağıdı (KİMK) ve Mesaj Formu bile hazırladığı belirlendi. Çok önemli askeri konularda karargâh çalışması şeklinde hazırlanan Mütalaa Kağıtları ve Mesaj Formları’nın Nilgün Doğan‘ın altın günü için kullanılması dikkat çekti. Mesaj Formu’yla altın gününün dönemin parasıyla 15 milyon liralık “karidesli” mönüsü de hanımefendilere bildirilirken, komutanlık konutunda gerçekleştirilecek altın gününe katılacak personel eşlerine gidiş ve dönüş için servis aracı planlaması da yapıldı.

Tanyeri imzalı form

Nilgün Doğan’ın altın günü girişiminin ilk olarak 8 Ocak 2002′de Protokol Subayı olan Öğretmen Binbaşı Saadettin Budak’ın hazırlayıp 1. Ordu Komutanlığı Genel Sekreteri Kurmay Kıdemli Albay Süha Tanyeri’nin imzasının yer aldığı Mütalaa Kağıdı ile duyurulduğu görülüyor.

Harekât Başkanlığı’na yazılan ve 1. Ordu Komutanlığı‘na bağlı 35 birime çekilen dört maddeden oluşan Mütalaa Kağıdı’nda altın günüyle ilgili program hakkında ilginç bilgiler yer alıyor.

“Sayın Or. K. Eşi Bn. Nilgün Doğan, Or. Kh. ve Orduevleri’nde görev yapan Albay ve Yarbay eşlerini aşağıda belirtilen tarihlerde 5 grup halinde Or. K’lığı konutunda kabul edecektir” denilen emirde, birinci grubun kabul tarihinin 9 Ocak 2002 Çarşamba olduğu belirtilerek, talebin ivediliği nedeniyle katılacakların telefonla tespit edildiği vurgulanıyor.


İŞTE O SKANDAL BELGELER

 


 

Altın günü emri şöyle devam ediyor:

Gidiş-dönüş için servisle

“Konuyla ilgili olarak yapılacak çalışmalara esas olmak üzere Alb.ve Yb. rürtesindeki personel eşlerinin kabule hangi tarihlerde katılabileceğini (alternatifli olarak) belirten çizelgeler aşağıdaki formata uygun olarak 10 Ocak 2002 Perşembe günü mesai saati bitimine kadar Genel Sekreterliğe gönderecektir. Genel Sekreterlikçe talep edilen tarihler, konutun kapasitesi, lojman durumları göz önünde bulundurularak yapılacak planlama ilgili personele duyurulacaktır. Kh. Grp. K.lığınca söz konusu günlerde bayanların konuta gidiş ve dönüşlerini sağlamak üzere Genel Sekreterlikle koordineli olarak araç planlaması yapılacaktır.”

Tanyeri imzalı Mütalaa Kağıdı’nda altın gününe katılacak personel eşleri için belirlenen 5 tarihten en az ikisini tercih etmeleri istenirken, birimlerin göndereceği listelerin nasıl hazırlanacağı da bir örnekle gösterildi.

Volovan Karidesli mönü

Nilgün Doğan’ın 4 Haziran 2002′de düzenlendiği altın günü organizasyonu için hazırlanan Mesaj Formu’nda ise 1. Ordu Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümgeneral Nejat Müldür’ün imzası bulunuyor. Altın gününe kimlerin eşinin katılacağı tek tek belirtilirken, ayrıca yemek mönüsü de katılacaklara bildiriliyor. Altın Günü mönüsünde “Zeytinyağlı enginar, Volovan Karidesli, mevsim salata, çupra ızgara, dondurmalı çilek” yer alırken, yemek ücretinin dönemin parasıyla 15 milyon lira olduğu aktarılıyor. Emirde yemeğe katılmak isteyen hanımefendilerin yemek ücretlerini ve LCV’lerini 31 Mayıs 2002 tarihine kadar Protokol Şube Müdürlüğü’ne göndermeleri isteniyor.

Konu: Paralı Gün Faaliyeti

Tanyeri’nin ardından Genel Sekreterlik görevine getirildiği anlaşılan Albay Baki Erdoğan’ın 26 Eylül 2002 tarihli Mütalaa Kağıdı’nda da başka bir altın gününe ilişkin emirlere yer veriliyor.

“Hanımefendilerin Paralı Gün Faaliyeti” konulu Mütalaa Kağıdı’nda, Nilgün Doğan‘ın Ordu Karargâhı’nda görevli general, subay, astsubay, uzman personel ve sivil memur eşleri ile altın günü icra edilmesinin planlandığı belirtiliyor. “Planlama çeyrek altın, yarım altın ve yaka iğnesi olarak yapılacaktır” denilen altın günü emrinde, “Arzu eden hanımefendiler altına veya yaka iğnesine katılabilecekleri gibi arzu ettikleri takdirde her ikisine de katılabileceklerdir. Yaka iğnesi ücreti dolar olarak aylık taksitlerle toplanacaktır” şeklinde ifadeler yer alıyor.

Mütalaa Kağıdı’nda altın listesi

Ayrıca emirde, hanımefendilerin altın günü öğle yemeklerine altın olarak katılabilecekleri gibi altın almaksızın da yalnızca öğle yemeğine iştirak edebilecekleri belirtiliyor. Bayan subaylar ve sivil memurelerin de altın günü organizasyonuna katılabileceğini aktarıldığı emirde, istekli personelin kimliklerinin, yarım ve çeyrek altın, yaka iğnesi ya da altınsız katılacakların 7 Ekim 2002 tarihine kadar Genel Sekreterliğe bildirilmesi isteniyor. Altın günü organizasyonlarını yapmakla yetinmeyen kurmay heyetinin altın gününde hangi subay eşlerinin ne kadar altın verdileri de Mütalaa Kağıtları’nda listeledikleri görülüyor.

Aylık taksitler dolarla

1′inci Ordu Genel Sekreteri Kurmay Albay A. Baki Erdoğan imzalı “Karargâh İçi Mütalaa Kağıdı”nın “konu” bölümünde “Hanımefendilerin Paralı Gün Faaliyeti” belirtilmiş. Yazıda, “1′inci Ordu K. Eşi Nilgül Doğan himayelerinde, Ordu Karargâhı’nda görevli General / Subay / Astsubay / Uzman Personel ve Sivil Memur eşleri ile altın günü icra edilmesi planlanmaktadır” denilerek şu talimatlar veriliyor:

“Planlama çeyrek altın, yarım altın ve yaka iğnesi olarak yapılacaktır. Arzu eden hanımefendiler altına veya yaka iğnesine katılabilecekleri gibi, her ikisine de iştirak edebilecekler Yaka iğnesi ücreti dolar olarak aylık taksitlerle toplanacaktır.”

Albay Tangören’den müthiş açıklama

In Gündem on 21 Şub 2011 at 07:12

Türkiye, 27 Mayıs’tan beri Türk Milleti’nin geleceğini kuşatan ” askeri vesayet ve yargı vesayeti” sarmalında tarihi bir kırılma süreci yaşıyor. Sistemin ve silahın dokunulmaz kıldıkları artık yargıç önünde hesap verme durumunda kalıyor. Geçen hafta Balyoz Soruşturması kapsamında bazı eski kuvvet komutanları ve muvazzaf subaylar tutuklandı. Daha birkaç yıl öncesinde böyle bir olay yaşansaydı, ekonomik krizler, siyasi krizler kaçınılmaz olurdu. Hükümetler gider gelirdi. Ancak, bugün Türkiye istikrarından hiçbir şey kaybetmiyor, demokrasi emin adımlarla yol alıyor. Herkes adaletin vereceği hükme razı, kurumlar, kurumsal taasuplar, imtiyazlar hüküm kurmuyor. Üstünlerin hukukundan, hukukun üstünlüğüne geçiş sürecinin anlamı bu olsa gerek.1990 – 1997 yılları arasında Ankara’da Askeri Adalet Müfettişi olarak görev yapan emekli Deniz Albay Hakim Ahmet Cengiz Tangören’le yaşananları konuştuk.

RÖPORTAJ: Seda ŞİMŞEK (sedasimsek@bugun.com.tr)

Donanmadaki belgeler delil karartma girişimidir

* Gölcük’te İstihbarata Karşı Koyma biriminin zemininde bulunan 9 çuval belgenin ardından bazı emekli subaylar ve muvazzaf subaylar tutuklandı. Dışarıdan birilerinin çuvallar dolusu belgeyi buraya yerleştirmesi mümkün olabilir mi?

Dışarıdan bir başkasının, üçüncü kişilerin belge koyması mümkün değil. Askeri garnizonlara girişlerde çok sıkı kontroller yapılıyor, gelen kişilerin detaylı kimlik bilgileri alınıyor, x-ray cihazından geçiriliyor, hatta cep telefonları, flash bellekler emanete alınıyor. Bu şekilde girişleri sağlanan kişilerin yüzlerce belgeyi, hele hele bir döşeme altına koyacak şekilde getirmesi imkansız gibidir. Karargâhlara giriş çıkışların kaydedildiği kayıtların varlığı düşünüldüğünde, kimsenin haberi olmadan veya birilerinin yardımı olmadan böyle bir belgenin getirilmesi, konulması kanaatime göre imkânsızdır.

“Görevi ihmal suçu hafif kalır”

* Dışarıda belge üretilip buraya konulduysa, bu birimin başındakilerin ve üstündeki sorumluların görevi ihmalden dolayı görevden alınması yahut cezalandırılmaları gerekmez mi?

Dışarıdan üretilen bir belge olmadığını düşünüyorum. Yine kanaatime göre görülmekte olan davanın delilleri mahiyetinde olan bu bilgi ve belgelerin saklanmasına yönelik bir faaliyet olarak düşünülebilir. Görevi ihmal suçu çok hafif kalır. Görülmekte olan bir davanın delillerini yok etmeye, karartmaya veya ortadan kaldırmaya yönelik bir fiil olarak değerlendirilebilir.

* Sizce neden bunlar imha edilmiyor da saklanıyor?

Ben buna cevap bulamıyorum ama stratejik önemi haiz olduğu düşüncesiyle daha sonra yapılmak istenen bir darbeye malzeme olması veya daha sonra istifade edilmek maksadıyla saklanmış olabilir.

“TSK’nın mahremine ilişkin”

* İstihbarat birimleri belgeleri istedikleri yerde saklayabilir mi? Gölcük’te bulunan belgelerin bir nüshasının da ana karargahta, Ankara’da olması gerekmez mi?

O tamamen TSK’nın mahremine ilişkin bir bilgidir. Gizli belgeler hiçbir zaman ulu orta açıkta saklanmaz. Talimatları, saklanma usul ve şekli ayrıca belirtilmiştir. Şifreli, kilitli kapılar ve özel görevli kişilerin girebileceği yerlerde saklanmaları gerekir.

* Generallerin yüzde 10′unun tutuklu olduğu orduda askeri bir zafiyet söz konusu olur mu?

Olmaz. Çünkü vekalet müessesesi var, her makam ve mevkiin mutlaka kadrosuyla çalışması arzu edilse de olmadığı takdirde vekaleten atama ve görevlendirmeler mümkündür. Komşu devletlerden birisinde çok büyük sayıda emekliye sevk edilmeler olduğunu hatırlıyoruz, herhangi bir zafiyetin olmadığı görüldü. Hatta Talat Aydemir olayında, hatırladığım kadarıyla 1963- 1964 senelerinde hiçbir Harbiyeli subay olmadı, bundan dolayı da orduda da bir zafiyet görülmedi.

“Görevde kalmaları sakıncalı”

*AYİM 3 generalin terfileriyle ilgili bir karar verdi, bu generaller aynı zamanda açığa alınmıştı, son olarak da tutuklandı. Bir hukuk karmaşası yaşanıyor.

Açığa alma TSK Personel Kanunu’nun 65. maddesinde düzenleniyor. Bu maddede “Açığa çıkarılabilirler” ifadesi kullanılarak, açığa alınma işlemi idarenin takdire bırakılmış, bir emredici hukuk kuralı konulmamıştır. 3 general için başlangıçta açık işlemi yapılmamıştı, takdir hakkını idare daha sonra kullandığı için açığa alma işlemi gecikmiş olabilir. Esasen bu açığa alma işlemi daha başlangıçta olsaydı bugünkü spekülasyonlar olmazdı. Hukuken AYİM’in verdiği kararın uygulanması gerekir, terfi ettirilmeyen generallerin terfilerinin sağlanması neticesi ortaya çıkar. Ancak açıkları kalkmadığı müddetçe görevlerine dönemezler. Kaldı ki şu anda zaten tutuklular, fiilen görevlerinin başına geçmeleri mümkün değildir

“Adil yargılama açısından”

*Yargılanan kişilerin görevde kalmaları delil karartma ihtimalini beraberinde getirmiyor mu?

Böyle vahim olaylarda açık işleminin uygulanması belki yargılamanın selameti açısından gerekebilir. Hatta bir bakıma suçsuz olduğunu iddia eden sanıklar açısından da bir nevi teminattır. Hakkında suç isnad edilen kişinin yargılanması ile ilgili delil mahiyetindeki bilgi ve belgeleri yok etme, değiştirme gibi imkanları bulunan bir sanığın görev yeri olan komutanlığa geri dönmesi ve bu görevine devam etmesinin sağlanması adil yargılanma açısından mahzur teşkil edebilir. Nitekim basından öğrendiğimiz kadarıyla maalesef bu şekilde bir kısım belgelerin ve deliller yok edilmiş. Bu da gösteriyor ki yargılanan kişilerin görevde kalmaları mahzurlar doğurmaktadır.

*Emir-komuta zinciri aynı zamanda bir suç işlenmişse suç ortaklığı zinciri mi oluşturuyor?

Bir bakıma suç ortaklığı olarak değerlendirilebilir. Bir ast üstünün kanuna aykırı emri ile karşı karşıya kalabilir, ancak konusu suç teşkil eden emirler yerine getirilmez. Yerine getiren ondan sorumludur. Amirin o fiili suç teşkil eder. Kanuna aykırı emirler yerine getirilmez, yerine getirilmesi hususunda yazılı emir verildiği takdirde, emri yerine getirenin sorumluluğu ortadan kalkar. Ancak konusu suç teşkil eden emirler hiçbir şekilde yerine getirilmez.

 

DARBELER HALK İÇİN KARANLIK ODALARDIR

*TSK’da hala darbe düşünen kişiler kalmış mıdır?

Kimsenin niyetini okuma gibi bir özelliğimiz olmadığı için bu konuda tahminde bulunmak zor, ancak İç Hizmet Kanunu’ndaki 35. maddenin varlığı mevcut oldukça birilerini bir şeyler düşünmeye sevk edebilir. Fakat, günümüzde gelinen bugünkü tabloda ancak marjinal düşüncelilerin böyle bir fikri olabilir. Yoksa, aklı selim sahibi ve vatanını, milletini seven bir kişinin neticesi karanlık olması ihtimali bulunan bir darbeye teşebbüs edeceğini düşünemiyorum. Darbeler bir millet için karanlık odalardır.

“Darbeyi yaparsan ya başarır yönetime el koyarsın ya da kelleni verirsin” denilir, darbe girişiminde bulunanlar başaramadıklarında başlarını vereceklerini de bilirler mi?

Tabi, olayın gereğinin bir neticesidir bu ifade. Nitekim hep aynı örneği veriyoruz,Talat Aydemir muvaffak olsaydı, devlet başkanı olacaktı, olamadığı için başını verdi ve Harbiyeliler de Silahlı Kuvvetler’den çıkarıldılar.

Suçun ikrarı düşünülemez

* Darbe planlayanlar gerçekleştiremediklerinde böyle bir akıbetin kendilerini beklediğini bildikleri halde neden şimdi yargılanmaktan rahatsız oluyorlar?

Böyle bir durumu hesaba katmadıkları ve kimseye hesap vermeyeceklerini düşündükleri için tedirgin ve rahatsızlar. Esasen suçlunun suçunu ikrar etmesi, kabullenmesi düşünülemez. Kaldı ki onlar bu maksatla hareket etmediklerini sıklıkla ifade etmektedirler, bu da onların tabii olan bir savunmasıdır.

*YAŞ kararlarının yargı denetimine açılması ile ilgili anayasa değişikliği yapıldı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

YAŞ kararlarının yargı denetimi dışında bırakılması hukuk devleti açısından bir ayıptır. Esasen, başlangıçta TSK’nın personel politikasını etkilememesine yönelik bilhassa general, amiral terfileriyle ilgili olduğu halde daha sonraki tarihlerde bu düzenlemeden sapılarak adeta subay, ast subay avlar gibi birtakım olur olmaz iddia ve yakıştırmalarla adeta yargısız infaz yapılarak bir kısım subay ve ast subaylar TSK’den resen emekliye sev kedilmiş, ihraç edilmişlerdir. Bugün en azından hakkında işlem yapılan kişi yargıya müracaat ederek hakkındaki işlemin isabet derecesini tespit etme fırsatı bulacaktır. Seneler önce TSK’dan ayrılan veya ihraç edilen kişinin tekrar TSK’ya dönmesi belki mümkün olmayabilir, ancak bunun telafisi için birtakım düzenlemeler yapılabilir, bir iade-i itibar ve mahrum kalınan hakların iadesiyle maddi, manevi tazminat bakımından bir değerlendirme yapılmasının uygun olacağı kanaatindeyim.

KOMUTANLARIN HASDAL  ZİYARETİ ÇOK MANİDAR

*Genelkurmay Başkanı ve bir kısım komutanların tutuklu bulunduğu Hasdal Askeri Cezaevini ziyaret etmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Kısaca bir vefa örneği olarak ifade etmek gerekir. Ancak, bu “biz sizinle beraberiz, biz sizin arkanızdayız” gibi bir maksada matuf bir ziyaret kastı ile olduğu intibaı verilecek olursa hiç de hoş karşılanacak bir durum olamaz. Böyle bir düşünce yargılamayı yapan mahkemeyi etkilemeye yönelik bir tavır mahiyetinde olduğu düşüncesini celbeder. Hemen tutuklamanın ve daha sonra Başbakan ile görüşmenin ardından böyle bir ziyaretin gerçekleşmesini manidar bulmaktayım.

“Tek koğuş sistemi yok”

*Son zamanlarda yapılan bazı tutuklamaların ardından “paşalar koğuşu” gibi kavramlar kullanıldığını gördük, askeri cezaevleri diğer cezaevlerinden daha iyi şartlara mı sahip?

Askeri cezaevlerinde umumi cezaevlerindeki gibi tek koğuş sistemi yok. Belli statüyü koruma açısından er-erbaş, subay-astsubay koğuşlarının ayrı ayrı olduğu düşünüldüğünde “paşalar koğuşu” olarak vasıflandırılan koğuş tipinin gelenekselleşen bir uygulama olduğunu ifade edebiliriz. Bilhassa görevde olan asker kişiler açısından askeri cezaevlerinde konulacakları koğuşların bu kişilerin rütbe, makam ve görev statüleri ile uyumlu olması gerektiği düşünülebilir. Daha dün aynı birlikte emir -komuta zinciri içerisinde, bir hiyerarşi düzeninde görev yapan insanların aynı koğuşa konulmaları elbette ki birtakım değerlerin alt üst olmasına sebebiyet verebilir. Ondan dolayıdır ki ayrı koğuşlarda, ayrı mekanlarda bulunmaları eşyanın tabiatına da uyar. Ancak bunun abartılmaması ve ifrat derecesine götürülmemesi gerekir.

GENELKURMAY BAŞKANLARI SUÇ İŞLERSE HER VATANDAŞ GİBİ ELBETTE YARGILANIR

* Eski Genelkurmay Başkanları İlker Başbuğ ile Yaşar Büyükanıt‘ın da yargılanmasının, ifadelerinin alınmasının gündeme gelebileceği iddialarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eğer demokratik, sosyal, laik bir hukuk devletinden bahsediyorsak ve anayasa, kanunlar karşısında bütün vatandaşlar eşitse birinin diğerine bir üstünlüğü yoksa, yargılanma açısından dağdaki çoban ile merkezdeki en üst bürokrat arasında bir fark olmaması gerekir. Genelkurmay eski başkanları hakkında kanuni işlem ve kovuşturma yapılmasına bir engel bulunmamaktadır. İşledikleri iddia edilen bir suç mevcut ise elbette haklarında dava açıldığı taktirde yargılanmaları kabildir.

“Cumhuriyet savcıları yapar”

*Genelkurmay başkanları hakkında soruşturma iznini hangi makam verebilir?

Görevleri ile ilgili olmayan suçlardan dolayı cumhuriyet savcılarınca haklarında her zaman soruşturma yapılabilir ve her zaman dava açılabilir. Bir genelkurmay başkanı trafik kazası yapsa veya kasten adam öldürse veya yaralasa tabii ki yargılanabilir. 12 Eylül 2010 referandumunda yapılan değişiklikle genelkurmay başkanları hakkında yargı yolu açıldı ve Yüce Divan Sıfatıyla Anayasa Mahkemesi’nde yargılanabilecekleri hususunda bir değişiklik yapıldı, ancak bu hususu düzenleyen uyum kanunları çıkartılmadığı için şu anda muallaktadır. Düzenleme yapılınca esasları belli olacaktır.

Paşaların Tutuklanma Sebebi!

In Adalet on 14 Şub 2011 at 15:33

Gölcük operasyonuna İstanbul polisine gönderilen bir e-mail ihbarının start verdiği öğrenilirken, Donanma Komutanlığı Güvenlik Şube Müdürlüğü’nde İKK kısım Güvenlik Astsubayı olarak görev yapan Erdinç Yıldız, Ergenekon Savcısı Fikret Seçen’e verdiği 5 sayfalık ifadede çarpıcı bilgiler yer aldı.

Astsubay Yıldız, 2007′den beri donanmada görev yaptığını, zemin bölmelerindeki o belgelerden haberi olduğunu, bir kaç kez yer değiştiren belgelerin 2010′un Kasım ayında Deniz İstihbarat Binbaşı Kemalettin Yakar tarafından son yerine konulduğunu anlattı.

Ergenekon Savcısı Fikret Seçen 6 Aralık 2010′da ihbar mesajı eline geçer geçmez mahkemeden arama kararı alarak Gölcük Donanma Komutanlığı’na gitti. Savcı Seçen, aramada İstihbarat Kısım Amirliği’nin zemin kaplamalarının altındaki gizli bölmelere saklanmış 10 adet poşette doküman ve dijital malzeme ele geçirdi. Balyoz davasında 163 kişinin tutuklanma kararında “…kuvvetli suç şüphesini gösteren olgular” denilerek atıfta bulunulan bu belgeleri Gölcük Donanma Komutanlığı bünyesindeki İstihbarat Kısım Amirliği’nin zemin kaplamalarının altına kimin koyduğuna ilişkin sorulara ise SABAH’ın ulaştığı ifade tutanağı ışık tutuyor.

‘YAKAR, SİCİL AMİRİM’

İfadenin sahibi Deniz Astsubay Erdinç Yıldız. Astsubay Yıldız, Gölcük Donanma Komutanlığı Güvenlik Şube Müdürlüğü’nde İKK (İstihbarat Karşı Koyma) Güvenlik Astsubayı olarak görev yapıyor. Savcı Fikret Seçen’in Gölcük’te operasyon yapmasına neden olan ihbar e-mailinde Astubay Yıldız’ın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nda illegal bir yapılanma içerisinde olduğu iddia ediliyor. Balyoz Savcısı Gölcük’te yapılan operasyondan bir ay 6 gün sonra, Astsubay Erdinç Yıldız’ın ifadesini aldı. Astsubay Yıldız, ele geçirilen dökümen ve dijital malzemelerin nereden geldiğine ilişkin çarpıcı bilgiler verdi. İhbarda sözü edilen kişileri tanıdığını söyleyen Yıldız, “Kemalettin Yakar benim birinci sicil amirimdir, aynı odada birlikte oturuyoruz. Fahri Yavuz Uras’ı Harekât Eğitim Şube Müdürü olduğu için tanırım, aynı katta birlikte çalışıyoruz. Celal Kerem Eren Harekat Başkanlığı’nda görevli bir şube müdürüdür. Serhat Sözbir Harekat Başkanlığı’nda proje subayıdır” diye ifade verdi. Astsubay Yıldız, Savcı Fikret Seçen’in “İstihbarat Kısım Amirliği’ndeki zemin kaplamaları altındaki gizle bölmelerden haberiniz var mı?” sorusuna ise şu yanıtı verdi: “Benim bu zemin bölmeden haberim vardır. Ben 2007 Ağustos ayında donanmadaki görevime başladım. 2008′de İstihbarat Kısım Amiri Cem Çağlar binbaşı beni çağırdı. Onun bulunduğu odaya girdiğimde zemin kaplamalarının tamamen açılmış olduğunu gördüm. Cem binbaşı bana ‘Bu malzemelerin bir kısmı size ait’ dedi… Ben de kendisine malzemelerin bize ait olmadığını ve bu nedenle kabul etmediğimi söyledim. O da bana ‘Kemalettin’e söyle o bilir’ dedi. Ben durumu Kemalettin binbaşıya anlattım. Kemalettin binbaşı ‘tamam getir burada kalsın’ dedi. Torbalardan bize ait diye ayırdıklarını alarak Kemalettin Yakar ile bulunduğumuz odaya taşıdık. Şube müdürü İlhan Kayış albay ‘nedir onlar?’ diye sordu. Ben de durumu izah ettim. O da torbaya bakarak sesini çıkarmadı.” Astsubay Yıldız söz konusu doküman ve malzemelerin içinde bulunduğu torbaların bir kaç kez yer değiştirdiği, Kemalettin Yakar’ın 2009′da malzemeleri yine Cem Çağlar binbaşının odasınının altına koyduğunu bu durum karşısınnda Cem Binbaşı’nın “Kemalettin’e söyle malzemelerini buraya koymuş, gelsin alsın!” uyarısını yaptığını, bu uyarı üzerine malzemeleri tekrar odalarındaki soyunma dolabına yerleştirdiğini anlattı. Astsubay Yıldız, malzemelerin son bulunduğu yere nasıl taşındığını ise şöyle anlattı: “Kemalettin Binbaşı 2010 Kasım başında yurtdışına gidecekti. Malzemeleri dolaptan çıkarttı. Malzemelerin içerisinde bir otomatik sprey kutusu vardı. Üzerinde bir kamera gözü vardı. Bu ne diye sorduğumda kendisi bana güldü ve cevap vermedi. Harddiskler Kemalettin binbaşının masasının üzerinde duruyordu. 1-2 gün sonra ‘malzemeleri tekrar aynı yerine taşıyacağım. Bana yardımcı ol. Şube müdürünün de bilgisi var’ dedi. Kafeteryaya çıktım geldim. Odaya girdiğimde Kemalettin binbaşı vantuzla yer karolarını sökmüş ve malzemelerin kenarında duruyordu. Yardıma ihtiyacı olup olmadığını sordum, gerek olmadığını söyledi. Şube müdürü Behçet Altıntaş’a durumu anlattım, ‘bilgim var’ dedi. Bana malzemelerin ne olduğunu sordu, ‘Sadece VHS ve ses kasetleri, harddiskler, dergiler var’ dedim. Tahminen iki gün sonra şube müdürü Behçet Yarbay’ın odasına girdiğimde bana ‘Malzemelerden Cem’in bilgisi olduğunu, bu olaydan rahatsız olduğunu, ancak yapacak birşey olmadığını, malzemelerin orada olacağını’ söyledi. Ben odasından ayrıldım. Ondan sonra aramaya siz geldiniz ve malzemeleri konulan yerde buldunuz.”

ARŞİV OLARAK KULLANILIRDI

Astsubay Yıldız ifadesinin devamında, zemin kaplamaları altındaki gizli bölmelerin daha önce de arşiv olarak kullanıldığını, çıkarılan belge ve dökümanları istihbarat şube müdürlüğünde daha önce görmediğini anlattı. Savcı Fikret Seçen’in “deliller içeren döküman ve dijital malzemeler kim ya da kimler tarafından gizlenmiş olabilir?” sorusuna ise Astsubay Yıldız şu yanıtı verdi: “Kemalettin binbaşı bazen odasına misafir geldiğinde beni dışarı çıkartırdı. Hatta bir keresinde Mustafa yüzbaşı bu durumu sordu. Kemalettin binbaşı da haber elemanı olduğunu söyledi.”

Belgelerdeki bilgi notu

Ergenekon Savcısı Fikret Seçen, Astsubay Erdinç Yıldız’a, zemin kaplamasının altındaki gizli bölmelerden çıkan 5 numaralı hard diskteki, Deniz Kurmay Yarbay M. Nuri Alacalı tarafından hazırlatılan, 13 Aralık 2002 tarihli ‘Yeniden Yapılandırma Faaliyetleri’ konulu darbe döneminde ilan edilecek olan sıkıyönetim planlarını içeren bilgi notunu da sordu. Bilgi notunun ekinde “Ankara Bölgesi Müzahir Sb ve Astsb. Listesi”nde “Erdinç Yıldız -1994-2221 / Dz.K.K. İsth. Bşk.lığı” yazılı olduğunu söyleyen Savcı Seçen, Astsubay Yıldız’dan savunmasını istedi. Yıldız “sicil bana aittir. Ancak listeden bilgim yok” diye cevap verdi. Nuri Alacalı, son Balyoz duruşmasında tutuklanan 163 isimden biriydi. Balyoz soruşturmasında üsteğmen Emrah Küçükakça’dan ele geçirilen 79 numaralı CD’de fuhuş faaliyetlerine ilişkin notlarda ve “sexshop. xls” dosyasında isminin geçtiği sorusu üzerine, Yıldız, “Üsteğmeni tanımam” dedi. Yıldız, Üsteğmen Mehmet Deniz Irak’ta ele geçirilen bir hard diskte bulunan “S.N.’TAN ALINAN HAPLARI N.B. – ERDİNÇ YILDIZS. E.’YE VER” notuna ilişkin ise “Bu notun hangi amaçla tutulduğunu bilmiyorum” yorumunu yaptı.

Operasyon ihbar mesajıyla başladı

Donanma Komutanlığı’ndaki arama, geçen yıl 6 Aralık’ta İstanbul polisine gönderilen bir ihbar e-maili ile başladı. O ihbar emailinde şu iddialar yer alıyordu: “…Donanma içinde bulunan illegal yapının merkezinde uzun zamandan beri karargâhta çalışan ve Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görev yapan Deniz İstihbarat Binbaşı Kemalettin Yakar bulunmaktadır. Kemalettin Yakar’ın merkezinde olduğu illegal grup içinde Erdinç Yıldız, Fahri Yavuz Uras, Celal Kerem Eren ve Serhat Sözbir de yer almaktadır. Kemalettin Yakar ve ekibi Deniz Kuvvetleri Komutanlığı içerisinde gerçekleşen pek çok illegal faaliyet hakkında bilgi sahibidir ve pek çok suç teşkil eden askeri belgenin hazırlanmasında pay sahibidir. Kemalettin Yakar ve birlikte hareket ettiği ekip bu materyalleri Donanma Komutanlığı’nda bulunan İstihbarat Şube Müdürlüğü’nün zemin kaplamalır altına ve duvarlarına yapılan özel bölmelerle illegal bir şekilde saklamaktadır…”

4 asker tutuklandı

‘Şantaj ve Askeri Casusluk örgütü’ soruşturma kapsamında ihbar üzerine Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde 9 çuval belge ile ilgili olarak ifadelerine başvurulan 13 subay ve astsubaydan bir yarbay, iki binbaşı ve bir astsubay tutuklanmıştı. Soruşturmayı yürüten Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Fikret Seçen tarafından ifadesi alındıktan sonra nöbetçi mahkemeye sevk edilen 9 çuval belgenin odasının zemininden çıktığı öne sürülen Donama Komutanlığı İstihbarata Karşı Koyma (İKK) Şube Müdürü Yarbay Behçet Altıntaş, İstihbarata Karşı Koyma (İKK) Kısım Amiri Binbaşı Kemalettin Yakar, emrinde çalışan istihbarat astsubay Erdinç Yıldız ile Kurmay Binbaşı Cem Çağlar tutuklanmıştı.Cumhuriyet Savcılığı’nca ifadesine başvurulan 9 kişi ise serbest bırakılmıştı. Ertuğrul Erbaş-SABAH GAZETESİ

Çetin Doğan hakkında karar çıktı

In Adalet on 14 Şub 2011 at 13:49

Balyoz davasında hakkında yakalama kararı çıkarılan emekli Orgeneral “Çetin Doğan” ve 4 kişi tutuklandı…

Çetin Doğan hakkında karar çıktı

Balyoz davası kapsamında hakkında çıkarılan yakalama kararının ardından Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne gelen emekli Orgeneral Çetin Doğan tutuklandı.

Sabah saatlerinde adliyeye gelen Doğan, öğle saatlerinde mahkemeye çıkarıldı.

Tutuklama kararı yüzüne okunan Doğan’ın, sağlık kontrolünün ardından cezaevine götürülmesi bekleniyor.

Tutuklanan bir diğer isim ise emekli Tümgeneral Nuri Ali Karababa.

Sağlık kontrolünden geçen Karababa cezaevine gönderilmek üzere adliyede bekletiliyor.

CİHAN

 

Genelkurmay’a “Balyoz” sorusu

In Askeri on 14 Şub 2011 at 11:10

Darbe girişimlerinin öncüsü irtica haberleri yargının takibinde…

Gölcük Donanma Komutanlığı’nda ele geçirilen 9 çuval belge arasında yer alan 2008 tarihli bir planın uygulamaya konulduğu ortaya çıkmıştı. Değirmendere’deki bir camiyi hedef seçen cunta, önce merkezî vaaz sistemi frekansına sızıp dini yayın yapmış, ardından ‘İrtica hortladı’ diye şikâyette bulunmuştu. Bunun üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı, cami imamı hakkında soruşturma başlatmıştı. Ancak yayına dışarıdan müdahale edildiği anlaşıldı.

Balyoz davası savcıları da Genelkurmay Başkanlığı’na başvurarak buna benzer olaylara ilişkin belge olup olmadığını sordu. Genelkurmay Başkanlığı’nın cevabında 1999’dan 2010’a kadar yaklaşık 4 bin irticai faaliyet tespit edildiği ve bunların Başbakanlık Takip Kurulu’na (BTK) sunulduğu belirtildi. BTK’daki dosyalar inceleniyor Bunun üzerine savcılık Başbakanlık’a yazı göndererek geçtiğimiz ay lağvedilen Başbakanlık Takip Kurulu’nun evraklarının incelenmesini ve Değirmendere’de yaşananlara benzer irtica haberlerinin kendilerine ulaştırılmasını istedi. Başbakanlık yetkilileri, kurulun çalıştığı süreçte askerlerin ‘irticai faaliyet’ kapsamında sundukları evrakların bir çoğunun kayda girmediğini ifade etti. İnceleme sonucunda hazırlanan çalışma Balyoz savcılarına gönderilecek.

Dosyalar elden veriliyormuş

Başbakanlık Takip Kurulu toplantılarında, Genelkurmay yetkilisi tespit ettikleri irticai faaliyetlerle ilgili dosyayı, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi ilgili kurum yetkililerine elden teslim ediyordu. Bu nedenle evrak numarası verilip kayıt altına alınmıyordu. İlgili kurum dosyayla ilgili gerekeni yaptıktan sonra sonucu Genelkurmay yetkilisine yine elden ulaştırıyordu.

HABER: Seçkin ERGÜN / ANKARA

İşte paşaları yakan belgeler

In Askeri on 13 Şub 2011 at 10:43

Balyoz kapsamında tutuklanan ve haklarında yakalama kararı çıkan 111 muvazzafvar. Hukukçular, Askeri Personel Kanununun 65. maddesine göre bu kişilerin açığa alınmasının şart olduğunu söyledi.

Türkiye, Gölcük merkezli Balyoz Davası depreminin şokunda. Emekli generallerin tutuklanması büyük yankı uyandırırken muvaz- Türkiye, Gölcük merkezli Balyoz Davası depreminin şokunda. Emekli generallerin tutuklanması büyük yankı uyandırırken muvazzafların durumuyla ilgili yeni bir tartışma başladı. Hukukçular tutuklanan muvazzafların görevden ahnması gerektiğini açıkladı. Eski Cumhuriyet Başsavcısı Reşat Petek, “Milli Savunma Bakanlığı 3 generalin Yüksek Askeri İdare Mahkemesi’ne başvurma sürecinde yaşanan yanlışlığı bu defa önlemeli. Haklarında tutuklama veya yakalama çıkarılan sanıkların Askeri Personel Kanunu’nun 65. maddesine göre açığa alınma işlemi uygulanmak. Yoksa aynı anda hem görevde hem tutuklu olma kararının verilmiş ol ması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz” dedi.

İddianame bile açığa alınma için yeterli

Emekli Askeri Hakim Yusuf Çağlayan, tutuklama mn açığa almanın bir ileri aşaması olduğuna dikkat çekti. Bu askerlerin görevlerine devam etmelerinin mümkün olmadığım vurgulayan Çağlayan, şöyle devam etti: “Aslında iddianame ile birlikte açığa alınmalıydılar. Bakardık bunu değerlendirmeliydi. Kanuna göre bir iddianame yazılmışsa Askeri Mahkeme, bağlı bulunduğu komutanlıkla görüşüp açığa alınsın veya alınmasın şeklinde bilgiyi Milli Savunma Bakanhğı’na gönderir. Bakanlık da buna göre karar verir. Normal prosedür böyledir. Açığa alınmalarıyla kendisine suç is nat edilen kişi tutuklandıysa artık askeri görevini yürü temez. Boşalan görevine başka biri vekaletten atanır.”

30′u general 111 muvazzaf var

Tutuklanan ve haklarında yakalama karan çıkarılan 111 muvazzaf arasında 30 general yer ahyor. Bunlardan bazdan şöyle: Korgeneral Yurdaer Okan, Korgeneral Mustafa Korkut Özarslan, Korgeneral Nejat Bek, Kora miral Mehmet Otuzbiroğlu, Koramiral Kadir Sağdıç, Tuğgeneral Salim Erkal Bektaş, Tümgeneral Ahmet Ya vuz, Tümgeneral Gürbüz Kaya, Tümgeneral Nurettin 1V-Işık, Tuğgeneral Hasan Fehmi Canan, Tümgeneral HahT> Helvacıoğlu, Tümgeneral Bekir Memiş, Tümgeneral Di san Balabanh, Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz, Tü ma miral Soner Polat, Tümamairal Ah Semih Çetin, Tü mamiral Mehmet Fatih Ilgar, Tuğgeneral Gökhan Gökay, Tuğgeneral Ah Aydın.

İşte paşaları tutuklatan belgeler

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin aralarında Hava Kuvvetleri eski Komutanı İbrahim Fırtına, Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Özden Örnek ve 1. Ordu eski Komutanı Çetin Doğan’ın da olduğu 163 asker hakkında verdiği tutuklama kararı Gölcük’teki Donanma Komutanlığında ele geçirilen yeni Balyoz belgelerine dayandı. Yeni deliller arasında en dikkat çeken belge Balyoz koordinatörü olarak görevlendirilen emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri’ne ait olduğu tespit edilen “Sn.Komutana Arz” isimli belge oldu. Belge, sanıkların savunmalarının aksine Çetin Doğan’ın başkanlığında 5-7 Mart 2003′te yapılan seminerde Balyoz Darbe Planı’nın görüşüldüğünü ortaya koydu. Toplantıdan iki gün önce yazıldığı belirlenen dijital ortamdaki belgenin son kaydedicisinin Tanyeri olduğu tespit edilirken, belgede seminerde görüşülecek konuların başlıklar halinde yazıldığı görüldü. Belgedeki yer alan “Müz. List. Atılacak, alıncak ve atanacaklar list. Tamamlandı”, “Hassas listeler” “Sok. hareketleri, F. Çarşamba, Tarikat ve Cemaatler Yön.”, “Azınlıklar”, “Balyoz” “Suga”, “Sakal”, “Oraj” ve “Çarşaf” başlıklarının karşısına (+) işaretinin konulduğu dikkat çekti.

Uçuşlarla gerginlik tırmandırılacak

İlk kez Gölcük’ten ele geçirilen ve “HAK’ın Özel Direktifi” konulu belgenin altında ise dönemin Harp Akademileri Komutanı Fırtına’nın adı yer alıyor. Devletin, Hükümetin desteğini alan iritcai unsurların kıskacı altında olduğu savunulan belgede, atılacak adımlar sıralanıyor. Bu kapsamda sıkıyönetim kararı çıkarması için TBMM’nin baskı altına alınması gerektiği vurgulanan belgede, direktif doğrultusunda bir plan hazırlanması ve bu planda “Ege uçuşlarının artırılması ve gerginliğin tırmandırılması esas alınacak” deniliyor. Balyoz ve Kafes davasının sanıkları arasında yer alan Kuzey Deniz Saha eski Komutanı emekli Koramiral Ali Feyyaz Öğütçü’ye ait olduğu belirtilen başka bir belgede, toplumu yönlendiren 7 grubun muvazzaf subaylar tarafından takip altına alındığı ifade ediliyor. Muvazzafların emirle ilgili geri bildirim raporlarında şok detaylar bulunuyor. Güneydoğudan sorumlu Ali Semih Çetin’in sonuç raporunda bölgede kaos çıkarmak için “1 Mayıs ve terör örgütü elebaşının doğum günü gibi günlerde bazı esnaflara ait işyerlerine yönelik eylemler yaptırılabilir. Müzahir sivilleri doktrine ederek birliğe yönelik sansasyonel eylem yaptırabilir” şeklinde şok ifadeler yer alıyor. Aşırı sol gruplardan sorumlu Sağdıç’ın raporunda “Örgütle bölücü örgüt arasındaki bağlantıları kullanarak sansasyonel eylemleri istenen zamanda ve istenen gruplar aleyhinde yönlendirebileceği. Sol örgütlere yakınlığı ile bilinen gazeteciler vasıtasıyla asparagas haberler çıkartılabileceği” şeklinde değerlendirmeler yer alıyor. Dini gruplarla ilgili hazırlanan raporda ise “Radikal İslama toplulukların istenilen şekilde cuma namazlarından sonra slogan atma, yürüyüş vb. eylemler yapma konusunda yönlendirilebileceği” belirtiliyor. Gürdeniz ve Çakmak’ın sorumlu olduğu medya çalışma raporunda da “Aleviliğin Ermenilerden ve Hıristiyanlıktan geldiği konusu çalışılabilir. Çeşitli internet siteleri kurulabilir/kullanılabilir.” şeklinde görüşler yer alıyor.

7 yıl önce Kafes provası gibi talimat

Koramiral Kadir Sağdıç ile ilgili Aralık 2002 tarihli başka bir belgede şok talimatlar var. Kafes Planındaki gibi gayrimüslimlere suikast planlarını hatırlatan belgede, SUGA Harekat Planı’nı uygulamaya koymak için İstanbul ve Ada-lar’da yaşayan gayri Müslimlere yönelik ‘provakatif eylemler planlanması’ öngörülüyor. Belgede SUGA Eylem Planı kapsamında “Atatürkçü ve laik vatandaşlarımızın gerici hareketin karşısında, örgütlü ve alternatif sunabilecek şekilde örgütlendirilerek toplantı ve mitingler düzenlenmesi, böylece halkın bilinç düzeyinin ve iç tehdit hassasiyetinin artırılmasının ve irticai grupların yoğun bulunduğu bölgelerde, çağdaş olmayan bir kılık kıyafet taşıma ve radikal eylemler düzenlenerek halkta irtica karşıtı algı oluşturulmasının” değerlendirilmesi isteniyor.

16 amiral gözaltına alınacaktı

Yeni delillerden biri de Deniz Kuvvetleri Komutanlı-ğı’nda darbe karşıtı olan paşaların gözaltın alınmasına ilişkin belgeler oldu. Belgelerde darbe karşıtı olduğu gerekçesiyle aralarında Oramiral Bülent Alpkaya ile koramiraller Metin Ataç, Eşref Uğur Yiğit ve Yener Karahanoğlu’nun da olduğu 16 amiralin gözaltına alınmasının planlandığı belirlendi. Bu generalleri gözaltın alacak isimler arasında ise Kadir Sağdıç, Soner Polat, Semih Çetin, Serdar Okan Kırçiçek, Fatih Ilgar isimleri yer alıyor. Sağdıç’ın adı belgede Oramiral Alpkaya’yı gözaltına alacak asker olarak geçiyor.

SUGA Eylem Planı kapsamında Ege’de Türkiye ile Yunanistan arasında çıkarılması planlanan gerginlik için yapılan toplantılarda alınan kararlar, bu toplantılara katılanların Üsteleri de Gölcük’teki belgeler arasından çıktı. Ege’de çıkarılması planlanan gerginlik için dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ünby-pass edilmek istendiği de belgeler arasında yer aldı. Balyoz sanığı Tuğamiral Mustafa Karasabun imzalı belgede Angajman kurallarının iptal yetkisinin Genelkurmay başkanından alınarak Deniz Kuvvetleri Ko-mutanlığı’na verilmesi istendi.

Harp oyunu deriz

Dönemin Hava Pilot Kurmay Albayı Bertan Nogaylaroğlu imzasını taşıyan belgede ise Aspa-ruk’a yönelik uygulanacak psikolojik harekat şöyle ak- S tarılıyor: “Hazırlıkların Hava Kuvvetleri Komutanı tarafından öğrenilmesi engellenecek. Komutana gelecek her türlü bilginin önü kesilecek. Hazırlıkların öğrenilmesi durumunda çalışmalann jenerik Harp Oyununa yönelik hazırlıklar olduğu bildirilecek. Komutanın ve ailesinin tüm programları yakından takip edilecek, askeri ve sivil tüm telefonları dinlenecek.”

Balyoz sanıklarına kelepçe…

In Adalet on 12 Şub 2011 at 09:20

Savcı, iki eski kuvvet komutanının aralarında bulunduğu 180 kişinin tutuklanmasını istedi. Mahkeme, 133 sanığı tutuklarken 29′u hakkında yakalama kararı verdi. Kapılar kapandı ve evlerine dönmeyi planlayan sanıklar cezaevine nakledildi…

İki caminin bombalanması ve Türk jetinin düşürülmesini içeren Balyoz Darbe Planı Davasında çarpıcı bir gelişme yaşandı. Cumhuriyet Savcısı Savaş Kırbaş, aralarında Çetin Doğan, Özden Örnek ve Halil İbrahim Fırtına’nın bulunduğu yaklaşık 180 kişinin tutuklanmasını istedi. İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yer-leşkesi’ndeki salonda görülen duruşmada görüşü sorulan Kırbaş, 180 sanığın, dosyaya dahil edilen yeni 43 klasör, delil durumu ve CMK’nın 100. maddesini gerekçe göstererek tutuklanmaları gerektiğini kaydetti. Tutuklama talebini değerlendiren Mahkeme Heyeti verdiği aradan sonra aldığı kararları açıkladı.

Sağdıç: Beni tutuklayamazsınız

Mahkeme Heyeti, duruşma salonunda bulunan Özden Örnek, Halil İbrahim Fırtına ve Süha Tanye-ri’nin aralarında bulunduğu 133 sanığın tutuklanmasına hükmetti. Çetin Doğan ve Engin Alan dahil 29 sanık hakkında ise yakalama kararı çıkardı. Mahkeme heyetinin kararı açıklamasının ardından salonda bulunan sanıklar hep bir ağızdan Harbiye Marşı’nı okudu. Bu gelişmenin ardından salonun kapıları kapatıldı. Hakkında tutuklama kararı verilen Kadir Sağdıç ayağa kalkarak ‘Beni ancak bir general tutuklayabilir’ diye bağırdı. Bir süre Merkez Komu-tanlığı’ndan üst düzey rütbelinin gelmesi beklendi. Emekli askerlerin Metris ve Silivri, muvazzafların ise Hasdal Askeri Cezaevi’ne nakledilecekleri bildirildi.

‘Burada yargılanan TSK değil’

196 sanıklı davanın 13. duruşması gergin başladı. Sanık avukatları hükümet, ÖZGÜR-DER, Rıdvan Kaya, Hamza Türkmen, Abdurrahman Dilipak ile Abdurrahman Koçoğlu ve Hukukçular Demeğinin müdahillik taleplerinin reddedilmesini istedi. Emekli Korgeneral Engin Alanın avukatı Ayhan Nacak’m TSK’ya yönelik sözleri üzerine Mahkeme Heyeti Başkanı Ömer Diken devreye girdi. Diken, ”Burada yargılanan TSK değil. Şahıslara karşı açılmış bir dava. Kişilerin bir kurumda çalışıyor olması o kurumun burada yargılandığı anlamına gelmez. Dava o kuruma açılmış sayılmaz. Burada hakkında dava açılan gerçek kişiler yargılanıyor” dedi. Müdahil talepleri ise suçlamalardan doğrudan zarar görme ihtimalleri olması nedeniyle kabul edildi.

İŞTE GÖLCÜK’TE GÖMÜLÜ DARBE PLANLARI

4 KANLI SENARYO

Emekli Orgeneral Çetin Doğan tarafindan Hazırlanan Balyoz Darbe Planı’nda, 4 eylem çalışması dikkat çekti. Darbe planının Hava Kuvvetleri ayağını oluşturan ve dönemin Harp Akademileri Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına tarafından ORAJ Eylem Planı hazırlanmıştı. Planda, Türk jetinin düşürülmesi gibi dehşete düşüren senaryolar yer alıyordu. Deniz Kuvvetleri ayağı dönemin Dg!îS!îîtî3 Komutan Oramiral Özden Örnek tarafından SUGA Eylem Planı adı altında oluşturulmuştu. Burada Yunanistan ile Türkiye arasında Ege’de gerginlik çıkartmak amaçlanıyordu. Plandaki Sakal Eylem Planı ile Beyazı Camii’ne, Çarşaf Eylem Planı’yla da Fatih Camii’ne bombalı saldırı hedeflenmişti.

NEDEN TUTUKLANDILAR?

İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği tutuklama kararının temelini ‘Sakal, Suga, Oraj ve Çarşaf Eylem Planlarının 2003′teki Balyoz Plan Semineri’nde ele alındığını gösteren belge oluşturdu

İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcılığının yü rüttüğü soruşturma kapsamında 6 Aralık 2010′da Gölcük donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünün zeminine gizlenmiş halde ele geçirilen 10 çuvaldan, Balyoz’a ilişkin çok sayıda yeni belge ele geçirilmişti. Balyoz’la ilgili yeni belgeler, iki kısımdan oluştu. İlk kısımda 5-7 Mart 2003 tarihinde Çetin Doğan komutasında gerçekleştirilen seminer toplantısına ilişkin el yazısı yeni belge yer alırken ikinci kısımda ise ORAJ, SUGA, Sakal ve Çarşaf eylem planları ile darbe karşıtı komutanların gözaltına alınması ve Yassıada’ya sürgüne gönderilmesine ilişkin yeni belgeler sanıkların tutuklanmasında etkili oldu. Tutuklananlar arasında 2 eski Kuvvet Komutanı biri MGK Genel Sekreterliği yapmış 3 Ordu Komutanı ile çok sayıda general, amiral ve subaylar yer aldı.

‘Komutana arz’ belgesi

Gölcük’te ele geçirilen, ‘Komutana arz’ isimli Emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri’ne ait bu belge, Doğan komutasındaki seminer toplantısında ORAJ, SUGA, Çarşaf ve Sakal eylem planlarının ele alındığını ortaya çıkardı. Bu yeni belge, seminer toplantısında katılan tüm komutanların tutuklanmasında etkili oldu. Bu isimler arasında, darbe toplantısına o dönemki görev ve rütbeleriyle şunlar yer aldı:

l.Ordu Komutanı Çetin Doğan, 3. Kolordu Komutanı Ergin Saygun (eski Genelkurmay 2. Başkanı), 5. Kolordu Komutanı Şükrü Sarıışık (eski MGK Genel Sekreteri), 2. Kolordu Komutanı Engin Alan, 15. Kolordu Komutanı Ayhan Taş, 1. Zırhlı Tugay Komutanı Tuğgeneral Yurdaer Olcan (halen Korgeneral – Harp Akademileri Komutan Yardımcısı), Tümgeneral Behzat Balta, 15. Kolordu Harekat ve Eğitim Şube Müdürü Albay Yüksel Yalçın, İstanbul Jandarma Bölge Komutanı Tümgeneral Abdülkadir Eryılmaz, Tuğgeneral Gafur Aksu, 3. Kolordu İstihbarat Şube Müdürü Kurmay Albay Ömer Küçükkılıç, Kuzey Deniz Saha Lojistik Başkanı Albay Hayrettin İmren, 52. Zırhlı Tümen Komutanı Tümgeneral Metin Yavuz Yalçın.

İkinci kısımda, ele geçirilen yeni belgelerle ilgili olarak da şu isimler tutuklandı:

Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Oramiral Özden Örnek: Dönemin Donanma Komutanı olarak Balyoz’un Deniz Kuvvetleri ayağını organize etmekle suçlanıyor. SUGA Eylem Planı’nı hazırlayan Örnek, belgelerde SUGA Komutanı olarak yer aldı.

Hava Kuvvetleri eski Komutanı Orgeneral İbrahim Fırtına: Dönemin Harp Akademileri Komutanı olarak, Balyoz’un Hava Kuvvetleri ayağını organize etmekle suçlanıyor. Fırtınanın Balyoz kapsamında Oraj eylem planını hazırladığı belirtiliyor.

Eski Kuzey Deniz Saha Komutanı emekli Koramiral Feyyaz Öğütçü: SUGA eylem planının hazırlanmasında yer aldı. Altında Öğütçü’nün imzasının olduğu ‘Görevlendirme’ isimli yeni belgede toplumu provokasyona sevk edecek çalışmaların yapıldığı görüldü.

Koramiral Kadir Sağdıç (MEBS Komutanı): Gölcük’ten çıkan yeni belge lere göre dönemin Genelkurmay Yunanistan Kıbrıs Daire Başkanı olarak SUGA’nın faaliyete geçirilmesi için çalışma yürütmekle suçlandı. Ayrıca, darbe karşıtı komutanların gözaltına alınmasına ilişkin planlamaya dahil edildi. Bir başka yeni belgede ise Poyrazköy’de mühimmat gömülecek yer tespiti yaptırdığı görüldü.

Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz: SUGA eylem planının koordinatörü olarak darbe çalışmalarında görev almakla suçlanıyor.

Tümamiral Soner Polat: Yeni belgelerde adı, Deniz Kurmay Kıdemli Albay rütbesinde Deniz Kuvvetleri Özel Sekreteri görevindeyken SUGA eylem planını uygulamaya koymak için plan icrasında taraf olmayan dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral H.Bülent Alpkaya’yı tutuklayacak isim olarak geçiyor.

Komutan gözaltına alınacaktı

Tümamiral Ali Semih Çetin: Deniz Kurmay Kıdemli Albay rütbesinde Deniz Kuvvetleri Genel Sekreteri görevindeyken SUGA eylem planının uygulanmasına karşı çıkan dönemin Deniz Kuv-| vetleri Kurmay Başkanı Koramiral Metin Ataç’ı tutuklayacak isim olarak yeni belgelerde yer alıyor.

Tuğamiral Serdar Okan Kırçiçek: Donanmadan çıkan belgelerde, Deniz Kurmay Yarbay olarak dönemin Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanı Koramiral Metin Ataç’ı tutuklayacak isim olarak yeni belgelerde yer alıyor.

Tuğamiral Fatih Ilgar: Deniz Kuvvetleri İstihbarat Başkanlığında görevli Albay olarak dönemin Deniz Kuvvetleri Denetleme Başkanı Koramiral Eşref Uğur Yiğit’i gözaltına alacak isim olarak belgede adı geçti.

Tuğamiral Abdullah Gavremoğlu: Darbe karşıtı komutanları gözaltına alacak personele MP-5 makineli tabanca verilip muhtırananın imzalatılması için hazırlanan belgede imzası yer aldı.

Darbelerin baş aktörleri

In Gündem on 23 Oca 2011 at 10:31

Balyoz, Sarıkız, Ayışığı, Ergenekon, İrticayla Mücadele Eylem Planı, Kafes ve Poyrazköy. Hepsi yasa dışı, darbe girişimi, kaos planı…

Balyoz Darbe Planı’nın hazırladıkları gerekçesiyle halen yargılamaları süren birçok sanık, son yıllarda deşifre edilen karanlık planların da altına imza attı. Balyoz’u gerçekleştiremeyen generallerin 1 yıl sonra Sarıkız ve Ayışığı darbe planlarında görev altığı ortaya çıktı. 2003′te Balyoz’da aktif olarak görev alan bazı isimler, 2009′da bu kez Kafes Eylem Planı’nı ve İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın hazırladı. Ergenekon davasında sanık olarak adı geçen birçok isimin ortak noktası da yine Balyoz Darbe Planı’nda görev almaları oldu. Halen Balyoz’dan yargılanan çok sayıda isim Poyrazköy ve Kafes davalarında da sanık olarak yer aldı. Darbeci anlayıştan sıyrılamayan bu isimler her fırsatta yeni planlar hazırlamaya koyuldu. İşte Balyoz’dan Ergenekon’a Kafes’ten Poyrazköy’e değişmeyen isimler:

ÖNCE EMASYA SONRA BALYOZ

* 1. Ordu eski Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan: 2003′te Balyoz Darbe Planı’nı hazırladı. Balyoz’a sözde hukuki dayanak olarak gösterilen EMASYA (Emniyet Asayiş Yardımlaşma Protokolü) 1997 yılında dönemin Genelkurmay Harekat Başkanı Korgeneral Çetin Doğan tarafından hazırlandı. Mülki amirler talep etmese bile askere şehirlerde toplumsal olaylara müdahale yetkisi veren EMASYA’nın altında Doğan’ın imzası yer aldı. 28 Şubat dönemine damgasını vuran protokol, Balyoz Darbe Planı’nın ortaya çıkmasından iki hafta sonra 4 Şubat 2010′da iptal edildi.

‘SUGA KOMUTANI’NIN GÜNLÜKLERİ

* Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Oramiral Özden Örnek: Dönemin Donanma Komutanı olarak Balyoz’a destek verdi. Balyoz’un Deniz Kuvvetleri ayağı olan SUGA Eylem Planı’nı hazırlayan Örnek, Ege Denizi’nde Yunanistan ile gerginlik çıkararak hükümeti zorda bırakmayı hedefledi. 2003′teki Balyoz Planı’nda SUGA Kuvvetleri Komutanı olarak yer alan Örnek, 2004′te hazırlanan Sarıkız ve Ayışığı darbe planlarında yer aldı. Örnek’in her iki darbe planını detaylarıyla anlattığı günlükleri 2007′de Nokta Dergisi tarafından ortaya çıkarıldı. Karşı çıkmasına rağmen, günlüklerin Örnek’in bilgisayarından çıktığı bilirkişi raporuyla kesinleşti. Günlükler Ergenekon’un iddianamesinin delilleri arasına girdi.

BALYOZ’DAN SONRA SARIKIZ

Hava Kuvvetleri eski Komutanı Orgeneral Halil İbrahim Fırtına: Dönemin Harp Akademileri Komatanı olarak Balyoz’un Hava Kuvvetleri ayağı olan ORAJ Harekat Planı’nı hazırladı. Hükümeti zorda bırakmak amacıyla Yunanistan jetleriyle it dalaşına girmeyi, gerekirse Türk jetini düşürmeyi hedefleyen plan çok tartışıldı. Sıkıyönetim ilanı için TBMM’yi baskı altına almayı planlayan Fırtına, Balyoz’dan sonra 2004 yılında Sarıkız ve Ayışığı darbe planlarında yer aldı. Darbe Günlükleri soruşturmasından ‘şüpheli’ sıfatıyla ifade verdi.

*Deniz Kuvvetleri Plan Prensipler Başkanı Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz: Balyoz’da Suga Kuvvetleri Kurmay Başkanı olarak görev aldı. Gürdeniz, kendisine ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarıyla tartışıldı. Ses kaydında cami, ezan ve başörtüsüne hakaretler ve ibadetlerle alay ediliyor, kurban kesenlere ağır hakaretler yağdırılıyordu.

HODSON SENARYOSUNA KATILDI

* Emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri: Çetin Doğan’dan sonra Balyoz’da en etkili isim oldu. Balyoz Harekat Planı’nın koordinatörü olan Tanyeri, 2007′de ABD’nin başkenti Washington’da muhafazakar düşünce kuruluşu Hudson Enstitüsü’nde yapılan gizli toplantıya Genelkurmay Stratejik Araştırma ve Etüd Merkezi (SAREM) başkanı olarak katıldı. Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın öldürülmesi ve İstanbul’da kalabalık bir yerde bomba patlatılması gibi karanlık senaryoların konuşulduğu toplantıda, ABD’li komutanlara “PKK’nın üst düzey yöneticilerini teslim ederseniz AK Parti’nin oyu artar” dediği öne sürüldü.

* Tümgeneral Bertan Nogaylaroğlu: Balyoz darbesinde dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Cumhur Asparuk’un nasıl gözaltına alınacağına ilişkin talimata imza attı. Nogaylaroğlu, Süha Tanyeri ile birlikte Washinton askeri ataşesi olarak Hudson Enstitüsü’ndeki gizli toplantıya katıldı.

TERÖRİSTLERİ ÇOBAN SANDI

* Tümgeneral Gürbüz Kaya: 2003′te 1. Ordu’a bağlı 18. Zırhlı Tugay Komutanı olarak Balyoz’da görev aldı. 2008-2010 tarihleri arasında Hakkâri Tümen Komutanlığı yaptı. Bu dönemde Aktütün, Gediktepe ve Hantepe’ye saldırılarda 42 asker şehit düştü. 11 askerin şehit olduğu Gediktepe’de Heron’ların tespit ettiği teröristler için “Çoban sandık” savunması yaptı. Başbakan Erdoğan, BDP Genel Başkanı Ahmet Türk’le görüşmeye hazırlanırken 27 Mayıs 2009′da Çukurca’da patlayan mayında 6 asker şehit oldu. İki oy sonra Kaya ve emrindeki Tuggeneral Zeki Es’e ait ses kaydı ortaya çıktı. Kaya, “6 askeri şehit eden mayın PKK’nın değil TSK’nın” diyen Es’i “Hiçbir sıkıntı yok. Biz aynen planladığımızı uygularız. Hiç önemli değil. Kahrolacak bir şey yok” diyerek teselli etti. AYİM kararıyla korgeneralliğe terfi ettirildi, ancak hükümet açığa aldı.

FAİLİ MEÇHUL’DEN YARGILANIYOR

* Kayseri eski İl Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz: Tekirdağ İl Jandarma Alay komutanı olarak Balyoz’da görev aldı. Temizöz, Doğu ve Güneydoğu’da 1990′lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetlerle bağlantılı olduğu gerekçesiyle, 9 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle halen Diyarbakır’da tutuklu yargılanıyor.

* Hava Kurmay Albay Cengiz Köylü: Balyoz’un Hava Kuvvetleri ayağı olan Oraj Harekat Planı’nın hazırlanmasında görev aldı. Balyoz darbe planının ardından, MİT’in ortaya çıkardığı İP/Karagah Evleri yapılanmasında adı ‘askeri sanat sorumlusu’ adı geçti. Ergenekon davasından tutuklandı.

6 YIL SONRA KAFES’DE ÇIKTI

*Kuzey Deniz Saha eski Komutanı emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütcü: Suga Eylem Planı’nın hazırlanmasında yer aldı. Darbe zemini oluşturmak amacıyla toplumsal olaylar organize etme ve terör örgütlerini kullanma çalışmasına imza attı. Balyoz’dan 6 yıl sonra Mart 2009 tarihli Kafes Eylem Planı’nı hazırlamakla suçlanan Öğütçü, hükümeti dışta zorda bırakmak amacıyla gayri müslimlere yönelik sükast ve bombalı saldırı planları içeren Kafes soruşturmasının 1 numaralı sanığı oldu.

TÜRKÇE EZAN ANDICI HAZIRLADI

* Tümgeneral Halil Helvacıoğlu: Dönemin Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanı olarak Balyoz’da yer aldı. 28 Şubat döneminde Batı Çalışma Gurubu’na sunulmak üzere hazırlanan Türkçe Ezan Andıcı’na, Jandarma Asayiş Daire Başkanı olarak imza attı. Hasta ziyareti kılıfında evine gittiği subayı fişleyerek TSK’dan atılmasına neden oldu. AYİM kararı ile Korgeneralliğe terfi ettirilen Helvacıoğlu, İçişleri Bakanlığı tarafından açığa alındı.

EYÜP’E SALDIRI İÇİN KEŞİF YAPTI

* Kurmay Albay Mustafa Koç: Balyoz darbe planı kapsamında Eyüp Camii’ne yapılması planlanan saldırı için, keşif ve gözetleme yapma görevinde bulundu. Ancak Eyüp Camii’nin saldırı için uygun olmadığı kanaatine ulaşılınca bu plandan vazgeçildi. Jandarma İstihbarat’ta Tuğgeneral Levent Ersöz’ün altında görev yaptı. Bu dönemde hazırlanan darbe planları nedeniyle Ocak 2009′da Ergenekon’dan tutuklandı.

* Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu: Balyoz’a dönemin Boğazlar Komutanı olarak destek verdi. Balyoz’a destek verecek subay listelerini harırlamakla görevlendirilen Otuzbiroğlu, Hükümeti yıpratmak amacıyla Nisan 2009′da hazırlanan internet siteleri andıcına Muharebe Elektronik Bilgi Sistemleri (MEBS) Komutanı olarak imza attı. Otuzbiroğlu, İnternet Andıcı soruşturmasında emekli Orgeneral Hasan Iğsız ile birlikte şüpheli sıfatıyla ifade verdi.

İRTİCAYLA MÜCADELE EYLEM PLANI HAZIRLADI

KAFES’E DANIŞMAN OLDU

*MEBS Komutanı Koramiral Kadir Sağdıç: Adı Balyoz iddianamesinde ‘Ankara Birlik Komutan Yardımcısı Tuğamiral’ olarak geçti. Balyoz darbesinde dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Alpkaya’yı gözaltına alacak kişi olarak görevlendirilen Sağdıç, 6 yıl sonra bu kez Kafes Eylem Planı’yla gündeme geldi. Kafes Planı’nı uygulayacak hücrelerin başındaki danışma kurulunun 2 numaralı ismi olarak adı geçen Sağdıç, Kafes davasının sanığı oldu. Sağdıç’ın Poyrazköy’de ele geçirilen mühimmatın saklanmasına ilişkin talimatları Gölcük’teki Donanma Komutanlığı’nda ele geçirilen belgeler arasında çıktı.

* İzmir Foça Çıkarma Gemileri Komutanı Tuğamiral Mehmet Fatih Ilgar: Balyoz darbe planında Deniz Kurmay Albay rütbesiyle ‘Ankara Bölgesi Koordinatörü’ olarak yer aldı. Kafes’in Danışma Kurulu’nda yer alan Ilgar, Kafes’in 3 numaralı sanığı olarak yargılanıyor.

İRTİCAYLA MÜCADELE PLANI HAZIRLADI

* Albay Dursun Çiçek: Balyoz’da Suga Harekat Planı icrası için Akdeniz Bölgesi Müzahir Subay ve Astsubay listelerinin hazırlama görevinde bulundu. Çiçek, Balyoz darbe planından 6 yıl sonra Genelkurmay 3. Bilgi Destek Şube Müdürü olarak Nisan 2009 tarihli ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’nı hazırladı. Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nce tutuklanan Çiçek, soruşturma açılan İnternet Siteleri Andıcı’nın hazırlanmasının da görev aldı.

* Deniz Kurmay Kıdemli Albay Ali Türkşen: Yarbay rütbesiyle Balyoz’un icra safhası ve öncesinde gerekli operasyonel faaliyetleri yürütecek personel listesinin oluşturulmasında görev aldı. Türkşen, Balyoz’dan 6 yıl sonra Poyrazköy ve Kafes davalarının sanığı oldu.

SUGA’DAN ERGENEKON’A UZANDI

*Tuğamiral Levent Görgeç: Balyoz’un SUGA Eylem Planında Gölcük Bölgesi koordinatörleri arasında yer aldı. Kafes ve Poyrazköy iddianamesinin de sanığı olan Görgeç, ÇYDD ve ÇEV soruşturması ile ilgili hazırlanan Ergenekon’un son iddianamesinde ÇYDD ile Deniz Kuvvetleri arasında ki bağlantıyı Ergenekon adına sağlayan isim olarak geçti. İddianamede Görgeç’in, öğrencilerin Ergenekon adına faaliyet göstermelerinin sağlanması konusunda görevlendirildiği belirtildi.

SUİKAST NOTUNDA ADI GEÇTİ

* Albay Tayfun Duman: Yarbay rütbesi ile yer aldığı Balyoz planında İzmir ve Marmaris bölgesindeki darbeye destek verecek subay astsubay listesinin hazırlanmasını sağladı. 2010′da açılan Poyrazköy ve Amirallere Suikast davasının sanığı olarak yer alan Duman’ın adı, Deniz Kuvvetleri ve Donanma Komutanı’na suikast hazırlığını ortaya çıkaran suikast notunda “Alb. Tayfun Duman’dan gelecek fizibiliteye göre Uğur ve Metin Paşa’ya yapılacak operasyonun detay ve tarihlerini Levent Bektaş, Orhan Yücel Albay üzerinden iletecek… ” şeklinde yer aldı.  Balyoz’a bağlı SUGA Eylem Planı’nda görev alan albaylardan İbrahim Koray Özyurt, Dora Sungunay, Muharrem Nuri Alacalı 2010′da açılan Poyrazköy davasında sanık olarak yer aldı. Yine SUGA’da görev alan Mücahit Erakyol da Poyrazköy ve Kafes davalarında sanık olarak yer aldı.

* Tuğamiral Fahri Can Yıldırım: Balyoz darbesine karşı çıkan amiralleri gözaltına alacak personelin görevlendirme yazısının altına imza attı. Poyrazköy ve Amirallere Suikast iddianamelerinin delilleri arasına giren Gündemlerim adlı belgede, Fahri Can Yıldırım, ” Şafak ve Fahrican Y. bizim çocuklardan, kuvvet bunların terfisi üzerine bina edilecek, alt kadememizdeki yapılanmamız için bu iki isim çok önemli. Fahri Can, Güneydoğu kökenlileri temsil edecek” şeklinde yer aldı. Yıldırım,Yürekli gibi 2010 YAŞ’ta tuğamiralliğe terfi ettirildi.

Balyoz’un delilleri bakın nereden çıktı

In Gündem on 14 Oca 2011 at 08:48

Gölcük’teki donanmada bulunan 10 çuval belge, Balyoz Darbesi’ni teyit etti.

Mahkemeye ulaşan 43 klasörlük belge mevcut verilerin doğruluğunu kanıtlıyor. Bazı yeni belgeler ise davaya farklı boyutlar ekleyecek nitelikte.

İki caminin bombalanması ve Türk jetinin düşürülmesini içeren Balyoz Darbe Planı’yla ilgili önemli bir gelişme yaşandı. Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde ele geçirilen belgeler dün İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesine iletildi. 43 klasörden oluşan belgelerin Balyoz Darbesi’ni teyid ettiği belirlendi. Bazı yeni belgeler ise davaya farklı boyutlar ekleyecek nitelikte.

Hava Kuvvetleri eski Komutanı Org. Halil İbrahim Fırtına, Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Oramiral Özden Örnek ve eski 1. Ordu Komutanı Org. Çetin Doğan’ın aralarında bulundu ğu davanın Silivri’deki 7. duruşmasına 161 sanık katıldı. Mahkeme Heyeti Başkanı Ömer Diken, İstanbul Cumhuriyet Başsavavekilliği’nce gönderilen yazıda, Gölcük’teki aramada elde edilen yeni delilleri içeren 43 klasörün gönderildiğini belirtti.

Dosyadaki verilerle uyumlu

Diken, belgeleri incelemediklerini belirtirken yazının içeriği konusunda bilgi verdi. İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce gönderilen yazıda 6 Aralık 2010′da Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğünde yapılan aramada el konulan delillerle ilgili ilk incelemesi yapılan veriler arasında “Ergenekon terör örgütü”, “Balyoz darbe planı” ve benzer soruşturmalarla ilgili bilgi ve belgelerin yer aldığı belirtildi.

Yeni delillerle güçlendi

Soruşturmayla ilgili belgelerin bir kısmının dosyadaki mevcut verilerle aynı olduğu, bir kısmının dosyada olmayıp soruşturmayı ilgilendiren yeni delil olma özelliği taşıdığı kaydedildi. Yeni delil niteliği taşıyan belgeler “Balyoz harekat planı”nın “O-raj hava harekat planı” “Suga harekat planı”, “Sakal ve çarşaf eylem planları-”nı, jandarma unsurlarının istihbarat faaliyetlerini doğrudan ilgilendirdiğinin ve mevcut bilgileri teyit ettiğinin tespit edildiği vurgulandı.

Sanıklar 195 CD’de

Yazının ekler bölümünde birer klasör ve birer CD’de “Balyoz harekat planı” ve “Oraj hava harekat planı” ile ilgili tespitler yer alırken 2 klasör ve 1 CD’de “Suga harekat planı” ile ilgili tespitlere değinildi. Yazıda, “sakal” ve “çarşaf” planlarıyla ilgili tespitler 1 klasör, 1 CD’de, davanın sanıkları hakkındaki tespitlerin ise 36 klasör ve 195 CD’de yer aldığı kaydedildi.

11 nolu CD’nin aynısı

Balyoz dosyasındaki deliller Donanma Komutanlığı’nda elde edilen verilerle karşılaştırıldı. Balyoz harekat planı, sakal ve çarşaf eylem planları, Oraj-suga harekat planları dahil olmak üzere ‘Balyoz harekat planı’ kapsamındaki en önemli ve en kapsamlı çalışmaları içeren “2002-2003 ve ÇALIŞMALARA” isimli dosyaların “Balyoz” davasındaki 11 no’lu CD’de olduğu gibi TDK marka 1 no’lu CD’de yer aldığı belirlendi.

Askeri bile şok eden belgeler

İstanbul Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Fikret Seçen casusluk ve fuhuş çetesine yönelik soruşturma kapsamında 6 Aralık 2010 tarihinde Gölcük Donanma Komutanlığı İstihbarat Şube Müdürlüğü’ne şok bir arama gerçekleştirmişti. Savcı ve polis ekipleri ile birlikte aramaya eşlik eden askerleri bile şaşkına çeviren belgeler arasında darbe sonrası planlar, sürgüne gönderilecek komutanların listesi, devlet büyüklerine yönelik fişleme bilgileri çıkmıştı.Bugün

Balyoz planının kozmik CD’leri

In Adalet on 03 Oca 2011 at 10:06

Çetin Doğan’ın kızı ve damadı tarafından gündeme getirilen Balyoz CD’le-rinin gerçek olmadığı iddialarını çürüten deliller ortaya çıktı. Zaman’daki habere göre CD’lerin orijinal fotoğraflarının yanı sıra ek klasörlerdeki askerî savcılık soruşturmaları ve TÜBİTAK ile Emniyet kriminal raporları ‘CD’ler sonradan üretildi’ iddialarını yalanlıyor. 1. Ordu’nun kozmik odasında görevli sivil memurlar Melek Üçtepe ile Sevilay Bulut da ifadelerinde CD’leri kendilerinin hazırladığını ifade ediyor.

Balyoz darbe planı davasının bir numaralı sanığı Çetin Doğan’ın kızı ve damadının ‘CD’ler sonradan üretildi’ iddialarını yalanlayan yeni belgeler ortaya çıktı. Davanın en önemli delilleri arasında yer alan 19 CD’nin orijinal resimleri üzerindeki el yazıları ve parmak izleri, plan CD’lerinin 2003 yılında oluşturulduğunu ispatlıyor. Aynı dönemde 1. Ordu’da görevli sivil memurlar Melek Üçtepe ile Sevilay Erkani Bulut da askerî ve özel yetkili savcılıkta verdikleri ifadelerde CD’leri bizzat kendilerinin hazırladıklarını kabul ediyor. Sivil memurların, askeri savcı tarafından fotoğrafları gösterilen CD’lerin içeriklerini doğruladığı, Balyoz iddianamesinin ek klasörlerinde yer alıyor. Üzerinde ‘Or.K.na’ yazılı 11 No’lu dosyanın ordu komutanına takdim edilecek dosyaları içerdiğini aktaran sivil memur, bunların kendi hazırlama tekniklerine uyduğunu vurguluyor.

TÜBİTAK ve Emniyet Kriminal incelemeleri de bu ifadeleri doğruluyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bilirkişi raporlarında ise dosyaların oluşturulma ve son kaydetme tarihlerinin 2003 yılına ait olduğuna işaret ediliyor. CD’lere sonradan ekleme yapılmadığı, dosyalarda kayıt yapan kişiler ve işlem zamanlarının da tek tek tespit edildiği belirtiliyor.

Darbe toplantılarının yapıldığı iddia edilen 2003 döneminde 1. Ordu’da çalışan sivil memurlar Melek Üçtepe ve Sevilay Erkani Bulut, askeri savcılıkta ve özel yetkili savcılıkta verdikleri ifadelerde, CD’leri bizzat kendilerinin hazırladıklarını ifade ediyor. TÜBİTAK ve Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Laboratuvarları’na ait incelemeler de CD’ler üzerindeki notların ve parmak izlerinin sivil memurlara ait olduğunu gösteriyor. Balyoz davasının delilleri arasında yer alan 19 CD’nin fotoğrafları tüm gerçekliği gözler önüne seriyor. Örneğin tartışmalı hale getirilen 11 numaralı CD’nin üzerinde Or.K.na yazısı bulunuyor.

Sivil memur Sevilay Erkani Bulut, askeri savcıya verdiği 25 Şubat 2010 tarihli ifadesinde, “Or.K.na dosyası ordu komutanına takdim edilecek dosyaları içermektedir. Bizim hazırlama tekniğimize uygundur. 1. Ordu klasörü içerisinde yer alan Balyoz Güvenlik Harekat Planı’nda yer alan dosyalar diğer dosyalarla uyumludur, kullanıcı adı olarak (kayıt yapan bilgisayarı kastediyor) benim emekli sicil numaram, Hrk.Bşk., Nazlı gibi isimler yer almaktadır. Yukarıda belirttiğim gibi yaptığımız çalışmalara benzemektedir.” diyor.

Askeri savcının orijinal belgeler klasöründe CD’lerin kapaklarını gösterdiği Bulut’tan aldığı cevap da çok net: “CD’lerin resimlerini incelediğimde söz konusu resimler bizim plan odasında yapılan çalışmaların kaydedildiği ve arşiv amacıyla numaralanarak evrak odasına koyduğumuz CD’lerdir. Evrak odasında kilitli çekmeceli demir karteks dolabının içerisinde muhafaza edilmekteydi, bunun sorumluluğu Melek Hanım ve bendeydi.”

Melek Üçtepe ise 25 Şubat 2010 ve 1 Mart 2010 tarihinde iki kez askeri savcı karşısına çıkıyor. Üçtepe, ‘Plan Odası’ olarak adlandırılan 1. Ordu Komutanlığı Kozmik Bürosu’ndaki kayıtları yapılan CD’lerin üstündeki el yazılarının kendisine ait olduğunu söylüyor ve çarpıcı bilgiler veriyor: “O.E.Y.T.S birliklere gönderilmişti, birlikler senaryoya göre hal tarzlarına hazırlayacaklardı. İç ve dış tehdidi aynı zamanda Egemen Harekat Planı’nı nazara alarak kendi görev alanları ile ilgili soruların cevaplarını ve bunlara uygun davranış tarzlarını, senaryoya göre sıkıyönetim ilanı gerekmekte ise sıkıyönetim hal tarzlarını hazırlamakla görevliydiler. Hazırlıkların somut verilere dayanması hususundaki emri hatırlıyorum, ancak bunun sebebini bilemiyorum.”

Üçtepe, çok gizli belgelerin senet karşılığı alındığını ve kozmik bürodan çıkarılmasının güçlüğünü anlatıyor. Ayrıca memurlar CD’lerin üzerindeki el yazıları, saklandığı yer ve CD içerikleriyle ilgili de çok detaylı bilgiler veriyor. Askeri Savcı Hakim Albay Bülent Münger’in aldığı ifadesinde Sevilay Erkani Bulut, kamuoyunda tartışmalı hale getirilmeye çalışılan ve 11 No’lu CD olarak bilinen dosyaların kendileri tarafından hazırlandığını dile getiriyor.

Bulut, ifadesinde bu CD’lerin kendileri tarafından hazırlandığını, tamamının plan seminerinin bitmesinden sonra kozmiğe kaldırıldığını, bilgisayarlarında toplanan tüm word belgelerini, dosyaları, power point sunumları bu CD’lere kendisi ve Melek Üçtepe’nin aktardığını anlatıyor. Sivil memur Üçtepe ise askeri savcıya verdiği ifadesinde Harekât Başkanlığı’nın plan odası diye bilinen kozmik odaya sınırlı sayıda kişinin girebildiğini belirtti. Üçtepe, ifadesinde, bu odanın güvenlik seviyesinin çok üst düzeyde olduğunu ve belirli kişiler dışında bu odalara giriş yapılamadığını kaydediyor. Sivil memur Melek Üçtepe’nin verdiği ifadeye göre 1. Ordu Komutanlığı’nda bulunan kozmik odaya o dönemde girebilenlerin isimleri şöyle: Harekat Başkanı Süha Tanyeri, Şube Müdürü Bülent Tunçay, plan subayları Bayram Tanrısevdi, Erol Türeli, Tanju Posher, sivil memurlar Sevilay Erkani Bulut ve Melek Üçtepe.

CD’lerde son 10 işlemi yapanlara ulaşılabiliyor

CD’lerin orijinalleri üzerindeki ifadeler ve el yazıları ile parmak izleri, 195 kişinin yargılandığı Balyoz darbe planı iddialarına yönelik soruşturmada Çetin Doğan’ın kızı ve damadının ortaya attığı iddiaların gerçek dışı olduğunu gözler önüne seriyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Bilirkişi Raporu’na göre de dosyaların oluşturulma ve son kaydetme tarihlerinin 2003 yılı ve öncesine ait olduğu ifade ediliyor. Raporda, CD’lere sonradan ekleme yapılmadığı da belirtiliyor. CD’ler üzerinde yapılan incelemede, dosyalarda kayıt yapan kişiler ve işlem zamanlarının da tek tek tespit edildiği aktarılıyor.

Ayrıca CD’lerin iddia edildiği gibi sonradan üretim olması durumunda ekleme yapan kişiler rahatlıkla görülebiliyor. Bilirkişi raporlarına göre CD üzerinde işlem yapan ‘son on yazar’a rahatlıkla ulaşılabiliyor. Örneğin 19. CD’deki ‘Kapatılacak ve el konulacak dernekler.doc’ isimli dosyanın ilk olarak ‘Kubilay Aktaş’, daha sonra ‘HYILDIRIM’ ve en son olarak da Süha Tanyeri tarafından kaydedildiği görülüyor.

Ayrıca dosya üzerinde yapılan isim değişikliklerine de dosyayla ilgili alt bilgilerden rahatlıkla ulaşılabiliyor. Soruşturma konusu 19 CD ile ilgili TÜBİTAK ve Emniyet Genel Müdürlüğü bilirkişilerince hazırlanan raporlarda ise belgeyi oluşturan, kullanan ve son kaydeden kullanıcı isimlerinin birçoğunun ‘Nazlı’, ‘m.Uctepe’, ’79964008′, ‘HRKBSK’, ’79561079′, ‘serkani’, ‘Suha TANYERİ’, ‘fserbest’ olduğunun belirlendiği ifade ediliyor.

Balyoz belgeleriyle ilgili yapılan TÜBİTAK ve Emniyet Kriminal raporlarına göre ‘Balyoz Harekât Planı’, plan kapsamında hazırlanan bazı belgeler, ‘Suga’ harekât planı kapsamında hazırlanan bazı belgeler ve yeniden yapılandırma safhasında savunma sanayii ile ilgili olarak hazırlanan bir belgede en son kaydedenin Süha Tanyeri olduğu görülüyor. Emniyet Kriminal raporlarına göre birçok belgenin yer aldığı 17 No’lu CD’nin seminerden önce, 11 No’lu olanın ise seminerin ilk gününün ardından komutana özel olarak hazırlandığı değerlendiriliyor.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.