H.E.M D.Ü.Ş.Ü.N ; H.E.M G.Ü.L

Mesajlar Etiketlendi ‘Devlet Bahçeli’

MHP’deki skandalda yeni ayrıntı

In Siyaset on 22 May 2011 at 18:09

Eski DYP Milletvekili Tevfik Diker, zor günler yaşayanMHPile ilgili iddialarda bulundu. Eski DYP Milletvekili Tevfik Diker, birinternetsitesinde yayınlanan görüntülerle zor günler yaşayan MHP ile ilgili üç yeni kasetin daha bulunduğunu iddia etti.

Diker, MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin partide kimlerin kasetinin bulunduğunu bildiğini öne sürdü. Diker, yaptığı yazılı açıklamada, MHP Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ekici’nin bir kadınla uygunsuz görüntülerinin partide adeta bir bomba etkisi yaptığını belirterek, “İlk kasetin yayınlandığı 27 Nisan’dan itibaren katıldığım her TV programında ve yazdığım her yazıda ‘yeni kasetler varmış ve 8′i sırasıyla yayınlanacak’ demiştim. Dediklerim bir bir çıktı. Keşke çıkmasaydı. Son yayınlanan kasetlerden sonra ‘elde 3 kaset daha hazır bekliyor’ demek için 8′den 5′i çıkarmak yeterlidir.” dedi.

MHP’de kimlerin kasetinin olduğunu MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli‘nin bildiğini öne süren Diker, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Kasetleri MHP‘lilerin büyük bir çoğunluğu da biliyor. Kasetlerle ilgili sorumluları ve suçluları okyanus ötesinde aramayın, İstanbul’a iyi bakın. Savcılık soruşturmasından elde edilen sonuçlardan sonra Devlet Bahçeli, okyanus ötesinden özür dilemek zorunda kalacak. Kasetlerle ilgili haber kaynaklarım bazı MHP‘lilerdir. Hiçbir istihbarat organizasyonuyla ilgim yok, oralardan da bilgi almıyorum. Ülkemizde kaset çekme teknolojilerine sahip cihazları almak çok kolay. Bu imkana sahip olmak için bir İsrail gezisi yapmak yeter de artar bile.”

CİHAN

Bahçeli’ye tehditte SÜRE BİTİYOR

In Siyaset on 17 May 2011 at 15:56

MHP’de kaset skandallarıyla başlayan süreçte gerilim en yüksek noktasında…

Kasetleri yayınlayan, “Farklı Ülkücülük sitesi” son hamlesini MHP Genel BaşkanıDevlet Bahçeli‘ye yönelik açık tehdit ifadeleri içeren mektupla yaptı:

“Sadece A takımınızın dörtlü yapılan toplantısındaki konuşmalarını yayınlasak, yer yerinden oynar. Asıl o zaman kaset neymiş görürsünüz. bizi bunlara mecbur etmeyin.

18 Mayıs 2011 saat 10.00′a kadar, Sayın Bahçeli derhal genel başkanlıktan ve milletvekilliği adaylığından istifa edin. Seçimlerden sonra vakit geçirmeden kurultay toplansın, ülkücüler kendilerine yarışan liderini ve yönetim kadrosunu seçsin.”

Mektupta Genel Başkan Bahçeli, 18 Mayıs saat 10.00′a kadar istifaya davet edildi. Ve eğer o istifa kararı gelmezse ‘Farklı Ülkücülük sitesi’ elinde başka kasetler olduğunu öne sürdü, hatta “Sadece A takımınızın kendi arasında yaptığı konuşmaları yayınlasak yer yerinden oynar” denildi.

Şimdi o mektupta belirtilen sürenin dolmasına 24 saatten az bir süre var. MHP Genel Başkanı seçimtakvimine göre, normal programını sürdürüyor. O gün belirtilen saatte, ilçe ilçe gezmek üzere Kastamonu’ya yola çıkması bekleniyor. Yani programını değiştirmedi.

Genel Merkez’de ise gerginlik hakim. En üst düzey yöneticiler dahil herkes sitenin bir sonraki adımını merak ediyor.

Bahçeli’nin o saate kadar istifa etmeyeceğine kesin gözüyle bakan yöneticiler yayınlanacak kasetin içeriğini de kendi aralarındaki ikili görüşmelerde tartışıyor.Bugün

Devlet Bahçeli hakkında bomba kaset iddiası

In Siyaset on 16 May 2011 at 07:13

Seda Şimşek’e konuşan Yusufiyeli Ülkücüler Derneği Başkanı Hasan İlter, MHP Genel Başkanı Bahçeli hakkında bomba bir iddiayı dile getirdi.

BİR YUSUFİYELİ ÜLKÜCÜ:  HASAN İLTER

Yusufiyeli Ülkücüler Derneği Başkanı Hasan İlter, 17 yaşında ülkücü harekete katılmış. 12 Eylül’e giden süreçte 8 yerinden kurşunlanmış, 11 yıl cezaevinde kalmış, cezaevinde liseyi bitirmiş, yine cezaevinde Türkiye 101. olarak Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanmış. Cezaevinden çıktıktan sonra da fakülteyi bitirmiş, şimdi avukatlık yapıyor. Yusufiyeli Ülkücüler Derneği‘ni kurmuş. Dernek, 12 Eylül döneminde cezaevlerinde yatan, işkence tezgâhlarından geçen ülkücülerin ve ailelerinin toplandığı adrres. Genel başkanlığa aday olduğu yıllarda Devlet Bahçeli‘yi desteklemişler, referandum sürecinde ise Bahçeli ile yolları ayrıldı. Bahçeli’nin o süreçte “kerameti kendinden menkul”, “sütü bozuk” dediği ülkücülerden. O ise “benim çocuğumun ismi Muhammed Devlet Saltuk Buğrahan’dır. Ben 35 yıldır  hiçbir yere gitmedim. Hâlâ başladığım yerdeyim, hâlâ tertemiz, pırıl pırıl, dimdik, alnı ak bir ülkücüyüm. Hâlâ partimin istikbali için çalışmaya devam eden bir neferim” diyor.  MHP‘de kasetlerin ardından yaşananları, nasıl bir MHP istediklerini konuştuk.

Röportaj: Seda ŞİMŞEK (sedasimsek@bugun.com.tr)

BU İŞLERDEN HABERİ OLMADIYSA GİTSİN KARPUZ YETİŞTİRSİN

*MHP’de kasetlerin ardından ortaya çıkan durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu yaşanan olaylar bizim için malumun aleniyet kazanmasından başkaca birşey değildir. Yaşanan olayların bir kısmını bilgi yoluyla, bir kısmını da tahmin yoluyla zaten biliyorduk. Biz yıllardan beri MHP‘nin Devlet Bahçeli yönetiminde çizgisini şaşırdığını, rotasını kaybettiğini söylemekteyiz. Bu yaşanan olaylar bizim haklılığımızı ve tespitlerimizi doğrular niteliktedir. Milli ve manevi değerlerine sadık olması gerekenlerin böylesine ahlaksızca olayların içinde bulunması ülkücü camiayı ziyadesiyle rahatsız etmektedir.

AHLAKSIZLIKLARDAN HABERDAR

*Bahçeli’nin istifası isteniyor, genel başkan olarak, milletvekillerinin, genel başkan yardımcılarının özel hayatının bekçiliğini mi yapacak?

35 yıllık ülkücü ve siyasi hayatı olan birisi olarak partimizin ve teşkilatımızın yapısını çok iyi biliyorum. Parti teşkilatları ve ülkü ocakları vasıtasıyla Türkiye genelinde partimize bilgi ve belge akışı olmakta, bu bilgi ve belgeler nihai olarak Sayın Genel Başkan’da toplanmaktadır. Böyle bir teşkilat yapısına sahip bir partinin Genel Başkanı’nın kamuoyuna akseden bu ahlaksızlıklardan haberdar olmaması düşünülemez. Hal böyleyken Sayın Genel Başkan’ın bu yaşanan olaylardan habersizmiş gibi davranıp, olaylar açığa çıktıktan sonra faillerinin istifasını istemesi aynı zamanda onları korumakta ve kollamakta olduğu anlamına gelmektedir.

İHRAÇ EDİLMEMELERİ MANİDAR

* Nasıl koruyor kolluyor?

Dikkatinizi çekerim, MHP gibi bir partide böylesine ahlaksızlıkları aleni olmuş birilerinin partiden ihraç edilmemiş olması manidardır. MHP gibi bir teşkilatta bu işlerden haberi olmayan bir genel başkan gitsin köyünde karpuz yetiştirsin daha iyidir.

ELBETTE GÖRÜLECEK BİR HESAP VAR

* Sizler neden MHP dışında kaldınız?

Bizim gibi samimi ülkücülere karşı Bahçeli yönetimindeki kadroların aleyhte bir tavrı söz konusudur. Partide dönen dolaplar, yaşanan ahlaksızlıklar nedeniyle birtakım insanların bizleri partiye sokmamak için ellerinden gelen bütün gayreti gösterdiklerini biliyoruz. Bizler parti bünyesinde olursak rahat hareket edemeyeceklerdi. Parti çizgiyi kaybetti, tabanın hissiyatlarına ve fikirlerine ters politikalar üretmekte, bu politikaları da tabana dayatmaktadır. Partide olursak bu dayatmalara karşı çıkacağımızı ve bu politikalarla mücadele edeceğimizi biliyorlar.

*Bugün ülkücüler arasında bir iç hesaplaşma mı yaşanıyor?

Elbette partiyi bu hale getiren parti üst yönetimi ile samimi ülkücüler arasında görülecek bir hesabımız vardır. Zira, Devlet Bahçeli yönetimindeki MHP‘nin üst yönetim kadroları darbeciler, dönmeler, devşirmeler, işkenceci polis şefleri, derin devlet elemanları, ayyaşlar, berduşlar, tarafından ele geçirilmiş durumdadır. Bu insanların Türk Milleti’nin milli ve manevi değerleriyle ilgili bir hassasiyetleri olmadığı gibi, tam tersine bu değerlere karşı savaş açmış kişiler oldukları süreç içinde ortaya çıkmaktadır. Böylesine bir yönetim kadrosu ile davasına sadık samimi ülkücülerin mücadele etmemesi zaten fikri yapılarına ters düşecektir. Elbette ki partimizin yönetim kadrolarında Türk Milleti’nin milli ve manevi değerlerine hassas bulunması için mücadele etmekten geri durmayız.

* Bu mücadele siyasi arenada kaybedildi de şimdi kasetlerle mi yapılıyor?

Kasetleri çıkaran bizler değiliz, o kasetlerde ahlaksızlık yapan, Türk Milleti’nin sağ seçmenine hakaretler edenler de bizler değiliz. Bu kasetleri çekmek için kaset faillerinin beynine hükmedip onları ahlaksızlığa sevkeden okyanus ötesinde yaşayan Allah’ın rızasından başka gayesi olmayan Sayın Fethullah Gülen Beyefendi de değildir. Parti, üst yönetim kadroları okyanus ötesinden sorumlular arayacağına kendileri gibi içlerinde olanlara baksınlar. Kanaatimize göre bu bir iç hesaplaşmanın tezahüründen başkaca birşey değildir. Allah’ın davasına inanmış ülkücüler ahlaksızlıklardan medet ummaz, onların en büyük silahı Allah’ın yardımı ve fikirlerinin gücüdür.

* Bugün yaşananlar töreye uygun mu?

Elbette ki uygun değil, partimizde ne Türk töresi ne İslam ahlak ve fazileti ne de Türklük gurur ve şuuru göz önüne alınmaktadır.

Yönetim derin devletin emrinde

* MHP neden bu hale geldi?

Parti yönetimi parti tabanıyla ve her biri ilmen, fikren ve siyaseten kendisini yetiştirmiş geniş halk kitlelerine hitap ettiğinde onları etkileyebilecek ülkücülere karşı tavır almak suretiyle her geçen gün hedeflerinden ve gayesinden uzaklaştırılmaktadır. Partimizin üst yönetimini ele geçirmiş ve kendisini derin devletin emrine sunmuş kadrolar partimizi çizgisinden saptırarak statükonun pençesine atmak için azemi gayret sarfetmektedirler.

* MHP bu olaylardan sonra baraj altında kalırsa mutlu mu olacaksınız?

Elbette mutlu olmayacağız, ancak bu politikaların böylece devam ettirilmesi bize gösteriyor ki partimiz büyük ihtimalle baraj altında kalacaktır. Biz iddia ediyoruz ki, bugünden Sayın Bahçeli’nin seçimlerden sonra istifa edeceğini ve demokratik bir şekilde genel başkanlık seçimleri yapılacağını garanti etmesi durumunda partimizin oyu en az 5 puan artacaktır. Sayın Bahçeli bunu şimdiden deklare etsin, biz de gidelim partimizin seçimlerde en iyi sonucu alabilmesi için elimizden ne geliyorsa yapalım, biz buna hazırız.

* Seçim dönemi içindeyiz, dere geçerken at değiştirilir mi?

Elbette ki değiştirilir, eğer o at hastaysa, yorulmuşsa veya binicisini üzerinden atacaksa derede boğulmamak için değiştirmekte fayda vardır. Türk Milleti’nin önemli özelliklerinden birisi de iyi bir at binicisi olmaktır. Bu özellik de gözardı edilmemelidir, biz bunu başarırız.

İstifa edip kongre tarihini açıklasın

*Gelinen bu noktada nasıl bir çözüm öneriyorsunuz?
Sayın Bahçeli, seçimlerden sonra istifa edeceğini açıklamalı ve kongre tarihini de ilan etmelidir. MHP gibi bir partinin rahmetli Başbuğ’dan sonra geleneksel genel başkanlık sistemi ile idare edilmesi partimizin fikri yapısı açısından kolay değildir. Bu bakımdan partinin Türk Milleti’nin tarihinde de yeri olan bir ak saçlılar konseyi tarafından genel başkanlık konumunda olan bir sözcü ile yönetilmesi çok daha uygun olacaktır.

İSTEĞİMİZ NİZAM-I ALEM, İLA’YI KELİMETULLAH

* Siz nasıl bir MHP istiyorsunuz?

Bizim davamızın özü Nizam-ı Alem ve İla’yı Kelimetullah’dır. Nizam-ı Alem dünyayı güzelleştirmek, İla’yı Kelimetullah da Allah’ın ismini yüceltmektir. Ülkücülük öyle bir bakış açısına sahiptir ki önce ülkemizi, sonra bütün dünyayı kucaklayacak niteliktedir. Ülkücü aynı zamanda tam bir demokrat, tam bir insan hakları savunucusu, tam bir çevre hakları savunucusudur. Bizim Nizam-ı Alem ve İla’yı Kelimetullah fikrimizin tarihi derinliklerinde “Kızıl Elma” vardır. “Kızıl Elma” yaklaştıkça uzaklaşan, zamanla bütün dünyayı kapsayan bir mefkuredir. Ülkücü hareket bu her iki fikri birleştirip buna Türk-İslam ülküsü adını vermiştir. Bizim istediğimiz de budur.

CHP’nin oyu için Gülen’i hedef aldı

* Türkeş ile Fethullah Gülen arasındaki diyalog neden Bahçeli ile kurulamıyor?

Rahmetli Başbuğmuz ikili sohbetlerinde ve kamuoyu nezdinde yapmış olduğu konuşmalarda 12 Eylül öncesinde bizlerin düşünüp de gerçekleştiremediğimiz fikirlerimizi Sayın Gülen’in gerçekleştirilmekte olduğunu ve bu harekete yardımcı olmamız gerektiğini söylemiştir. Sayın Gülen’in çalışmaları bizim ülkümüzle bağdaşmaktadır. Sayın Bahçeli’nin ülkücü fikirlere karşı hassasiyetinin olmadığı ortaya çıkmış bulunmaktadır. Sayın Bahçeli, baraj altında kalma korkusuyla Fethullah Gülen Beyefendi’yi hedef almak suretiyle CHP tabanından oy almak arzusu içindedir. Yüzde 10 barajını bu şekilde aşacağını düşünmektedir.


Devlet Bahçeli’nin Gülen hesabı

In Siyaset on 15 May 2011 at 00:06

Orta Anadolu’dan oy kaybeden MHP, sahilleri mi kazanmak istiyor? MHP‘nin stratejisi ne?

MHP’nin Gülen Hareketine tepkisi kasetlerden önce başladı. Faaliyetlerinizi askıya alın demişti. Peki MHP‘nin buradaki stratejisi ne? Orta Anadolu’dan oy kaybeden MHP, sahilleri mi kazanmak istiyor?

MHP, Gülen Savaşını Neden Tırmandırıyor

Üst düzey MHP’lilerin özel hayatlarına ilişkin çıkan kasetlerin arkasından Devlet Bahçeli seçmenlerine kaset siyasetinin “okyanus ötesinden” dizayn edildiğini iddia etti. Okyanus ötesi Türk siyasi literatüründe Fethullah Gülen anlamına geldiğinden Gülen de çıkıp MHP’ye cevap verdi. MHP liderinin kasetler çıkmadan önce de Fethullah Gülen cemaatini hedef alan bir açıklaması vardı. Gazetecilerin tutuklanmasının arkasından bir açıklama yapan Devlet Bahçeli Gülen’e çağırı yaparak “Cemaat, faaliyetlerini askıya alsın” demişti. Daha sonra kamuoyundan gelen tepkiler üzerine geri adım atmak zorunda kalsa da Bahçeli ilk çıkışıyla Gülen cemaatini kasetlerden önce zaten hedef almıştı.

MHP DERİN DEVLET TARAFINDAN KUŞATILMIŞ DURUMDA

Yani Bahçeli ve MHP’nin Gülen cemaatine karşı açtığı bayrağın MHP’lilerin seks kasetleriyle doğrudan ilgisi yok. Bu, daha çok siyasi bir projenin parçası olarak yürütülen siyasi kampanya. Ben uzun süredir MHP’nin derin devlet tarafından kuşatıldığını iddia ediyorum (bkz. 26 Nisan 2010’da Neşe Düzel’e verdiğim söyleşi). MHP de bir temel strateji olarak derin devletin yönlendirmesiyle özellikle 2009 aralık ayından bu yana Gülen cemaatine savaş açmış durumda. Yani MHP’de bir tutarsızlık yok. Derin devletin stratejileriyle MHP’nin hedefleri birbiri ile örtüşüyor.

MHP için anlamsız görünen ise bu savaşı kritik seçim sürecinde de sürdürmesi. MHP tabanı ile Gülen cemaatinin tabanı birbirinden çok ayrı tabanlar değil. İkisi de milliyetçi-muhafazakâr kitleden destek gören hareket. Hatta çocuğu Gülen cemaati okulları veya dershanelerinde eğitim görmemiş MHP’li aile neredeyse yok gibidir. Dolayısıyla MHP için Gülen cemaatini karşısına almak intihar anlamına gelir.

MHP KASETLERDEN ÖNCE CEMAATİ HEDEF YAPMIŞTI

Bu karşıtlığın MHP’deki seks kasetleriyle ilgisinin bulunmadığını, kasetlerden önce Bahçeli’nin Devrimci-Sol gelenekten gelen Ahmet Şık’a destek verip Gülen’e “Cemaat faaliyetlerini askıya alsın” çağırısından biliyoruz. Velev ki derin devletin istekleri doğrultusunda strateji belirlemiş olsun –ki bana göre öyledir- MHP’nin seçim sonuna kadar sabretmesi beklenebilirdi.

Bahçeli neyi hedefliyor?

Bana göre Bahçeli’nin Gülen cemaatine savaş açmasının bir tek nedeni var. O da oy dağılımında sahillerden aldığı oyların artış göstermesi ve sahillerde yaratılan anti-Gülenci dalganın üstünde sörf yapmak istemesi. Aşağıda MHP’nin bölge bazında artan ve azalan oy oranları var. Örneğin PollMark’ın araştırmasına göre MHP’nin, geleneksel tabanı İç Anadolu ve Doğu Anadolu’da Erzurum gibi yerlerden aldığı oy oranlarında yüzde 4 ve 5 oranında düşüşler görülüyor. Buna karşın sahil refleksi veren Ege’de MHP oyları mart ayında yüzde 13-14 görünürken şimdi yüzde 15. Batı Marmara’da ise oylar yüzde 11’den yüzde 12’ye çıkmış görünüyor. Aynı refleksi gösterdiği bilinen Batı Karadeniz’de ise MHP oylarında 1 puanlık artış olduğu görülüyor. Yine Avrasya Kamuoyu Araştırmaları Şirketi’nin yaptığı araştırmaya göre MHP İzmir oyları yüzde 16 olarak görünüyor. Oysa MHP 2007 seçimlerinde İzmir’de en fazla yüzde 13 oy alabilmişti.

ORTA ANADOLU’DA OY KAYBEDİYOR SAHİLLERDE OYU ARTIYOR

Yapılan bütün araştırmalarda MHP geleneksel tabanı Orta Anadolu’da ciddi oy kaybediyor. Bunun değişik nedenleri olabilir. Konumuz bu değil. Buna karşın sahil şehirlerindeki kıpırdanma MHP’yi baraj altından kurtaracak bir hareketlilik olarak algılanıyor. Bu oylar ise CHP’deki değişimi kabul etmeyen ulusalcı seçmenin reaksiyon oyları olarak okunuyor.

MHP yönetimi de bu durumu fark etmiş olmalı ki daha kasetler çıkmadan Gülen cemaatine hem de Ahmet Şık olayında bir devrimci gazeteciye destek verecek bir şekilde savaş açtı. Bunun bir tek anlamı var O da Ege sahillerinde dalgalanan anti-Gülenci havayı oya dönüştürmek.

SAHİLDEKİ OYLARI ÇEKMEK İSTİYOR

MHP yönetimi kaset olayında da Gülen cemaatini işaret ederek hem Ege’deki anti-Gülenci seçmenin duygularına hitap ediyor hem de seks kasetli siyasetçileri böylece daha üst bir dil ile örtmüş oluyor. Özellikle sahil şeritlerinde yaşayan ulusalcı seçmende var olan Gülen cemaati hakkındaki kuşku böylece materyalize edilip kâra dönüştürülüyor.

Bu strateji şu anlama geliyor: Kaseti Gülen cemaatinden birilerinin üretmemiş olduğu bugün ortaya çıksa bile MHP Gülen cemaatine yüklenmeye devam edecek. Zira konu kaseti kimin kaydettiği ya da kaydetmediği değil sahillerde yükselişe geçen MHP oylarını nasıl koruyacağı ve hatta nasıl arttıracağıyla ilgili.

KONDA araştırma şirketinin yöneticisi Bekir Ağrıdır’a görüşünü sordum. O da MHP’nin sahil şeridinde bir yükselişi olduğuna dikkat çekiyor ve geleneksel tabanının oylarıyla MHP’nin barajı geçemeyecek konumda olduğunu belirtiyor. Ağrıdır’a göre de sahillerdeki huzursuz CHP oyları bu seferlik MHP’ye ödünç gidebilir ve MHP bu oylarla barajı geçebilir. Tam da bu nedenledir ki CHP’nin merkez karar yönetme kurulundan siyasetçiler Gülen cemaatine sahip çıkarken MHP Gülen cemaatine vuruyor.

Sanırım MHP’lilerin seks kaseti tartışmasına ahlak tartışmasından farklı bir perspektiften baktığımızda gerçeğin ışığını yakalamak daha kolay olacak. Görüldüğü kadarıyla MHP lideri Bahçeli yardımcılarının seks kasetlerinden de bir post çıkarmayı hesaplıyor. İnsanın “Ey siyaset sen her şeye kadirsin” diyesi geliyor…

Emre USLU- Taraf

Bahçeli’nin morali bozuldu

In Siyaset on 14 May 2011 at 20:10

“Farklı Ülkücüler” diye tanımlayan sitenin dünkü istifa çağrısı MHP lideri Bahçeli’yi çok fena sarstı.

Kaset skandalları MHP‘yi sarsmaya devam ediyor.  Daha önce MHP‘li üç genel başkan yardımcısı ile bir eski il başkanının uygunsuz görüntülerini yayınlayan ve kendilerini “Başbuğ Ülkücüleri” diye tanımlayan Farklı Ülkücüler‘in dün Bahçeli’ye “18 Mayıs’a kadar istifa et” çağrısı yapmasından sonra gözler Bahçeli’ye çevrilmişti.

Dünkü istifa çağrısı sonrası MHP lideri bugün ilk mitingini Akşehir’de gerçekleştirdi.

İstifa çağrısına hiç girmeyen Bahçeli’nin moralinin oldukça bozuk olduğu görüldü.

Konuşmasında kelimeleri birbirine karıştıran Bahçeli mitingi “az konuşalım, öz konuşalım” diye 15 dakikada bitirdi.

Daha önceki konuşmalarının aksine çok fazla bağırmaması, mitingi erken kesmesi, moralinin bozuk olması son istifa çağrısının MHP‘de taşları yerinden oynattığı şeklinde yorumlandı.

AKTİFHABER

Skandal MHP’yi sarstı

In Siyaset on 11 May 2011 at 10:11

Üst düzey yöneticileri vemilletvekili adaylarının özel hayatlarına ilişkin kasetler MHP’yi sarstı.

Kasetleri çıkan iki isimadaylıktan çekildi. Parti içi ve parti dışından tepkiler arttı. İnternete düşen kasetler MHP’yi ikinci kez vurdu. Genel Başkan Yardımcısı Bülent Didinmez ve İstanbul eski İl Başkanı İhsan Barutçumilletvekilliği adaylığından istifa etti

MHP’de art arda çıkan kasetlerin sarsıntısı sürüyor. İnternette cinsel içerikli görüntülerinin yayınlanmasının ardından parti içinden büyük tepki gören MHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Didinmez ve İstanbul eski İl Başkanı İhsan Barutçu damilletvekilliği adaylığından istifa etti. İkinci kaset skandalıyla ilgili süreç ilginç bir seyir izledi. Didinmez’in önceki gün parti genel merkezinin bilgisi dışında, doğrudan açıklama yapması bardağı taşıran son damla oldu.MHP Genel BaşkanıDevlet Bahçeli’nin talimatı üzerine Didinmez ile Barutçu’nunmilletvekili adaylıklarından istifa ettiklerine dair dilekçelerinin istendiği öğrenildi.

AÇIKLAMADAN PARTİNİN HABERİ YOK

Kasetlerin yayınlandığı gün Didinmez ve Barutçu’ya ait afişlerin İstanbul’daki seçim bürolarından indirildiği bildirildi. Didinmez ile Barutçu’nun şifai olarak istifa ettiği haberleri de partililerin öfkesini yatıştırmadı. Kulislere Didinmez’in partililerin saldırısına uğradığı iddiaları yayıldı. Bütün bunlar yaşanırken Didinmez’in genel merkezin bilgisi dışında yaptığı “Sadece aileme hesap veririm” şeklindeki açıklama tepkilerin büyümesine yol açtı. Gelen tepkiler üzerine dün bu iki isminmilletvekili adaylıklarından istifa ettiğine dair resmi açıklama yapıldı.

‘Ülkücü harekete yakışmıyorlardı’

Milliyetçi görüşün önemli isimlerinden MHP eski milletvekili Cemal Enginyurt, kaset skandalıyla ilgili sert konuştu. ‘Uçkur siyaseti’ ile bir yere varılamayacağını belirten Enginyurt, uygunsuz kasetleri ortaya çıkanların bulundukları makamı hak etmediklerini kaydetti. Enginyurt, şunları dile getirdi: “Zaafları karşında böyle bir sonuç ortaya çıkıyorsa kimseyi suçlamamalılar. Ülkücü harekete yakışmayan insanlardı. Kimseyi suçlamanın da bir anlamı yok. Bu rüzgar şuradan esti. Buradan geldi. Filan yer suçlu demenin manası yok. Bu tarz iddialar karşısında kimseyi zan altında bırakmamak gerekir.”

Bahçeli dengeyi kaybetti

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kaset skandallarıyla ilgili ‘okyanus ötesi’ni işaret etmesine tepki yağıyor. Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Yalçın Topçu, ‘Bunlarmuvazenesiz açıklamalar, (Bahçeli) çok sıkıntılı günler yaşıyor; belli ki…Ölçüsünü,muvazenesini kaybetmiş durumda. Talihsiz açıklamalar bunlar, insaf diyorum’’ ifadelerini kullandı. Topçu, ailenin kutsal bir kavramolduğunun altını çizerken aile hayatının, çökme tehlikesiyle karşı karşıya olmasının ‘bölücülük ve terör kadar tehlikeli’ olduğunu vurguladı.

ÜLKÜCÜ AHLAKLI OLMALI

Topçu, rahmetli Alpaslan Türkeş’in ülkücülere ilk uyarısını da hatırlattı: “Ülkücü imanlı ve ahlaklı olmalıdır.” Ülkücülerin önceliğinin ahlak vemaneviyat olduğuna dikkat çeken Topçu, şöyle devametti: “Geçmişten bugüne Türklük gurur ve şuuru; İslamahlak ve fazileti geçmişten günümüze bizimen önemli şiarımız olmalıdır. Ülkücüyüm diyenin buna dikkat etmesi gerekir. Siyasetin ahlakı bitti. Bunları eleştirince röntgenci diyorlar. Bu işi yapanlar ‘Ben hanıma hesap veririm. Kimseye vermem, benim özelime karışmayın’ diyor. Bu tür olaylar vakai adiye haline geldi. Sıradanlaştı. Aile bizimkutsalımızdır. Bunları demesek bu tür vakaları (gayrimeşru hayatı)meşrulaştırmış oluruz. Benimen büyük korkum, bu tür hadiselerin toplumda normal algılanır hale gelmesi olur.Kur’an’da, kavimlerin helakiyle ilgili ayetler var. Bunlar ibret verici ayetlerdir. Toplumda çürümeye dur demenin neleremal olduğuna en güzel delil Kur’an’daki ibretli kıssalardır. Buna dur demek, ahlaki çöküntüye dur demek gerekir.

Şendiller: Lider de istifa etmeli

Ülkücü camianın tanınmış isimlerinden Ökkeş Şendiller, devlet yönetimine talip olanların dikkatli kadrolar kurması gerektiğini söyledi. Şendiller, “Bu kadar yanlışı olan nasıl siyaset yapacak? Nasıl Türkiye yönetimine talip olacak? Bu istifa ile geçiştirilemez. Devlet Bahçeli kendisi de istifa etmeli” değerlendirmesinde bulundu. Eski ülkücülerden İrfan Sönmez de MHP’deki skandalın sorumlularından birinin Devlet Bahçeli olduğunu ileri sürdü.

‘68 siteye bildirimde bulunduk’

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK), bazı siyasetçilere ilişkin internette yayımlanan görüntüler konusunda, toplam 68 internet adresi içeriğine erişimin engellenmesi için bildirimde bulunduklarını açıkladı. Bunlardan 3’ünün içerik çıkarmadığından alan adı ya da alt adından tümüyle erişime engellendiği, 2 internet sitesi ile ilgili içerik çıkarma işleminin devam ettiği vurgulandı.

DÖRT MAHKEME KARARI

BTK’dan yapılan yazılı açıklamada, kasetlerle ilgili Ankara 12. Sulh Ceza’dan iki, Ankara 14. Sulh Ceza’dan bir ve Bakırköy’den bir olmak üzere dört mahkeme kararının intikal ettiği belirtilerek şöyle denildi: ‘’Karar gereği ilgili internet sitelerinin yetkilileriyle irtibat kurulmak suretiyle ivedilikle işlem tesis edilmiştir. 68 internet adresi içeriğiyle ilgili olarak bu içeriklere erişimin engellenmesi yönünde bildirimde bulunulmuştur.Görüntüler; 5651 Sayılı Yasa’nın 8. maddesinde sayılan müstehcenlik suçu kapsamında yargı kararları ile BTK’ya intikal etmiş olup yargı süreci dahilinde işlemler icra edilmektedir.”

HABER: Gökhan ÖZDAĞ/ANKARA 

Devlet Bahçeli kaset sonrası konuştu

In Siyaset on 09 May 2011 at 07:07

Milliyetçi Hareket Partisi(MHP)’nin İstanbul Abdi İpekçi Spor Salonu’nda yapmayı planladığı aday tanıtım toplantısı gerçekleşmedi.

İşte o şok görüntüler – Foto

İnternetedüşen gizli kamera görüntülerinde adı geçen MHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Didinmez ve eski İstanbul İl Başkanı ve Milletvekili Adayı İhsan Barutçu’nun salonda bulunmadıkları gözlendi.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin İstanbul Abdi İpekçi Spor Salonu’nda yapmayı planladığı aday tanıtım toplantısında milletvekillerinin isimleri okunmadı. İnternete düşen gizli kamera görüntülerinde adı geçen MHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Didinmez ve eski İstanbul İl Başkanı ve Milletvekili Adayı İhsan Barutçu’nun salonda bulunmamaları dikkat çekti.

Toplantıda konuşan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ülkücülüğün değerleriyle ve kabulleriyle bağdaşmayan kim varsa yanlarında asla duramayacağını söyledi.

Bahçeli, “Özel hayatın sınırları içerisinde yer alsa da değerlerimizle, ilkelerimizle, inançlarımızla, ülkülerimizle bağdaşmayan tavır ve hareketleri tasvip etmemiz imkansızdır.
Ahlaki zaafları bulunanlar, nefislerine teslim olanlar, akıllarını başlarına almalıdırlar.Ve aramızda yer bulamayacaklarını kesinlikle bilmelidirler.” şeklinde konuştu.
MHP Genel Başkanı konuşmasının ardından salondan ayrıldı. (CİHAN)

MHP'de yeni kaset depremi

MHP’ye bomba gibi düşen iddia

In Siyaset on 29 Nis 2011 at 09:19

MHP kaset skandalı ile çalkalanıyor. Devlet Bahçeli parti yöneticilerine ültimatom verdi: Kaseti olan başka kim varsa istifa etsin.

Genel Başkan yardımcıları Çobanoğlu ve Yıldırım’ın skandal kasetlerinin ardından MHP lideri Bahçeli, Başkanlık Divanı üyelerini acil toplantıya çağırdı. Uzun bir aradan sonra Ülkü Ocakları’ndan koruma verilen Bahçeli, “Kaseti olan başka kim varsa istifa etsin’ restinde bulundu.

Sağ seçmene, Hz. Osman’a ve Aleviler’e hakeret edenMHP Genel Başkan yardımcıları Recai Yıldırım ve Metin Çobanoğlu‘nun kaset skandali sonrası MHP‘de alarm verildi. MHP lideri Devlet Bahçeli, Bolu ve Düzce’deki programlarının ardından Ankara’ya gelerek önceki akşam partisinin Başkanlık Divanı’nı topladı ve üyeleri uyardı.

“Kaset görmek istemiyorum”

Gece geç saate kadar devam eden toplantıda Bahçeli, benzer şekilde açığı bulunan ve kaseti yayınlanacağım düşündüğü kişilerin tespit edilmesini ve bu isimlerin zaman geçirmeden istifalarım vermesini is tedi. MYK üyelerinin alınmadığı toplantıda Bahçeli, bundan sonra hiçbir divan üyesinin kasetim görmek istemediğim sert bir dille ifade etti. Skandali sonrası Çobanoğlu ve Yıldırım görevlerinden istifa ederken, kayıtlarda adı geçen diğer iki isim koltuklarım korudu. Parti yönetimi, MHP Genel Muhasibi Ümit Şafak ve yeniden aday olmayan Hatay Milletvekili Turan Çirkin’den istifa istemedi.

Disiplin incelemesi başlatıldı 

Genel başkan yardımcılığı ve MYK üyeli ğinden istifa etmek zorunda kalan MHP‘li divan üyeleriyle ilgili parti de disiplin yönün den inceleme başlattı. Parti Disiplin Kurulu yanında parti müfettişlerinin de konuyu inceleyeceği bildirildi. Disiplin soruşturmasına gö re parti tüzüğüne göre ihraca kadar uzanan cezalardan birisinin verilmesinin gündemde ol duğu öğrenildi. İstifa eden genel başkan yardımcılarının kendi lerinin ve araçlarının saldırıya uğramaları üzerine MHP‘de güvenlik önlemleri artırıldı. Bahçeli çok uzun süre sonra yeniden Ülkü Ocaklarından koruma aldı. Bahçeli, genel başkan seçil dikten sonra ocaklardan tahsis edilen koruma geleneğini kaldırmıştı.

Yeni bildiri yayınladılar 

Toplantı sonrasında kasetlerin yayınlandığı farkHulkuculuk.word-press.com internet sitesinde yeni bir bildiri daha yayınlandı. Bildiride, MHP yönetiminde, Çobanoğlu ve Yıldırım gibi yaşam tarzı olanlar istifaya davet edildi.

Yerlerine aday gösterilmedi

MHP Genel Sekreteri Cihan Paçacı, kaset olayının ardından istifa eden Adana ve Kırşehir 1. sıra milletvekili adaylarının yerine yeni isimlerin YSK’ya bildirilmeyeceğini söyledi. Paçacı, yasaya göre istifa edenlerin yerine yeni isim bildirme-yeceklerini belirterek, “Sıralamadaki diğer arkadaşlarımız, istifa edenlerin yerine kaydırılacaklar” dedi. 25. madde engeli Paçacı, konu ile ilgili çalışmalarının sürdüğünü bildirdi. Kaset olayı sonrası Recai Yıldırım ve Metin Çobanoğlu, Genel Başkan Yardımcılığı görevi ile milletvekili adaylığından istifa etmişti. YSK Adana ve Kırşehir seçim bölgelerine ilişkin, 2839 Sayılı Milletvekili Seçim Kanununun 25. maddesine göre işlem yapacak. 25 maddede, “Aday listelerinin kesinleştiği tarihten, oy verme günü saat 17.00′ ye kadar ölüm ve- ya istifa nedeniyle aday listelerinde meydana gelecek eksilmeler, listelerin tamamlanmasını gerektirmez. Ancak, aday listelerinde yukarıdaki nedenlerle boşalma olması halinde listedeki adaylar liste sırasına göre kaydırılmak suretiyle boşalan yerler doldurulur” hükmü yer alıyor.

“8 KASET DAHA VAR”

Kaset skandalının ortaya çıktığı dakikalarda Meclis’te MHP‘nin üst düzey isimleriyle beraber olduğunu söyleyen DYP eski Genel Sekreteri ve Manisa eski Milletvekili Tevfik Diker ise şok açıklamalar yaptı: “Bahçeli’ye akrabalık derecesinde çok yakın bir ismin de aralarında olduğu bir grupla beraberdim. Ağızlarını neredeyse bıçak açmıyordu. Renkleri kap karaydı. Bana ve benimle beraber olan parlamenterlere “Sırada 8 kaset daha varmış’ dediler.” Bahçeli’ye kasetlerle ilgili daha önce de ihbar geldiğini iddia eden Diker, MHP liderinin bunları ciddiye almadığını ve söz konusu isimleri genel başkan yardımcısı olarak seçtiğini belirtti.

Farklı Ülkücüler’in son bildirisi

Recai Yıldırım ve Metin Çobanoğlu ile iki kadına ait gizli kamera görüntüleri ülkücü kadronun tepkisini çekmeye devam ediyor. Kendilerine “Farklı Ülkücüler” ismini veren bir grup şu açıklamayı yaptı: “Tasallutunuz altında koyunlaştığını sandığınız ülkücülerin, liyakatsizlik ve ahlaksızlığınız karşısında nasıl dimdik durduğunu, sineye çekmediğini ve tepkisini ortaya koyduğunu gördünüz! Yönetimde kirli olanlar kendiliğinden istifa etmediği takdirde, bundan sonra da görmeye devam edeceksiniz! Davamızı lekeleyen bu pislikler partinin etrafında dolaşmaya devam ederlerse, bir dahaki sefere parçalanan arabaları değil bedenleri olur! Partinin ve hareketin asıl sahiplerinin, zillet nedir bilmeyen ülkücü gençlerimiz olduğunu herkes görecektir! Selam olsun emanete ve izzetine sahip çıkan ülküdaşlara!”

Eşi ilaçla ayakta duruyor

Evli kadınlar ve Ruslar’la görüntüleri ortaya çıkan MHP Genel Başkan Yardımcısı Recai Yıldırım‘ın eşi Gülseren Yıldırım kriz geçirdi. Hastaneye kaldırılan Gülseren Yıldırım’ın sakinleştiricilerle ayakta tutulduğu öğrenildi. Gülseren Yıldırım hakkında eşi, kasette son derece ağır ifadeler kullanılıyordu. Yıldırım, kasette Betül isimli evli kadınla beraber olmadan önce eşi hakkında alaylı cümleler kuruyor, onun beş vakit namaz kılmasıyla alay ediyordu.

Türkeş’in eşinden Bahçeli’ye tepki

In Siyaset on 04 Nis 2011 at 08:33

Bahçeli’nin Gülen’le ilgili çıkışına bir tepki de merhum Türkeş’in eşinden geldi.

MHP lideri Devlet Bahçeli‘nin Fethullah Gülen ve sevenlerini töhmet altında bırakan açıklamaları merhum Başbuğ Alparslan Türkeş‘in eşi Seval Türkeş‘i de üzdü. MHP liderinin sürpriz çıkışına anlam veremediğini belirten Seval Türkeş, Zaman’a yaptığı değerlendirmede “Açıklama büyük talihsizliktir; Türkeş’in ruhunu bizar etmiştir. Bu yanlıştan derhal vazgeçip doğru yolu takip etmeleri gerekir” çağrısında bulundu.

MHP’nin kurucu lideri merhum Alparslan Türkeş‘in ölümünün üstünden 14 yıl geçti. Oğlu Ahmet ve kızı Ayyüce ile birlikte yaşayan eşi Seval TürkeşMHPGenel Başkanı Devlet Bahçeli‘nin yaptığı açıklamanın Başbuğ’un vefatının yıldönümüne rastlamasının üzüntüsünü yaşıyor. Seval Hanım, bütün milliyetçiler gibi, Bahçeli’nin Hocaefendi’yi gündemdeki bazı davalarla ilişkilendirerek töhmet altında bırakmasını ve ‘cemaatin faaliyetlerini askıya alması’nı teklif etmesine anlam veremiyor.

“Alparslan Türkeş, toplumda fitnenin yayılmasına sebebiyet verecek yalan, iftira, küçük menfaat hesapları, milletin birlik ve beraberliğini zedeleyici, insanlara ve kitlelere huzursuzluk veren, gerçekleri inkâr, hakları ihlal edici, toplumda kaos meydana getirecek her şeyden uzak bir politika takip eder ve hayra hizmet ederdi” diyen Seval Türkeş, yaşadığı üzüntüyü şu sözlerle dile getiriyor:

“Kendi partisinden yapılan son açıklama bu mahiyette olmuş ve ruhunu bizar etmiştir. Şimdi şu günlerde birtakım negatif durumları görüp meseleyi aslından koparmaya kalkmak, bu konuda beyan vermek büyük talihsizliktir. Derhal tamir yoluna gidilmelidir. Burada akıllıca hareket, kaos ortamı oluşturup güvensizlik ve istismar ortamı uyandırmak yerine, bu yolu desteklemektir. Böyle yürür Türkeş’in misyonu. Aksi takdirde onun partisini kullanarak başka alanlara hizmet etmek anlamına gelir ki bu, dengeyi bozmak demektir. Bu yanlıştan derhal vazgeçip doğru yolu takip etmeleri gerekir.”

Merhumun ölümünden kısa süre önce Gülen’e yazdığı 9 Ocak 1997 tarihli ve ‘Efendi Hazretleri’ hitabıyla başlayan mektuba dikkat çeken Seval Hanım, Türkeş’in altını çizdiği “öze dönüş” tarifine dikkat çekiyor. Bu noktanın yüksek tasavvuf ve idealizmin birleştiği nokta olduğunu söyleyen Başbuğ’un eşi, şöyle devam ediyor:

“Bu nokta aynı zamanda Efendi Hazretleri ile Türkeş’in misyonunun çakıştığı noktadır. Türkeş bir aksiyon adamıdır. Efendi Hazretleri de öyledir. Türkeş’in Başbuğluk karizmasıyla yürüttüğü hareketinin kuvvet aldığı nokta yüksek tasavvuf noktasıdır. Ülkü ocaklarını da Yesevi Ocakları’nın muadili olarak kurmuştur. Yüksek bir idealisttir. Bu kaynağını insanın hakikatinden almaktadır. Dolayısıyla yüksek tasavvufla çakıştığı nokta, Efendi Hazretleri’nin yürüttüğü misyonla Türkeş’i buluşturmuştur. Bugün bu çizgi aksiyoner olarak Türkeş’in mektubunda tarif ettiği misyonu yürütmektedir. Dolayısıyla Türkeş’in partisini yönetenlerin bu gerçeği işin sır tarafı olarak görüp destek olmaları, burada bir yanlış varsa samimiyetle düzelterek yolun yürünmesine yardımcı olmaları gerekirdi.”

Seval Türkeş, eşinin Fethullah Gülen‘e “Efendi Hazretleri” diye hitap etmesinin anlamının büyük olduğunu ifade ederken, bu misyonun doğrudan doğruya Türk milletinin birliğini, karşılıklı hoşgörü duygularının geliştirilmesi gerektirdiğini anlatıyor.

Siyasetin de bu minvalde yapılmasının önemine değinen Başbuğ’un eşi, “Zaten siyaset de bunun için yapılır. Bu misyonlar hayata geçirilmezse siyasetin de anlamı kalmaz. ‘En büyük yatırım insana yapılandır’ derdi Türkeş. İnsanların bu manevi değerler çerçevesinde yetişmesi için ömrünü harcadı. Doğruya götürecek olan da siyasilerdir. Birtakım hesaplar uğruna hakikatten uzaklaşmamalıdırlar. Fethullah GülenHocaefendi Hazretleri bunu büyük bir fedakârlıkla, sabırla, telkinlerle, faaliyetlerle çok güzel bir şekilde Türkeş’in de desteklediği, takdir ve motive ettiği yolda götürmektedir” şeklinde konuşuyor.

Şikâyetleri varsa Hocaefendi’yle diyalog kursunlar

Topluma liderlik eden insanların sosyal meseleleri kendine problem etmesi gerektiğini kaydeden Seval Türkeş, son dönemdeki aile faciaları, kadınlara yapılan zulümler, insanların birbirini öldürmesinin önüne ancak bu misyonla geçilebileceğine dikkat çekiyor. ‘Bu faaliyeti ortadan kaldırın’ demenin bu meselelere kafa yorulmadığını gösterdiğini anlatan Başbuğ’un eşi, Türkeş’in koltuğunda oturanların merhumun sağlığında verdiği mücadelenin tersi işler yapma lüksünün olmadığını kaydediyor. Aksi bir durumun Türkeş’e saygısızlık olduğunu söyleyen Seval Hanım, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Kaldı ki bu yöneticiler Türkeş’in kendinin yürütmüş olduğu faaliyetleri ve misyonu da zaten durdurmuş olmakla zan altındalar. Şimdi burayı da durdurmaya kalkmış olmaları onların birtakım odakların sözcülüğünü yapmış olmaları anlamına geliyor. Türkeş’in mirasını yürütecek olsalar bu faaliyete saygı duyup desteklemeleri lazım. Hocaefendi Hazretleri Türk din ve fikir adamlarından yaşayan mühim bir şahsiyettir. Bu zat-ı muhtereme destek olmalılar. Bir problemleri varsa diyalog kurma imkânı vardır. Bizzat kendilerine gidip bu şikâyetlerini iletsinler, yardım alsınlar. Kendisi bu konuda hoşgörü ve diyaloğu zikreden, teşvik edip, hayata geçiren biridir.”

Yavaş’ın Bahçeli’ye mektubu…

In Siyaset on 23 Mar 2011 at 09:19

MHP MYK üyesi Mansur Yavaş’ın Genel Başkan Devlet Bahçeli’ye gönderdiği mektup ortaya çıktı.

Balyoz davası sanığı emekli Korgeneral Engin Alan’ınMHP‘den aday gösterilecek olmasına tepki göstererek milletvekilliği adaylığından vazgeçen Yavaş, partinin, Ülkücü Hareket’e yabancı dar bir kadronun elinde statükocu bir çizgiye oturduğuna dikkat çekiyor.

Yavaş, milliyetçiliğin muhafazakarlıkla iç içe olduğunu, milletin değerleri ve maneviyattan uzaklaşmanın partiyi CHP’den farksız hale getireceği; sonunda da ‘o statükoyla birlikte’ yok edeceği uyarılarında bulunuyor. Zaman’da yer alan habere göre parti yönetiminde bulunan ‘dar kadro’nun, önemli meseleleri hiç MYK gündemine getirmeden karara bağladığı eleştirisini yönelten Yavaş, buna 12 Eylül Referandumu’nu örnek gösteriyor.

Son yerel seçimde MHP Ankara Büyükşehir Belediye başkan adayı olan Yavaş, ‘Sayın Genel Başkanım’ hitabıyla başlayan mektubu, yaklaşan seçimler için ‘iyi niyetli bir uyarı’ mahiyetinde kaleme aldı. Bu anlayışın devam etmesi halinde, Haziran’da yine hüsran yaşanacağı uyarısında bulundu.

Mektupta, parti yönetiminde bulunan ‘dar kadro’nun, önemli meseleleri hiç MYK gündemine getirmeden karara bağladığı eleştirisini yöneltiyor. Örnek olarak da 12 Eylül’de yapılan anayasa değişikliği referandumunu gösteriyor. “Merkez Yönetim Kurulu’nda partimizin referandumda sergileyeceği tutum tartışılmış olsaydı, sanıyorum ülkemiz ve hareketimiz için bundan çok daha hayırlı bir sonuç doğabilirdi” görüşünü kaydeden MYK üyesi, alınan ‘hayır’ kararı ile “CHP’yle özdeş parti” algısının oluşturulduğu tezini işliyor.

Referandumdaki bu strateji hatasının da başta Orta Anadolu olmak üzere, milliyetçiliğin en yüksek oranda taban bulduğu bölgelerde çok ciddi zafiyete yol açtığı tespitini yapıyor. Mansur Yavaş, mektubunda,Devlet Bahçeli‘ye hitaben şu satırlara da yer veriyor: “Millet iradesinin önemli bir bölümüne elitist bir yaklaşımla adeta tepeden bakan, referandumda ‘evet’ oyu kullanmış yüzde 58′lik bir kitleyi neredeyse yok sayan, bütün programını ‘hayır’ oyu kullananlar üzerine yapan ve bunu açıkça ilan eden bir anlayışla sonuç almamız mümkün gözükmemektedir.”

Yavaş, mektubunda, Türkiye’de seçmen kitlesinin ana gövdesini oluşturan milliyetçi-muhafazakar seçmenlerde MHP‘ye karşı oluşmuş olan güven probleminin aşılmasını istiyor. Fakat bunun, mevcut kadro ile başarılamayacağının altını çiziyor. MHP‘nin son geldiği noktayı ise, “Maalesef batı ve güney sahillerine sıkışan, ülke partisi olmaktan uzaklaşan, belli bölgelerin partisi olmaya doğru yol alan bir görüntü ortaya çıkmıştır.” şeklinde özetliyor. Yavaş, mektubunda Ergenekon terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklanan Yalçın Küçük’e de bir parantez açıyor: “Ülkücü çizgiye sadakat bekleyen kitleler, Yalçın Küçük’ün teşekkürüne mazhar olmayı içine sindirememektedir.”

Mektupta, Bahçeli’nin “Güç Birliği” adı altında partiye kabul ettiği bazı isimler de yine aynı çerçevede yaylım ateşine tutuluyor. Bu konunun da MYK’da tartışılmadan hayata geçirildiğini söyleyen Yavaş, şu eleştiriyi getiriyor: “Daha önce başka ülkeler hesabına çalıştığı suçlamasıyla partiye üye bile yapılmayanların adeta sembol isim gibi sunulması, cuntacı oluşumlarda yer aldığı iddiasıyla hakkında davaların devam ettiği isimlerin ön plana çıkarılması kamuoyunda ciddi kuşkular uyandırmıştır. 1995 yılındaki travmayı yaşayan her ülkücüde ikinci Nusret Demiral vakası endişesi başlamıştır.”

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.