H.E.M D.Ü.Ş.Ü.N ; H.E.M G.Ü.L

Mesajlar Etiketlendi ‘Dursun Çiçek’

Dursun Çiçek’in bitiren yeni belge

In Adalet on 28 May 2011 at 08:20

‘İrtica ile Mücadele Eylem Planı’ davasına bakan mahkemenin talebi üzerine polisin gönderdiği rapor, yeni gerçekleri ortaya koydu. Gölcük Donanma Komutanlığı’ndaki gizli bölmede ele geçirilen belgelerde, eylem planıyla örtüşen yeni deliller bulunduğu anlaşıldı…

Jandarma, Adli Tıp ve Emniyet tarafından 7 kez ‘gerçek’ olduğu belirlenen “İrtica İleMücadele Eylem Planı”nı güçlendirecek bir delil daha çıktı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nden, 13. Ağır CezaMahkemesi’ne gönderilen bir yazıda,Gölcük’te ele geçen bir hard diskteki belgede yer alan hususların, “EylemPlanı” belgesindeki konularla aynı olduğunun belirlendiği kaydedildi.

ÇİÇEK’İN ADI DA LİSTEDE 

İstanbul Emniyeti, davaya bakan mahkemenin Gölcük Donanma Komutanlığı’ndaki aramada çıkan belgeler içinde sanık Dursun Çiçek ve “Eylem Planı” ile ilgili olarak herhangi bir bulgu ve belgenin elde edilip edilmediğine ilişkin talebini değerlendirdi.

“Kitleşim” adlı belgede, internet ekipleri kurularak destek sağlanması, mail grupları ve internet siteleri yoluyla sivil dağıtımağlarının geliştirilmesi,medya iletişim koordinasyonunun sağlanması gibi konuların yer aldığı anlatılan yazıda, ayrıca “üretimekibi” ve “dağıtım kanalı” olarak isimlendirilen grupların oluşturulduğu, bu gruplarda görevlendirilmek üzere emekli ve muvazzaf askerler ile sivil bazı kişilerin belirlendiğinin görüldüğü ifade edildi. Yazıda, belgede imzası olan Dursun Çiçek’in adının da listede bulunduğunun tespit edildiği anlatıldı.

Genelkurmay’a sunulmak üzere hazırlanmış

Emniyet’in yazısında, “Planlamaların, ‘Proje’ ve ‘İrtica ile Mücadele Eylem Planı’ isimli belgelerle benzerlik gösterdiği, tamamının oluşturma ve son kaydetme tarihlerinin, word belgesinin oluşturma ve son kaydetme tarihinden önceki tarihler olduğu, belgenin hazırlanmasına kadar gelinen süreçte benzer planlamaların yapıldığı görülmüştür” denildi. Tutanakta, belgenin Genelkurmay’a sunulacağı da ifade edildi.

Koramiral Kadir Sağdıç müebbetle yargılanacak

İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi, Gölcük Donanma Komutanlığı’nda yapılan aramalar sonucu ele geçirilen belgelerle ilgili iddianameyi kabul etti. İlk duruşmalar 23 ve 26 Ağustos’ta yapılacak. Binbaşı Kemalettin Yakar, Binbaşı Behçet Altıntaş, Binbaşı Mehmet Cem Cağlar, Astsubay Erdinç Yıldız’ın tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, sanıklardan Albay Hüseyin Hançer hakkında yakalama emri çıkardı. İddianamede ‘Balyoz Davası’ndan tutuklu bulunan Koramiral Kadir Sağdıç hakkında da iki kez ağırlaştırılmış müebbet isteniyor.

 

Dursun Çiçek Balyoz’dan da tutuklandı!

In Adalet on 18 Şub 2011 at 15:08

Dursun Çiçek Balyoz'dan da tutuklandı!

Balyoz davası kapsamında hakkında tutuklama kararı çıkarılan Kurmay Albay Dursun Çiçek, Beşiktaş’taki İstanbul Adliyesi’ne getirildi.

‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’ davasında tutuklu yargılanan Albay Dursun Çiçek, ‘Balyoz Planı’ davasında hakkında verilen tutuklama kararı yüzüne okunmasının ardından tutuklandı.

Emekli Koramiral Kıyat, dinlenecek

Kayseri eski İl Jandarma Komutanı emekli Albay Cemal Temizöz’ün de aralarında bulunduğu 7 sanığın yargılanmasına Diyarbakır 6′ncı Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Emekli Koramiral Atilla Kıyat faili meçhul cinayetler ile ilgili mahkeme ifade verecek.

Darbelerin baş aktörleri

In Gündem on 23 Oca 2011 at 10:31

Balyoz, Sarıkız, Ayışığı, Ergenekon, İrticayla Mücadele Eylem Planı, Kafes ve Poyrazköy. Hepsi yasa dışı, darbe girişimi, kaos planı…

Balyoz Darbe Planı’nın hazırladıkları gerekçesiyle halen yargılamaları süren birçok sanık, son yıllarda deşifre edilen karanlık planların da altına imza attı. Balyoz’u gerçekleştiremeyen generallerin 1 yıl sonra Sarıkız ve Ayışığı darbe planlarında görev altığı ortaya çıktı. 2003′te Balyoz’da aktif olarak görev alan bazı isimler, 2009′da bu kez Kafes Eylem Planı’nı ve İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın hazırladı. Ergenekon davasında sanık olarak adı geçen birçok isimin ortak noktası da yine Balyoz Darbe Planı’nda görev almaları oldu. Halen Balyoz’dan yargılanan çok sayıda isim Poyrazköy ve Kafes davalarında da sanık olarak yer aldı. Darbeci anlayıştan sıyrılamayan bu isimler her fırsatta yeni planlar hazırlamaya koyuldu. İşte Balyoz’dan Ergenekon’a Kafes’ten Poyrazköy’e değişmeyen isimler:

ÖNCE EMASYA SONRA BALYOZ

* 1. Ordu eski Komutanı emekli Orgeneral Çetin Doğan: 2003′te Balyoz Darbe Planı’nı hazırladı. Balyoz’a sözde hukuki dayanak olarak gösterilen EMASYA (Emniyet Asayiş Yardımlaşma Protokolü) 1997 yılında dönemin Genelkurmay Harekat Başkanı Korgeneral Çetin Doğan tarafından hazırlandı. Mülki amirler talep etmese bile askere şehirlerde toplumsal olaylara müdahale yetkisi veren EMASYA’nın altında Doğan’ın imzası yer aldı. 28 Şubat dönemine damgasını vuran protokol, Balyoz Darbe Planı’nın ortaya çıkmasından iki hafta sonra 4 Şubat 2010′da iptal edildi.

‘SUGA KOMUTANI’NIN GÜNLÜKLERİ

* Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Oramiral Özden Örnek: Dönemin Donanma Komutanı olarak Balyoz’a destek verdi. Balyoz’un Deniz Kuvvetleri ayağı olan SUGA Eylem Planı’nı hazırlayan Örnek, Ege Denizi’nde Yunanistan ile gerginlik çıkararak hükümeti zorda bırakmayı hedefledi. 2003′teki Balyoz Planı’nda SUGA Kuvvetleri Komutanı olarak yer alan Örnek, 2004′te hazırlanan Sarıkız ve Ayışığı darbe planlarında yer aldı. Örnek’in her iki darbe planını detaylarıyla anlattığı günlükleri 2007′de Nokta Dergisi tarafından ortaya çıkarıldı. Karşı çıkmasına rağmen, günlüklerin Örnek’in bilgisayarından çıktığı bilirkişi raporuyla kesinleşti. Günlükler Ergenekon’un iddianamesinin delilleri arasına girdi.

BALYOZ’DAN SONRA SARIKIZ

Hava Kuvvetleri eski Komutanı Orgeneral Halil İbrahim Fırtına: Dönemin Harp Akademileri Komatanı olarak Balyoz’un Hava Kuvvetleri ayağı olan ORAJ Harekat Planı’nı hazırladı. Hükümeti zorda bırakmak amacıyla Yunanistan jetleriyle it dalaşına girmeyi, gerekirse Türk jetini düşürmeyi hedefleyen plan çok tartışıldı. Sıkıyönetim ilanı için TBMM’yi baskı altına almayı planlayan Fırtına, Balyoz’dan sonra 2004 yılında Sarıkız ve Ayışığı darbe planlarında yer aldı. Darbe Günlükleri soruşturmasından ‘şüpheli’ sıfatıyla ifade verdi.

*Deniz Kuvvetleri Plan Prensipler Başkanı Tümamiral Ramazan Cem Gürdeniz: Balyoz’da Suga Kuvvetleri Kurmay Başkanı olarak görev aldı. Gürdeniz, kendisine ait olduğu iddia edilen ses kayıtlarıyla tartışıldı. Ses kaydında cami, ezan ve başörtüsüne hakaretler ve ibadetlerle alay ediliyor, kurban kesenlere ağır hakaretler yağdırılıyordu.

HODSON SENARYOSUNA KATILDI

* Emekli Tuğgeneral Süha Tanyeri: Çetin Doğan’dan sonra Balyoz’da en etkili isim oldu. Balyoz Harekat Planı’nın koordinatörü olan Tanyeri, 2007′de ABD’nin başkenti Washington’da muhafazakar düşünce kuruluşu Hudson Enstitüsü’nde yapılan gizli toplantıya Genelkurmay Stratejik Araştırma ve Etüd Merkezi (SAREM) başkanı olarak katıldı. Anayasa Mahkemesi Başkanı’nın öldürülmesi ve İstanbul’da kalabalık bir yerde bomba patlatılması gibi karanlık senaryoların konuşulduğu toplantıda, ABD’li komutanlara “PKK’nın üst düzey yöneticilerini teslim ederseniz AK Parti’nin oyu artar” dediği öne sürüldü.

* Tümgeneral Bertan Nogaylaroğlu: Balyoz darbesinde dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı Cumhur Asparuk’un nasıl gözaltına alınacağına ilişkin talimata imza attı. Nogaylaroğlu, Süha Tanyeri ile birlikte Washinton askeri ataşesi olarak Hudson Enstitüsü’ndeki gizli toplantıya katıldı.

TERÖRİSTLERİ ÇOBAN SANDI

* Tümgeneral Gürbüz Kaya: 2003′te 1. Ordu’a bağlı 18. Zırhlı Tugay Komutanı olarak Balyoz’da görev aldı. 2008-2010 tarihleri arasında Hakkâri Tümen Komutanlığı yaptı. Bu dönemde Aktütün, Gediktepe ve Hantepe’ye saldırılarda 42 asker şehit düştü. 11 askerin şehit olduğu Gediktepe’de Heron’ların tespit ettiği teröristler için “Çoban sandık” savunması yaptı. Başbakan Erdoğan, BDP Genel Başkanı Ahmet Türk’le görüşmeye hazırlanırken 27 Mayıs 2009′da Çukurca’da patlayan mayında 6 asker şehit oldu. İki oy sonra Kaya ve emrindeki Tuggeneral Zeki Es’e ait ses kaydı ortaya çıktı. Kaya, “6 askeri şehit eden mayın PKK’nın değil TSK’nın” diyen Es’i “Hiçbir sıkıntı yok. Biz aynen planladığımızı uygularız. Hiç önemli değil. Kahrolacak bir şey yok” diyerek teselli etti. AYİM kararıyla korgeneralliğe terfi ettirildi, ancak hükümet açığa aldı.

FAİLİ MEÇHUL’DEN YARGILANIYOR

* Kayseri eski İl Jandarma Alay Komutanı Albay Cemal Temizöz: Tekirdağ İl Jandarma Alay komutanı olarak Balyoz’da görev aldı. Temizöz, Doğu ve Güneydoğu’da 1990′lı yıllarda işlenen faili meçhul cinayetlerle bağlantılı olduğu gerekçesiyle, 9 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle halen Diyarbakır’da tutuklu yargılanıyor.

* Hava Kurmay Albay Cengiz Köylü: Balyoz’un Hava Kuvvetleri ayağı olan Oraj Harekat Planı’nın hazırlanmasında görev aldı. Balyoz darbe planının ardından, MİT’in ortaya çıkardığı İP/Karagah Evleri yapılanmasında adı ‘askeri sanat sorumlusu’ adı geçti. Ergenekon davasından tutuklandı.

6 YIL SONRA KAFES’DE ÇIKTI

*Kuzey Deniz Saha eski Komutanı emekli Koramiral Ahmet Feyyaz Öğütcü: Suga Eylem Planı’nın hazırlanmasında yer aldı. Darbe zemini oluşturmak amacıyla toplumsal olaylar organize etme ve terör örgütlerini kullanma çalışmasına imza attı. Balyoz’dan 6 yıl sonra Mart 2009 tarihli Kafes Eylem Planı’nı hazırlamakla suçlanan Öğütçü, hükümeti dışta zorda bırakmak amacıyla gayri müslimlere yönelik sükast ve bombalı saldırı planları içeren Kafes soruşturmasının 1 numaralı sanığı oldu.

TÜRKÇE EZAN ANDICI HAZIRLADI

* Tümgeneral Halil Helvacıoğlu: Dönemin Jandarma Genel Komutanlığı İstihbarat Başkanı olarak Balyoz’da yer aldı. 28 Şubat döneminde Batı Çalışma Gurubu’na sunulmak üzere hazırlanan Türkçe Ezan Andıcı’na, Jandarma Asayiş Daire Başkanı olarak imza attı. Hasta ziyareti kılıfında evine gittiği subayı fişleyerek TSK’dan atılmasına neden oldu. AYİM kararı ile Korgeneralliğe terfi ettirilen Helvacıoğlu, İçişleri Bakanlığı tarafından açığa alındı.

EYÜP’E SALDIRI İÇİN KEŞİF YAPTI

* Kurmay Albay Mustafa Koç: Balyoz darbe planı kapsamında Eyüp Camii’ne yapılması planlanan saldırı için, keşif ve gözetleme yapma görevinde bulundu. Ancak Eyüp Camii’nin saldırı için uygun olmadığı kanaatine ulaşılınca bu plandan vazgeçildi. Jandarma İstihbarat’ta Tuğgeneral Levent Ersöz’ün altında görev yaptı. Bu dönemde hazırlanan darbe planları nedeniyle Ocak 2009′da Ergenekon’dan tutuklandı.

* Kuzey Deniz Saha Komutanı Koramiral Mehmet Otuzbiroğlu: Balyoz’a dönemin Boğazlar Komutanı olarak destek verdi. Balyoz’a destek verecek subay listelerini harırlamakla görevlendirilen Otuzbiroğlu, Hükümeti yıpratmak amacıyla Nisan 2009′da hazırlanan internet siteleri andıcına Muharebe Elektronik Bilgi Sistemleri (MEBS) Komutanı olarak imza attı. Otuzbiroğlu, İnternet Andıcı soruşturmasında emekli Orgeneral Hasan Iğsız ile birlikte şüpheli sıfatıyla ifade verdi.

İRTİCAYLA MÜCADELE EYLEM PLANI HAZIRLADI

KAFES’E DANIŞMAN OLDU

*MEBS Komutanı Koramiral Kadir Sağdıç: Adı Balyoz iddianamesinde ‘Ankara Birlik Komutan Yardımcısı Tuğamiral’ olarak geçti. Balyoz darbesinde dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Bülent Alpkaya’yı gözaltına alacak kişi olarak görevlendirilen Sağdıç, 6 yıl sonra bu kez Kafes Eylem Planı’yla gündeme geldi. Kafes Planı’nı uygulayacak hücrelerin başındaki danışma kurulunun 2 numaralı ismi olarak adı geçen Sağdıç, Kafes davasının sanığı oldu. Sağdıç’ın Poyrazköy’de ele geçirilen mühimmatın saklanmasına ilişkin talimatları Gölcük’teki Donanma Komutanlığı’nda ele geçirilen belgeler arasında çıktı.

* İzmir Foça Çıkarma Gemileri Komutanı Tuğamiral Mehmet Fatih Ilgar: Balyoz darbe planında Deniz Kurmay Albay rütbesiyle ‘Ankara Bölgesi Koordinatörü’ olarak yer aldı. Kafes’in Danışma Kurulu’nda yer alan Ilgar, Kafes’in 3 numaralı sanığı olarak yargılanıyor.

İRTİCAYLA MÜCADELE PLANI HAZIRLADI

* Albay Dursun Çiçek: Balyoz’da Suga Harekat Planı icrası için Akdeniz Bölgesi Müzahir Subay ve Astsubay listelerinin hazırlama görevinde bulundu. Çiçek, Balyoz darbe planından 6 yıl sonra Genelkurmay 3. Bilgi Destek Şube Müdürü olarak Nisan 2009 tarihli ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’nı hazırladı. Genelkurmay Askeri Mahkemesi’nce tutuklanan Çiçek, soruşturma açılan İnternet Siteleri Andıcı’nın hazırlanmasının da görev aldı.

* Deniz Kurmay Kıdemli Albay Ali Türkşen: Yarbay rütbesiyle Balyoz’un icra safhası ve öncesinde gerekli operasyonel faaliyetleri yürütecek personel listesinin oluşturulmasında görev aldı. Türkşen, Balyoz’dan 6 yıl sonra Poyrazköy ve Kafes davalarının sanığı oldu.

SUGA’DAN ERGENEKON’A UZANDI

*Tuğamiral Levent Görgeç: Balyoz’un SUGA Eylem Planında Gölcük Bölgesi koordinatörleri arasında yer aldı. Kafes ve Poyrazköy iddianamesinin de sanığı olan Görgeç, ÇYDD ve ÇEV soruşturması ile ilgili hazırlanan Ergenekon’un son iddianamesinde ÇYDD ile Deniz Kuvvetleri arasında ki bağlantıyı Ergenekon adına sağlayan isim olarak geçti. İddianamede Görgeç’in, öğrencilerin Ergenekon adına faaliyet göstermelerinin sağlanması konusunda görevlendirildiği belirtildi.

SUİKAST NOTUNDA ADI GEÇTİ

* Albay Tayfun Duman: Yarbay rütbesi ile yer aldığı Balyoz planında İzmir ve Marmaris bölgesindeki darbeye destek verecek subay astsubay listesinin hazırlanmasını sağladı. 2010′da açılan Poyrazköy ve Amirallere Suikast davasının sanığı olarak yer alan Duman’ın adı, Deniz Kuvvetleri ve Donanma Komutanı’na suikast hazırlığını ortaya çıkaran suikast notunda “Alb. Tayfun Duman’dan gelecek fizibiliteye göre Uğur ve Metin Paşa’ya yapılacak operasyonun detay ve tarihlerini Levent Bektaş, Orhan Yücel Albay üzerinden iletecek… ” şeklinde yer aldı.  Balyoz’a bağlı SUGA Eylem Planı’nda görev alan albaylardan İbrahim Koray Özyurt, Dora Sungunay, Muharrem Nuri Alacalı 2010′da açılan Poyrazköy davasında sanık olarak yer aldı. Yine SUGA’da görev alan Mücahit Erakyol da Poyrazköy ve Kafes davalarında sanık olarak yer aldı.

* Tuğamiral Fahri Can Yıldırım: Balyoz darbesine karşı çıkan amiralleri gözaltına alacak personelin görevlendirme yazısının altına imza attı. Poyrazköy ve Amirallere Suikast iddianamelerinin delilleri arasına giren Gündemlerim adlı belgede, Fahri Can Yıldırım, ” Şafak ve Fahrican Y. bizim çocuklardan, kuvvet bunların terfisi üzerine bina edilecek, alt kadememizdeki yapılanmamız için bu iki isim çok önemli. Fahri Can, Güneydoğu kökenlileri temsil edecek” şeklinde yer aldı. Yıldırım,Yürekli gibi 2010 YAŞ’ta tuğamiralliğe terfi ettirildi.

Dursun Çiçek’e “Balyoz” Darbesi

In Adalet on 16 Tem 2010 at 09:07

“İrtica Elyem Planı” davasının tutuklu sanığı Albay Dursun Çiçek’e bir şok ta “Balyoz” iddianamesinden geldi…

Demokrasiye Müdahale Planı davasında hükümeti düşürmeyi hedeflemek suçmasıyla tutuklu olarak yargılanan Albay Dursun Çiçek’in, Balyoz Darbe Planı iddianamesinde 118 nolu sanık olması dikkat çekti.

İddianamede, EK-I isimli ÇOK GİZLİ ve EK-I ibareli, imza kısmında Dz.P.Kur. Kd. Alb. Dursun Çiçek ismi yer alan belgenin “AKDENİZ BÖLGESİ MÜZAHİR SB. VE ASTSB. LİSTESİ” başlığı taşıdığı belirtildi. Bu listede 42 kişiye ait isim-soyisim, rütbe, sicil ve birliği ile ilgili bilgilerin yer aldığı belirlendi.

1 NUMARA DA İMZA DA ÇİÇEK’İN

İddianamede Albay Çiçek hakkındaki Balyoz delilleri de tek tek sıralındı. Buna göre “2002/2003/DZ.KK./BİLGİ NOTU/EK-B.docM” isimli belgede “Çalışma Grupları Görev Bölümü” başlığı altında Suga Harekat Planı kapsamında oluşturulacak çalışma kategorileri belirlenirken Dursun Çiçek ve Ertuğrul Uçar’ın “Akdeniz Bölgesi Müzahir Subay/Astsubay Listelerinin Hazırlanması” ile görevlendirildikleri belirtiliyor. Bu çalışma grubuyla ilgili grup başkanı olarak da Hasan Hoşgit seçilmiş. “2002/2003/Dz.KK./ BİLGİ NOTU/EK-I.doc” isimli belgenin “AKDENİZ BÖLGESİ MÜZAHİR SB. VE ASTSB.LİSTESİ” şeklinde başlık altında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde çalışan 42 personelin isim-soyad, rütbe ve sicil numaraları yazılırken, listede ilk sırada ismi bulunan kişi de Albay Dursun Çiçek olmuş. Belgenin imza kısmında da Dursun Çiçek isminin bulunduğu tespit edildi.

Savcılar, ifadesinde hakkındaki iddiaları reddetse de aldığı emirle liste hazırlama çalışmasına katıldığı ve darbeye teşebbüs suçu işlediğini iddia etti

Sahte evrak yapacak olsam niye imza atayım

Silivri’de dün yapılan duruşmada söz alan Albay Dursun Çiçek, savunmasında üstü örtülü olarak askeri savcılık iddianamesine göndermeler yaptı. “Gizli ve sahte evrak yapacak olsam, niye imza atayım” diyen Albay Çiçek şöyle devam etti: “1 yıllık süreçte komplo altında olduğuma inanıyorum. Kurum olarak da inanıyoruz. Genelkurmay Başkanı da ‘1 yılımı çaldılar’, dedi. Bu olay Türk yargı tarihine Albay Dursun Çiçek vakası olarak, kara leke olarak geçmiştir. Siz de bugün karar vereceksiniz. Ankara’ya ya serbest gideceğim ya da tutuklu gideceğim’’ diye konuştu. Ancak mahkeme Çiçek’in tahliye talebini kabul etmedi.

Kaynak: Star

Savcının Çok Kritik Çiçek Kodları

In Adalet, Askeri on 13 Tem 2010 at 17:39

Genelkurmay Askeri Savcısı Yavuz Şentürk tarafından Albay Dursun Çiçek hakkında hazırlanan iddianame olay yarattı. Ancak iddianamenin kodları okunduğunda ortaya çok daha kritik bilgiler çıkıyor

Savcı, Dursun Çiçek’in İrticayla Mücadele Eylem Planı’nı hazırladığını teyit ediyor. Ancak bunu kendi başına hazırladığını, üstlerinin ve astlarının bilgisi olmadığını, amiralliğe terfi edemediği için kızarak hazırlayıp, medyaya  servis ettiği belirtiliyor.

HERKES KURTARILDI ÇİÇEK HARİÇ

İddianameye bakıldığında toplam 14 kişinin isminin “mağdur” sıfatıyla yeraldığı görülüyor. Bunlar arasında Org. Saldıray Berk ve Erzincan Cumhuriyet Savcısı İlhan Cihaner de var.

Savcı iddianamesini öyle bir kaleme almış ki, iddianamede özetle şu deniyor; “ÜSTLERİN BU İŞLE ASLA İLGİSİ YOK”

53 sayfalık iddianameyi tek cümleyle özetlersek bunu söyleyebiliriz.

Bu durum, askeri yargıda var olan “ASTLARIN HUKUKU”  ile “ÜSTLERİN HUKUKU” tartışmasının yansıması aslında. Bir türlü neşter atılmayan askeri yargının kronik sorunu tekrar devreye girmiş ve Askeri Savcılık üstleri kurtararak olayı adeta Dursun Çiçek’in üstüne yıkmış.

Hatta Savcılık bir adım daha ileri giderek, Org. Berk ve diğer Ergenekon sanıklarını “mağdur” sıfatıyla alt alta iddianameye isimlerini dizmiş.

Dursun Çiçek’e ait olduğu iddia edilen ses kaydı aslında burada kritik. Çiçek, kayıtta soruşturmayı yürüten Askeri Savcı’yla arasının çok iyi olduğunu anlatıyordu.

Ancak, Askeri Savcı ile Genelkurmay Adli Müşaviri Tuğg. Hıfzı Çubuklu’nun da sık sık görüştüğü yazılı basın ve internete yansımıştı. İddianameye bakınca bu görüşmelerden Çiçek’in mi Çubuklu’nun mu daha etkin sonuç aldığı kolayca anlaşılabiliyor.

EN KRİTİK BÖLÜM

İddianamedeki en kritik bölüm ise Çiçek imzalı sözkonusu belgeye “yazı” denmesi. Savcı diyor ki, bu bir yazıdır, üstlerin haberi olmadığı için plan ya da belge diyemeyiz…

Buradan şu noktaya gelinecek: BU PLAN DEĞİLDİR, BELGE DE DEĞİLDİR. SADECE BİR PERSONELİN YAZDIĞI YAZIDIR. DOLAYISIYLA DA ORTADA BİR DARBE PLANI YOKTUR. DOLAYISIYLA DA ORG. BERK, ORG. BAŞBUĞ GİBİ İSİMLER EMEKLİ OLDUKLARINDA SORGULANMALARINA GEREK YOKTUR.

Uzun lafın kısası budur…..

Dursun Çiçek itiraf etti, Baykal zor durumda kaldı

In Adalet, Gündem on 31 Mar 2010 at 17:51

Islak İmza’da imzası bulunduğu iddia edilen Dursun Çiçek, Baykal’la konuştuğunu belirtti. Bu durum baykal’a da soruldu.

Dursun Çiçek’in bugün medyaya yansıyan ses kaydındaki sözleri siyaset dünyasına bomba gibi düştü. Çiçek ses kaydında kendisine sahip çıkmayan askeri kesimlere yönelik eleştirilerini belirtirken, sahip çıkanlar arasında CHP lideri Deniz Baykal’ın da adını sayıyor..

Çiçek Baykal’a olan minnetini, “Dün Baykal’la konuştum, CNN TÜRK’te, dolayısıyla şey yapmış konuyu incelemiş, kızımın avukatıyla görüştüler” sözleriyle dile getiriyor..

İşte Çiçek’in bu sözleri CHP liderini bugün bir hayli zor durumda bıraktı. Gazeteciler, Anayasa Değişiklik Paketi ile ilgili görüşlerini kamuoyuna anlatmak üzere çıkan Baykal’a Çiçek’in bu iddiasını sordu..

Baykal, “İrtica ile Mücadele Eylem Planı”nda imzası olduğu iddia edilen Albay Dursun Çiçek’in kendisiyle telefonda görüştüğü iddialarını çürütemezken sadece, “Albay Dursun Çiçek’le görüştüğüm iddiası ciddiyetsizdir” cevabı vermekle yetindi.

Çiçek’in “Görüştüm” itirafına rağmen Baykal’ın bu görüşmeyi neden inkar ettiği sorusu ise cevabını arıyor..

ÇİÇEK NE DEMİŞTİ?

Bilindiği gibi Albay Dursun Çiçek, bugün internette dolaşıma giren ses kayıtlarında “Dün Baykal’la konuştum, CNN TÜRK’te, dolayısıyla şey yapmış konuyu incelemiş, kızımın avukatıyla görüştüler” demişti.

ISTANBULHABER AJANSI

4 KURUM DA “İMZA ÇİÇEK’İN” DEDİ ANCAK…

In Adalet, Askeri on 23 Mar 2010 at 14:56

Kurmay Albay Dursun Çiçek’e ait olan ıslak imzalı “İrtica ile Eylem Planı” belgesinin Adli Tıp tarafından tam 4 kez incelediği ortaya çıktı…

Adli Tıp Başkanı İnce, ilki askeri savcılığın talebi ile Demokrasiye Müdahale Planı’nı 4 kez incelediklerini söyledi. Belgeyi TÜBİTAK, polis ve jandarma kriminaller de inceledi

Albay Dursun Çiçek imzalı İrtica İle Mücadele Eylem Planı’nın Adli Tıp Kurumu tarafından 3 değil, tam 4 kez incelendiği ortaya çıktı. Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. Haluk İnce, Albay Çiçek imzalı Demokrasiye Müdahale Planı’nın Adli Tıp’taki inceleme safhalarını anlattı. Hem askeri hem de sivil savcılardan gelen talep üzerine belgenin bir değil, 4 kez incelenerek en çok incelenen belge haline geldiğini anlatan Doç. Dr. İnce, bu süreçte sivil veya askeri savcılıktan da hiç bir telkin veya baskı almadıklarına dikkat çekti.

İLK TALEP ASKERİ SAVCILIKTAN

İrtica İle Mücadele Eylem Planı ile ilgili ilk inceleme talebinin sivil değil askeri savcılıktan geldiğini açıklayan Doç. Dr. İnce, “İlgili vaka, bize ilk önce askeri savcılıktan geldi. Genelkurmay Askeri Savcılığı’ndan savcı, bir evrak göndereceklerini söyledi ve kurye aracılığı ile gelen evrağı inceleyip geri gönderdik. Sonra İstanbul Özel Yetkili Savcılığı’ndan belge ‘incelenmesi’ talebiyle 3 kez daha geldi. Biz evrağı toplamda 4 kere inceledik. Tüm incelemeler de Fizik İhtisas Dairesi’nde oldu” diye konuştu.

TÜM LABORATUVARLARDAN ONAY ALDI

Albay Çiçek imzalı Demokrasiye Müdahale Planı’ndaki ıslak imzanın gerçek olup olmadığı incelemesi, toplam 8 kez incelenerek, kırılması zor bir rekora imza attı. Plandaki ıslak imzanın Albay Çiçek’e ait olup olmadığıyla ilgili olarak Adli Tıp Kurumu’nda 4 kez inceleme yapıp “Albay Çiçek eli ürünü” raporu verdi. Belge, TÜBİTAK, Emniyet Kriminal ve Jandarma Kriminal laboratuvarlarında da 4 kez incelemeye alındı. Skandal eylem planı böylece 8 kez incelenip hepsinde de aynı sonuç alınan Türkiye’deki tek adli belge oldu.

Adınızı da elle yazıp imza atın

Albay Dursun Çiçek’in ıslak imzalı belgesi gibi her yıl  çeşitli 11 bin belgenin yanı sıra çek ve senet hakkında da inceleme yapıldığını belirten Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. İnce, hem vatandaşlara hem görevlilere sahte belge ve imza konusunda şu uyarıları yaptı: “İncelenip sahte olup olmadığı araştırılamayan imza türü yoktur, ama en taklit edilemeyen imza türü ad ve soyadın el yazısı ile atıldığı imzalardır. Biz işin uzmanıyız fakat genel toplumsal alışkanlık nedeniyle raporlara bile imzamızı atarken adımız soyadımızı el yazımızla yazmak yerine çoğunluk gibi geometrik şekiller yapıyoruz. Aslında insanın adını el yazısı ile yazması bile imzasıdır. Vatandaşlar güvenlikleri için isimlerini yazdıkları imzaları kullanmalı; bu yöntem özellikle çek-senet gibi olaylarda sahtecilik olaylarının önüne geçilmesinde önemli etken” dedi.

Askeri savcılığın ‘ıslak imza’ inadı

Islak imzalı belge üzerinde daha önce yapılan üç inceleme de, imzanın Albay Dursun Çiçek’e ait olduğunu ortaya koyarken, askeri savcılığın Jandarma Kriminal Laboratuvarında yeni bir araştırma ısrarı tepkiyle karşılandı.

Millete ihanet planlarının bulunduğu ‘ıslak imzalı’ belge üzerinde TÜBİTAK ve Adli Tıp Kurumu’ndan sonra Jandarma Kriminal Laboratuvarı tarafından yapılan üçüncü incelemenin ardından sivil savcılığın, ‘Belge zarar görebilir’ gerekçesiyle geri gönderilmesini istemesine rağmen askeri savcılığın halen belgeyi teslim etmemesi manidar bulundu. Belge üzerinde daha önce yapılan üç inceleme de, imzanın Albay Dursun Çiçek’e ait olduğunu ortaya koyarken, askeri savcılığın Jandarma Kriminal Laboratuvarında yeni bir araştırma ısrarı tepkiyle karşılandı.

“İŞLEMİ BİTEN BELGE ANINDA TESLİM EDİLMELİ”

Gelişmeleri Vakit’e değerlendiren Kayseri Baro Başkanı Ali Aydın, “Ümit ediyorum ki bürokrasinin hantal işleyişinden dolayı geciken bir işlemdir inşallah” dedi. “Tüm makam, mevki, savcılık ve mahkeme; soruşturmayı yürüten savcılığa belge ve bilgiyi anında vermek zorundadır” hatırlatmasında bulunan Aydın, “Zaten belge de soruşturmayı yürüten sivil savcılıktan getirildiğine göre tahkikatın sonuçlandırılabilmesi için işlemi biten evrakın iade edilmesi gerekir” diye konuştu.

ASKERİ SAVCILIK SUÇ MU İŞLİYOR?

Askeri savcılığın söz konusu belgeyi geciktirme lüksünün bulunmadığının altını çizen Aydın, “İlgili savcılığın talebine rağmen askeri savcılık belgeyi kasıtlı bir şekilde geciktiriyorsa bu talihsizliktir ve suçtur. Delillerin toplanması konusunda hukuk açık ve bu engellenemez” dedi. “Dursun Çiçek’e ait ıslak imzalı belgenin sivil savcılığa ulaşmasının ardından yapılacak işlem açıktır” diyen Aydın, “Belgenin altındaki imza kurumlar tarafından onaylanmış, içeriği de suç teşkil ettiğine göre savcılık ilgililer hakkında ceza davası açacaktır. Olması gereken prosedür budur. Ağır ceza mahkemesinde ‘darbeye teşebbüs’, ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik’ten dava açılmasını bekliyoruz” dedi.aktifhaber

Bu İsimler Özür Dileyecekler mi?

In Gündem on 03 Mar 2010 at 11:42

Islak imza gerçek, ‘Çiçek’ gibi darbe planı
Kimler ‘ıslak imza’lı belde için neler söylemedi, 8 ay boyunca ‘sahte’ diyerek meselenin üzerini örtmeye çalışanlar Askeri Savcılığın kararından sonra sus pus oldular.

Türkiye gündemine 12 Haziran’da bomba gibi düşen ve “ıslak imza makinesi bile var” iddialarının ortaya atıldığı “İrticayla Mücadele Eylem Planı” tartışmasına son noktayı Genelkurmay Askeri Savcılığı koydu. TÜBİTAK, Adli Tıp, Emniyet Kriminal’in ardından Jandarma Kriminal’in de belge için “orijinal” raporu vermesinin ardından Genelkurmay Savcılığı’nın Çiçek’in tutuklanmasını istemesi belge ile ilgili tartışmaları bitirdi.

Belgenin Taraf Gazetesi’nde yayınlanmasının ardından 26 Haziran 2009′da Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un “belge değil kağıt parçası” nitelemesi siyaset ve medya dünyasında karşılığını bulmuş ve pek çok isim belgeyi ‘kağıt parçası’ olarak değerlendirmişti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Adli Tıp ‘orijinal’ diyor” açıklamasını tatmin edici bulmayan çevreler, konuyla ilgili konuşma, yazı ve haberlerinde “kağıt parçası” ifadesini kullanmaya devam etmişti. İşte siyaset ve medya dünyasının ‘kağıt parçası’ dedikleri belgeyle ilgili tarihe geçecek ifadeleri:

‘İMZAMI DEĞİŞTİRDİM’

Albay Çiçek, Cumhuriyet Savcılığı’na farklı imza verdiği ortaya çıkması üzerine, “İmzamı değiştirdim” açıklaması yapmıştı. 

CHP LİDERİ DENİZ BAYKAL

Belgeleri teker teker çıkarın ambale olduk

26 Haziran 2009: Ortada komplo değil ciddi     bir belge varsa bunu göster.

30 Haziran 2009: Akıl ve mantık dışı, garip bir iddia. Belge, Genelkurmayın yazı üslubuna, belge üretme tekniğine uygun değil. Amatörce, havai bir metin ve garip bir değerlendirme… Hem AKP’yi, hem bir cemaati, 4 sayfalık bir kağıdın içinde bitirecek. Ciddiyet yok

28 Ekim 2009: Bunun altında siyasi bir plan var. Kanun çıkıyor ardından ihbar mektubu geliyor. 3 yazı ortaya koyuyor. Kardeşim teker teker, ambale olacağız.

18 Kasım 2009: En somut iddia ıslak imza belgesiydi fos çıktı.

24 Ocak 2010: Geçerli geçersiz dayanaklar, belgele gibi şeylerle heyecan yaratılıyor, ama bir şey çıkmıyor.  Bir, iki, üç, üst üste yığınla komplo çıktı. 

MHP LİDERİ DEVLET BAHÇELİ

Gerçek mi sahte mi netleşmemiş belge

03 Kasım 2009: Siyasete müdahale heveslilerinin varlığı konunun ciddiyetle ele alınması gerekliliğini ortaya koymaktadır.

• Yoğun bir bilgi kirliği altında, kimlerin servis ettiği bilinmeyen, gerçek mi sahte mi olduğu netleşmemiş belgeler üzerinden yapılan yorum ve değerlendirmelerin sağlıklı olamayacağı da açıktır.

• Suçlamalara maruz kalan kurumun TSK olması da konuya ayrı bir hassasiyet kazandırmaktadır.  Kurum hakkında yorum beyan etmenin güçlüğü malumunuzdur.

• Türk siyaset ve demokrasi geleneğini de dayatmalara teslim edemeyiz. Türkiye artık bu arayışlarından mutlaka kurtulmalıdır.

MELİH AŞIK

‘Islak imza makinesi’nin mucidi

28.10.2009: “Buyurun size ıslak imza makinesi… Amerika’da üretiliyor… Fiyatı bin dolar civarında. Albay Çiçek’in imzası böyle bir makineden çıkmış olabilir. Olmayabilir. Ama kesin olan bir şey var ki: Islak imza üretmek kolay… Bekir Coşkun’un dediği gibi “Elinde ıslak imzalısı varken neden kurusunu servise koydu?” Bir ihbarcı eliyle TSK’ya tuzak kurulmuş olabileceği ihtimali nedense görmezden geliniyor.”

27.06.2009: “…Türkiye bir kâğıt parçası yüzünden iki hafta zaman ve bir o kadar enerji kaybetti… Bu sahte planı ‘geçersiz bir fotokopi’ olduğunu bile bile kim sızdırdı? … Davayı yandaş basın, sızdırma ve yalan haberlerle istediği gibi etkiliyor.”

28.06.2009: “TSK’nın ‘sahte’ tespitine inanmıyorsanız belgenin  aslını bulup ortaya koyacaksınız”

ERTUĞRUL ÖZKÖK

Tartışmalı belgeler sindirme aracı

1 TEMMUZ 2009: “…Aslı ortaya konmamış, gerçek olup olmadığı tartışmalı bazı belgeler, sindirme aracı olarak kullanılıyor. Demokratikleşmeden çok bir sindirme planı uygulanıyor…”

2 TEMMUZ 2009: “…Askeri savcı, “Biz Albay’ı araştırdık. Hiçbir şey bulamadık. Dava açmaya gerek yok” … Genelkurmay Başkanı canlı yayında “Bizim için bu bir kağıt parçasıdır” diyor. “Bunu siz yargılayamazsınız” diyor. …Sivil savcı ise ‘Albay bu işi yapmıştır’ diyerek, tutuklanmasını istiyor. Mahkeme de isteğe uyuyor ve Albay’ı tutukluyor. Askerlerin belge olayını Milli Güvenlik Kurulu’na götürdüğü, bu olayı ‘Askere karşı asimetrik bir psikolojik harp’ olarak nitelediği ve bunun sorumlularının bulunmasını istediği gece. MGK’nın salı günü toplanacağı çok önceden belliyken tutuklama kararı neden böylesine kritik bir güne bırakıldı?”

27 EKİM 2009: “Bir albayın hazırladığı darbe belgesi için komutan kendini angaje edip ‘Kâğıt parçası’ diyor veya dedirtiliyor. Sonra belgenin aslı ortaya çıkıyor. Hangi ordu bu kadar vahim hatayı kaldırabilir?”

30 EKİM 2009: “Islak imza krizini nasıl sonuca bağlayacağız? Bir tarafta savaş tamtamları çalan ve intikam çığlıkları atanlar var.”

MEHMET TEZKAN

Kendimi kandırılmış hissediyorum

Milliyet gazetesi yazarı Mehmet Tezkan, Balyoz Eylem Planı soruşturması ve Dursun Çiçek imzalı İrticayla Mücadele Eylem Planı ile ilgili düşüncelerini değiştirdi. Kendini kandırılmış gibi hissettiğini söyleyen Tezkan, özetle şöyle konuştu: “Şimdi ilk gün Genelkurmay Başkanı çıkıp bu kağıt parçası dememeliydi. Ben kendimi kandırılmış hissediyorum. Ben Genelkurmay’ın, ordunun başka işlerle uğraştığını zannederken meğer onlar beni kandırarak veya birilerinden destek alarak başka işlerle uğraşıyor. Şimdi Balyoz’a da baktığımız zaman aynı şey ortada. Gerçekse darbedir, bunlar hepsi yargılansın etsin ama ortaya bir başka kandırılmışlık çıkıyor.

…Yani Genelkurmay düşünebiliyor musunuz birileri bu kanıtlandı, birileri çıkıyor ya gidelim de şuraya bir silah bırakalım diyor. Ondan sonra ona komplo çevirelim diyor… Bu ordunun içinde generaller, tuğgeneraller, albaylar düşünebiliyor musunuz dehşetin büyüklüğünü.”

YILMAZ ÖZDİL

Yaş mı? Kuru mu? Gayet net aslında

27.06.2009: “Belge” dedikleri, kağıt parçası çıktı… Kağıt mendil gibi buruşturun.

28.10.2009:  “Yaş mı? Kuru mu? Gayet net aslında. Bazılarına yargısız infaz yapılıyorsa… Daha neyini merak ediyorsun, yaşın kurunun?”

UĞUR DÜNDAR

Masumiyet mektubunu Dündar yayınladı

Star TV Haber Genel Yayın Yönetmeni Uğur Dündar, Albay Dursun Çiçek’in masumiyetini anlatan mektubuyla ilgili haberin ardından “Albay Çiçek’i hayatımda göremedim, telefonla da konuşmadım” demişti.

ÖZDEMİR İNCE

İmza gerçek bile olsa, geçersizdir

27 HAZİRAN 2009: “Fotokopi üzerindeki imza Albay Dursun Çiçek’in gerçek imzası olsa bile metin geçersizdir. Sahte bir belge üzerinden işlem yapabilmek için sahte bir mahkemede, bir duruşma düzenlemek gerekecek. Ancak savcı ve yargıçların da sahte olması, sahte bir divan-ı harp kurulması gerekiyor.”

Ertuğrul Özkök (13 Haziran 2009): Gerizekâlılık örneği
Belgeyi okuyunca sadece iki şey söyleyebilirsiniz: Ya, “Vahim bir provokasyon.” Ya da “Geri zekâlılık örneği”… Eğer bu belge gerçekse; ve yaşanan bunca olaya rağmen Genelkurmay’da birtakım insanlar hâlâ böyle planlar yapma cüretini gösterebiliyorsa, ne diyelim… Olay feci, sızmasına mani olamamak ise başka açıdan feci. Bir Genelkurmay düşünün ki, en gizli belgelerin sızdırılmasına mani olamıyor. Yani bu eylem planını hazırlamak suç. Sızdırılmasına mani olamamak da beceriksizlik. Vergi ödeyen vatandaşların şu soruyu sorma hakkı yok mu? Hâlâ bunları yapmaya hangi cüretle devam edebilirsiniz, nasıl mani olamazsınız? (…) Eğer gerçekse; bunun sorumluları hakkında ne işlem yapılacak?”

Oktay Ekşi (24 Haziran 2009): Ortada bir belge yok…
“Yol bizim bildiğimiz, eldeki nesnenin bilimsel metotlarla incelenip sonuçlandırılmasıdır. O sonuç alınıncaya kadar kimse “AKP’yi ve Fethullah Gülen’i bitirme eylem planı” başlıklı yazının bir ‘belge’ olduğunu -veya olmadığını- söyleyemez. ‘Bu bir belgedir’ dendiği anda artık ortada hukukun varsayacağı bir objeden söz edilebilir. Aksi halde kimsenin eldeki kâğıt parçası üzerinde hükümler inşa etmeye hakkı yoktur. (25 Haziran) Hukuk “şüpheye dayalı” hüküm vermez. Nitekim askerî savcılık da, “Belge yok, fail yok, suç yok” sonucuna vararak dosyayı Cumhuriyet Başsavcılığı’na göndermiş. “Var diyen varsa buyursun” diyerek.”

Can Ataklı (27 Haziran 2009): Hedef Türkiye Cumhuriyeti
İlker Başbuğ çok net konuştu; TSK’ya yönelik yıpratma kampanyasının ‘devletin bekasını’ etkileyeceğini söyledi… Peki komutanın altını çizdiği ‘devletin bekasını’ kim tehdit ediyor? (…) Şu anda devletin bekasını tehdit eden en önemli unsur ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin yerine bir İslam devleti kurma hayali içinde’ yaşayanlardır. (31 Ekim 2009) Oynanan oyunun özü şu: Islak imza operasyonu kamuoyunda inandırıcı bulunmayabilir, olsun, sırada daha ne belgeler var? Bu belge olmazsa başkası çıkacak. O da mı olmadı, bu kez başkası. Taa ki Cumhuriyet ilke ve devrimleri tamamen ortadan kaldırılana, Türkiye bu kesimin zihniyetindeki bir devlete dönüştürülene kadar.

Mehmet Yakup Yılmaz (27 Haziran 2009): Önce sızdıranı bulmak lazım
Belge ile ilgili olarak üç olasılıktan söz edebiliriz: 1- Belge, gerçekten ordu içindeki bir grup tarafından hazırlanmış olabilir. 2- Belge, orduyu yıpratmak amacıyla belli bir çevre tarafından düzenlenmiş olabilir. 3- Ergenekon soruşturması kapsamındaki iddialara dayanak olan belgelerin değerini düşürmek için bir tuzak olarak hazırlanmış olabilir. Askerî savcılık, birinci olasılığın geçerli olmadığını tespit ettiğini bildirdiğine göre şimdi İstanbul’daki savcılığın diğer olasılıkları da göz önünde tutması gerekiyor. Yani belge sızdırılmadan önce ne yapılması gerekli idiyse, onun yapılması gerekli.

Bekir Coşkun (1 Temmuz 2009): Belge sahte, irtica gerçek
“İRTİCA belgesi… Bu tanımdaki ‘belge’ sahte çıktı. Peki ‘irtica’ sahte mi?.. Değil… Anayasa Mahkemesi’nin kararı var: “İrticai faaliyetlerin odağı iktidardadır…” İşte şimdi; gerçek olan irtica, gerçek olmayan bir belgenin hesabını soruyor sizden… “İrtica” var mı?… Var… Merkezi nerede?.. İktidarda… Peki “irtica belgesi” var mı?.. Yok… Ama ne yapacaksınız, Türkiye cinnet geçiriyor… Kimsenin aklına “Yani irtica yok da belgesi mi var?” diye bir soru gelmiyor…”ankarahaber

Tsk Kabul Etti,Baykal İnadım İnat Dedi

In Gündem on 02 Mar 2010 at 22:32

Baykal'ın 'Dursun Çiçek' için son umudu

Bugüne kadarki tüm konuşmalarında ıslak imzanın gerçek olmadığını iddia eden Baykal, TUBİTAK ve jandarma kriminal raporunun da yetmeyeceğini söylerken son bir raporu daha beklemek gerektiğini söyledi.

Millete ve demokrasiye komplo planının altında bulunan imzanın Emniyet Kriminal ve TÜBİTAK’tan sonra Jandarma Kriminal tarafından da Albay Dursun Çiçek’e ait olduğu belirtilmesine rağmen CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, parmak izi sonucunun da beklenmesi gerektiğini söyledi.

Meclis’te partisinin grup konuşmasını yapan ve bugüne kadarki tüm konuşmalarında ıslak imzanın gerçek olmadığını iddia eden Baykal, ilk kez ‘ıslak imza’ konusuna girmedi.

Grup toplantısının ardından odasında bazı gazetecilere konuşan Baykal, jandarma tarafından da imzanın Albay Dursun Çiçek’e ait olduğunun belirtilmesinin yetmeyeceğini, parmak izi sonuçlarının da alınması gerektiğini söyledi.

Kaynak: Cihan

İNADIM İNAT DİYOR ADAM ZORLA İMANA GELECEK DEĞİL YA…

Dursun Çiçek Belgesi Asker Tarafından da Onaylandı

In Adalet, Askeri on 02 Mar 2010 at 10:55

TSK’dan, İrticayla Mücadele Eylem Planı’yla ilgili açıklama geldi. Belgenin altında imzası olduğu yönünde delil edilen ve askeri mahkemeye sevk edilen Albay Dursun Çiçek’in tutuklanma isteminin reddedildiği belirtildi; ‘soruşturma sürüyor’ dendi.

İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın altından imzası olduğu iddia edilen Albay Dursun Çiçek’in, askeri savcılıkta sorgulandığı ve mahkemeye sevk edildiği, mahkemenin de tutuklanma isteğini reddettiği açıklandı.

TSK’dan yapılan açıklamada, “…söz konusu belgenin ıslak imzalı aslının mevcudiyeti iddialarını doğrulayabilecek bazı delillerin elde edilmesi nedeniyle, 24 Haziran 2009 tarihli karara esas teşkil eden gerekçelerin yapılmakta olan soruşturmada geçerliliğini yitirmiş olduğu dikkate alınmış ve Genelkurmay Askerî Savcılığınca verilen “Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı” kaldırılmıştır” dendi.

TSK’dan maddeler halinde yapılan açıklama şöyle:

1. Yürütülen bir soruşturma kapsamında, bir şüphelinin bürosunda yapılan aramada ele geçirilen ve bilahare 12 Haziran 2009 tarihinde bir gazetedeki habere konu olan fotokopi belgeye ilişkin yapılan inceleme sonucunda, Genelkurmay Askerî Savcılığı tarafından 24 Haziran 2009 tarihinde “Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı” verilmişti.

2. Sayın Genelkurmay Başkanı tarafından, 26 Haziran 2009 tarihinde yapılan Basın Toplantısında; “Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı kesin değildir. Biz hukuk devletiyiz. Hukuk devleti ilkelerine de sadığız. Bu belgenin doğru olduğuna ilişkin yeni delil, bilgi, emare vs. çıkarsa elbette bu soruşturma tekrar açılabilir.” şeklinde açıklamalarda bulunulmuştu.

3. 26 Ekim 2009 tarihinde bazı gazetelerde söz konusu belgenin ıslak imzalı aslının bulunduğuna ilişkin haber ve iddiaların yer alması üzerine, Genelkurmay Başkanlığı Askerî Savcılığı tarafından yeniden soruşturma başlatılmıştı.

4. 16 Şubat 2010 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Belge”nin Genelkurmay Askerî Savcılığına gönderilmesini müteakip, söz konusu belgenin ıslak imzalı aslının mevcudiyeti iddialarını doğrulayabilecek bazı delillerin elde edilmesi nedeniyle, 24 Haziran 2009 tarihli karara esas teşkil eden gerekçelerin yapılmakta olan soruşturmada geçerliliğini yitirmiş olduğu dikkate alınmış ve Genelkurmay Askerî Savcılığınca verilen “Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı” kaldırılmıştır.

5. Bu kapsamda devam olunan soruşturma sırasında, ifadesi Askerî Savcılık tarafından yeniden tespit edildikten sonra, Dz.P.Kur.Alb. Dursun ÇİÇEK tutuklama talebiyle Askerî Mahkemeye sevk edilmiş ve 01 Mart 2010 tarihinde Genelkurmay Askerî Mahkemesi tarafından tutuklama talebinin reddine karar verilmiştir.

6. Soruşturmaya Askerî Savcılık tarafından devam edilmektedir. Herkesin; soruşturmanın gizliliği ve masumiyet ilkelerine saygılı olmasını, bu bağlamda sorumlu hareket etmesini ve yargı sürecinin sonucunu sabırla beklemesini bir kez daha hatırlatmakta yarar görülmektedir.

HANİ BİR KAĞIT PARÇASINDAN İBARETTİ…

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.