H.E.M D.Ü.Ş.Ü.N ; H.E.M G.Ü.L

Mesajlar Etiketlendi ‘Ergenekon’

Kamuran Erboğa dinlenecek

In Adalet on 29 Nis 2011 at 13:17

Birinci “Ergenekon” davasına bakan mahkeme heyeti,Danıştay saldırısıyla ilgili görgüsü ve beyanı bulunanDanıştay 2. Daire Başkanı Kamuran Erboğa‘nın talimatla tanık olarak ifadesinin alınmasına karar verdi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık ve avukatların taleplerine ilişkin değerlendirmesini yaparak, ara kararlarını aldı. Buna göre, mahkeme heyeti, gizli tanık “Aydın-1″in açık kimliğini ifşa eden sanıklardan Vedat Yenerer’in avukatı Vural Ergül hakkında Beşiktaş’taki İstanbul Cumhuriyet Başsavcıvekilliğine suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi. Danıştay saldırısı mağdurları, Danıştay Başkanı Mustafa Birden ile üye hakimler Ayla Gönenç, Ayfer Özdemir ve Ahmet Çobanoğlu’na hakları hatırlatılarak, şikayet, müdahale talepleri ve delillerin sorulması için CMK 250. maddesiyle ilgili nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığına talimat yazılmasına karar veren mahkeme heyeti, talimata Gönenç’in savcılık ifadesi ile Alparslan Arslan’ın teşhise elverişli fotoğraflarının da eklenerek teşhis işleminin yaptırılmasını kararlaştırdı. 

Olayla ilgili görgüsü ve beyanı bulunan Danıştay 2. Daire Başkanı Kamuran Erboğa‘nın, 17 Mayıs 2006 tarihinde meydana gelen Danıştay saldırısıyla ilgili tanık olarak dinlenilmesi için CMK 250. maddesiyle yetkili nöbetçi ağır ceza mahkemesine talimat yazılmasına hükmeden mahkeme heyeti, talimat yazısına, savcılıkta verdiği ifadesi ile Arslan ve tanık Koray Yılmaz’la ilgili ifade suretleri ile Arslan’ın teşhise elverişli fotoğrafının da eklenmesine karar verdi.

Mahkeme heyeti, sanıklardan İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’in, Danıştay olayından sonra iki kamu kurum ve kuruluşuna suikast yapılacağı, bunların 10. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer ve Adalet Bakanlığı olabileceği şeklindeki beyanları dikkate alınarak, Genelkurmay Başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı ve MİT Müsteşarlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğüne yazı yazılmasını kararlaştırdı. Sanıklardan İsmail Yıldız hakkında mahkemeye yönelik sözleri nedeniyle gereğinin yapılması için Silivri Cumhuriyet Başsavcılığına yazı yazılmasını kararlaştıran mahkeme heyeti, ilk duruşmada da tanık Mehmet Ener ve Kemalettin Gülen’in dinlenmek üzere hazır edilmeleri için İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne yazı yazılmasına karar verdi.

SAVCI HAMZA KELEŞ DE TANIK

Daha önce dinlenilmeleri kararlaştırılan Sinan Berberoğlu ve Nejat Uysal’ın zorla getirilmesine hükmeden mahkeme heyeti, sanıklardan Veli Küçük’e de ara karara uymayarak, buna muhalefet ederek duruşma düzenini bozucu davranışlar sergilediği gerekçesiyle 3 celse duruşmalardan men cezası verdi. Mahkeme heyeti, CMK 250. maddesiyle yetkili nöbetçi Ankara Ağır Ceza Mahkemesine talimat yazılarak, Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Hamza Keleş’in tanıklığına başvurulmasını karara bağladı.

AVUKAT VURAL ERGÜL’E 16 CELSE MEN CEZASI

Sanıklardan Sevgi Erenerol’un vekaletsiz avukatlık görevini yürüten avukat Vural Ergül’ün duruşmalarda defalarca ikaz edilmesine rağmen, duruşma düzenini bozucu davranışlara devam ettiğini belirten mahkeme heyeti, mahkeme hakimleri ve savcılarına eleştiri sınırlarını aşan hakaret veya iftira kapsamında değerlendirilebilecek sözler sarf ettiğini kaydetti. Mahkeme heyeti, gizli tanıkların kimliğini açığa çıkarma yönündeki kararlı somut söz ve tavırlarıyla kanunun lafzına, ruhuna ve ulaşmak istediği amaca aykırı ve tanıkların güvenliğini tehlikeye sokacak kararlı ve ısrarlı söz ve davranışlarda bulunduğu dikkate alınarak, Ergül’ün 16 celse duruşmalardan men edilmesini kararlaştırdı. Mahkeme Ergül’ün gizli tanıkların kimliğini açığa çıkarma yönündeki tavırları nedeniyle de gizli tanıkların dinleneceği tüm celselere katılmasına yasak koydu. (AA)

CHP listeleri davalık

In Siyaset on 15 Nis 2011 at 09:43

Milletvekili adayları parti içinde tartışmalara neden olan CHP’de sular durulmuyor.

Sabri Ergül, PM’de yapılan oylamaların Seçim Kanunu, SPY ile parti tüzüğüne aykırı olduğu gerekçesiyle YSK’ya itiraz edecek. Ergenekon davası kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılan Ankara Ticaret Odası (ATO) eski Başkanı Sinan Aygün’ün CHP‘den adaylığına ilişkin Parti Meclisi’nde (PM) yapılan oylama, Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) gidiyor. İzmir eski milletvekili, avukat Sabri Ergül, adaylara yönelik itiraz süresinin başlamasının ardından “partili” sıfatı ile YSK’ya, oylamanın Seçim Kanunu ve Siyasi Partiler Yasası (SPY) ile parti tüzüğüne aykırı olduğu gerekçesiyle itiraz edeceğini açıkladı.

“EVET” OYLARI ONAYLAR

PM’deki oylamada 38 ret oyu çıktığını ancak adaylık oylamasında “evet” oylarının dikkate alınması gerektiğini belirten Ergül, “Adaylığı için genel başkan ve 80 üyeden oluşan PM’nin salt çoğunluğunun yani 42 üyenin evet oyu alması gerekiyor. Ret oyları ile adaylık belirlemesi olmaz” dedi. 1 Mart tezkeresinin Meclis Genel Kurulu’nda reddedilmesini örnek gösteren Ergül, “Evet oyları, hayır oylarından fazla çıktı. Ancak evet oyları, salt çoğunluğa ulaşmadığı için tezkere reddedildi. Bu ret, Anayasa Mahkemesi’nin kararları dikkate alınarak yapıldı. PM’deki oylamada ise, hayır oyları sayıldı ancak onay için 42 salt çoğunluk evet oyu gerekiyor” diye konuştu.

OYLAMA GİZLİ YAPILMALI

Ergül, oylamanın işari yapılmasının da tüzüğe aykırı olduğunu söyleyerek, “PM’deki oylamaları gizli yapılması gerekir” dedi. Ergül, itirazı dikkate alması durumunda YSK’nın, Genel Merkez’den PM’nin görüşme bantları ve tutanakları istemesi gerektiğini belirterek, “Seçim Kurulu’nun, oylamanın yeniden yapılması kararı alması durumunda ise, PM’nin olağanüstü toplanıp Aygün’ün adaylığını yeniden oylaması gerekiyor. Ancak bu kez oylamanın gizli yapılması gerekir” dedi. Kulislerde, PM’de yeniden oylanması durumunda Aygün’ün adaylığının düşeceği iddia ediliyor.

TUZAK KURMADIK  PKK’YI SAVUNMADIK

CHP Aday listelerinde Baykal ve Sav ekiplerinin tasfiyesinin yankıları da sürüyor. Baykal ekibinden Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı, yazılı açıklamasında, şu tepkiyi gösterdi: “Emeğin en yüce değer olduğunu söyleyenler, listeleri oluştururken hangi emek kriterlerini gözetmişlerdir. Biz Atatürk ilkelerinin savunulmasından fayda gelmez diyenlerden değiliz. Onun adını ağzına almaktan ürken, sözde devrimci yeni CHP‘lilerden değiliz. Önder kadrolara, lidere kurulan tuzaklara seyirci kalmadık. Kim yönetimde ise, hızlı manevralarla onların arkasında televizyonlarda görünmeyi becermedik. Partimize hiç tuzak kurmadık. Bizler ne PKK’nın avukatlığını yaptık, ne de Fethullah’ın savunucusu olduk.”

SANIKLARIN ADAYLIKLARINA İTİRAZ

Kamuoyunda tartışmaya neden olan CHP, MHP ve BDP’nin bazı davalar kapsamında yargılanan kişilerin adaylık başvurusuna itiraz edildi. Adalet Platformu Başkanı Adem Çevik, ”Ergenekon”, ”Balyoz” ve ”KCK” davalarının sanıklarının milletvekili adaylıklarının iptal edilmesi istemiyle Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) başvurdu. Çevik, İstanbul İl Seçim Kurulu Başkanlığı’nın bulunduğu Sirkeci’deki İstanbul Adliyesi önünde yaptığı açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) ”Balyoz Planı”na sahip çıktığını öne sürerek, YSK’nın da bu emir altında kalmaması gerektiğini, Meclis’te darbeci milletvekili istemediklerini söyledi. Anayasa’yı, Meclisi ortadan kaldırmayı amaçlayan, Hükümeti yıkmaya çalışan ve bu nedenle de yargılananları TBMM çatısı altında görmek istemediğini ifade eden Çevik, YSK’ya, sanık adayların adaylıklarının kabul edilmemesi için başvuruda bulunduklarını kaydetti. Adem Çevik, milli iradeye, Hükümete ve yargıya karşı darbecilik ve silahlı isyan suçlarından yargılanan 24 milletvekili adayından ”Ergenekon”, ”Balyoz” ve ”KCK” davalarından yargılananların adaylıklarının Anayasa’nın 14, 76, 81 ve 83. maddesine aykırı olmasından dolayı yargı sürecine müdahale olarak kabul edilmesi gerektiğini savundu.

CHP’de ‘Ergenekon’ sancısı

In Siyaset on 08 Nis 2011 at 09:35

Liste için kampa giren CHP’de Süheyl Batum, Ergenekon sanıklarının listelerde yer almasını isterken, Gürsel Tekin buna karşı çıkıyor…

Ergenekon soruşturmasındaki tutuklamalara karşı çıkan CHP, genel seçimler öncesinde davada yargılanan sanıkların milletvekili adaylıklarını tartışıyor.Süheyl BatumErgenekon sanıklarının listelerde yer almasını isterken, Gürsel Tekin buna karşı çıkıyor. CHPlideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ise 1 veya 2 ismin listeye girebileceği görüşünde olduğu ifade ediliyor.

CHP yönetimi, 11 Nisan’a kadar belirlemesi gereken milletvekili aday listesi için kampa girdi. Her gün toplanan Merkez Yönetim Kurulu (MYK), listelere son şeklini vermeye çalışıyor. Hafta sonu yapılacak olan Parti Meclisi’nde (PM) üyelerin onayına sunulacak aday listesinde ‘Ergenekon sancısı’ yaşandığı öğrenildi.Ergenekon‘un tutuklu sanıklarından Mehmet Haberal, Tuncay Özkan, Mustafa Balbay ve Hanefi Avcı ile tutuksuz sanıklar Sinan Aygün ve İlhan Cihaner CHPlistesinden milletvekili seçilip dokunulmazlık zırhına bürünmeyi hesaplıyor. Ergenekon sanıklarının adaylıklarına başından beri destek veren Genel Başkan Yardımcısı Süheyl Batum, söz konusu isimlerin listeye girmesi gerektiği konusunda yönetici arkadaşlarını ikna etmeye çalışıyor. Kılıçdaroğlu’ndan sonra partinin en güçlü ismi olan Gürsel Tekin iseErgenekon sanıklarının aday gösterilmesine karşı. Bu durumun CHP‘ye oy kaybettireceğini düşünen Tekin’in,Süheyl Batum‘la görüş ayrılığı yaşadığı, bu durumun parti yönetimini de ikiye böldüğü belirtiliyor. CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun ise iki görüşü de değerlendirdiği, listelerde 1 veya 2 Ergenekon sanığına yer verebileceği ifade ediliyor.

DOĞU’DA AŞİRET ÜYELERİ GÜNDEMDE

Bu arada CHP‘nin milletvekili listesi de şekilleniyor. Buna göre, Doğu ve Güneydoğu’da daha fazla oy almak için bazı aşiret temsilcileri ve sağ kökenli isimler aday gösterilecek. Erzurum’da Şeyh Sait’in torunlarından eski Refah Partisi milletvekilli Abdülillah Fırat, Elazığ’da eski bakanlardan Ali Rıza Septioğlu’nun oğlu Fevzi Septioğlu, Van’da Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Zahir Kandoşoğlu, Şanlıurfa’da ise İzol aşireti mensubu Halit İzol’un listenin ilk sıralarında olacağı kaydediliyor. Diyarbakır listesinin ise tartışmalı olduğu belirtiliyor. Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun İstanbul’dan listeye girmekte ısrar etmesi üzerine Diyarbakır’da ilk sıraya DYP’li eski bakanlardan Salih Sümer’in konulması bekleniyor. (Zaman)

AHMET ŞIK ÇARK ETTİ…

In Adalet on 06 Nis 2011 at 14:23

Ergenekon terör örgütü soruşturması kapsamında tutuklanan Ahmet Şık çark etti.

Ergenekon’un talimatları doğrultusunda hazırlanan ve mahkemenin ‘örgütsel doküman’ olarak nitelendirdiği ‘İmamın Ordusu’ adlı çalışmanın taslağında yer alan notların bir kısmının kendisine ait olmadığını itiraf etti. Şık, “O notlar bir haber kaynağıma ait ama ismini açıklamayacağım.” ifadelerini kullandı.

Oda TV’ye düzenlenen operasyon sonrası gözaltına alınan ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanan Ahmet Şık‘ın, savcılık sorgusunda ‘İmamın Ordusu’ isimli çalışmasının taslağında yer alan ‘notlar’ da gündeme gelmişti. Söz konusu notlarda, ‘yukarıdaki bölüm yanlış yazılmış.  Çünkü; siz ülkede kurgu Ergenekon operasyonu yapan cemaat çetesini anlatırken, konuyu değiştirdiniz. … ifadesini düzeltiniz…’ gibi emir içeren ifadeler yar alıyordu.

Savcılık, söz konusu yazıların Ergenekon terör örgütünün talimatları doğrultusunda taslağa düşülen notlar olduğunu ileri sürdü. Şık ise sorgusunda hiç kimseden talimat almadığını, söz konusu notların kendisine ait olduğunu savunmuştu. Ancak aynı Ahmet Şık, haftalar sonra ifade değiştirdi.

Aylık haber-yorum dergisi Express, nisan ayı sayısı için,Ahmet Şık‘la mektup aracılığıyla röportaj yaptı. Şık’a ‘neden böyle bir kitap yazdığı’ sorulmuş. Şık, mevcut Ergenekon soruşturmasının ‘derin’ yapının üzerini örttüğünü savunuyor. Bunun için böyle bir kitap yazma ihtiyacı hissettiğini anlatıyor. Türkiye’deki ‘derin’ yapıyı ise 20 yıl öncesine, 1990′lara kadar dayandırıyor. Hanefi Avcı’nın ‘Haliç’te Yaşayan Simonlar’ kitabına sarılıyor. Devrimci Karargâh terör örgütü yöneticisiyle telefon görüşmeleri tespit edilen Avcı’nın da kendisi gibi ‘kitap yazdığı için’ tutuklandığını anlatıyor. Ahmet Şık, Ergenekon’un talimatıyla hazırlandığı ileri sürülen çalışmasında daha önce yazılan kitaplardan uzun alıntılar yaptığını da itiraf ediyor. Hiçbir delile dayanmayan ve kitaba aldığı cemaatle ilgili iddialarını yeniliyor. Ancak somut tek bir örnek veremiyor.

HABER KAYNAĞIMI AÇIKLAMAYACAĞIM!

Oda TV’de ele geçirilen ‘Ulusal Medya 2010′ belgesini ise görmediğini savunuyor. “İçeriğine bakarsanız, AKP ya da cemaat karşıtı olan ve bunu dillendiren herkes ETÖ üyesi olmaktan kendini cezaevinde buldu. Bilgi notlarında benim kitap yazdığım, o konuda Nedim’in beni çalıştırdığına dair ibareler var. Deli saçması şeyler.” diyor. “Taslaktaki notların Ergenekon’un notları olduğu, senin ise savcılık sorgunda notların hepsini sahiplendiğin iddia ediliyor.” sorusuna ise şöyle cevap veriyor:

“Savcılıkta bana ‘Bu notlar sana mı ait?’ diye sorularak sadece iki-üç cümle okundu. Onlar aynen benim notlarımdı. Bana başka not okunmadı. Bilgim dışında Oda TV’ye gönderilen ya da oradaki bilgisayara konulan nüshada yer alan notlar savcı ya da hâkim tarafından bana sorulmadı. Bunları şimdi, tutuklanmamdan üç hafta sonra, gazetelerde görüyorum. O notlar haber kaynaklarımdan birinin, bana aktardığı bilgileri çek etmesi için kendisine verdiğim nüsha üzerine aldığı notlardır. Not olarak gönderilmiş öneriler ve görüşleri zaten kabul etmem, benimsemem mümkün değildi. Ama, tarih yanlışları vb. maddî hataları, hakaret teşkil edebilecek kısımları düzeltecektim. Bu notlardan sadece kitabın dokusuna, yani gazetecilik faaliyetime uygun olanları dikkate aldım, kişisel görüş içeren notları ise kullanmadım. Kaynaklarımın kimler olduğunu ise basın meslek kurallarına riayet ederek saklayacağım.”  (Zaman)

CHP’li Aysever’in Haberal itirafı

In Siyaset on 06 Nis 2011 at 09:35

Aysever, 12 Haziran’da yapılacak seçimler öncesinde partisiyle ilgili çarpıcı değerlendirmeler yaptı.

Son dönemde parti içindeki radikal çıkışlarıyla dikkat çeken Parti Meclisi (PM) üyesi gazeteci Enver Aysever, ‘Yeni CHP‘nin farklı yüzü’ olarak gösteriliyor. Andımız ve 10. Yıl Marşı’yla ilgili ezberbozan açıklamaları özellikle emektar partilileri rahatsız etmişti. Son iki Parti Meclisi’nde de yer bulan Aysever, 12 Haziran’da yapılacak seçimler öncesinde partisiyle ilgili çarpıcı değerlendirmeler yaptı.

Ergenekon sanıklarının aday gösterilmesine net bir şekilde karşı çıkan Aysever, bu isimlerin CHP ile ideolojik bir birlikteliğinin söz konusu olmadığına dikkat çekti. Özellikle Başkent Üniversitesi Rektörü Mehmet Haberal‘ın CHP‘ye kazandıracağı tek bir oy olmadığını dile getiren Aysever, sol düşünceye karşı olan parti için birçok girişime tepki gösterdi.

Aysever, “CHP gibi sosyal demokrat bir partinin, TÜSİAD’la, Sinan Aygün’le, Mehmet Haberal‘la, Ufuk Söylemez ile ne işi olabilir? Bu isimlerden gelecek bir tane oy yoktur. Ergenekon sanıkları diye özel olarak savunulacak bir kitle yoktur.” tespitlerini yaptı. Bu isimlerin ‘dokunulmazlık zırhına’ bürünmeyi amaçladığı yorumlarıyla ilgili de, “Hukuksuzluğa çözüm olarak milletvekili olmayı düşünüyorlarsa sıkıntı vardır.” dedi.

Bununla birlikte herkesin siyaset yapma hakkı olduğunu da vurguladı ve Ergenekon sanıklarının aday adaylığı başvuruları için hukuki bir sakınca olmadığını söyledi. Ancak CHP‘de bu isimlerden ziyade, işçilerin, örgüt emekçilerinin ve solcu kadınların olmasını istedi.

RAHİBE AFİŞİNİ ASANLAR İHRAÇ EDİLMELİYDİ

12 Eylül anayasa referandumu öncesinde başörtülü kadınların rahibeye benzetildiği afişleri de değerlendiren PM üyesi, afişleri asan CHP‘li Avcılar Belediye Başkanı Mustafa Değirmenci’ye verilen kınama cezasını yetersiz buldu. Değirmenci’nin partiden ihraç edilmesi gerektiğini savunan Aysever, söz konusu afişte üç ayrı hakaretin bulunduğunu kaydetti. Hem Müslüman kadınlara hem de rahibelere hakaret edildiğini, ayrıca Genel Başkan Kılıçdaroğlu’na da adeta ‘siyasi suikast’ yapıldığını belirtti.

Aysever, Kemal Kılıçdaroğlu’nun sıkça sözünü ettiği ‘Yeni CHP‘ye de değindi. Kılıçdaroğlu’nun CHP‘nin iktidar adayı olabileceğini gösterdiğini ve parti içindeki korku imparatorluğunu yıktığını ifade etti. Buna karşılık hâlâ eksikler bulunduğuna işaret ederek, “Yeni CHP‘nin daha sınıfsal bakarak kapitalizme karşı bir cephe alması gerektiğini düşünüyorum. Türkiye’deki solcular büyük bir yanılgı yaşadı. Bir kısmı milliyetçilik tarzında solculuk yapmaya başladı, bir kısmı içi tamamen boş olan liberal solculuk yapıyor. Bu yüzden enternasyonel sol CHP‘yi light buluyor.” görüşlerini dile getirdi. Aysever, Türkiye’de gerçek bir laikliğin olduğuna inanmadığını da vurguladı. Bu nedenle CHP‘nin toplumun bütün kesimleriyle kucaklaşmasını istedi. Toplumda kucaklaşmanın sağlanması için Türk’ün Kürt’ü, Alevi’nin Sünni’yi, laik kesimin de muhafazakârları anlaması gerektiğinin önemine vurgu yaptı.

Enver Aysever, Ergenekon ve KCK davalarına da temas etti. Her iki davada da insanların yargılanmasından yana olduğunu ama yargılanma şeklinin tutuksuz olması gerektiğini savundu.

28 Şubat’ın sahipleri medya mensuplarıydı

CHP Parti Meclisi üyesi Enver Aysever, 28 Şubat’la ilgili düşüncelerini de paylaştı. O dönemde ‘kıs kıs gülenler’ ve ‘oh olsun’ diyenler olduğunu hatırlatırken medyanın rolüne dikkat çekti. “28 Şubat sürecinde medyada rol alanlar, sürecin direkt sahipleriydi.” diyen Aysever, “Bir de dışarıdan o günkü iktidarı beğenmeyenler, oh olsun diyenler vardı. Ben 28 Şubat’ta mağdur olanlara da, bugün Ergenekondavasında tutuklananlara da oh olsun demem.” ifadelerini kullandı. (Zaman)

İnternet andıcında yeni gelişme

In Adalet on 05 Nis 2011 at 22:36

‘İnternet andıcı’ soruşturmasının başlamasına neden olan ‘Hayhay’ isimli belgenin bulunmasına ilişkin arama görüntüleri dava dosyasına girdi.

İkinci Ergenekon davası sanıklarından eski Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım‘ın evinde, ‘İnternet andıcı’ soruşturmasının başlamasına da neden ‘Hayhay’ isimli belgenin bulunmasına ilişkin arama görüntüleri dava dosyasına girdi.

İnternet andıcı soruşturması kapsamında eski 1. Ordu Komutanı emekli Orgeneral Hasan Iğsız ile üst düzey subayların da arasında bulunduğu birçok isim Beşiktaş’taki özel yetkili savcığa ifade vermişti.

İnternet andıcı soruşturmasının açılmasına neden olan ‘Hayhay’ isimli belge, İkinci Ergenekon davasının tutuklu sanığı eski yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım’ın evinde yapılan aramada ele geçirilmişti.

Ergenekon davasına bakan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yazışmalar neticesinde Yıaldırım’ın evinde yapılan aramalara ilişkin görüntüler, emniyet müdürlüğü tarafından mahkemeye gönderildi.

‘Hayhay’ isimli belgenin Yıldırım’ın evinde yapılan aramada ele geçirilen 7 Nolu DVD içerisinden çıktığı iddia edilmişti.

Belgeye göre Hasan Ataman Yıldırım’ın, Ergenekon terör örgütü adına kara propaganda amaçlı kurduğu iddia edilen 42 farkıl site isimleri de şunlar bulunuyordu; “irtica.net”, “irtica.org”, “gencizbiz.net” , “gençlik.info” “pkkgerçegi.net”, “turkses.org”, “naksilik.com”, “turkatak.gen.tr”, “turkihsgenocide.net” ve “ozgurgenc.net”

Polis kamerası ile çekildiği öğrenilen görüntülerde yapılan aramalara, incelenen belgeler ve dijital verilere ilişkin bölümler yer alıyor.

CİHAN

HSYK’DAN ÖZ AÇIKLAMASI

In Adalet on 30 Mar 2011 at 19:43

HSYK 1. Daire Başkanı İbrahim Okur, Savcı Öz’ün yetkilerini neden aldıklarını açıkladı.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu 1. Daire Başkanı İbrahim Okur, “Zekeriya Öz hakkındaki verilen kararların devam eden soruşturmalar ve bu kapsamda gündeme gelen eleştirilerle bir ilgisinin olmadığını söyledi. Okur “Savcı Öz’ü İstanbul Cumhuriyet başsavcı vekili yapınca otomatikmen özel yetkileri kaldırmak zorunda kaldık” dedi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına atanan Turan Çolakkadı’ya güvenli bir ekip gerektiğini ifade eden İbrahim Okur “Savcı Öz’ü ve Seçen’i bu sebeple başsavcı vekili yaptık” dedi. Okur, özel yetkilerin Zekeriya
Öz yerine neden Fikret Seçen’e verildiğine de açıklık getirdi.  Fikret Seçen’in Savcı Öz’den “daha kıdemli olduğu için” özel yetkilerin kendisine verildiğine ifade etti.

ERGENEKON DAVASINA BUNDAN SONRA KİM BAKACAK?

İbrahim Okur, Ergenenon davasına bakacak savcı ve ekibinin Turan Çolakkadı ve Fikret Seçen tarafından belirleneceğini ifade etti. Bundan sonra Fikret Seçen’in soruşturmalarda daha ön planda olacağını söyledi.
AHMET DOĞAN-SAMANYOLU HABER


ZEKERİYA ÖZ’E BEKLENMEDİK GÖREV


TAM LİSTEYİ GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN


SAVCI ÖZ’ÜN DEVREDECEĞİ DAVALAR


AK PARTİ’DEN İLK TEPKİ


CHP’DEN SAVCI ÖZ’LE İLGİLİ İLK TEPKİ


BAŞSAVCI ÇOLAKKADI’DAN İLK AÇIKLAMA


CHP’nin adayları ve acı gerçek

In Siyaset on 30 Mar 2011 at 13:46

CHP’nin adayları ve acı gerçek

CHP’de yaşananlar yanlış mı yorumlanıyor? Yoksa…

Eser Karakaş’ın yazısı

CHP’de yaşananların yanlış yorumlandığı kanısındayım.

Açmaya gayret edeceğim.

12 Haziran Genel Seçimleri’ne yaklaşık iki ay kala siyasi partiler aday listelerini belirliyorlar.

CHP de bu süreçte hem yeni üyeler kazanıyor hem de adaylarını belirliyor.

Basından öğrendiğimiz kadarıyla Gaziantep eski belediye başkanı Sayın Celal Doğan’ın, Kültür eski bakanı Sayın Fikri Sağlar’ın CHP üyelikleri reddedilir ya da bekletilir iken, Ergenekon sanığı Sayın Mehmet Haberal’a CHP üyeliği veriliyor ve muhtemelen 12 Haziran’da da TBMM’ye üye yapılacak.

Çok yakın geçmişte, Sayın Mustafa Balbay ve Sayın Tuncay Özkan için de benzer şeyler duymuş idik.

Bu aday profilini tercih etmek CHP’nin iç işidir, kimseyi ilgilendirmez.

Ancak, bir noktanın da altını çizmek isterim doğrusu.

CHP dışı, CHP’ye sıcak bakmayan kimi çevreler, CHP’nin bu aday profil tercihini eleştirir iken, darbecilikten yargılanan kişilerin aklanmadan TBMM’ye taşınmasını yadırgıyorlar, CHP yönetiminin bu kişilerin suçsuzluklarına bu ölçüde inanmalarını kınıyorlar.

Ve kanımca büyük bir yanlışın içine  düşüyorlar.

CHP diye adlandırdığımız siyasi hareket iç içe geçmiş çok sayıda halkadan oluşuyor.

CHP yönetimi var, CHP TBMM grubu var, CHP parti teşkilatı var, CHP’nin tarihsel destek bloğu var (başta yargı ve asker olmak üzere bürokrasi), CHP çizgisindeki basın var, Cumhuriyet mitingleri katılımcıları var, genel CHP seçmen kitlesi var, vs.

Bu halkalardan hiçbirinden Sayın Mehmet Haberal’ın (sembol olarak bu adı veriyorum) CHP adaylığına yoğun bir tepki gelmedi ve gelmeyecek.

Ama bu tepkisizliğin nedeni bu iç içe halkaların Sayın Haberal’ın suçsuzluğuna inanmamaları değil.

Bu halkaların mensuplarının kahir ekseriyeti Sayın Mehmet Haberal’a yönelik suçlamaların doğru olmadığını değil, bu isnatların suç olmadığını düşünüyor.

İşin vahim, çok vahim tarafı da bu.

Bu iç içe halkalarıın büyük bölümü, 2003, 2004 yıllarında sağır sultanın bile duyduğu darbe girişimlerinden biri gerçekleşse idi, bu sonucu çok meşru görecek idi.

Bu ülkede yaşıyorsanız, bu iç içe halkalardan yakından tanıdıklarınız, arkadaşlarınız, dostlarınız varsa bu acı gerçeği çok yakından görüyor olmanız gerekiyor.

Bu halkaların 28 Şubat 1997 kepazeliğine, 27 Nisan 2007 ilkelliğine nasıl tepki verdiklerini hatırlarsak ne demek istediğim çok daha iyi anlaşılacaktır.

CHP, küçük istisnaları dışarıda bırakır isek, AK Parti’ye yönelik darbe girişimlerini inandırıcı bulmuyor değil, bu süreçlerin suç olmadığını düşünüyor.

Herkes elini vicdanına koyarak şu soruya cevap vermeli: eşi türbanlı bir AK Parti adayı Çankaya çıktığı gün asker darbe yapsa idi, geçen gün İzmir’de “yarın sıra kimde?” diye miting düzenleyenlerden kaç kişi bu durumu bir felaket, bir utanç, karşısında direnilmesi gereken bir haydutluk olarak değerlendirecek idi?

CHP’nin çekirdek kadro ve seçmeni, Özden Örnek’in günlüklerinin sonradan birileri tarafından yazıldığına inanıyor falan değil; bu kesim bu günlüklerin bize gösterdiklerinin o konjonktürde normal olduğu kanısında.

Bunu açık açık dile getiremeseler bile.

Kaç CHP’li acaba askerin Genelkurmay binasında siyasal, hatta hükümete karşı raporlar, belgeler düzenlemesini bir anormallik, bir suç olarak değerlendiriyor?

Herkesin bu acı durumla yüzleşmesi ve bu gerçeğe göre siyaset üretmesi gerekiyor.

Stargazete.com

 

Kozinoğlu ODA TV’ye belge sızdırmış

In güvenlik on 30 Mar 2011 at 12:52

Ergenekon’dan tutuklanan MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu Oda TV’ye belge sızdırmış.

Ergenekon‘dan tutuklanan MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu‘nun, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı’na ait belgeleri Oda TV‘ye gönderdiği ortaya çıktı.Oda TV baskınında ele geçirilen ‘KOZİNOĞLU 3′ adlı klasördeki dokümanların çoğu ‘gizli’ ve ‘hizmete özel’ ibaresi taşıyor. Kozinoğlu, savcının telefon görüşmelerine ilişkin sorusuna ise, “Sağırım, duymadım.” diye cevap verdi.

Ergenekon soruşturması kapsamında Soner Yalçın’ın sahibi olduğu Oda TV‘ye yapılan baskında ele geçirilen “KOZİNOĞLU 3″ klasörünün detayları belli oldu. Dosyada, Milli İstihbarat Teşkilatı ile Genelkurmay Başkanlığı’na ait çok sayıda ‘hizmete özel’ ve ‘gizli’ ibareli belge yer alıyor. Edinilen bilgilere göre, söz konusu gizli belgeleri Oda TV‘ye, tutuklanarak cezaevine konulan MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu sızdırdı. Savcı Zekeriya Öz tarafından sorgulanan Kozinoğlu, arama yapılana kadar Oda TV‘nin adını bile duymadığını ileri sürdü. ‘Koz.doc’ isimli word dokümanındaki “Rusya ve Özbekistan’daki cemaat operasyonları hakkında Kozinoğlu’ndan gelen belgeleri mutlaka gündeme taşıyalım. Kozinoğlu’ndan gelen diğer belgeleri de değerlendirelim.” notlarını ise açıklayamadı. “Ben belge vermedim.” demekle yetindi. Kozinoğlu’na, OYAK Genel Müdürü Coşkun Ulusoy ile yaptığı telefon görüşmeleri de soruldu. Ulusoy’un, “Biz yıllarca asın kesin dedik.” sözünün ne anlama geldiği sorusuna ise şu çarpıcı cevabı verdi: “Abim gibi görüştüğüm bir insandır. Benim kulaklarım sağır olduğu için telefon konuşmalarının çoğunu duymamış olabilirim. Yüzde kırkbeş sol kulağımda işitme kaybı ve dibliks var. Ancak şu an herhangi bir alet kullanmıyorum.”

Ergenekon soruşturması kapsamında tutuklanan MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu‘nun MİT‘e ve Genelkurmay Başkanlığı’na ait birçok gizli belgeyi, Oda TV‘ye sızdırdığı ortaya çıktı. Edinilen bilgilere göre, Oda TV‘de ele geçen ‘KOZİNOĞLU 3′ isimli klasör içerisinde yer alan belgeleri gösteren Savcı Zekeriya Öz, “TSK ve MİT‘e ait bu belgelerin sizin tarafınızdan Oda TV‘ye verildiği anlaşılmıştır.” diyor. İddiaları reddeden Kozinoğlu, arama yapılana kadar Oda TV‘nin adını bile duymadığını savunuyor. Savcı Öz, Kozinoğlu’na Oda TV‘de ele geçirilen ‘Koz.doc’ isimli word dosyasında yazılı “Rusya ve Özbekistan’daki cemaat operasyonları hakkında Kozinoğlu’ndan gelen belgeleri mutlaka gündeme taşıyalım. Kozinoğlu’ndan gelen diğer belgeleri de değerlendirelim.” şeklinde notlar bulunduğunu hatırlatarak, “Soner Yalçın ve Oda TV çalışanlarına ne tür bilgi ve belgeler temin ettiniz? Bu belgeleri Oda TV ya da Soner Yalçın’a vermenizin sebebi nedir?” sorusunu yöneltiyor. Kozinoğlu, bu soruya, “Ben bu kişilere hiçbir bilgi ve belge vermedim, bu kişileri tanımıyorum.” şeklinde cevap veriyor.

Bunun üzerine Savcı, Oda TV‘de yapılan aramada elde edilen dijital veriler içerisinde ‘KOZİNOĞLU 3′ isimli klasör de olduğunu ve bu klasör içerisinde TSK’ya ve MİT‘e ait olduğu anlaşılan GİZLİ ve HİZMETE ÖZEL ibareli çok sayıda belge bulunduğunu hatırlatıyor. Savcı, “(Koz) isimli word dosyasında yazan notlar, TSK ve MİT‘e ait gizli belgelerin bulunduğu klasörün ismi ve uzun yıllar TSK ve MİT‘te görev yapmanız birlikte değerlendirildiğinde, TSK ve MİT‘e ait bu belgelerin sizin tarafınızdan Oda TV‘ye verildiği anlaşılmıştır.” diyor.

Kozinoğlu’na, OYAK Genel Müdürü Coşkun Ulusoy ile 8 Ekim 2009′da yaptığı telefon görüşmeleri de soruluyor. Söz konusu görüşmede OYAK Genel Müdürü Ulusoy’un “Biz yıllarca asın kesin dedik.” şeklinde ifadeler kullanıyor. Savcının, “‘Biliyorsun biz yıllarca asın kesin dedik.” diyerek neyi kastetmektedir?” sorusuna Kozinoğlu ise şu ilginç cevabı veriyor: “Benim kulaklarım sağır olduğu için telefon konuşmalarının çoğunu da ben duymamış olabilirim. Bu konuda raporum da vardır. Yüzde kırkbeş sol kulağım işitme kaybı ve dibliks de vardır. Ancak şu an herhangi bir alet kullanmıyorum.”

Coşkun Ulusoy’un genel müdürlük görevi yaptığı OYAK’a bağlı OYAK Güvenlik’in genel müdürü emekli Albay Orhan Çoban, Kozinoğlu ile birlikte gerek Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda ve gerekse MİT Müsteşarlığı’nda birlikte çalışmıştı. OYAK Güvenlik genel müdürü emekli Albay Çoban’ın ismi Danıştay saldırısı sırasında kayıt almayan kamera ile gündeme gelmişti.

“KOZİNOĞLU 3″ isimli klasör içerisinde yer alan belgeler şöyle:

1-”97.06.04 Gnkur İnceleme Sonuçları” isimli dosya içerisinde “GİZLİ VE KİŞİYE ÖZEL” ibareli, TSK’ya ait olduğu anlaşılan “BATI ÇALIŞMA GRUBU İNCELEME SONUÇLARI” konulu, toplam (15) sayfadan ibaret taranmış doküman

2-”ABD NİN IRAKTAN ÇEKİLME PLANI” isimli dosya içerisinde “HİZMETE ÖZEL” ibareli, TSK’ya ait olduğu anlaşılan (9) sayfadan ibaret taranmış doküman

3-”ABD STRATEJİK ETÜR MRKZ MAKALESİ” isimli dosya içerisinde “HİZMETE ÖZEL” ibareli, (2) sayfadan ibaret doküman

4-”altınbaş holding-” isimli dosya içerisinde “GİZLİ” ibareli TSK’ya ait olduğu anlaşılan toplam (4) sayfadan ibaret (2) adet taranmış yazı

5-”Cüneyt ZAPSU hakkında bilgi” isimli dosya içerisinde “GİZLİ” ibareli TSK’ya ait olduğu anlaşılan (4) sayfadan ibaret taranmış doküman

6-”f güen h baş grupları arası gerginlk” isimli dosya içerisinde “GİZLİ- KİŞİYE ÖZEL” ibareli MİT‘e ait olduğu anlaşılan (2) sayfadan ibaret taranmış doküman

7-”GENKUR 2 BAŞKANINCA VERİLEN EMİRLER” isimli dosya içerisinde “GİZLİ VE HİZMETE ÖZEL” ibareli toplam (11) sayfadan ibaret (2) adet taranmış yazı

8-”iç güvenlik konsepti 2005(10.taslak)” isimli dosya içerisinde “GİZLİ” ibareli toplam (39) sayfadan ibaret doküman

9-”kozinoğlu” isimli dosya içerisinde “GİZLİ” ibareli MİT‘E ait olduğu anlaşılan toplam (183) sayfa doküman,

10- “mit takdimi. fethullah gülen grubunun yurt dışı faaliyetleri” isimli dosya içerisinde “GİZLİ” ibareli,MİT‘e ait olduğu anlaşılan toplam (22) sayfa doküman

11-”örgüt mensubu olmaktan yargılanmış basın mensupları” isimli dosya içerisinde “GİZLİ” ibareli, toplam (12) sayfadan ibaret doküman

12-”pkknın yurt dışı organizasyonları” isimli dosya içerisinde “GİZLİ” ibareli, toplam (12) sayfa doküman,

13-”pkk-kongra-gel terör örgütünün almanyadaki faaliyetleri” isimli dosya içerisinde bir kısmı “GİZLİ” ibareli, “PKK/KOGRA-GEL TERÖR ÖRGÜTÜNÜN AVRUPA’DAKİ YAPILANMASI” konulu, toplam (192) sayfa doküman

14- “radikal dini grupları faaliyetleri” isimli dosya içerisinde bir yazının eki olduğu anlaşılan toplam (6) sayfa doküman

15-”yeni ortadoğu düzeni hakkında” isimli dosya içerisinde, “HİZMETE ÖZEL” ibareli TSK’ya ait olduğu anlaşılan toplam (7) sayfadan ibaret, taranmış doküman

16- “ABDULKADİR AYGAN” isimli PDF dosyası içerisinde “GİZLİ” ibareli MİT Müsteşarlığına ait olduğu anlaşılan, toplam (40) sayfa doküman

17-”CHP TARAFINDAN HALKLA BİRLİKTE ÇÖZÜM GÜNEYDOĞU İLLERİNDEKİ TOPLANTI” isimli PDF dosya içerisinde “GİZLİ” ibareli TSK’ya ait olduğu anlaşılan toplam (8) sayfa doküman

18-”YARGITAY ÜYELERİNCE YENİ ANAYASADA DİKKAT EİLECEK HUSULAR”isimli PDF dosya içerisinde, toplam (10) sayfa doküman  ERKAN ACAR-ZAMAN

 

Kılıçdaroğlu fena yakalandı

In Siyaset on 29 Mar 2011 at 13:35

Ergenekon soruşturmasında toplatılan kitap için “Şeytanın aklına gelebilir” diyen Kılıçdaroğlu’nun kendisi bakın ne yapmış?

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, sözkonusu kendisi olunca basın özgürlüğünü, yayın özgürlüğünü, ifade özgürlüğünü çabuk unuttu.

Ergenekon soruşturması kapsamında İmamın Ordusukitabına basılmadan el konulmasını, “Ancak şeytanın aklına gelebilecek bir şey” sözleriyle eleştiren CHPLideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, kendisini eleştiren “Çarkçı Kemal” isimli kitaba ise yayın yasağı koydurmak istediği ortaya çıktı.

Kitabın yazarı Süleyman Yeşilyurt ve yayıncı Yıldız Matbaacılık’a tazminat davası açan Kılıçdaroğlu, kitabın “basım, dağıtım ve satım işlemlerine” dava sonuna kadar ihtiyati tedbir konulmasını istedi, bununla da kalmadı, 1.5 milyon TL maddi tazminat talep etti.

CHP’yi zora sokmak istiyorlar

CHP liderinin Ankara 13. Asliye Hukuk Mahmekesi’ne açtığı dava dilekçesinde, Şubat 2011′de piyasaya çıkan ve CHP yönetimini rahatsız eden kitabın “genel seçimler öncesi CHP‘yi zor durumda bırakmaya yönelik olduğu” ileri sürüldü. Dilekçede, yazar hakkında 100 bin liralık tazminat davası açıldığı belirtilerek, kitaba basım, yayın ve satış yasağı getirilmesi istendi.

Satılan kitapların parasını istedi

Bununla da yetinmeyen Kılıçdaroğlu, kitabın üzerindeki “100 bin baskı” ifadesine atıfta bulunarak kitaptan elde edilen gelirin de kendisine verilmesini talep etti. Medeni Kanunu’nu 25, maddesine atıf yapan dilekçede, “Saldırıya uğrayan davacıyla haksız saldırı nedeniyle elde edilmiş bulunan kazancın vekaletsiz işgörümü hükümleri uyarınca talep etme verilmiştir” denildi. Basılan tüm kitapların satılması halinde 100 bin adet basılan ve 14 TL’den satılan kitabın geliri yaklaşık 1.4 milyon TL’ye ulaşıyor. Kılıçdaroğlu’nun davalılardan istediği toplam maddi tazminat da 1.5 milyon TL’yi buluyor.

Benimki yazar özgürlüğü değil mi?

Kılıçdaroğlu, tazminat davasının yanı sıra Yazar Süleyman Yeşilyurt hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Dün hakaret soruşturması kapsamında ifade veren Yeşilyurt, “yazarlar özgür olmalı” diyen Kılıçdaroğlu’nun bu tutumunu anlayamadığını söyledi. Yeşilyurt, “Kitabımdaki çoğu bilgiler basında ve gazetelerde yer almıştır. Liderlerin hayatları hangi partiden olursa olsun şeffaf olmalıdır” dedi. Kılıçdaroğlu’nun 1.5 tirilyonluk dava açmasının basın hürriyetine darbe niteliğinde olduğunu söyleyen Yeşilyurt, “Muhalefette iken böyle yapan birisi iktidar olursa neler yapar” diye sitem etti. Yeşilyurt, kitabının 20 Şubat’ta ilk kez tanıtım için AŞTİ’de standlara konulduğunu, aynı gün Savcılık kararıyla tanıtım afişlerinin kaldırıldığını belirtti.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.