H.E.M D.Ü.Ş.Ü.N ; H.E.M G.Ü.L

Mesajlar Etiketlendi ‘Genelkurmay’

Ahmet Zeki Üçok’a Genelkurmay’dan dava

In Askeri on 19 Nis 2011 at 06:57

“Sahte çürük raporu çetesine üye olmak” ve “yağmaya azmettirmekten” toplam 403 yıl, ifadesini aldırdığı astsubaya hipnozla işkence yaptırmaktan da 36 yıla kadar hapsi istenen Hakim Albay Ahmet Zeki Üçok‘un şimdi de askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak ve memuriyet görevlerini kötüye kullanmak suçlarından 1 yıl 4 aydan 9 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi. Genelkurmay Askeri Savcılığı tarafından hazırlanan iddianamede Üçok’un ‘memuriyetten men’ edilmesi de talep edildi.

52 MAĞDUR VAR

Genelkurmay Yardımcı Askeri Savcısı Hakim Yarbay Yaşar Yüce tarafından hazırlanan 84 sayfalık iddianamede
Genelkurmay Askeri Mahkemesi tarafından da kabul edildi. Aralarında Gazetemizin Haber Müdürü Güngör Ergün ile Kayseri’de gözaltındayken hipnozla ifadesi alınan Astsubay Ali Balta‘nın da olduğu 52 isim iddianamede mağdur olarak yer aldı.

ÜÇ OLAYDA SUÇ TESPİT EDİLDİ

Üçok’un 26 Eylül 2009′da ‘sahte çürük raporu çetesine üye olmak’ ve ‘yağmaya azmettirmekten’ tutuklanması üzerine harekete geçen Milli Savunma Bakanlığı, Üçok’un Hava Kuvvetleri Komutanlığı Askeri Savcısı olarak görev yaptığı süreç içerisinde yürüttüğü soruşturmalarda hukuka aykırı eylem ve işlemlerinin bulunup bulunmadığının tespiti için Askeri Adalet Müfettişleri’nin görevlendirdi. Üçok’la ilgili olarak suç duyuruları ve gazetelerde yer alan haberleri mercek altına alan müfettişler hazırladıkları kanaat raporlarında, Üçok’un adının karıştığı üç olayda çok önemli suç unsuru olabilecek tespitlerde bulundu. Kanaat raporlarını değerlendiren
Genelkurmay Askeri Savcılığı da hazırladığı iddianamede Üçok’un makam aracını yasalara aykırı olarak bir çok kez özel işlerinde kullandığını, Bugün Gazetesi Haber Müdürü Güngör Ergün‘ün ifadesinin tespiti sırasında usule aykırı hareket ettiğini ve Kayseri 2. Hava İkmal ve Bakım Merkezi Komutanlığı’nda görevli aralarında Ali Balta‘nın da olduğu üç astsubayın gözaltı işlemlerinde zincirleme olarak görevini kötüye kullandığını belirledi.

MAKAM ŞOFÖRLERİ İTİRAF ETTİ

Mamak aracıyla özel mülkiyete konu arzaya bakmak için gittiği ifade edilen Üçok’un yine makam aracıyla yasalara aykırı olarak değişik tarihlerde lokanta ve pastane gibi yerlere gittiği kaydedildi. İddianamede Üçok’un şoförlüğünü yapan çok sayıda erin Askeri Adalet Müfettişleri’ne verdiği ifadeleri de yer alırken, bu ifadelerde de Üçok’un makam aracının şahsi işlerinde kullandığı doğrulandı. Tanık ifadelerinde Üçok’un makam aracıyla birkaç kez çocuğunu dersaneden aldırıp evine bıraktırdığı da aktarıldı. Askeri adalet müfettişleri raporunda, “Tanıkların yer ve zaman belirterek verdikleri ifadeleri ile gazete haberlerinin örtüşmesi karşısında, ortaya çıkan eylemin askeri aracı hususi menfaatinde kullanmak suçuna sebebiyet vereceği izahtan varestedir” şeklinde kanaat belirtti. İddianamede Üçok’un bu suçlamadan dolayı “Zincirleme olarak askeri eşyayı özel menfaatinde kullanmak” suçunu işlediği ifade edildi.

KAYSERİ’DE ZİNCİRLEME SKANDAL

İddianamede Astsubay
Ali Balta‘nın Kayseri’de alınan ifade işleminde yaşanan hukuka aykırılıklar da tek tek anlatıldı. Astsubay Ali Balta‘nın talebi olmamasına rağmen Ankara Barosu’na kayıtlı Avukat Nail Karaaslan’ı Kayseri’deki soruşturmada hazır bulundurduğu belirlenen Üçok’un, ‘Görüştürürsek bir daha konuşmaz’ diyerek Balta’yı avukatı Mustafa Dokumacı ile görüştürmediği aktarıldı. Mahkemede izin almadan bir çok kişiyi dinlettiği de anlaşılan Üçok’un aramalarda ele geçirilen bir çok eşyayı adli emanete almadan kalem odasında açıkta bıraktığı vurgulandı. Arama ve el koyma kararlarına ilişkin askeri savcılık kararları için mahkemeden onay almadığı da tespit edilen Üçok’un Kayseri’deki soruşturmada “zincirleme olarak memuriyet görevini kötüye kullanmak” suçunu işlediği belirtildi.

BUGÜN‘E TEHDİT DE İDDİANAMEYE GİRDİ

Genelkurmay Yardımcı Askeri Savcısı Hakim Yarbay Yaşar Yüce tarafından hazırlanan iddianame,
Ahmet Zeki Üçok‘un Bugün Gazetesi Haber Müdürü Güngör Ergün‘ün ifadesinin tespiti sırasında usule aykırı hareket ettiğini de gözler önüne serdi. Konuyla ilgili olarak Askeri Adalet Müfettişleri’nin kanaat raporunda önemli tespitler yer aldı.

GÖREVİ KÖTÜYE KULLANMA

Üçok hakkında Milli Savunma Bakanı’nın verdiği ‘kınama’ cezalarını haberleştiren gazeteci
Güngör Ergün, ‘belge sızdırma’ soruşturması kapsamında ‘tanık’ ya da ‘şüpheli’ olduğu belirtilmeksizin Hava Kuvvetleri Askeri Savcılığı’na çağrılmıştı. Kendisiyle ilgili belgenin sorgusuna bizzat kendisi katılan Üçok, elinde bir kağıt göstererek, “ev ve işyerinde arama kararı çıkarırım” diyerek Ergün’ü baskı altına almaya çalışmıştı. Yaşanan skandal olay normalde sorguyu yapmakla görevlendirilen, ancak Üçok’un müdahalesiyle sadece ifadeyi izlemekle yetinen Askeri Hakim Asteğmen Eşref Kumbaroğlu’nun Askeri Adalet Müfettişleri’ne tanık sıfatıyla verdiği ifadesiyle de teyit edildi. Müfettiş raporunda, “Ergün’ün bu ifadeyi kendi özgür iradesi ile verdiğini kabul etmek pek de mümkün görülmemektedir. Adı geçen tanığın ifadesinin zora dayalı alındığı kanaatine varılmaktadır. Dolayısıyla Üçok’un tanık Ergün’ün ifadesinin tespiti sırasında bu şekilde davranması eyleminin memuriyet görevini kötüye kullanmak suçuna vücut verebileceği değerlendirilmiştir” değerlendirmesi yapıldı.

CMK’YA AYKIRI HAREKETETTİ

Genelkurmay Askeri Savcısı da iddianamede Ergün’ün ifadesinin tespiti sırasında usule aykırı hareket edilmesine ilişkin olarak Üçok’a önemli suçlamalar yöneltti. Üçok’un Ergün’ü tanık ya da şüpheli olarak mı ifadeye çağırdığını müracata rağmen belirtmediği vurgulanarak, Ergün’ün ifadesini alırken tanık olarak mı, şüpheli olarak mı aldığına ilişkin ifade tutanağında birbiriyle çelişen ifadelere yer verildiğine dikkat çekildi.  Askeri savcı olayla ilgili tespitlerini şöyle sürdürdü:
“Üçok ifadesini almadan önce Ergün’ün ev ve iş yerinde, bilgisayarlarında arama yapılmasına ilişkin talep yazısını hazırlatması ve bu talep yazısını ifade sürecinde yırtması, ifade alma sürecinde ve öncesinde Ergün’e ‘bilgi vermesi konusunda’ söylediği yasaya uygun olmayan sözleri ve davranışlarıyla Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 43-61, 145-148. maddelerinde düzenlenen tanıkların ve şüphelilerin çağırılmasına ve ifadelerinin alınmasına ilişkin hükümlere aykırı hareket etmiştir. Ergün’ün bu konudaki bireysel haklarını ihlal ederek mağduriyetine neden olmak suretiyle memuriyet görevini kötüye kullanmak suçunu işlediği kanaatine şüphelinin suçu işlemediğine yönelik beyanına rağmen yukarda belirtilen delillerden varılmıştır.”

HABER: Gökhan ÖZDAĞ / ANKARA

Genelkurmay’a tepkiler çığ gibi

In Askeri on 08 Nis 2011 at 20:02

İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (MAZLUMDER) ve Hasta Hakları Aktivistleri Derneği, GATA‘da 20 askerin kobay olarak kullanılması ve Genelkurmay Başkanlığı’nın Balyoz davası ile ilgili internet sitesinden yayınladığı açıklamasına ilişkin suç duyurusunda bulundu.

Sultanahmet’teki İstanbul Adliyesi önünde bir araya gelen MAZLUMDER İstanbul Şubesi ve Hasta Hakları Aktivistleri Derneği üyelerini temsilen bir açıklama yapan MAZLUMDER İstanbul Şube Başkan Yardımcısı Avukat Kaya Kartal, 20 askerin üzerinde rızaları dışında çeşitli deneyler yapıldığını belirtti.

Avukat Kartal, “GATA Komutanlığı’nda vuku bulan olayda ve mağdur ifadelerine göre kendilerinden izin alınmaksızın ilgili yöntemlerin uygulandığı dillendirilmiştir. Öte yandan askeri emir komuta zinciri içerisinde en altta yer alan erlerin hür irade ile rıza beyanında bulunmaları, emir baskısı ve hiyerarşi tabiiyeti nedeni ile mümkün değildir. Biliyoruz ki emir komuta zinciri içinde en altta olan ‘erin’ iradesini kimse önemsemez ve ‘Emrediyorum; kobay ol’ denir ve askerler o iş için kullanılır.” dedi.

Askerlerin kobay olarak kullanılmasının, suç olmasının yanında yaşam hakkı yönünden de ihlal niteliği taşıdığını belirten Kartal, konunun adli yönden takipçisi olacaklarını bildirdi.

GENELKURMAY KAMUOYUNA SAYGISIZLIK YAPMIŞTIR

Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde yayınlanan Balyoz davası ile ilgili açıklamaya ilişkin
değerlendirmede de bulunan Kartal, “Kamuoyuna saygı ile duyurulan açıklama bizatihi kamuoyuna saygısızlık olarak ele alınmalıdır. 28 Şubatlarda brifing vermeye alışmış Genelkurmay‘ın, bu alışkanlığını tik halinde devam ettirdiğinin bir başka örneğidir bu açıklama. Darbe dönemleri ve sonrası dönemlerde askeri teamüllerde karşılık bulan bu ve benzeri açıklamaların artık modası geçmiştir.” dedi. (CİHAN)


AVUKATLAR: GENELKURMAY’I ANLAMAKTA GÜÇLÜK ÇEKİYORUZ

Hukuk Dernekleri Platformu üyesi bir grup avukat, Genelkurmay Başkanlığı’nın Balyoz davası hakkında yaptığı açıklamayla ilgili suç duyurusunda bulundu. İstanbul Adliyesi önünde toplanan avukatlar, ‘Herkes işine baksın’, ‘Genelkurmay’ı anlamakta güçlük çekiyoruz’ şeklinde döviz açtı.

Genelkurmay Başkanlığı’nın ‘Balyoz davasına bakan mahkemenin Türk Silahlı Kuvvetleri personeli 163 askerin tutukluluk halinin devamını istemesine ilişkin ‘mahkemenin kararını anlamakta güçlük çekiyoruz’ şeklindeki açıklamasına bir tepki de avukatlardan geldi. Açıklamayı yargılamaya müdahale olarak değerlendiren Hukuk Dernekleri Platformu üyesi bir grup avukat, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Işık Koşaner hakkında suç duyurusunda bulundu.

Grubu temsilen konuşan avukat Tülay Sofu, “Yargı organları görevlerini yaparken hiçbir şahsın veya kurumun baskısı altında olamaz. Baskı altındaki i bir yargı adalete hükmedemez. Hukukçular olarak bu hukuk tanımazlığı kabullenmemiz mümkün değildir” diye konuştu. Sultanahmet Adliyesi önünde cübbelerini giyen avukatlar, ‘Herkes işine baksın’, ‘Genelkurmayı anlamakta güçlük çekiyoruz’ şeklinde dövizler taşıdı. Açıklamanın ardından suç duyurusu dilekçesini Cumhuriyet savcılığına veren avukatlar buradan ayrıldı.


BİR GRUP AVUKAT, GENELKURMAY BAŞKANLIĞI HAKKINDA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU

İzmir Barosuna üye bir grup avukat, Genelkurmay Başkanlığının, internet sitesinde “Balyoz davası”na yönelik yaptığı açıklamaya ilişkin, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

Suç duyurusunda bulunan grup adına İzmir Adliyesi önünde basın açıklaması yapan avukat Mustafa Halit Çelik, söz konusu açıklamada “Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevli ve emekli 163 personelinin tutukluluk halinin devamını anlamakta güçlük çekilmektedir” denildiğini hatırlattı. Çelik, açıklamanın devamında, davayla ilgili açıkça mahkemeye tavsiye ve telkinde bulunulduğunu öne sürerek, “Yapılan açıklama adeta yargıya muhtıra niteliğindedir” dedi. Çelik, şunları söyledi: “Genelkurmay Başkanlığının, er, uzman veya astsubaylar ile ilgili olarak sessiz kalmasına rağmen, general ve rütbeli subay personeli hakkında bu tür açıklamalarda bulunması düşündürücüdür. Anayasamızın 138. ve TCK’nın 288. maddesi gereği Genelkurmay Başkanımız hem ‘Anayasa maddesini ihlal’ suçunu, hem de ‘adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs’ suçunu birlikte işlemiştir. Bu konuda, suç duyurusunda bulunuyor ve ilgilileri gerekli soruşturma için göreve çağırıyoruz.”


KONYA BARO BAŞKANI KAYACAN: “GENELKURMAY BAŞKANLIĞI YETKİ VE GÖREV SINIRLARINI AŞMAMALIDIR”

Konya Baro Başkanı Fevzi Kayacan, Genelkurmay Başkanlığının “Balyoz Davası” kapsamında görevli ve emekli 163 TSK personelinin tutukluluk halinin devamıyla ilgili açıklamasının, içerik ve şekil bakımından yargısal sürece müdahale niteliği taşıdığını belirtti. Kayacan, yaptığı yazılı açıklamada, “Genelkurmay Başkanlığının basın açıklaması içerik ve şekil bakımından yargısal sürece müdahale niteliği taşımaktadır. Bir taraftan yargıya müdahale sayılabilecek tutum ve davranışlardan özellikle kaçınıldığı belirtilirken, bir taraftan da tutukluluk hallerinin devamını anlamakta güçlük çekildiği belirtilmek suretiyle açık bir müdahalede bulunulmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

Kayacan, açıklamasında şunları kaydetti: “Tutuklamanın istisna özgürlüğün esas olduğu bilinmesine karşın aksine uygulamalar alışkanlık haline gelmiştir. Alışkanlıklarda darbe uygulamaları ve ardında ihdas edilen militarist hukukun katkısı yadsınamaz. Nitekim darbeler akabinde cezaevlerinde nice insanlar yıllarca tutuklu kalmış, asılmış ve faili meçhullere kurban edilmiştir. Bunun hesabı halen sorulamamıştır.”

Genelkurmay Başkanlığının Başbakanlığa bağlı bir güvenlik kuruluşu olduğuna dikkati çeken Kayacan’ın açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Bu kuruluşun görevleri arasında yargı yerlerinin kararlarını sorgulamak ve eleştirmek bulunmamaktadır. Asker kişilerin tutuklanması da bu ülkede olanaklı olduğu kamuoyuna mal olmuş davalarda görülmüştür. Eşitlik ilkesinin doğası gereği asker kişiler de işledikleri iddia olunan eylemlerden dolayı yargılanabilir ve tutuklanabilirler. Genelkurmay Başkanlığına düşen ödev, bünyesinde bulunan görevlilerin suça bulaşmaması için gereken önlemleri titizlikle almasıdır. Genelkurmay Başkanlığının görevleri arasında yargıya intikal eden davalar kapsamında verilen kararları sorgulamak yer almamaktadır. Genelkurmay Başkanlığı yetki ve görev sınırlarını aşmamalıdır.”

“Ülkemiz demokrasiye inanan bir hukuk devletidir” ifadesini kullanan Kayacan, açıklamasında dönem dönem, askeri vesayeti çağrıştıran çıkışlar, sağlanmak istenen tam demokrasi ve hukuk devleti ilkesine zarar verdiğini savundu. Kayacan, yapılacak genel seçimlerden sonra Genelkurmay Başkanlığının Başbakanlık yerine Milli Savunma Bakanlığına bağlanması, askeri harcamaların Sayıştay denetimine bağlanarak, kamuoyuna açıklanmasının elzem olduğunu vurguladı. Kayacan, ayrıca merkezi ve taşra protokolünde askeri kişilerin çıkartılarak, yapının sivilleştirilmesi gereğini önemle vurguladıklarını da bildirdi. (AA)


ERDOĞAN DERHAL GÖREVDEN ALMALIDIR

Halkın Avukatları Platformu Sözcüsü Avukat Süleyman Küçüksucu, Genelkurmay Başkanlığı’nın Balyoz Davası ile ilgili açıklamasına tepki gösterdi. Genelkurmay’ın amiri konumundaki Başbakanlığın bu tür açıklamalar karşısında gerekeni yapması gerektiğini belirten Küçüksucu, “Aklına gelenin başıbozuk bir görüntü içinde kendi görev alanı dışında beyanatlar vermesine engel olunmalıdır. Bu personel görevden alınmalıdır.” dedi.

Halkın Avukatları Platformu üyeleri Konya Bera Otelde bir toplantı düzenledi. Toplantıda konuşan platform sözcüsü Süleyman Küçüksucu, Balyoz ve Ergenekon davalarının medya marifetiyle örtülmeye çalışıldığını belirtti.

Ergenekon, Kafes ve Balyoz davalarının Cumhuriyet tarihinin en önemli davarları olduğunu vurgulayan Avukat Küçüksucu, “Biz ülkenin kanlı ve karanlık yakın tarihini aydınlatacağını düşündüğümüz bu davaların herhangi bir etkiye maruz kalmadan karara bağlanmasını istiyoruz. Başbakanlık, Genelkurmay’ın amiri olması hasebiyle bu tür açıklamalar karşısında gerekeni yapmalıdır. Aklına gelenin başıbozuk bir görüntü içinde kendi görev alanı dışında beyanatlar vermesine engel olunmalıdır. Bu personel görevden alınmalıdır.” dedi.

Küçüksucu, Genelkurmay’ın yargı kararına saygı duyması gerektiğini vurguladı. Denge Hukukçular Derneği Başkanı Avukat Erhan Şahin ise Genelkurmay‘ın açıklamalarını hukuk devleti adına bir talihsizlik olarak değerlendirdi. Şahin, Genelkurmay açıklamasının Ergenokun soruşturması kapsamında adı ön plana çıkan Zekeriya Öz’ün bu yetkisinin kaldırılarak terfian başsavcı vekilliğine atanmasından hemen sonra yapılmasının dikkat çekici olduğunu bildirdi. Siyasiler ve devlet kurumlarında yapılan bir takım sorumsuz açıklamaların yargıyı baskı altına aldığının altını çizen Şahin, “Yargı sağlıklı bir şekilde yürütülmek zorundadır. Buna kimse müdahale etmemelidir. Oynanan oyunların farkında olan halkımız yüzyılın davaları hakkında yapılan sulandırma çalışmaları ve propagandayı gayet iyi görmektedir.” diye konuştu.CİHAN


Hukuka Çağrı Platformu: Genelkurmay’ın yargı sürecini etkileme kastı vardır

Kayseri, Sivas, Yozgat ve Nevşehir Barolarına bağlı bir grup avukatın oluşturduğu Hukuka Çağrı Platformu, Genelkurmay’ın, Balyoz Davası kapsamında yapılan tutuklamalarla ilgili açıklamasına tepki gösterdi. Platform, bu açıklama ile Genelkurmay’ın yargı sürecini etkileme kastı olduğunu savundu.

Hukuka Çağrı Platformu’ndan yapılan yazılı açıklamaya göre, Genelkurmay’ın internet sitesinden yaptığı açıklaması ile ilgili ifadelere yer verildi. Platformun açıklaması şöyle: “Genelkurmay, ‘Çeşitli defalar açıklamalar yaparak, ilgili makamları bilgilendirerek, yapılan seminerin ne olduğunu, nasıl yapıldığını, neleri kapsadığını ve kimlerin hangi emirler ile katıldığını, tereddüde yer bırakmayacak şekilde izah etmiştir’ açıklamasını yaptı. İfadesinin devamında, ‘Hal böyle iken, Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevli ve emekli 163 personelinin tutukluluk halinin devamını anlamakta güçlük çekilmektedir’ denilmiştir. Söz konusu basın açıklaması bir bütün olarak incelendiğinde, ifadelerin açıkça devam eden yargılama sürecine müdahale ve yargılama sürecini etkileme kastı taşıdığı görülmektedir. Hatta kendisini yargılama makamı yerine koyan ve hüküm içeren ifadeler taşımaktadır. Yargıya intikal etmiş ve yargılaması halen devam eden bir konu hakkında hükmü verecek tek makam yargıdır. Genelkurmay’ın yapmış olduğu bu açıklama en hafif tabiri ile yargılama makamlarına tavsiye ve telkin anlamı taşımaktadır. Mahkemeye gönderildiği bildirilen yazışmalarda tereddüde yer bırakmayacak şekilde ifadesi kullanılarak kendileri tarafından verilen bilginin kesin ve tek doğru kabul edilmesi istenmekte, bu bilgiye rağmen yargılamanın devamı ve tutukluluk halinin devamı kararının yanlış olduğu imasında bulunulmaktadır.”

“BÜTÜN KURUM VE KURULUŞLAR BUTÜR AÇIKLAMALAR YAPMAKTAN KAÇINMALI”

Hukuka Çağrı Platformu, Anayasa’ya göre yargılama faaliyeti bağımsız mahkemeler aracılığı ile yerine getirilir ve tüm kişi ve kurumların bu sürece müdahale etmemesi ve saygı göstermesi gerektiğini hatırlatarak, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Yargılama makamları, incelediği davalar ile ilgili tüm bilgi ve belgeleri toplamak ve hasıl olacak sonuca göre karar vermek durumundadır. Bir kurum veya kişi tarafından verilen bilginin kesin doğru kabul edilmesi ve buna göre karar tesisi gibi bir durum mümkün değildir. Mahkemeler tüm dosya kapsamına göre inceleme ve değerlendirme yapmak durumunda olup hangi bilgi ve belgeye değer verileceğini hukuk kuralları çerçevesinde değerlendirmek ve takdir etmek yetkisine sahiptir. Açıklamanın ekine, mahkemece verilen kararın eklenmesi genelkurmayın görevleri arasında olmadığı gibi, bu davranışla neyin amaçlandığı da anlaşılamamıştır. Halen birçok kamu görevlisinin değişik iddialar ile yargılanmakta olduğu ve bunların bir kısmının da tutuklu olduğu düşünüldüğünde, ilgili kurumların bu personellerinin devam eden davalarındaki her kararı internet sitelerinde yayınlama, kamuoyu ile paylaşma yoluna gitmesi halinin ne kadar makul olup olmadığını kamuoyunun taktirine bırakıyoruz. Yapılan açıklamayı biz hukukçular bağımsız yargılamaya müdahale olarak değerlendiriyor ve tüm kurum ve kuruluşları bu tür talihsiz açıklamalar yapmaktan özenle kaçınmaya davet ediyoruz.”CİHAN

Genelkurmay’a harekete geç çağrısı

In Askeri on 25 Şub 2011 at 12:59

Genelkurmay'a harekete geç çağrısı

Türk Silahlı Kuvvetlerindeki birçok birlik, GES Komutanlığı, TÜBİTAK ve Havelsan gibi önemli kurumlara ait ‘gizli’ içerikli proje ve belgelerin casusluk şebekesi sanıklarından çıkması şok etti. Hukukçular ve uzmanlar Genelkurmaya ‘harekete geç’ çağrısı yaptı.

İşte o açıklamalar:

Açığa alınmaları şart

■ Emekli Başsava Reşat Petek: Genel kurmayın idari soruşturma başlatması ve muvazzaflann derhal açığa alınması gerekiyor. Açığa almayanların da görevlerini yapmadıklan gündeme gelip tartışılmalı. Tutuklu olmayanlann bilgiyi tekrar elde etme, satma veya şantaj yapma ihtimalleri var.

■ Yrd. Doç. Emre Uslu: Teröre karşı Heron projesi geliştireceksiniz. Diğer taraftan içerinize sızmış insanlar belgelerinizi çalacak ve bunları bir yerlere satacak. Milletin ailesinin, kızının eteğini ölçtürüp YAŞ’ta attıranlar kendi kurumlarında belge çalanlara nasıl muamele edecekler göreceğiz.

■ Hukukçular Derneği Başkanı Cahit Özkan: Bugüne kadar, Devrim otomobilinden silahımıza kadar bunları niye yapamıyoruz diye sorguladık. Maalesef bunu şimdi anlıyoruz. Genelkurmay belki de üst düzey komuta kademesine kadar sızmış şebekenin deşifre ve savcılara teslim edilmesi için kararlı bir tutum sergilemelidir.

■ Emekli Binbaşı Kemal Şahin: Genelkurmayda darbe planlarına o kadar yoğunlaşmışlar ki asli görevlerini unutmuşlar. Casuslukla uğraşanlar da meydanı boş bulmuş ve ortalıkta cirit atmış. Hurdacılık işiyle uğraşan bir firmada bile bu kadar delik olmaz..

TSK: Adli ve idari işlem yapılıyor

Genelkurmay Başkanlığı, Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki birçok birlik, GES Komutanlığı TÜBİTAK ve Havelsan gibi devletin çok önemli kurumlarına sızan casusluk çetesiyle ilgili olarak adli ve idari işlem yapıldığını açıkladı. BUGÜN’ün “Askeri Casusluk ve Şantaj soruşturması kapsamında Genelkurmay nezdinde bir işlem yürütülüyor mu” sorusunu yanıtlayan Genelkurmay İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Tayyar Süngü, “Gereken adli ve idari işlem yapılmakta” dedi. Süngü, yargılama devam ettiği için daha fazlasını söyleyemeyeciğini kaydetti.

HABER: Serbest ÖZDEN / İSTANBUL


İLKER BAŞBUĞ’A ŞOK SUÇLAMA


KORKUNÇ İHANET ORTAYA ÇIKTI

Genelkurmay’a “Balyoz” sorusu

In Askeri on 14 Şub 2011 at 11:10

Darbe girişimlerinin öncüsü irtica haberleri yargının takibinde…

Gölcük Donanma Komutanlığı’nda ele geçirilen 9 çuval belge arasında yer alan 2008 tarihli bir planın uygulamaya konulduğu ortaya çıkmıştı. Değirmendere’deki bir camiyi hedef seçen cunta, önce merkezî vaaz sistemi frekansına sızıp dini yayın yapmış, ardından ‘İrtica hortladı’ diye şikâyette bulunmuştu. Bunun üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı, cami imamı hakkında soruşturma başlatmıştı. Ancak yayına dışarıdan müdahale edildiği anlaşıldı.

Balyoz davası savcıları da Genelkurmay Başkanlığı’na başvurarak buna benzer olaylara ilişkin belge olup olmadığını sordu. Genelkurmay Başkanlığı’nın cevabında 1999’dan 2010’a kadar yaklaşık 4 bin irticai faaliyet tespit edildiği ve bunların Başbakanlık Takip Kurulu’na (BTK) sunulduğu belirtildi. BTK’daki dosyalar inceleniyor Bunun üzerine savcılık Başbakanlık’a yazı göndererek geçtiğimiz ay lağvedilen Başbakanlık Takip Kurulu’nun evraklarının incelenmesini ve Değirmendere’de yaşananlara benzer irtica haberlerinin kendilerine ulaştırılmasını istedi. Başbakanlık yetkilileri, kurulun çalıştığı süreçte askerlerin ‘irticai faaliyet’ kapsamında sundukları evrakların bir çoğunun kayda girmediğini ifade etti. İnceleme sonucunda hazırlanan çalışma Balyoz savcılarına gönderilecek.

Dosyalar elden veriliyormuş

Başbakanlık Takip Kurulu toplantılarında, Genelkurmay yetkilisi tespit ettikleri irticai faaliyetlerle ilgili dosyayı, Milli Eğitim Bakanlığı, Diyanet İşleri Başkanlığı gibi ilgili kurum yetkililerine elden teslim ediyordu. Bu nedenle evrak numarası verilip kayıt altına alınmıyordu. İlgili kurum dosyayla ilgili gerekeni yaptıktan sonra sonucu Genelkurmay yetkilisine yine elden ulaştırıyordu.

HABER: Seçkin ERGÜN / ANKARA

Pazarlamacı kılığında eş fişlemesi

In Askeri on 05 Ara 2010 at 10:01

Subayların evine, adres sorma ve pazarlamacı kılığında giren istihbaratçıların kadın ve kızların kıyafetlerini en ince detayına kadar rapor ettiği belirlendi. Üstelik tüm bunlar Jandarma Genel Komutanı’nın emriyle yapılmış.

 

Türkiye, 28 Şubat darbesinde ağır bedeller ödedi. Brifinglerle hareket eden yargı ve ‘üst düzey komutanlar’ın beyanatlarına endekslenen medya hala tartışmaların odağında. Akademisyenlerden siyasilere, iş adamlarından büfecilere kadar toplumun her kesimi fişlendi. Bu süreçte TSK bünyesinde de inanılmaz bir fişleme operasyonu yürütüldüğü ortaya çıktı. TSK’dan uzaklaştırılmak istenen subayların evlerine ‘pazarlamacı’ kılığında istihbaratçılar gönderilmiş. Adres sorma bahanesiyle bile subayların kapıları çalınmış. Kadınların, kızların üstlerindeki elbiseler en ince detayına kadar rapor edilmiş.

Bu süreçte  bin 637 subay ve astsubay TSK’dan atıldı. YAŞ kararıyla mağdur edilen askerler 12 Eylül’de kabul edilen referanduma kadar yargıda haklarını arayamıyordu.

JANDARMA KOMUTANIN EMRİYLE

Fişleme emrinin 28 Şubat sürecinin Kurmay Başkanı Korgeneral Çetin Haspişiren imzasıyla 29 Ağustos 1998′de Jandarma İstihbarat Grup Komutanlığı’na gönderildiği belirlendi. ‘Araştırma’ konulu emirde; “J. Gn. K.lığının 28 Ocak 1998 gün ve İSTH: 3570-1-9B İKK Ş. (25391) sayılı emri, 16 Nisan 1998 gün ve İSTH: 3590-216-98 İKK Ş. (93906) sayılı emri ve 27 Nisan 1997 gün ve PER: 7200-216-97/ P1. Ynt. D. Disipmor Ş. (102546) sayılı emri” esas alınıyor. Haspişiren, bu emirler doğrultusunda, kimlik bilgileri ve iletişim adresleri yazılı 3 subay hakkında araştırma yapılmasını istiyor. Toplanan bilgilere mutlaka belge eklenmesini isteyen Haspişiren, “Ek-A Formatı” olarak nitelendirilen şablon sorular doğrultusunda toplanan bilgilerin en geç 9 Ekim 1998′e kadar İstihbarat Başkanlığı’na gönderilmesini rica ediyor. Belgede ‘Jandarma Genel Komutanı emriyle’ ifadesi yer alıyor.

TELEFONLAR KAYIT ALTINDA

İstihbarat elemanlarının yakın takibe aldığı 3 TSK personeli kritik görevler ve illerde görev yapıyor. Açık adresleri ve telefon numaralarına kadar bilgileri yazılan ve araştırılması istenen TSK personellerinin ilk sırasında MGK Genel Sekreterliği’nde görev yapan Jandarma Yüzbaşı H.V. yer alıyor. Bir diğer isim Diyarbakır Hava Grup Komutanlığı İstihbarat şubesinde görevli Jandarma Yüzbaşı İ.Ö.  Bir diğer asker Hakkari İl Jandarma Komutanlığı’nda görev Komutan Yardımcısı olarak görev yapan Jandarma Üstçavuş H.C.

MİSAFİR GELDİĞİNDE NASIL OTURUYOR?

İstihbaratçılar araştırılması istenen askerlerle ilgili ‘İrticai Bilgiler Formu’ başlıklı bir belge dolduruyor. ‘Özel’ mührü bulunan fişleme belgesinde yapılan tahkikatla ilgili şablon halinde 12 soru yer alıyor. Son olarak komutan kanaati bölümünün yer aldığı belgede uyarı mahiyetindeki şu madde dikkat çekiyor:

“Personel hakkındaki komutanlık kanaati, yukarıda belirtilen bilgileri tamamlayıcı veya açıklayıcı mahiyette olmalı, çelişkili olmamalıdır.”

İlk soruda, personelin Atatürk ilke ve inkılapları ile ‘devrim kanunlarına’ aykırı tutum ve tavır içinde olup olmadığı irdeleniyor. ‘Erkek ve kadın olarak karşı cinsle tokalaşıp tokalaşmadıkları?’ diye soruluyor. Personelin okuduğu gazete ve kitaplar ile gittikleri dernek veya lokaller de yakın takibe alınmış. İrticai faaliyet yürütüldüğü öne sürülen mekanlar arasında ‘Kuran kursu, Mescit ve Cami’ yer alıyor. Askerlerin evlerine misafir geldiğinde nasıl oturulduğu araştırılması istenen bir diğer husus.

TÜRBAN TABİR EDİLEN KIYAFET

Formda özellikle subay eşlerinin başörtüsü takıp takmadığı üzerinde duruluyor. Fişleme formunun 4. sorusunda ‘Eşlerinin başına türban tabir edilen kıyafet giyip giymediği?’ ibaresi yer alıyor. Aynı hususu araştırmak düzenlenen 5. soruda, “Eşinin tesettür tabir edilen yaz-kış tamamen kapalı bir kıyafet giyip giymediği” deniliyor.

Bu hususları araştıran istihbaratçılar birbirinden ilginç yöntemlere başvuruyor.

BLUZ UZUN KOLLU, ETEK UZUN

İstihbaratçılar, 3 Ekim 1998′de Jandarma Yüzbaşı H.V.’nin evinde yaptıkları fişleme faaliyetini şöyle anlatıyor:

“Adresine pazarlamacı kisvesiyle gidildiğinde kapıyı açan ve J. Yb. H.V.’nin eşi olduğu değerlendirilen 40 yaşlarındaki bayanın gözlüklü, başı açık, üzerinde uzun kollu bluz ve ayak topuklarına kadar uzun etekli olduğu, başına türban tabir edilen kıyafet giymediği. 17.10.1998′de aynı eve adres sorma bahanesiyle gidildiğinde kapıyı açan ve J. Yb. H.V.’nin kızı olduğu değerlendirilen 16 yaşındaki bayanın başı açık modern giyimli olduğu görüldü.”

ÜZERİNDE PENYE PİJAMA VARDI

Jandarma Yüzbaşı İ.Ö.’nün evi istihbaratçıların ikinci adresi oluyor. 30 Eylül 1998′de Yüzbaşı Ö.’nün evindeki istihbari faaliyet fişleme notlarında şu şekilde yer alıyor:

“Adres sorma bahanesiyle ikametgah adresine gidildiğinde kapıyı açan eşinin başında tülbent tabir edilen ince başörtüsü, üzerinde uzun kollu bir gömlek ve penye pijamalı olduğu görüldü.”

İstihbarat elemanları son olarak Hakkari’de görev yapan Üstçavuş H.C.’nin eşine ulaşamadıklarını rapor haline getirerek araştırmalarının devam ettiğini belirtiyor.

AYRILIRKEN ÖDÜL ALDI!

Korgeneral Çetin Haspişiren, 2000′de YAŞ kararıyla emekliye sevk edildi. Düzenlenen törende Ergenekon sanığı emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ile birlikte dönemin Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman’ın elinden hizmet belgesi ve çeşitli hediyeler aldı. Haspişiren, yaptığı konuşmada görevinden ‘vicdan huzuruyla ayrıldığını’ ileri sürdü. Haspişiren, ‘Jandarma kırsala çekilmeli’ önerisini ise sert bir dille eleştirerek, “Bu sözlerin altında sinsi amaçlar yatıyor” ifadesini kullandı.

HABER: Serbest ÖZDEN / İSTANBUL -BUGÜN

Genelkurmay tarihinde bir ilk

In Askeri on 08 Kas 2010 at 08:36

Genelkurmay tarihinde bir ilk

6 askerin şehit olmasına neden olan mayınları döşeyen general Zeki Es’in tutuklanması şehit aileleri tarafından böyle değerlendirildi.

Çukurca’da 6 Mehmetçik’i şehit eden mayınları döşeyen Tuğgeneral Zeki Es’in askeri mahkemece tutuklanması, şehit ailelerinin evinde buruk bir sevince yol açtı. Adaletin geç de olsa tecelli etmesinden mutluk duyan şehit yakınları şimdi de şehitler için “Hiç önemli değil” diyebilen Tümgeneral Gürbüz Kaya ve diğer sorumluların cezalandırılmasını bekliyor.

Hakkari’nin Çukurca ilçesi Hantepe bölgesinde 27 Mayıs 2009′da mayın patlaması sonucu 6 askerimiz şehit olmuş, 1′i ağır 8 asker de yaralanmıştı. Genelkurmay olayın Kuzey Irak’tan sızan PKK’lı teröristler tarafından yapıldığını açıklamıştı. Olayın ardından Başbakan Erdoğan, uzun zaman sonra DTP’ye görüşme randevusu vermiş, ancak 6 şehit nedeniyle buluşmayı iptal etmişti. Daha sonra 25 Haziran 2009′da internete düşen bir ses kaydı Türkiye’nin kanını dondurdu. Çukurca Tugay Komutanı Tuğgeneral Zeki Es, “Bizzat kendim yerleştirdim” diyerek mayınları kendisinin yerleştirdiğini söylüyordu. Hakkari Tümen Komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya da “Hiçbir sıkıntı yok. Biz aynen planladığımızı uygularız. Hiç önemli değil. Kahrolacak bir şey yok” cevabını veriyordu. Ses kaydından Tabur Komutanı Yarbay Taner de Zeki Es’e “Yukarıya mayınları terör örgütü döşedi şeklinde bildirdik” diyordu. Sivil savcılığın yürüttüğü soruşturmada Jandarma ve Emniyet Kriminal, 6 askerimizi şehit eden mayınların TSK’ya ait olduğunu belgelemişti. Bunun üzerine Bursa Jandarma Bölge Komutanı olan Tuğgeneral Zeki Es tutuklanmıştı. Tuğgeneral Es’in tutuklanması şehit ailelerini sevindirirken şehitler için “Hiç önemli değil” diyen Tümgeneral Gürbüz Kaya hakkında hiçbir işlem yapılmaması şehit yakınlarını kahretmeye devam ediyor.

ADALET YERİNİ BULSUN

Şehit Er Adil Yıldız’ın babası İsmail Yıldız, adaletin yerini bulduğunu söyledi. Şehit babası, suçluların cezasını çekecek olmasının kendilerini memnun ettiğini belirterek, “Acımız hala taze. Biz yandık başkaları yanmasın. Başka analar ağlamasın” dedi. Yıldız, internete düşen ses kaydında 6 şehit için “Hiç önemli değil” diyen Tümgeneral Kaya’nın da cezalandırılmasını istedi. Olayın peşini bırakmayacaklarını vurgulayan Yıldız, “Adalet yerini bulsun. Benim evladım geri gelmez ama onlar da cezasını çeksin. Evladım teröristler tarafından şehit edilse bu kadar üzülmezdim. Böylesine bir ihmal bizi kahrediyor. Ama birkaç subay bizim devletimize olan güvenimizi de yok edemez” diye konuştu.

ADALET VARSA CEZASINI ÇEKECEK

Şehit er Cefer Çelik’in babası Nail Çelik konunun gündeme geldiği zaman olayı yeniden yaşadıklarını ve acılarının tazelendiğini söyledi. Sorumlularının cezalandırılmasının da acılarını dindiremeyeceğini belirten Çelik, “Biz evlat verdik. Televizyona dahi bakamıyoruz. Kanun ve adalet varsa cezasını verecek. Gürbüz Kaya’nın da tutuklanmasını bekliyoruz. Bize bu acıyı yaşatanlar, oğullarımızı öldüren, ölüme gönderenler cezasını çeksin. Asla bu davanın peşini bırakmayız” dedi.

KAYA VE ES’İN TUTUKLANMASINI İSTEDİK

Çukurca şehitlerinin avukatı Hayrettin Açıkgöz de dosyada gizlilik kararı olduğu için dava dosya ile ilgili bir bilgi alamadığını kaydetti. Tutuklamaya ilişkin gerekçeyi gördükten sonra daha sağlıklı bir değerlendirme yapabileceğini aktaran Açıkgöz, “Savcılık tarafından iddianame hazırlanıp mahkemeye sunulmuş ve tutuklama da o aşamada meydana gelmiş diye tahmin ediyoruz. Gürbüz Kaya ve Zeki Es hakkında tutuklama talebiyle dava açmıştık. İsmini bildiğimiz iki sanık var ama daha fazla sanık da araştırma sonucu ortaya çıkabilir. Gürbüz Kaya ile ilgili herhangi bir işlem yapılmadı. Sadece Kara Kuvvetleri Komutanlığı idari soruşturma yaptı” şeklinde konuştu.

DÜĞÜNÜMÜZ, BAYRAMIMIZ OLDU

Çukurca şehidi Kemal Özevin’in babası Halil Özevin de adı geçen generallerin cezalandırılmasını beklediklerini söyledi. “Zeki Es’i cezalandıran devletimiz inşallah şehitlerimizin ardından ‘bir şey olmaz’ diyen Gürbüz Kaya’yı da cezalandırır” diyen Özevin, ses kayıtları ve delillere rağmen sanıkların cezalandırılmamasının kendilerini bir kez daha yaraladığını kaydetti. Özevin şöyle devam etti: “Gece gündüz üzüldük, ağladık, bağırdık, haykırdık. Bir buçuk senedir oğlumun fotoğrafına dahi bakamadım. Hep sakladılar. Bütün çocuklarımızın psikoloji bozuldu. İnşallah devletimiz gereken cezayı verir. Bu şahsın tutuklanması bizim düğünümüz, bayramımız oldu.”

GÜRBÜZ KAYA KİMDİR?

Balyoz Darbe Planı davasında hakkında tutuklama kararı çıkartılan Hakkâri 3. Taktik Piyade Tümen Komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya, Gediktepe saldırısının ardından 20 Haziran’da bölgede incelemelerde bulunan Başbakan Erdoğan’a eşlik edip brifing vermişti. Kaya 11 askerin şehit olduğu Gediktepe saldırısında “teröristleri çoban sandık” sözleriyle tartışılmış ve Çukurca’da 6 askerimizi şehit eden mayının TSK’ya ait olduğunu itiraf etmişti. Son Yüksek Askeri Şura (YAŞ) toplantısında Balyoz sanığı olduğu için terfi ettirilmeyen Kaya, daha sonra Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne (AYİM) başvurmuş ve YAŞ kararlarına rağmen AYİM tarafından terfi ettirilmişti.

GENELKURMAY ‘PKK İŞİ’ DEMİŞTİ

Genelkurmay Başkanlığı İletişim Daire Başkanı Tuğgeneral Metin Gürak, mayın olayı ile ilgili ilk resmi açıklamayı 5 Haziran’daki haftalık basın bilgilendirme toplantısında yapmıştı. Gürak, mayını PKK’lı teröristlerin döşediğini şu cümlelerle savunmuştu: “Çukurca bölgesinde arazide yaya olarak operasyon icra eden birliğimizden 6 personelimiz bölücü terör örgütü mensuplarınca tuzaklanan patlayıcının infilak etmesi sonucu şehit olmuş, 8 personelimiz yaralanmıştır. Olay yerinde yapılan incelemede patlayıcının basma düzenekli olarak hazırlandığı, tuzaklamayı yapan teröristlerin Irak’ın kuzeyinden sızdıkları tespit edilmiştir.”

GÖRÜŞME İPTAL OLMUŞTU

Çukurca’daki mayın, Kürt sorununun çözümü için demokratik adımların atılacağı olumlu havayı bir anda sabote etmişti. Başbakan Erdoğan, uzun zaman sonra DTP yetkilileri ile görüşmek için 29 Mayıs tarihinde randevu vermişti. Ancak, görüşmeden 2 gün önce patlayan mayın süreci tersine çevirmişti. Erdoğan, kapatılan DTP’nin siyasi yasaklı Eş başkanı Ahmet Türk’e verdiği randevuyu iptal etmişti. Erdoğan “Randevu vermeyi düşündüm, ertesi gün 10 askerimiz şehit oldu. DTP’liler terör örgütüne ‘terör örgütü’ diyemedi. Randevu vermek için sakinleşsin diye bekledik. Tekrar bir mayın olayı ve 6 şehit. Tam bir adım atmaya karar veriyorsunuz bombalar patlıyor” diye konuşmuştu.

TUTUKLAMA GEREKÇESİ:

BİRDEN FAZLA KİŞİNİNİ ÖLÜMÜNE SEBEBİYET VERMEK

Hakkari Çukurca’da 6 Mehmetçiği şehit eden mayınları döşediğini itiraf eden Tuğgeneral Zeki Es’in tutuklanması, Tümgeneral Gürbüz Kaya’nın durumunu da tartışmaya açtı. Askeri yetkililer, 27 Mayıs 2009′daki olaydan 18 ay sonra derinleştirilen soruşturmada Zeki Es’in tutuklanmasını bir ilk olarak yorumladı. Genelkurmay Askeri Savcılığı, Çukurca’daki mayın faciasıyla ilgili soruşturmayı derinleştirdi ve birçok bilgiye ulaşıldı. Bunun üzerine savcılık, 5 Kasım’da Tuğgeneral Es’i ‘taksirle birden fazla kişinin ölümüne sebebiyet vermek’ suçundan tutuklanması istemiyle mahkemeye sevk etti. Albay Ali Rıza Bildik başkanlığında toplanan Genelkurmay Askeri Mahkemesi de Es’i tutuklayarak Mamak Askeri Cezaevi’ne gönderdi.

GENELKURMAY TARİHİNDE BİR İLK

Askeri yetkililer görevde olan bir generalin ilk kez askeri mahkeme tarafından tutuklandığını vurgulayarak bunun bir ilk olduğunu dile getirdi. Bu güne kadar İlhami Erdil ve Ethem Erdağı gibi bir çok general askeri mahkemede yargılanmış, ancak haklarında tutuklama kararı çıkmamıştı. Askeri yetkililer, Tuğgeneral Zeki Es’in tutuklanmasının, bölgede yapılan faaliyetlerde Tümgeneral Gürbüz Kaya’nın durumunun tartışılmaya açtığını belirtti. Tuğgeneral Zeki Es, internete düşen ses kaydında, yürekleri yakan olay sonrası komutanı Tümgeneral Gürbüz Kaya’ya arayarak “Sizi zora soktum komutanım” demişti. Askerlerin şehit olması yerine komutanını zora soktuğu için üzüldüğünü aktaran Es’e, Tümgeneral Kaya “Önemli değil Zeki. Hiçbir sıkıntı yok” cevabını vermişti. Bu konuşmaların ortaya çıkmasına rağmen Tümgeneral Kaya geçen ağustostaki YAŞ’ta korgeneralliğe yükseltilmiş ancak kararnameyi Cumhurbaşkanı imzalamamıştı. AYİM’de açılan davada Kaya’nın terfi ettirilmesi gerektiği ileri sürülmüştü.

BAŞBUĞ’A TEPKİ

27 Mayıs 2009′da yaşanan acı olayda 6 asker mayına basarak şehit olmuş, 8 asker de ağır yaralanmıştı. Genelkurmay, mayınların teröristlerce döşendiğini açıklamıştı. Ancak internet sitelerine düşen ses kayıtlarında mayınlı tuzağın Tuğgeneral Zeki Es’in başında bulunduğu birlik tarafından döşendiği, askerlerin yoldan geçerlerken bu mayına bastıklarını söyledikleri anlaşılmıştı. Bu konuşma kayıtları üzerine Genelkurmay inceleme başlatmıştı. Ancak bir sonuç çıkmamıştı. Askeri savcılığın 18 ay önce başlattığı soruşturma sürerken şehit yakınları, olayın üzerine gitmediği gerekçesiyle dönemin Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’a tepki göstermişti.

BUGÜN

 

CHP’li seçmen partisinin solcu olduğuna inanmıyor

In Siyaset on 12 Mar 2010 at 20:29

CHP seçmeninin yarısına yakını partisinin sol bir parti olduğuna inanmıyor ve “solda yeni bir partiye ihtiyaç var” diyor.

Okan Haksever / Dünya Bülteni / Ankara

Metropoll’ün son anketine göre, AK Parti yüzde 35.3, CHP 15.5 çıkarken, MHP de 11.6 oranında görülüyor. Kararsızlar yüzde 12.3 oranıyla 3’üncü parti konumunda. Araştırmanın ilginç sonuçlarından biri CHP’li seçmenin partisine bakış açısı. Çünkü araştırmaya göre CHP’lilerin çoğu partilerinin solcu bir parti olduğuna inanmıyor.

Prof. Dr. Özer Sencar’ın başkanlığındaki Metropoll Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Kurumu’nun 26-27 Şubat 2010 tarihlerinde toplam 1346 kişi ile yaptığı anketin sonuçlarına göre vatandaşların yüzde 44,3 ‘ü hayatından memnun, yüzde 7,2 ‘si ise çok memnun olduğunu belirtirken, yüzde 39,6’sı ise hayatlarından memnun değil.

CHP SOL PARTİ DEĞİL

Ankete göre, sol siyasette yeni bir partiye ihtiyaç olduğunu düşünenlerin oranı yüzde 50 civarında. CHP’li seçmenlerin de yüzde 61,3’ü sol kesimde yeni bir siyasi partiye ihtiyaç olduğunu düşünmektedir. Sağ kesimde yeni bir siyasi partiye ihtiyaç olduğunu düşünenlerin oranı ise yüzde 36,5 seviyesinde. Yüzde 59 civarında bir katılımcı ise sağda yeni bir siyasi partiye ihtiyaç olduğunu düşünüyor. Ayrıca katılımcıların yüzde 59,4’ü CHP’nin bir sol parti olduğuna inanıyor. Geriye kalanların yüzde 13,4’ü CHP’yi bir sağ parti olarak algılarken, yüzde 12’si ise CHP’yi ne sağda ne de solda görmüyor. CHP’li seçmenlerin bile ancak yüzde 58,6’sı bu partiyi solda bir parti olarak görüyor.

KARARSIZLAR 3’ÜNCÜ PARTİ

Metropoll’ün son anketine göre, AK Parti yüzde 35.3, CHP 15.5 çıkarken, MHP de 11.6 oranında görülüyor. Kararsızlar yüzde 12.3 oranıyla 3’üncü parti konumunda. Kararsızlar dağıtılmadan çıkan bu sonuçlara, Mustafa Sarıgül’ün Türkiye Değişim Hareketi yüzde 4,7 çıkarken, DTP/BDP’nin yüzde 3.9 seviyesine gerilediği görülüyor. Kararsızların yüzde 12.3 oranıyla 3′üncü parti konumuna yükselmesi dikkat çekiyor. Saadet Partisi 1.8 çıkarken, Demokrat Parti de 1.3 seviyesinde. Geçersiz oy kullanacağını açıklayanların oranı 4.3 çıkarken, sandığa gitmeyeceğini söyleyenlerin oranı da 1.6 seviyesinde.

Kararsızları, partilerin aldıkları oylara göre dağıtıp rakam açıklamanın bilimsel olmadığını söyleyen Prof. Dr. Özer Sencar, “Kararsızların partilerin aldığı oylara göre dağıtmak sonuçların sapmasına yol açar. Zira bu formülde en çok oya sahip partinin oyuna 3-4 puan daha ekleniyor. Ama biz kararsızların hangi partiler arasında kararsız kaldığını bilemiyoruz. Beklide yüzde 12.3’lük seçmenin tamamına yakını muhalefet partilerine yönelecek” diye konuştu.

KOMUTANLARI ÇANKAYA’DAKİ 3’LÜ ZİRVE KURTARDI

“Balyoz” darbe planı iddiaları üzerine yüksek rütbeli komutan ve subayların gözaltına alınması ve bir kısmının tutuklanan cezaevine gönderilmesi konusunda katılımcıların yüzde 58,5’i bu uygulamayı doğru buluyor. Beklenildiği üzere AK Partililerin yüzde 78,5’i ve BDP’lilerin de yüzde 78,6’sı gözaltı ve tutuklamaları desteklerken, CHP’lilerin yüzde 68,7’si bu uygulamayı doğru bulmadı. Genel itibariyle yüzde 38 oranında katılımcı kitlesi ise gözaltı ve tutuklamaların askeri yıpratmak amacıyla yapıldığını ve bu uygulamaları doğru bulmadığını belirtilor. Balyoz darbe planı iddiasıyla gözaltına alınan eski hava ve deniz komutanlarının serbest bırakılmasında, Abdullah Gül’ün başkanlığında Başbakan Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un Çankaya Köşkü’nde yaptığı toplantının etkili olduğuna inananların oranı yüzde 64.7 seviyesinde.

bugun-secim-olsa-1.jpg

bugun-secim-olsa-2.jpg

bugun-secim-olsa-4.jpg

bugun-secim-olsa-3.jpg

Hilmi Özkök:Herşey değişiyor, TSK da değişmeli

In Askeri, Gündem on 03 Şub 2010 at 13:22

Genelkurmay Eski Başkanı Özkök, Türkiye’de herşeyin değiştiğini belirterek TSK’nın da değişmesi gerektiğini söyledi.

Emekli Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, Türk Silahlı Kuvvetleri için son dönemde söylenenlerden üzüntü duyduğunu belirterek ilginç testpilerde bulundu.

Radikal gazetesinden Murat Yetkin’e konuşan Özkök, Türk Silahlı Kuvvetleri için son dönemde söylenenlerden üzüntü duyduğunu, ancak TSK’nın değişmek zorunda olduğunu söyledi. “Her şey değişirken, TSK’da değişecek. Bu işlerden korkmamak lazım” diyen Özkök, değişimin yönünü de “Dünya sahnesinde kendinizi nereye layık görüyorsanız, oraya ulaşmaya çalışmak lazım” diye gösterdi.

Şu anda açık konulmasının etik olmayacağını söyleyen Özkök, Kara Kuvvetleri araştırması sonucunda açıklama yapılmasının beklenmesi gerektiğini söyledi.

Özkök, iddia edilen Balyoz planı ile ilgili olarak başta emekli Birinci Ordu Komutanı Çetin Doğan olmak üzere kendisinin ön plana çıkarılmasının ‘Gücüne gittiğini’ ancak her şeyin ‘Zamanla anlaşılacağını’ vurguladı.

DEĞİŞİMDEN KORKMAMALI

Emekli Orgeneral Özkök değişim gerekliliğini anlatırken şöyle konuştu: “Türk Silahlı Kuvvetleri için çok şeyler söylenir oldu. Bu beni üzüyor. Bu konuda hükümete düşen işler var, TSK’ya düşen işler de var. Her şey değişirken TSK da değişecek. Bu yönde çalışmalar zaten yapılır. Değişmezseniz, gelişmelerin dışında kalırsınız. Bunun karşısında duramazsınız. Bu işlerden korkmamak lazım… Dünya sahnesinde yer almak istediğiniz noktaya ulaşmalısınız. Neyi özlüyorsak, kendimizi nereye layık görüyorsak, oraya ulaşmaya çalışmalıyız. Bu aslında bütün kurumlarımız için geçerli.”Dünya Bülteni

TSK’nın 2009 Yılı Örgüte Yönelik Operasyon Bilançosu

In Askeri, güvenlik on 03 Oca 2010 at 19:49

Güvenlik güçleri, 2009 yılında terör örgütü PKK’ya yönelik yaptığı mücadele kapsamında 324 teröristi etkisiz hale getirdi.

Genelkurmay Başkanlığı’nın istatistik verilerine göre, terörle mücadele kapsamında 2009 yılında 61 terörist ölü, 107 terörist sağ, 156 terörist teslim olmak üzere toplam 324 terörist etkisiz hale getirildi.

Temmuz’da 14, Ağustos’ta 15, Eylül’de 10, Ekim’de 13, Kasım’da 12, Aralıkta ise 25 terörist teslim oldu. Güvenlik güçlerinin terör örgütü PKK’ya yönelik gerçekleştirdiği yurt içi ve sınır ötesi operasyonlar sonucu örgütteki çözülme arttı. En son 30 Aralık 2009 tarihinde Irak’ın kuzeyinde bulunan barınma alanlarından kaçan 7 terörist, Şırnak’ın Silopi ilçesinde güvenlik güçlerine teslim olmuştu.

Özel Kuvvetler Komutanlığı’nca teslim alınan teröristler, ilgili makamlara teslim edilmişti. Teslim olan teröristlerin ifadelerinde; bölücü terör örgütü içerisindeki adaletsiz uygulamalardan, kendilerine yapılan insanlık dışı muamelelerden ve bazı örgüt üyelerinin adil bir yargılama yapılmadan infaz edilmelerinden dolayı büyük hayal kırıklığına uğradıkları ve kendilerini tutsak gibi hissettiklerini belirtmişti.

Yaşam koşullarının kötü olduğunu ifade eden teröristler, örgütün liderleri hariç kendilerinin telefon dahil hiçbir şekilde aileleriyle görüştürülmediğini, bu sebeple ailelerini ve özellikle de annelerini çok özlediklerini dile getirmişlerdi.

Ögütte TCK’nın etkin pişmanlığını düzenleyen 221′inci maddenin pek fazla bilinmediğini vurgulayan teröristler, bu maddenin bilinmesi halinde daha fazla teröristin teslim olacağını belirtmişlerdi.

Öte yandan, yine Genelkurmay Başkanlığı’nın verilerine göre, 2009 yılında ıÜübölücü terör örgütü mensuplarınca patlayıcı madde kullanılarak gerçekleştirilen olay sayısının 74 olduğu ifade edildi.

Ayrıca, 179 buçuk kilogram TNT, 91.8 kg plastik patlayıcı madde, 2 bin 407.3 kg Amonyum/Potasyum Nitrat, 53.4 kg cinsi tespit edilemeyen madde, 48 adet mayın ile 98 adet de diğer maddelerin bölücü terör örgütünden ele geçirildiği ve etkisiz hale getirildiği bildirildi.star

TSK’dan “köstebek” açıklaması

In Askeri on 31 Ara 2009 at 13:53

TSK'dan "köstebek" açıklaması

Genelkurmay Başkanlığı, Bülent Arınç’a suikast şüphesiyle yakalanıp serbest bırakılan 2 askerin “izleme” faaliyeti yaptığını açıklamıştı.

İzlenen askeri personelin “köstebek” olup olmadığına ilişkin açıklama da yine Genelkurmay‘dan geldi. Genelkurmay, iddiayı doğrulayacak bulguya rastlanmadığını bildirdi.

Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde yayınlanan açıklamada, “Bilgi sızdırdığı iddia edildiği için hakkında bilgi toplama faaliyeti icra edilen ve yürütülmekte olan bir soruşturma kapsamında, adı gündeme gelen askeri personele yönelik, bugüne kadar ileri sürülen bu iddiaları doğrulayacak herhangi bir bulguya rastlanılmamıştır” denildi.

Genelkurmay Başkanlığı, 23 Aralık tarihli açıklamasında, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın evinin bulunduğu sokakta şüphe üzerine yakalanan askeri personelle ilgili olarak, “Söz konusu askeri personel, bilgi sızdırdığı iddia edilen bir askeri personel hakkında bilgi topluyordu” ifadesine yer vermişti.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.