H.E.M D.Ü.Ş.Ü.N ; H.E.M G.Ü.L

Mesajlar Etiketlendi ‘Istanbul’

Etiler’de patlama

In Gündem on 26 May 2011 at 09:41
İstanbul Etiler’de Koç Köprüsü altında patlama meydana geldi…
Etiler'de patlama
Beşiktaş’ta meydana gelen patlamada bir kişi yaralandı.


GELİŞMELERİ CANLI İZLEMEK İÇİN TIKLAYIN


Alınan ilk bilgilere göre, Etiler Polis Meslek Yüksek Okulu yakınındaki Koç Köprüsü’nün altında bulunan geçitte bir patlama meydana geldi. Patlama üzerine olay yerine polis ekipleri ve ambulansalar sevk edildi.

Olayda yaralanan bir kişinin ambulansla hastaneye sevk edildiği belirtildi. (AA)

İstanbul için ‘çılgın’lık vakti!

In Gündem on 27 Nis 2011 at 12:28

İstanbul için 'çılgın'lık vakti!

Merakla beklenen ve sır gibi saklanan ‘Çılgın Proje‘nin açıklanma tarihi geldi, çattı. Ve Çılgın Proje, bugün Başbakan Erdoğan tarafından açıklanıyor.

Bugüne kadar birçok tahmin yapılsa da, Başbakan Erdoğan, merak edilen projeyle ilgili bugüne kadar ser verdi, sır vermedi.

 BAŞBAKAN ÇILGIN PROJEYİ AÇIKLIYOR 1…

 BAŞBAKAN ÇILGIN PROJEYİ AÇIKLIYOR 2…

 BAŞBAKAN ÇILGIN PROJEYİ AÇIKLIYOR 3…

 BAŞBAKAN ÇILGIN PROJEYİ AÇIKLIYOR 4…

Başbakan’ın İstanbul projesi olacak dediği ve animasyonlarla kamuoyuna tanıtacağı proje için bugüne kadar pek çok tahmin yapıldı…

 BAŞBAKAN ERDOĞAN VAADLERİNİ AÇIKLADI…

İşte çeşitli tahminler Galeri için tıklayınız…

Kimi Karadeniz - Akdeniz Denizyolu Tüneli Projesi olarak söyledi, kimi “Yeni İstanbul Projesi, Medeniyetler Şehri Projesi” dedi… Diğer tahminler ise şöyle sıralandı: Haliç’e Mega Kanal Projesi, Uygarlıklar Köprüsü Projesi, Ataşehir Selimiye Projesi, İstanbul‘a 2. Boğaz Projesi…

ÇILGIN PROJE İSTANBUL PROJESİ… TIKLAYIN

İLK ÖNCE HALİÇ KONGRE MERKEZİ’NE GİTTİ
Başbakan Erdoğan gece Ankara’dan İstanbul‘a geldikten sonra kızı Sümeyye Erdoğan, Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış, eski Ulaştırma Bakanı Yıldırım ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ile Atatürk Havalimanından Sütlüce’deki Haliç Kongre Merkezi’ne geçti.

BEN BİLİYORUM AMA AÇIKLAMAM… TIKLAYIN

Daha sonra AK Parti İstanbul İl Başkanı Aziz Babuşçu da Haliç Kongre Merkezine geldi.

Başbakan Erdoğan, yaklaşık 2.5 saat süren toplantının ardından Üsküdar Kısıklı’daki konutuna gitti.

500 YILLIK RÜYA ÇILGIN PROJE Mİ? TIKLAYIN


Herkesin merakla beklediği, Başbakan’ın İstanbul Kongre Merkezi’nde saat 11:00′de gerçekleştireceği “Türkiye Hazır Hedef 2023, İstanbul Hazır Hedef 2023” toplantısı başladı.

ÇILGIN PROJE ANCA BU OLUR… TIKLAYIN

VE BAŞBAKAN ERDOĞAN AÇIKLAMASINA BAŞLADI
Bir İstanbul aşığı olan, İstanbul için şiir yazan Yahya Kemal Deniz isimli şiirini böyle bitiriyor: “Çıktığın yolda, bugün, yelken açık, yapayalnız, gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervâsız, Yürü! Hür mâviliğin bittiği son hadde kadar!… İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar.”

“HAYÂL GERÇEĞE ATILMIŞ TOHUMDUR
Fatih Sultan Mehmet bir hayâl kurmuş. Gemileri karadan yürütmüş. Karanlık bir çağı kapatmış, aydınlık bir çağın kapılarını ardına kadar açmıştır. Selimiye dünyamızın incisi olmuştur., Çil çil kubbelerin, medreselerin, anıtların, kütüphanelerin ardından hep hayal vardır. Medreselerin, köprülerin, anıtların, ardında hep bir hayâl vardır. Çanakkale Zaferi hayal kurabilen kumandanların, Mehmetçiklerin eseridir, Mustafa Kemaller’in eseridir. Kurtuluş Savaşı hayâl kurabilen Anadolu’nun eseridir.

Hayâl gerçeğe atılmış tohumdur. Bütün büyük adımlar bir hayâlle başlamıştır. Bütün büyük zaferlerin, bütün büyük medeniyetlerin temelinde önce hayal vardır. Biz de ülkemiz, milletimiz için hayaller kurduk. Her bireyin özgürce yaşayabildiği, kendisini özgürce, inancını özgürce yaşayabildiği, işsizliğin azaldığı, yoksulluğun tükendiği, bir Türkiye hayali kurduk. Kardeşliğin, dayanışmanın, paylaşmanın hayalini kurduk ve bu hayalin peşine düştük. Emeğe musallat olan her ne varsa geri dönmemek üzere gittiği bir Türkiye hayali kurduk. Kardeşliğin, dayanışmanın hayalini kurduk.

NECİP FAZIL’DAN ŞİİR
Üstad Necip Fazıl Kısakürek İstanbul için bakın ne demiş:
“Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, edâ, iklim;
O benim, zaman, mekân aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misâle.

‘HALİÇ TEMİZLENMEZ’ DİYORLARDI
İşte böyle bir İstanbul‘un hayaliyle iş başına geldik. Gecesi sümbül kokan bir İstanbul için kolları sıvadık. Dört buçuk sene gecemizi gündüzümüze kattık. İstanbullu çocukların hayali temiz su içmekti, yeşil alanlarda koşmaktı. Biz bu hayali gerçekleştirmek için koştuk. İktidarda CHP vardı, çöp dağları vardı. Ümraniye’de çöp dağlarının patladığı yerde iktidarda CHP vardı. Çöpten kurtararak buraları yeşikl park alanlarına dönüştürdük. Temiz bir Haliç isteniyordu, kime gittiysek bize “Haliç temizlenmez” deniyordu. “Burayı doldurmanız gerekir” diyorlardı. Kayalarla dolu bir Haliç. Düşünebiliyor musunuz? Fakat biz aradık, araştırdık ve Haliç’in temizlenebildiğini öğrendik. Onun projelerini yaptık. Haliç’in içinden çamuru aldık, 9.5 km uzaktaki Alibeyköy’deki kum ocaklarına taşıdık. Oralara da eptrol boru hattı gibi borular düşedik.

Çamurları balçık haline getirip oraya taşıdık. Oraya da 650 bin metrekarelik yeşil alan yaptık. Kim çevreci? CHP mi biz mi? Şu anda temiz bir Haliç var. Sağlıklı konutlar, modern ilçeler, hızla akan bir trafik hayalini İstanbul‘da gerçeğe dönüştürüyoruz. Belediye başkanımız metro, metrobüslerle bir farklılılığı yaşıyor İstanbul. Yılmadık, umudumuzu kaybetmedik, hayallerimizi gerçekleştirdik.
Aylar boyunca özgürlüğün hayalini kurduğumuz kadar güçlü Türkiye’nin hayallerini kurduk. Biz, konuşan, düşüncelerini özgürce ifade eden, korkmayan, hiçbir ferdi dışlanmayan bir Türkiye hayalini kurduk ve bunu başardık, başarıyoruz, başaracağız.

Film gibi soygun!

In güvenlik on 24 Nis 2011 at 11:22

Film gibi soygun!

İstanbul Eminönü’nde zırhlı araçla darphaneye götürülen 20 kilo altının, film senaryolarını aratmayan bir planla çalınmasının ardında Venezüella, Brezilya ve İtalyan uyruklulardan oluşan “uluslararası” hırsızlık çetesi çıktı…

 İşte altınların çalınma anı – GALERİ İÇİN TIKLAYINIZ…

Mustafa ŞEKEROĞLU / AHT İSTANBUL

Sirkeci iskeleler önünde, 12 Nisan 2011 tarihinde meydana gelen olayda, kuyumcudan darphaneye 40 kilo altın götüren zırhlı araç, lastiğinin patlaması sonucu durmuş, tamirat sırasında aracın içindeki 1.4 milyon değerindeki 20 kilo altın ortadan kaybolmuştu. Olayla ilgili soruşturma başlatan polis, önce zırhlı aracın güzergâhındaki güvenlik kamera görüntülerini toplayarak incelemeye aldı. Görüntülerde kuyumcudan ayrılan zırhlı aracın, gri renkte bir otomobil tarafından takibe alındığı ortaya çıktı. Görüntülere göre, trafik sıkışınca gri araçtan inen iki kişi zırhlı aracı yaya olarak takip ediyor. Hedef araç, Eminönü yönüne döndüğünde ise bir taksi ile motosikletli kurye de zanlılara katılıyor. Işıklara gelen zırhlı aracın, sol yanına yanaşan taksinin sürücüsü camdan bir şeyler söyleyerek şoförü oyalarken, sağ yanına yanaşan motosikletli bir kişi de aracın lastiğini patlatıyor. Lastiğinin patlağını fark eden sürücü, iskeleler önündeki cebe giriyor. Zırhlı otomobilin peşinden gelen gri renk otomobilden inen üç kişi ise altın dolu bavulu çalarak olay yerinden kaçıyor.

5 YILDIZLI OTELDE BULUŞTULAR
Polis görüntülerden yola çıkarak, zanlıların bindiği otomobilin bir kiralama şirketine ait olduğunu belirledi. Otomobili kiralayan Venezüella vatandaşı Juan James Baracomente’nin de olaydan iki gün önce iki arkadaşı ile birlikte İstanbul’a geldiği ortaya çıktı. 3 hırsızın İstanbul’da 5 yıldızlı bir otelde buluştukları öğrenildi. Polis otelin güvenlik kameralarını incelediğinde; zanlıların lideri olan Lübnan asıllı Brezilya vatandaşı Laith Al Saiegh’nin kimliğini tespit etti. Brezilyalı çete liderinin, hırsızlığı gerçekleştiren Juan James Baracomente, Angel Badillo Gomez, Alexis Volcan Molina’yı Fransa’ya gitmek üzere Atatürk Havalimanı’na bıraktıktan sonra, altınlarla birlikte Ermeni asıllı Kework Plojian adlı kişiyle buluştuğu öğrenildi.

ALTINLARI ATÖLYEDE ERİTTİLER
Brezilyalı Saiegh ile İtalyan Kework Plojian’ın, 20 kilogram altınla İkitelli’de kuyumcu atölyesi bulunan Ermeni asıllı Apraham O.’nun dükkânına gittikleri tespit edildi. Kuyumcu atölyesinin kamerasına, altınların eritilmesi ve tekrar külçe haline getirilmesi saniye saniye yansıdı. Kayıtlarda, Apraham O.’nun altınların üzerine kendi damgasını vurduğu görüldü. Polis, Apraham O., Garabet B., Herman K. ile atölyede çalışan Mustafa Ç., Halil Ç. ile zırhlı otomobili oyaladığı iddia edilen taksi şoförü Murat Ö.’yü gözaltına aldı. Yabancı uyruklu çete üyeleri ile çalınan altınların bulunması için de uluslararası çalışma başlatıldı. Apraham O., Garabet B. ve Murat Ö. çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı.

CHP’de toplantı şoku!

In Siyaset on 22 Nis 2011 at 09:18

CHP’nin İstanbul milletvekili adaylarını tanıtım toplantısı fiyaskoya dönüştü…

Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve Yardımcısı Gürsel Tekin başta olmak üzere, 85 adaydan 28′i ‘tanıtım toplantısı’na gelmedi.

Katılan adaylarla sahneye davet edilen İstanbulMilletvekili Çetin Soysal’ın da sıkıntılı olduğu dikkatlerden kaçmadı. Fotoğraf çekimine katılmak istemeyen Soysal, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, önce organizasyonu eleştirdi. Bu şekilde yapılan programların yapay olduğunu belirtirken sözü adaylara getirdi. Parlamento’da sabahlara kadar çalışan arkadaşlarını göremediği için üzgün olduğunu dile getiren Soysal, “Yapı taşları değil, kökten bir değişiklik oldu. Çok önemli katkılar sunmuş siyasete çok önem vermiş arkadaşlarımızın eksikliğini hissediyorum. Birçok arkadaşımı tanımıyorum.” dedi.

Conrad Otel’de yapılan toplantıya gelemeyenler arasında Kılıçdaroğlu’nun yanı sıra Genel Başkan yardımcıları Gürsel Tekin, Erdoğan Toprak ve Umut Oran, Genel Sekreter Bihlun Tamaylıgil, İstanbulmilletvekilleri Mehmet Ali Özpolat, Nur Serter ve gazeteci Oktay Ekşi ile Birleşmiş Milletler’de (BM) görevli Şafak Pavey gibi kamuoyunun yakından tanıdığı birçok isim de vardı. Doğan Gazetecilik AŞ Yönetim Kurulu Üyesi Zafer Mutlu’yla ilgili, Etibank davasında takipsizlik kararı veren eski DGM Savcısı Ercan Cengiz de aday toplantısına katılmadı.

Programa damgasını vuransa 2. Bölge 11. sıra adayı İstanbul Milletvekili Çetin Soysal oldu. İsmi anons edildiğinde isteksiz bir şekilde sahneye çıkan Soysal, fotoğraf çekimi sırasında kaçarcasına yerine döndü ve kareye girmedi. Soysal, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, önce organizasyonu eleştirdi. Ardından temel eleştiriler yöneltti. Bu şekilde yapılan programların yapay olduğunu söyleyen Soysal, yeniden aday gösterilmeyen mevcut milletvekillerine sahip çıktı. Devamında, “Yapı taşları değil, kökten bir değişiklik oldu. Çok önemli katkılar sunmuş, siyasete çok önem vermiş arkadaşlarımızın eksikliğini hissediyorum. Birçok arkadaşımı tanımıyorum. Ben sokağı tercih edenlerdenim. Sosyal demokrasi ile sokaktaki insanımızı buluşturmaktan yanayım. Onu da otel ve balo salonlarında değil de sokakta yapmak lazım. Otelde program, bana suni ve yapay geliyor. Fotoğraf çekiminde yer almak istemedim. Çünkü bunların siyasette çok fazla önemi olmadığını düşünüyorum.” ifadelerini kullandı. Soysal’ın, uzun süre tek başına oturması ve kimseyle konuşmaması dikkat çekti.

Bazı adaylar da basın mensuplarıyla düşüncelerini paylaştı. Eski Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu, “İstanbul’dan aday olmam sürpriz değil. AK Parti’nin adayları Sayın Çelik, Çağlayan, Arınç nereden aday? Neden Sezgin Tanrıkulu İstanbul‘dan aday olunca böyle bir tartışma yapılıyor? ‘Bir Kürt ancak Diyarbakır’dan aday olur’ düşüncesi yanlış.” diye konuştu. Türkücü Sabahat Akkiraz, CHPlistesindeki Alevilerin sayısının yeterli olmamasını eleştirdi. Fakat Alevilerin sorunlarıyla ilgili ‘iradeli’ davranıldığını söyleyerek, “Aday gösterilmeyen Alevilerden kimse küskün olmasın.” diye seslendi. CHP‘nin Yahudi kökenli tek adayı olan Mari Gormezano, “İlk Türk Yahudi milletvekili CHP‘dendi. 76 yıl aradan sonra seçilirsem ikinci Türk kadın Yahudi milletvekili olacağım.” sözleriyle umudunu ortaya koydu. Gormezano, Atatürk’e şapka yapan terzi Adolf Loker’in torunu olduğunu söyledi. (Zaman)

Bedri Baykam’a saldırı

In Yaşam on 18 Nis 2011 at 14:03

Bedri Baykam'a saldırı

Ressam Bedri Baykam, İstanbul’da bıçaklı saldırıya uğradı…

İşte Marmara için deprem senaryoları

In Yaşam on 11 Mar 2011 at 20:08

Japonya’da meydana gelen ve dünyayı sarsan deprem eğer İstanbul’da olsaydı nasıl bir görüntü ortaya çıkardı?

DEPREM İSTANBUL’DA OLSAYDI…


İstanbul için dikkat çekici tsunamı verileri:

-İstanbul kıyılarında oluşması olası en büyük dalga yüksekliği 5.56 m.

-İstanbul için tsunaminin kıyılara gelme zamanı 5-10 dakika arasında.

-Tsunami oluşması durumunda, Marmara denizinde etkili olma süresi 90-120 dakika.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Deprem ve Zemin İnceleme Müdürlüğü’nün Japon ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi, İnşaat Mühendisleri Bölümü, Deniz Mühendisliği Araştırma Merkezi’nden bilim adamlarıyla yürüttüğü projede tsunami analizi yapıldı.
PROJENİN AMACI VE ÖZETİ
Projenin amacı, “tarihsel verileri, güncel araştırma araçları ve olanakları, bilimsel deneyimleri bir araya getirerek, olası tsunami tehlikesin düzeyini saptamak, bunların neden olabileceği hasar düzeylerini hesaplamak, riskleri belirlenmesi ve sakınma önlemlerinin geliştirilmesini ve tehlikenin azaltılması sağlamak” olarak belirtildi.
BENZETİM (MODELLEME)
Tsunami oluşturabilecek bölgelerin doğru tahmin edilmesi ve zamanında saptanması için, su düzeyi ve yer hareketleri verileri ve gözlemlerinden yararlanılarak, gerçek zamanlı, birbiri ile etkileşimli algoritmalar geliştirilerek, modellemeler yapıldı.
Tsunaminin oluşması, hareketi, kıyılara ilerlemesi, körfez, koy ve limanlardaki hareketleri, kıyılarda yaratacağı yükselmeleri, tsunami simulasyonları için kullanılan sayısal modeller, kıyılarda, sığ sularda yaratacağı akıntıların sürükleme gücü, su düzeyi yükselmeleri, yapı özelliklerine bağlı olarak oluşacak hasar düzeylerini hesaplamak için hazırlanmış olan sayısal modeller geliştirildi. Marmara kıyılarının geçmişte tsunamilere maruz kalmış olduğu bir gerçekti.

SENARYOLAR
Marmara Denizinde olası tsunami oluşmasına yol açabilecek 49 ayrı senaryo incelendi. Bu senaryolarda, Kuzey Anadolu fayının Marmara denizindeki Kuzey ve Güney kolları üzerindeki depremler ve fay hareketleri, ayrıca da Marmara denizindeki çeşitli bölgelerde saptanan olası zemin kaymalarına (heyelanlar) bağlı çeşitli kombinasyonlarla ortaya çıkabilecek deniz tabanı hareketleri ile depreşim dalgası oluşması modellendi. Senaryolarda kullanılan faylar ve denizaltı heyelanlarının konumları aşağıdaki çizimde verilmiştir. Fay ve Heyelanların çeşitli versiyonlarından senaryo üretildi.
TSUNAMİ OLUŞMASI DURUMUNDA OLASI SENARYOLAR
////ID18 senaryosu: Fay ve heyelanların hareketine bağlı modelleme
-İstanbul Kıyılarında oluşması olası en büyük dalga yüksekliği 5.56 m.
-En yüksek dalganın ulaşacağı kıyı bandı İstanbul‘un doğu kıyılarında (kıyıya paralel) 10km.lik kıyı çizgisidir.
-Tsunami Dalgasının kıyılara erişme zamanı 8 dakika
-Kıyılarda ilerleme mesafesi 150m. den az.
////ID15 Senaryosu: Sadece fay hareketine bağlı modelleme
-İstanbul Kıyılarında oluşması olası en büyük dalga yüksekliği 4.71m.
-En yüksek dalganın ulaşacağı kıyı bandı İstanbul‘un doğu kıyılarında (kıyıya paralel) 10km.lik kıyı çizgisidir.
-Tsunami Dalgasının kıyılara erişme zamanı 8 dakika -Kıyılarda ilerleme mesafesi 50m. den az.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi tsunami hazırlıklarını ise şöyle sıraladı:
“-Kentin hangi bölgelerinin hangi koşullarda ne düzeyde sular altında kalacağını gösteren haritalar hazırlanmıştır.
-Tarafımızdan incelenip sakınma ve hafifletme konusunda önlemler saptanmaktadır.
-Tsunaminin İstanbul için etki edeceği bölgeler, sığ deniz bölgeleri, küçük tekne barınakları, ırmak ve dere ağızları, denizden 100-150 metre uzaktaki karadaki kıyı alanlarıdır.
-Tsunamiler beton yapılara zarar vermez, ancak ahşap yapılarda hasar oluşturması olasıdır.
-Marmara’da tsunaminin gündüz oluşması durumunda kıyılardaki tesislerin daha çok sayıda insanlarca kullanılmakta olması nedeniyle, can kaybı açısından geceye göre daha fazla risk taşıyabileceği düşünülmelidir.
-Tsunami olayına hazırlık, deprem için yapılan hazırlıklarla benzerlikler gösterir. Bu nedenle yabancı kaynaklarda 3 gün yetecek acil durum çantasının hazırlanması tavsiye edilir”
YAKLAŞAN TSUNAMİ BELİRTİLERİNE ÖRNEKLER
Çeşitli zamanlarda oluşmuş tsunami belirtileri ise şu şekilde özetlendi
·Depremin sarsıntısı hissedilebilir.
·Büyük miktarda gaz kabarcıkları suyun yüzünde görülebilir ki suyun kaynaması biçiminde görüntü verebilir.
·Deniz suyu alışılmışın üstünde sıcak olabilir.
·Su çürük yumurta (Hidrojen sülfür) yağ ya da petrol gibi kokabilir.
·Deniz suyu cildi rahatsız edebilir.
·Gök gürültüsüne benzer, jet uçağı sesi, helikopter, ıslık sesi gibi sesler duyulabilir.
·Deniz kıyıdan önemli bir miktarda geri çekilebilir.
·Ufuk çizgisinde kırmızı renkli bir flaş ışık görülebilir.
·Dalga yaklaşırken dalganın üst kısmında bir kızıllık görülebilir.
DEPREM SIRASINDA DENİZ KIYISINDA OLUNMASI DURUMUNDA YAPILMASI GEREKENLER İSE ŞU ŞEKİLDE:
-İlk fırsatta deniz kıyısının davranışına bakınız.
-Eğer denizde olağan dışı çekilme ya da ilerleme görür iseniz, tsunami gelmesi olasılığı çok yüksektir.
-Bu durumda denizin davranışını izlemek yerine denizden uzaklara girmeniz elzemdir.
-İstanbul için tsunaminin kıyılara gelme zamanı 5-10 dakika arasındadir. Depremin merkezine bağlı olarak bu süre 20 dakikalara kadar da çıkabilir.
-Kıyıda deniz çekildiğinde merak edip izlemeye kesinlikle gitmeyiniz. Çünkü can kayıpların büyük bir bölümü bu sırada olmaktadır. -Kısaca denizi izleyen meraklılar büyük olasılıkla ölmektedir.
-Tsunami oluşması durumunda, Marmara denizinde etkili olma süresi 90-120 dakikadır.
-Deniz durulduğunu görseniz bile kıyıdan uzak kalmaya özen gösteriniz. Çünkü Marmaranın karşı kıyılarından yansıyacak dalgalar, bulunduğunuz yere sonradan gelebilir.
-Depreşim Dalgasının tırmanma yüksekliğinin 2m.yi geçmesi durumunda, küçük tekne barınaklarında çok şiddetli akıntılar nedeniyle hasarlar ve önemli düzeyde mal kaybı beklenir. Dalganın kıyılarda tırmanma yüksekliğinin 2.5m. yi geçtiği yerlerde mal kayıpları artmakta ve ek olarak can kayıpları da olmaktadır.
-Türkiye kıyılarında tarih içinde defalarca depreşim dalgaları oluşmuştur. Bundan sonra da oluşması beklenmelidir.
-Depreşim dalgası tek bir dalga değildir. Genellikle dört veya beş dalgadan oluşan bir dalga dizini biçimindedir. İlk dalga centilmen dalgadır. İkinci ve üçüncü dalgalar etkilidirler. Devam eden dalgaların etkisi daha azdır.
-Etkili dalgaların kıyıya vurmasından sonraki birkaç saat tehlike devam edebilir. Resmi açıklamalar yapılana dek bekleyiniz ve kıyıdan daima uzakta kalınız.
-Karada bulunan kişilerin kıyıdan 100-150 m. uzaklığa, denizde teknede bulunan kişilerin ise su derinliği en az 50 m. veya daha derin yerlere doğru uzaklaşarak olası dalga ve akıntı etkilerinden kurtulmaları olanaklıdır.

Dev Marmaray projesi

In Gündem on 27 Şub 2011 at 10:34

İstanbul Boğazı’nın 100 metre altında, iki katlı ve 2’şer şeritli olacak. Kazlıçeşme-Göztepe arası 15 dakikaya inecek. 4.5 yılda bitecek.

Asrın projesi olarak adlandırılan Marmaray’da Boğaz’ı denizaltından birleştiren tünellerin açılışını yapan Başbakan Erdoğan, İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçiş Projesi’nin de temelini attı. Trafiği azaltacak proje, denizaltınI adeta otobana çevirecek.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçiş Projesi’nin temelini attı. Erdoğan, “Denizin altına adeta otoyol döşeyeceğiz. Tüp geçit demiyorum dikkat edin otoyol diyorum, böyle bir şekilde inşa edeceğimiz tünellerle, artık araçlarımıza, Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden sonra 3′üncü bir geçit daha kazandırıyoruz” dedi.

“151 yıllık rüya gerçekleşti”

Asrın projesi olarak adlandırılan Marmaray’da Boğaz’ı denizaltından birleştiren deniz ve kara tünellerin açılışını yapan Başbakan Erdoğan, Avrupa yakasından Asya yakasına denizin altından yürüyerek geçti. 151 yıllık rüyanın gerçekleştiğini söyleyen Erdoğan, Marmaray’daki incelemelerinin ardından, Haydarpaşa’da karayolu tüp geçişi temel atma törenine katıldı, deniz altına yapılacak otoyol projesini anlattı. Tarihi bir anın yaşandığını ifade eden Erdoğan, ”Asrın projesi olarak görülen Marmaray’ın inşaatı hızla devam ediyor ve inşallah 2013′ün 29 Ekiminde tamamıyla işletmeye almayı planlıyoruz. Trenler o gün çalışmaya başlayacak” diye konuştu.

Marmaray’ın tamamlanma aşamasına geldiği bir noktada, bugün İstanbul ve Türkiye için bir başka büyük projenin de temelini attıklarını kaydeden Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Tüp geçit demiyorum”

”Denizin altına adeta otoyol döşeyeceğiz. Tüp geçit demiyorum dikkat edin otoyol diyorum, böyle bir şekilde inşa edeceğimiz tünellerle, artık araçlarımıza, Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinden sonra 3. bir geçit daha kazandırıyoruz. Bu projeyle, köprü trafiğini azalttığımız kadar, şehir içi trafiğine de nefes aldırıyoruz. Avrupa yakasında, Florya-Sirkeci sahil yolu, Kazlıçeşme’den girecek bir araç, denizin altından, tüp geçitlerden geçerek, Anadolu tarafında Ankara Devlet Yolu’nun Göztepe Kavşağı’na ulaşacak. Proje üç bölümden oluşuyor. İlk bölüm, Avrupa tarafında, Kumkapı-Kazlıçeşme arasında mevcut yolların genişletilmesi, hemzemin kesişmelerin ortadan kaldırılmasından oluşuyor. İkinci bölüm, Kumkapı’dan başlayıp, tamamen deniz altından geçerek Asya tarafında Marmara Üniversitesi’nden sonraki Eyüp Aksoy kavşağından Ankara asfaltına bağlanacak, böylece otoyola girmiş olacağız. Üçüncü bölüm ise Ankara Asfaltı ile Göztepe Kavşağı arasındaki yol ve kavşakların iyileştirilmesinden oluşacak. Toplam 14,6 kilometre uzunluğunda olan bu yolun 5,5 kilometresi denizin altından geçecek. Kazlıçeşme-Göztepe arası 100 dakika iken, projenin tamamlanmasıyla birlikte aynı güzergah 15 dakikada geçilebilecek.”

“Bir pazarlık yapacağız”

Erdoğan, bu projenin, sadece denizin altına tünelin tüp geçitlerin yerleştirilmesinden ibaret olmadığını, proje kapsamında 8 alt geçit, 10 yaya üst geçidi, 4 kavşak düzenlemesi yapılacağını belirtti. Projenin kendisine takdim edildiği ve ihalede ortaya konulduğu kadarıyla 55 ayda, yani 4,5 yılda tamamlanmasının düşünüldüğünü vurgulayan Erdoğan, ”Tabii burada bir pazarlık yapacağız” dedi.

Türk-Kore ortak girişimiyle inşa edilecek projenin bedelinin ise 1 milyar 75 milyon dolar olarak belirlendiğini kaydeden Erdoğan, hiçbir kamu kaynağı kullanmadan, kaynakların çeşitlendirilmesi anlayışından hareketle yap-işlet-devret modeliyle bu yolu inşa edecek ve çok kısa sürede Türkiye’ye kazandıracaklarını kaydetti.

MARMARAY İKİ KITATIYI BAĞLAYACAK

Dünyadaki en büyük ulaşım altyapı projelerinden olan Marmaray Projesi, 76 kilometrelik raylı sistemden oluşacak. Gebze’den başlayacak olan hat, Süğütlüçeşme’de yerin altına girecek Üsküdar-Sirkeci hattında boğazın altından geçerek Kazlıçeşme’de yer üstüne çıkacak ve Halkalı’da son bulacak. Proje kapsamında Gebze-Haydarpaşa ile Sirkeci-Halkalı Banliyö Hatları da iyileştirilecek. Marmaray’la boğaz geçişi 2 dakikaya düşecek. Projenin 27 Mart 2012′de tamamlanması bekleniyor. Marmaray hattı aynı zamanda Avrupa ve Anadolu yakasındaki iki havaalanıyla da entegre olacak. Marmaray hattının Pendik-Sabiha Gökçen Havaalanı arasında 10 kilometrelik bağlantı kurulacak. Yine Hattın Ataköy Atatürk Havaalanı arasına da 3 kilometrelik bağlantı kurulacak.  1 milyar dolara ihale edilen Marmaray’ın proje tamamlandığında 1.5 milyar dolara mal olacak. Projenin 13.6 kilometresi boğaz tüp geçişinden oluşurken, bu bölümün Boğazın altındaki kısmının uzunluğu ise 2.4 kilometre. Proje denizin 61 metre altından geçiyor.

Dünyada denizin dibindeki en büyük 6. tünel olacak

Temeli dün Başbakan Erdoğan tarafından atılan İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçiş Projesi tamamlandığında İstanbullular şu anda 100 dakikayı bulan Kazlıçeşme-Göztepe arasındaki mesafeyi 15 dakikada katedebilecekler. Yap-İşlet- Devret modeliyle ihale edilen ve sözleşmesinde 4.5 yılda tamamlanması öngörülen, 1.1 milyar dolar yatırım bedelli proje İstanbul trafiğini rahatlatmakla kalmayacak, aynı zamanda inşaat teknolojisi ile dünya literatürüne de girecek. Çünkü proje çerçevesinde deniz yüzeyinden 100 metre altına inşa edilecek olan 2 katlı tünelin çapı 5 katlı bir apartmanın çapına bedel ve bu büyüklükle dünyada alanındaki 6. tünel olacak. Tünel, denizin altından geçen yaklaşık 3.3 kilometrelik bölümü ile her 2 yakadaki mevcut yollara bağlanacak. 2.1 kilometrelik bölümü delme tünel olmak üzere toplam 5.4 kilometre uzunluğunda olacak.

Dünyada dev projelere imza atan Yapı Merkezi’nin Güney Koreli ortağı ile birlikte gerçekleştireceği karayolu tüp geçiş projesi, demiryolu olan Marmaray projesine paralel hatta gerçekleşecek. Projeyle ilgili bilgi veren Yapı Merkezi İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Emre Aykar, Başbakan’ın törende erken teslim pazarlığı yaparak, projenin 3,5 yılda tamamlanmasını istediğini belirterek, “Biz de belki 3,5 değil ama 4 yılda tamamlamaya çalışacağız” dedi. Amaçlarının İstanbul halkının trafik sorununa derman bulmak olduğunu belirten Aykar, projede yer alan tüneli inşa edebilmek için, özel sipariş edilip üretilecek tünel makinasının Almanya ya da Japonya’dan alınacağını, bu konuda görüşmelere başladıklarını da açıkladı.

2 katlı 4 şeritli ekspres yol

İnşaatın yoğun zamanlarında 3-4 bin kişinin çalışacağını anlatan Aykar’ın verdiği bilgiye göre proje şu özellikleri içerecek:

* Marmaray demiryolu projesi Anadolu Yakası’ndan bir tünelle gelecek Sirkeci’ye, ordan da Edirne ve Avrupa’ya gidecek. Karayolu Tüp Geçiş projesi ise bu hattın 1.8 kilometre daha güneyinden geçen, ona paralel bir karayolu tüneli olacak. 2 katlı 4 şeritli ekspres bir yol inşa edilecek.

* Proje 3 ana bölümden oluşuyor. Birinci bölüm Kazlıçeşme’den Kumkapı’ya kadar olan bölüm. Sahil yoluna iki şerit daha ilave ediliyor, kavşaklar daha kolay girilir çıkılır hale getiriliyor.

* Kumkapı’daki Balık Hali’nin önünden tünele dalınıyor. Tünel denizin dibinde bir karanın içinden gidiyor ve Harem’den çıkıyor, E5 üzerine oturuyor. Oradan da Göztepe’ye ulaşıyor. Bu kısımda da yola birer şerit ilave edilerek kavşaklar düzenleniyor.

* Proje, Avrupa yakasında Atatürk Havalimanı ile Anadolu yakasında Sabiha Gökçen Havalimanı arasında önemli bir entegrasyon da sağlayacak.

* İnşaat açısından dikkat çeken kısım, denizin altından yapılacak 2 katlı tünel, 13.7 metre çapındaki tünel 5 katlı bir apartman çapında. Ayrıca tünel deniz seviyesine göre 100 metre aşağıda bulunacak.

* Tünelde internet, telefon bağlantısı ve her türlü elektro mekanik sistem bulunacak. Yani tünelden geçerken telefonla iletişim kesilmeyecek.

* Tüm güvenlik önlemleriyle birlikte deprem güvenliği de ön planda tutulan ve richter ölçeğine göre 7.5 şiddetindeki sarsıntılara dayanıklı olarak tasarlanan tünel, olası tsunami dalgalarından etkilemeyecek.

* Proje YİD modeli ile yapılıyor, hazineye yük getirmiyor. Yapı Merkezi projeyi finanse ediyor. İnşa ettikten sonra da 26 yıl boyunca işletmeciliğini üstleniyor. 1.1 milyar dolarlık proje Türkiye’de uygulanmış en büyük YİD projesi.

HABER: Selma ŞENOL/ İSTANBUL

İstanbul’da salgın var!

In Sağlık on 22 Şub 2011 at 11:44

İstanbul'da salgın var!

Domuz gribine yakalanan bir hamile kadının yoğun bakımda olduğu bildirildi.

AVRUPA’dan İstanbul’a yayılan kızamık salgınında hasta sayısı 21’e yükselirken, artık “pandemi ” (salgın) sayılmayan domuz gribinde de artış var.İstanbul’daki hastanelerin yoğun bakımları, domuz gribine yakalanan hamile ve bağışıklık sistemi zayıf olan konik hastalarla doldu.

Domuz giribine yakalanan iki hamile kadından birinin halen İstanbul’daki bir hastanenin yoğun bakım ünitesinde, solunum cihazına bağlı olarak yaşam mücadelesi verdiği, diğerinin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Domuz gribine yakalandığı yapılan testlerle ortaya çıkan genç bir kadının, bir hafta önce doğum yaptığı, bebeğin durumunun iyi olduğu, ancak annenin halen hayati tehlikeyi atlatamadığı için solunum cihazına bağlı olduğu belirtildi. Domuz gribi, artık dünyanın her yerinde görüldüğü için pandemi (salgın) grubunda sayılmıyor. İstanbul Sağlık Müdürü Yardımcısı Doç. Serap Gencer, “Domuz gribi artık mevsimsel giribin bir parçası oldu. Geçen yıl yaşadığımız salgın halini yaşamıyoruz. Ancak geçen yıl aşı olanlara bu yıl da olmalarını tavsiye ediyoruz” dedi.

AŞILAR ETKİSİZ Mİ?
Bu arada, kızamık salgınına karşı mücadele başlatan Sağlık Bakanlığı’nın, geçmişte yapılan kızamıkaşılarının yüzde 14’ünün etkisiz olduğunu tespit ettiği ileri sürüldü. Aşı olduğu halde kızamığa yakalanan hastalar üzerinde yapılan inceleme sonucu, aşıların saklama koşulları nedeniyle etkisini yitirmiş olabileceği tahmin ediliyor. Yüzde 14’le birlikte hiç aşı olmayanların aşılanması için başlatılacak olan kampanya için yurtdışından aşı sipariş edildiği öğrenildi. Kızamık salgını için oluşturulan bilimsel danışma kurulunun kararıyla İstanbul’da, 9 ay-12 ay arası bebeklere rutin aşı takvimi dışında ekstra bir doz aşı uygulaması ve tüm sağlık çalışanlarına bir ay arayla 2 doz KKK aşısı uygulaması başlatıldı

 

2001’in TÜSİAD Başkanı: Denizin bittiği noktaya…

In Gündem on 19 Şub 2011 at 13:27

Eski TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan, Şubat 2001 krizi ve sonrasında yaşananları değerlendirdi.

Siyasi istikrarsızlık, süregelen bütçe açıklarının borçla kapatılmasıyla giderek artan ve faiz yükü ağırlaşan borçlar yüzünden iyice ısınan Türkiye ekonomisi, Şubat 2001′de patladı.

Bir süredir yüksek gerilimin yaşandığı ülkede, fitili ateşleyen açıklama iş başındaki DSP-MHP-ANAP’tan oluşan 57. Koalisyon Hükümeti’nin Başbakanı Bülent Ecevit’ten geldi. Ecevit, terkettiği MGK toplantısı sonrası kameralar karşısına geçip; Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in kendisine nezaket sınırlarını aşıp Anayasa kitapçığı fırlattığını söyledi. Bir anda piyasalar tepe taklak oldu. Türkiye tarihin en büyük ekonomik bunalımıyla karşı karşıya kaldı. Borsada yüzde 15 gibi rekor bir gerileme görülürken, 21 Şubat’ta gecelik faiz yüzde 7 bin 500’e çıktı. Merkez Bankası’ndan yaklaşık 7,6 milyar dolarlık döviz çıkışı oldu. Dolar bir kaç gün içinde o günün parasıyla 600 bin liradan 1 milyon 600 bin liraya tırmandı.

Dönemin TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan, Cihan’a Şubat 2001 krizi ve sonrasında yaşananları değerlendirdi. Türkiye’nin 2001’de denizin bittiği bir noktaya geldiğini belirten Özilhan, bundan sonraki süreçte kaydedilen aşamadan memnun. 2001′de yaşanan kriz sonrası hayata geçirilen reformlar ve siyasi istikrar sayesinde Türkiye’nin önemli mesafe kat ettiğini ifade eden Özilhan, “Önemli kararlar alınıp uygulandı. Köklü reformlara gidildi. Ülkeye belli bir ekonomik yapı ile kimlik oturtuldu.” diye konuştu.

Siyasi istikrarın da krizden çıkışı hızlandırdığını belirten Tuncay Özilhan, “AK Parti’nin iktidara gelmesi ile ülkemiz istikrarı gördü. Koalisyonların olmadığı tek parti iktidarının olduğu bir politik alanın devamlı olduğu bir döneme tanık oldu. İstikrar hakikaten ekonomiye önemli katkılar sundu. Türkiye o dönemden beri hızlı büyüme trendine girdi.” ifadelerini kullandı.

“AK PARTİ REFORMLARI CİDDİYETLE UYGULADI”

Anadolu Endüstri Holding’in de yönetim kurulu başkanı olan Tuncay Özilhan, dünyayı saran hatta kavuran 2008 krizini Türkiye’nin çok az bir yarayla atlattığını kaydederken, “Bunda 2001’de alınan kararların, yapılan uygulamaların ve reformların önemli bir payı var. Bu yeniliklerin devam etmesinin önemli bir rolü var. Sonuç itibari ile 2001’den sonra krize dayalı ekonomi oluştu. Tabiatıyla 2008 depremini ülke ve toplum olarak az yaralarla atlattık, hatta kimi sektörler krizden kuvvetlenerek çıktı.” değerlendirmesinde bulundu.

Küresel krizin ana sebeplerinden birinin ABD ve Avrupa’da görülen finansal bozulmalar olduğuna işaret eden Özilhan, “Bu dönemde Türkiye finans sektörünü güçlü tuttu. 2001 sonrası alınan tedbirler burada devreye girdi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile ekonomi yönetimine doğal olarak önemli görevler düştü. Nihayetinde krizde büyük finans kurumlarının battığı ortamda Türk bankacılık sistemi ayakta kaldı.” şeklinde konuştu.

Küresel krizin derinden hissedildiği 2008 yılında başta TÜSİAD olmak üzere iş dünyasından hükümete IMF ile Stand-by anlaşmasını yenilemesi için yoğun baskı yapıldı. Hükümet, bu baskılara direndi ve anlaşmayı imzalamadı. Duayen sanayici Tuncay Özilhan, bu tutumu doğru bulmakla birlikte, “Yapıyı ve finansal gücü göz önünde bulundurduğumuz takdirde ülkemizin krizi çok az etkiyle atlatabildiğini anlarız. Hükümet, IMF ile anlaşma yapmadı, reformları ciddiyetle uyguladı. Sonuç itibari ile krizi IMF’siz aştı.” dedi.

IMF’ye İmza Atmadık Ne Kazandık?

In İş Hayatı on 07 Şub 2011 at 11:20

IMF'ye İmza Atmadık Ne Kazandık?

Türkiye, kriz lobisinin isteğini kabul edip stand-by anlaşması imzalasaydı neler olacaktı? Söyleyelim…

Hükümet, geçtiğimiz yıl IMF ile stand-by anlaşması imzalamadı. İstanbul sermayesinin devleri, TÜSİAD’in medar-ı iftihar patronları, IMF’den gelecek sıcak parayı elinin tersi ile iten hükümeti yerden yere vurmuştu.

Mustafa Koç ve o dönemin TÜSİAD yöneticilerinin, ısrarla “anlaşma imzalansın, yoksa küresel ekonomik kriz Türkiye’yi bitirir” şeklindeki hezeyanları hala kulaklarımızda..

Bunca gürültünün sonunda ne oldu? IMF ile anlaşma yapılmadı, patronların kötü senaryolarının hiçbiri gerçek olmadı.

Önce Mustafa Koç(geçtiğimiz aylarda itiraf etmişti) IMF ile anlaşmadan ekonominin bu hale gelmesinden duyduğu memnuniyeti itiraf ederek, “iyiki imzalamamışız” dedi..

Son olarak da IMF’nin Türkiye temsilcisi Mark Lewis, “bizimle anlaşma imzalasaydınız ekonominiz bu kadar iyi olmazdı” itirafında bulundu..

Peki kriz lobisinin dediğini yapsaydı ve IMF’ye ekonomiyi teslim etseydi Türkiye’de neler olacaktı? İşte cevabı..

Süleyman Yaşar / Sabah

IMF anlaşması yapılsaydı neler olacaktı?

IMF’nin Türkiye temsilcisi Mark Lewis, önceki gün “ümüğümüzü sıktırmayız” diyerek stand-by anlaşması imzalamayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın haklı çıktığını söyledi. Türkiye ekonomisinin şu anda çok güçlü konumda olduğunu belirtti.

Peki Türkiye, kriz lobisinin isteğini kabul edip stand-by anlaşması imzalasaydı neler olacaktı? Söyleyelim…

Stand-by anlaşması imzalansaydı Türkiye’nin bütçe hakkı IMF’de olacağı için, daha çok silah alınacak, sağlık ve eğitim harcamaları azaltılacak, savunma harcamaları çoğaltılacaktı.

Seçilmiş hükümet bütçeyi yapamayacağı için ücretler ve emekli maaşları üzerinden IMF’nin önerisi doğrultusunda daha çok vergi alınacak böylece gerileyen ücretler, azalan sağlık ve eğitim hizmeti nedeniyle vatandaşın refah seviyesi azalacaktı.

Ayrıca alınan IMF kredisi kamu borç yükünü yükselteceği için mali göstergeler bozulacak ve alınan borç, Türk parasını 2009 ve 2010′da aşırı değerlendireceği için cari açık şimdiki seviyesini de aşacaktı.

Cari açığın çoğalması işsizliği daha da arttıracaktı.

Bir de IMF kredisi ahlaki zafiyete yol açacağı için, şimdi yeniden IMF anlaşması yapılıp ek kredi alınmak zorunda kalınacaktı.

Nitekim, Polonya, üç sene önce yaptığı esnek kredi anlaşmasını 20 milyar dolardan 30 milyar dolara çıkartıp geçen hafta tekrar yenilemeye mecbur oldu.

Peki, “IMF ile anlaşın yoksa Türkiye ekonomisi batar” diyenler şimdi nerede?

Darbe ve kapatma davası girişimleri başarılı olmayınca, IMF yoluyla AK Parti Hükümeti’ni kuşatıp ekonomide başarılı olmasını engellemeye çalıştılar. Ama bu girişimleri de maalesef boşa çıktı.

Başbakan Erdoğan kamu maliyesinin iyi durumda olduğunu görüp IMF tuzağına düşmedi. Türkiye’yi IMF hastanesine yatırmayarak, ekonomiyi vesayetten kurtardı.

IMF KONUSUNU KONUŞMAYALIM…

IMF ile anlaşma yapılsın borç para alınsın diyenlerden bazıları şimdi “IMF’yi çok istemiştiniz ne oldu?” sorusu kendilerine sorulduğunda “o konuyu açmayalım” diyerek kaçıyorlar.

“IMF kredisi Merkez Bankası’nda bir fonda tutulsun bu fondan şirketlere kredi olarak verilsin” diyerek formüller üreten bazıları ise hâlâ iktisatçı olduğunu ileri sürüp yazmaya devam ediyorlar.

Hafızaları tazelemekte fayda var.

Türkiye’yi ihtiyacı yokken IMF’ye teslim etmek isteyenleri sürekli hatırlamakta fayda var.

Çünkü onlar, halk yerine statükocu sermayenin sözcülüğünü yapıyorlar.

Onların ne söyledikleri sürekli irdelenmeli aksi takdirde yeni kurdukları tuzakları görmek mümkün olamaz.


 

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.