H.E.M D.Ü.Ş.Ü.N ; H.E.M G.Ü.L

Mesajlar Etiketlendi ‘Recep Tayyip Erdoğan’

Kemal Kılıçdaroğlu yine çark etti

In Siyaset on 16 May 2011 at 12:57

Başbakan Erdoğan’a yolsuzluklarla ilgili yüklenirken “Kürşat Tüzmen çıksın konuşsun” diyen CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bugün çark etti.

Dün Mersin mitinginde Başbakan Erdoğan‘a “Yürekli adamsan yolsuzluğa bulaşan bakanlarını tek tek millete anlat.

Kürşad Tüzmen, Hilmi GülerKemal Unakıtan, çıkınkonuşun” diyen Kılıçdaroğlu bugün yapılan TOBB Genel kurulu’nda eski bakan Kürşat Tüzmen’le karşılaştı.

Genel Kurul’a, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın yanı sıra CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da katıldı.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, genel kurula katılan eski bakan ve Mersin Milletvekili Kürşad Tüzmen ile ayaküstü sohbet etti.

Kemal Kılıçdaroğlu’nun yolsuzluk yapmakla itam ettiği bakanlar arasında yer alan Tüzmen, görüşmenin içeriğiyle ilgili şunları söyledi:

“Kendisine ‘Söylecek sözünüz varsa bana söyleyin’ dedim.

Ben sizi genel müdürlük döneminizden biliyorum, siz beni müsteşarken tanıyor muydunuz? diye sordum.”

Kürşad Tüzmen, Kılıçdaroğlu’nun “Ben sizi dürüst birisi olarak bilirim lafım size değil”demesi üzerine konunun kapandığını söyledi.

Muharrem İnce’den dönek hakareti

In Siyaset on 26 Nis 2011 at 15:56

CHP lideri Kılıçdaroğlu’nun Başbakan Erdoğan’a yaptığı hakaretin yankıları sürerken bir hakaret de yardımcısı İnce’den geldi.

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnceBaşbakanRecep Tayyip Erdoğan‘ın, referandum öncesi verdiği sözleri yerine getirmediğini iddia ederek, ”12 Eylül’de, ‘Kenan Evren’i yargılayacağız’ diye bu milletten oy aldılar ama kabahat Başbakan‘da değil, kabahat o dönek solcuların” dedi.

İnce, bazı ziyaretler için geldiği Balıkesir’de CHP İl Başkanlığında basın toplantısı düzenledi. 12 Haziran’da yapılacak seçimlerde iktidar olacaklarına inandıklarını dile getiren İnce, ”Balıkesir ve ilçelerinde birinci parti olmayı hedeflediklerini söyledi.

Başbakan Erdoğan’ın, 12 Eylül 2010′daki Anayasa değişikliği referandumu öncesi verdiği sözleri yerine getirmediğini öne süren İnce, şöyle konuştu:

”Başbakan, Balıkesir mitinginde 12 Eylül darbesini yapanları yargılama sözü de verdi. Aradan geçen 7 ay içinde ne oldu? Ne olduğunu söyleyeyim sizlere; Kenan Evren‘in maaşına zam geldi. Kenan Evren‘in avukatının AKP’li Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya olduğunu belgeleriyle kanıtladım. BunlarKenan Evren‘in avukatıydı. 12 Eylül’de ‘Kenan Evren’i yargılayacağız’ diye bu milletten oy istediler ama kabahat Başbakan‘da değil, kabahat o dönek solcuların.

CHP SİYASETİ BU KADAR UCUZ OLUNCA

SİYASİLERİ DE KULLANDIKLARI KELİMELER DE UCUZA KAÇIYORLAR.

GAYET NORMAL.

UCUZ SİYASETİN OLDUĞU YERDE AHLAK YOKTUR!

IMF’ye İmza Atmadık Ne Kazandık?

In İş Hayatı on 07 Şub 2011 at 11:20

IMF'ye İmza Atmadık Ne Kazandık?

Türkiye, kriz lobisinin isteğini kabul edip stand-by anlaşması imzalasaydı neler olacaktı? Söyleyelim…

Hükümet, geçtiğimiz yıl IMF ile stand-by anlaşması imzalamadı. İstanbul sermayesinin devleri, TÜSİAD’in medar-ı iftihar patronları, IMF’den gelecek sıcak parayı elinin tersi ile iten hükümeti yerden yere vurmuştu.

Mustafa Koç ve o dönemin TÜSİAD yöneticilerinin, ısrarla “anlaşma imzalansın, yoksa küresel ekonomik kriz Türkiye’yi bitirir” şeklindeki hezeyanları hala kulaklarımızda..

Bunca gürültünün sonunda ne oldu? IMF ile anlaşma yapılmadı, patronların kötü senaryolarının hiçbiri gerçek olmadı.

Önce Mustafa Koç(geçtiğimiz aylarda itiraf etmişti) IMF ile anlaşmadan ekonominin bu hale gelmesinden duyduğu memnuniyeti itiraf ederek, “iyiki imzalamamışız” dedi..

Son olarak da IMF’nin Türkiye temsilcisi Mark Lewis, “bizimle anlaşma imzalasaydınız ekonominiz bu kadar iyi olmazdı” itirafında bulundu..

Peki kriz lobisinin dediğini yapsaydı ve IMF’ye ekonomiyi teslim etseydi Türkiye’de neler olacaktı? İşte cevabı..

Süleyman Yaşar / Sabah

IMF anlaşması yapılsaydı neler olacaktı?

IMF’nin Türkiye temsilcisi Mark Lewis, önceki gün “ümüğümüzü sıktırmayız” diyerek stand-by anlaşması imzalamayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın haklı çıktığını söyledi. Türkiye ekonomisinin şu anda çok güçlü konumda olduğunu belirtti.

Peki Türkiye, kriz lobisinin isteğini kabul edip stand-by anlaşması imzalasaydı neler olacaktı? Söyleyelim…

Stand-by anlaşması imzalansaydı Türkiye’nin bütçe hakkı IMF’de olacağı için, daha çok silah alınacak, sağlık ve eğitim harcamaları azaltılacak, savunma harcamaları çoğaltılacaktı.

Seçilmiş hükümet bütçeyi yapamayacağı için ücretler ve emekli maaşları üzerinden IMF’nin önerisi doğrultusunda daha çok vergi alınacak böylece gerileyen ücretler, azalan sağlık ve eğitim hizmeti nedeniyle vatandaşın refah seviyesi azalacaktı.

Ayrıca alınan IMF kredisi kamu borç yükünü yükselteceği için mali göstergeler bozulacak ve alınan borç, Türk parasını 2009 ve 2010′da aşırı değerlendireceği için cari açık şimdiki seviyesini de aşacaktı.

Cari açığın çoğalması işsizliği daha da arttıracaktı.

Bir de IMF kredisi ahlaki zafiyete yol açacağı için, şimdi yeniden IMF anlaşması yapılıp ek kredi alınmak zorunda kalınacaktı.

Nitekim, Polonya, üç sene önce yaptığı esnek kredi anlaşmasını 20 milyar dolardan 30 milyar dolara çıkartıp geçen hafta tekrar yenilemeye mecbur oldu.

Peki, “IMF ile anlaşın yoksa Türkiye ekonomisi batar” diyenler şimdi nerede?

Darbe ve kapatma davası girişimleri başarılı olmayınca, IMF yoluyla AK Parti Hükümeti’ni kuşatıp ekonomide başarılı olmasını engellemeye çalıştılar. Ama bu girişimleri de maalesef boşa çıktı.

Başbakan Erdoğan kamu maliyesinin iyi durumda olduğunu görüp IMF tuzağına düşmedi. Türkiye’yi IMF hastanesine yatırmayarak, ekonomiyi vesayetten kurtardı.

IMF KONUSUNU KONUŞMAYALIM…

IMF ile anlaşma yapılsın borç para alınsın diyenlerden bazıları şimdi “IMF’yi çok istemiştiniz ne oldu?” sorusu kendilerine sorulduğunda “o konuyu açmayalım” diyerek kaçıyorlar.

“IMF kredisi Merkez Bankası’nda bir fonda tutulsun bu fondan şirketlere kredi olarak verilsin” diyerek formüller üreten bazıları ise hâlâ iktisatçı olduğunu ileri sürüp yazmaya devam ediyorlar.

Hafızaları tazelemekte fayda var.

Türkiye’yi ihtiyacı yokken IMF’ye teslim etmek isteyenleri sürekli hatırlamakta fayda var.

Çünkü onlar, halk yerine statükocu sermayenin sözcülüğünü yapıyorlar.

Onların ne söyledikleri sürekli irdelenmeli aksi takdirde yeni kurdukları tuzakları görmek mümkün olamaz.


 

Erdoğan’dan müthiş tahmin

In Siyaset on 21 Oca 2011 at 20:47

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Ardahan’daki toplu açılış töreninde konuştu…

Başbakan Erdoğan konuşmasında 2023 yılı Türkiye ekonomisi ile ilgili çarpıcı bir tahminde bulundu. Erdoğan, ” Türkiye, 2023 yılında dünyanın en büyük 10 ekonomisinden birisi olacak” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Yaptığımız ve başlattığımız ulaştırma projeleriyle Ardahan’ı gerçek anlamda, tam manasıyla Kafkasya’ya açılan kapı haline getiriyoruz” dedi.

Başbakan Erdoğan, Ardahan’da PTT Meydanı’nda düzenlenen toplu açılış törenine katıldı. Erdoğan, törendeki konuşmasına, “serhat şehri Ardahan’ı, güneşin üşüdüğü yer Ardahan’ı, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kafkaslara açılan kapısı Ardahan’ı, tüm Ardahanlı kardeşlerimi sevgiyle, saygıyla, en kalbi duygularımla selamlıyorum” sözleriyle başladı.

Önceki gün Posof’ta meydana gelen 5.3 şiddetindeki depremden dolayı geçmiş olsun dileklerini ileten Başbakan Erdoğan, ayaza, soğuğa rağmen alanı dolduran Ardahanlılara teşekkür etti. Ardahan’ın bugün tarihi günlerinden birini yaşadığını vurgulayan Erdoğan, şöyle konuştu:

“Ardahan bugün, bir toplu açılış töreniyle tam 27 kalem eser ve hizmetle buluşuyor. Ardahan Merkez’de 16 derslikli bir liseyi, 100 kişilik öğrenci pansiyonu ile birlikte tamamladık, bugün resmi açılışını yapıyoruz. Ardahan’a kazandırdığımız Anadolu Öğretmen Lisesi’nin, 300 kişilik yurt ve kapalı spor salonuyla birlikte resmi açılışını yine bugün yapıyoruz. Karagöl Mahallesi’nde Ardahan Lisesi’ne bir kapalı spor salonu yaptık, açılışını buradan yapıyoruz. Ardahan Merkez’de, Göle’de, Damal’da, köylerimize varıncaya kadar yeni derslikler, yeni pansiyonlar inşa ettik, okullarımıza ek binalar yaptık, onların da açılışını buradan yapıyoruz.

Ardahan Merkez’deki 500 kişilik öğrenci yurdumuz da tamamlandı. Onun da açılışını buradan gerçekleştiriyoruz. Ardahan’ın çocuklarına, gençlerine, eğitim boyutuyla yaptığımız tüm bu yatırımların hayırlı olmasını diliyorum. Başta Milli Eğitim Bakanlığımız olmak üzere emeği geçenleri tebrik ediyorum. Açılışlarımız bundan ibaret değil… Ardahan Belediyemiz, 2 milyon liralık bir yatırım bedeliyle kaldırımları düzenledi, şehir içi yolları elden geçirdi. Bugün Ardahan Belediyemizin bu hizmetlerini de resmi olarak açıyoruz. İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından inşa edilen 3 menfez ve 2 köprüyü, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından inşa edilen 57 konutu, Merkez Hükümet Konağı binasını, Merkez Emniyet Müdürlüğü Hizmet Binasını, Vilayetler Hizmet Götürme Birliği’nin 100 kişilik öğrenci yurdunu;, Hanak İlçesi Kaymakamlık binasını, Emniyet Müdürlüğü MOBESE projesini ve KÖYDES Projelerini de yine bu toplu açılış töreniyle Ardahan’ın hizmetine sunuyoruz.

TELEKOM ve TEDAŞ’ın hizmet binaları tamamlandı, onların da açılışını bugün yapıyoruz. Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğümüz, Ardahan’da 5 önemli hizmeti tamamladı. Merkez’de ve Göle’de 5 taşkın koruma projesi, özellikle Kura Nehri Taşkın Koruma Projesi’nin resmi açılışını da bugün buradan yapıyoruz. Ardahan’a kazandırdığımız bu 27 kalem eserin, bu 27 hizmetin hayırlı olmasını diliyorum.”

TARIMKÖY PROJESİ

Başbakan Erdoğan, açılışı yapılan eser ve hizmetlerin yapımında emeği geçen herkese teşekkür etti. Ardahan’ın, yaklaşık 19 yıl önce, 27 Mayıs 1992 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin 75. ili olduğunu hatırlatan Erdoğan, alanda bulunan vatandaşlara seslenerek, “Ardahan’a 75 numaralı plakayı vermenin ötesinde, bize gelinceye kadar, bu şehrimize herhangi bir hizmet yapıldı mı” diye sordu.

Vatandaşlardan “hayır” yanıtı alan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi: “Şimdi birileri çıkıyor, benim Ardahanlı kardeşimi istismar etmek için, Ardahan’a yapılan hizmetleri örtmek istiyor. Biz geldiğimizde, 2002 yılında Ardahan’da bölünmüş yol uzunluğu neydi biliyor musunuz? ‘Sıfır’ kilometre… Ardahan’da hiç bölünmüş yol yoktu. Şu anda Ardahan’da 31 kilometre bölünmüş yol var. Ardahan’ın Artvin, Erzurum ve Kars’la duble yol bağlantılarını da inşallah bitireceğiz.

Yaptığımız ve başlattığımız ulaştırma projeleriyle Ardahan’ı gerçek anlamda, tam manasıyla Kafkasya’ya açılan kapı haline getiriyoruz. Bir müjde veriyorum size; Ardahan–Çıldır Demiryolu Projesini hazırladık. Ardahan’ı böylece Bakü-Tiflis-Kars Demiryoluna bağlayarak, Ardahan’ın Gürcistan ve Azerbaycan’la, doğuyla olduğu kadar batıyla da bağlantısını kuruyoruz. Eğitimde de yine aynı şekilde Ardahan’a en büyük yatırımları gerçekleştirdik. 8 yılda 400 yeni derslik yaptık, 2 bin 517 adet bilgisayarı okullarımıza gönderdik. 2008 yılında, burada, Ardahan Üniversitemizi kurduk. 2009 yılında 228 ve 458 öğrenci kapasiteli iki yurt açtık. Fiziki imkanlar olarak Ardahan’ın şu anda bir sorunu yok. Öğretmen noktasında, öğretmeni gönderiyoruz, geldikten sonra yasalardaki boşluktan istifade ederek hemen batıya gidiyor. Onun da çözümünü bulacağız. Sağlıkta yine Ardahan’a büyük yatırımlarımız oldu. 8 yılda Ardahan’da sağlık için 35 milyon Türk Lirası harcama yaptık.

Merkez Devlet Hastanesinin inşaatına devam ediyoruz. Diyaliz cihazı sayısını 6′dan 13′e çıkardık; muayene odası sayısını 8′den 30′a çıkardık, acil yardım istasyon sayısını 1′den 6′ya çıkardık. Konut da aynı şekilde… Ardahan’da 228 konutu bitirdik, hak sahiplerine teslim ettik. 927 konutun inşası devam ediyor. Ardahan’da, Yenimahalle, Atatürk Mahallesi ve Halil Efendi Mahallelerinde kentsel dönüşüm çalışmaları başladı. Buraları, ‘Tarımköy Projesi’ şeklinde inşallah modern, yaşanabilir konutlara kavuşturacağız. Toplamda bin 412 konut ile 300 ‘Tarımköy’ konutu inşa ediyoruz. Belediyemiz ve TOKİ bu noktada çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu konuda da söylentilere, dedikodulara kimse kulak asmasın. Hiçbir vatandaşımızı mağdur etmeyecek, tam tersine buralardaki kardeşlerimize daha sağlıklı konutlar üreteceğiz.”

HANİ, BİR KUYRUKTA BEKLERKEN, BİRİLERİ ARKADAN GELİP ARAYA GİRİNCE, ‘KAYNAK YAPTI’ DERLER YA… BU BEYEFENDİ DE SİYASETE DIŞARDAN BÖYLE KAYNAK YAPARAK GELDİ, GENEL BAŞKAN OLDU

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Birileri çıkıyor, kendi şahsına, kendi ismine keramet izafe ediyor. ‘Kaynak benim’ diyor… Hani, bir kuyrukta beklerken, birileri arkadan gelip araya girince ‘kaynak yaptı’ derler ya… Bu beyefendi de siyasete dışardan böyle kaynak yaparak geldi, genel başkan oldu. Şimdi hızını alamadı, Türkiye’nin bütün ekonomik meselelerini de kendi ismiyle maşallah kendince çözüyor” dedi.

Başbakan Erdoğan, Ardahan’da PTT Meydanı’nda düzenlenen toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, tarım ve hayvancılık şehri olduğuna dikkati çektiği Ardahan’da 2003-2010 yılları arasında çiftçilere toplam 132 milyon Türk Lirası tarımsal destek verdiklerini ifade etti. 2002 yılında, Ardahan’da sadece 200 bin Türk Lirası hayvancılık desteği verildiğini, AK Parti hükümetinin ise 2010 yılında 50 kat artışla 10 milyon Türk Lirası hayvancılık desteği verdiğini hatırlatan Erdoğan, toplamda 8 yılda Ardahan’a verilen hayvancılık desteği miktarının 58 milyon Türk Lirası olduğunu bildirdi.

Vatandaşlardan hayvanlarını aracılar yerine Et ve Balık Kurumuna vermelerini isteyen Erdoğan, hayvancıların zor şartlar nedeniyle elinden hayvanı çıkardığını anlattı ve ET ve Balık Kurumu’nun bundan sonra hayvancılarla doğrudan irtibat kurarak hayvanlarını satın alacağını belirtti.

DSİ eliyle, aynı şekilde Ardahan’a büyük yatırımlar yaptıklarına işaret eden Erdoğan, Kura nehriyle ilgili tartışmaları ve Ardahan’da bu konuda yapılan istismar girişimlerini de bildiğini söyledi ve Kura nehri ve yan kolları üzerinde, kurulu gücü 703 Megawatt, yıllık enerji üretim kapasitesi 1 milyar 86 milyon kilowattsaat olan projeler geliştirdiklerini dile getirdi.

Bu projelerden Köroğlu Barajı, Kotanlı Barajı, Kayabeyi Barajı ve HES’ler ile 5 adet nehir santralinin inşaatına özel sektörce başlandığını hatırlatan Erdoğan, bu projelerin Ardahan’a güç katacağını, Ardahan’ın gelişmesine, büyümesine, özellikle de işsizlik sorununa çare üreteceğini vurguladı. Kura nehrinin Çoruh nehrine bağlantısının da aynı şekilde istismar edildiğini belirten Erdoğan, Kura nehriyle ilgili şu anda bir karara varmadıklarını ifade etti. İki alternatif üzerinde çalıştıklarını bildiren Başbakan Erdoğan, her iki alternatifin de Ardahan’a, Ardahanlılara hizmet edeceğini söyledi.

Vatandaşların bundan hiç şüphesi ve endişesi olmaması gerektiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu: “Şunu unutmayın; biz hizmet üretiriz, biz eser üretiriz, biz şehirlerimiz için, köylerimiz için çare üretiriz. Ama birileri de sadece ve sadece dedikodu üretir; sadece ve sadece iftira üretir, yalan üretir… Türkiye genelinde biz bunu nasıl yaşıyorsak işte Ardahan’da da aynısını yaşıyor, aynısını görüyoruz. Ardahanlıların çok güzel bir sözü var; ‘cığıza, cur bahane’… Yani kişi oyunu bozmaya, mızıkçılık etmeye niyetliyse her türlü bahaneyi bulur… İşte bunlar böyle… Bunların Ardahan’da gösterecekleri tek bir eserleri yoktur.

Bunların 1992′den beri Ardahan’a kazandırdıkları bir eserleri, bir hizmetleri yoktur. Ama oyun bozmak için, hizmetleri engellemek için de ellerinden geleni yaparlar. Bunların ne Ardahan ne Türkiye için tek bir projeleri, geleceğe ilişkin hiçbir vizyonları yoktur. Ama var olan projeleri, var olan planları bozmak için de her yola başvururlar. Bunların işi hiçbir zaman yapmak olmadı. Bunlar ne zaman geldiyse bozmakla ilgilendiler. Hani, Ardahanlılar der ya; ‘ağustosta suya girseler, balta kesmez buz olur’… Ne zaman iktidara ortak oldularsa, ne zaman iktidarın bir ucundan tuttularsa, geçmişe bakın, o zaman Türkiye ekonomik krizlere maruz kaldı, diz boyu yoksulluğa, yolsuzluğa maruz kaldı.

Türkiye benzin kuyruklarını, margarin kuyruklarını, gazyağı, kıyma kuyruklarını bunların dönemlerinde gördü. Türkiye bunların dönemlerinde 5 cent’e muhtaç hale geldi. Türkiye’de hazine ne zaman dolduysa, faizler, enflasyon ne zaman düştüyse, bunlar geldiler, hazineyi boşalttılar, faizleri, enflasyonu tarihinin en yüksek seviyelerine çıkardılar.”

Halktan, “yapanla bozanı birbirinden ayırmasını, hizmet üretenle, iftira üreteni birbirinden ayırmasını, vizyonu, ufku, planı, projesi olanla bol keseden dağıtanı, popülizm yapanı birbirinden ayırmasını” isteyen Başbakan Erdoğan, “Birileri çıkıyor, kendi şahsına, kendi ismine keramet izafe ediyor. ‘Kaynak benim’ diyor… Hani, bir kuyrukta beklerken, birileri arkadan gelip araya girince, ‘kaynak yaptı’ derler ya… Bu beyefendi de siyasete dışardan böyle kaynak yaparak geldi, genel başkan oldu. Şimdi hızını alamadı, Türkiye’nin bütün ekonomik meselelerini de kendi ismiyle maşallah kendince çözüyor. Anadolu’da, hiçbir işe yaramayan buluşlar için bir benzetme yapılır, eskiler bunu çok iyi bilir. ‘Con Ahmet’in devri daim makinesi’ derler. Bunların ekonomiye buldukları kaynak da işte tıpkı ‘Con Ahmet’in devri daim makinesi’ne benziyor…” dedi.

“YOLSUZLUK, YOKSULLUK, YASAKLAR… BİZ BU MÜCADELEYİ BAŞARIYLA VERDİK, VERİYORUZ”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Amerika’da Lehman Brothers çöküyor, bankalar çöküyor, Avrupa’da çöküyor. Türkiye’de bir tane banka çöktü mü? Farkımız bu. Niye? Yere sağlam basıyoruz, sağlam. Eşeği sağlam kazığa bağlayacaksın, ondan sonra Allah’a emanet edeceksin. Bizim işimiz bu” dedi.

Ardahan PTT Meydanı’nda düzenlenen toplu açılış töreninde konuşan Başbakan Erdoğan, AK Parti olarak yola çıkarken “kaynak Türkiye’dir” dediklerini hatırlatarak, Türkiye’nin gücünün, potansiyelinin ve birikiminin kaynak olarak yeteceğini söylediklerini, Türkiye’ye inandıklarını, güvendiklerini ve millete mahcup olmadıklarını dile getirdi. 8 yılda Türkiye genelinde 13 bin 600 kilometre duble yol yaptıklarını belirten Başbakan Erdoğan, 160 bin yeni derslik yaptıklarını, 751 bin bilgisayarı okullara gönderdiklerini, 8 yılda 80 yeni üniversite açtıklarını ve artık üniversitesi olmayan ilin kalmadığını söyledi.

“Millete efendi olmaya değil, hizmetkar olmaya geldik” diyen Erdoğan, AK Parti hükümetinin farkının bu olduğunu vurguladı. 470 bin konut ürettiklerini, şu ana kadar bunun 330 binini sahiplerine teslim ettiklerini bildiren Başbakan Erdoğan, KÖYDES ve BELDES’le Türkiye’nin en ücra köşelerine, en ücra köylerine kadar yol yaptıklarını ve su götürdüklerini ifade etti.

Tarımı ve hayvancılığı desteklediklerini, işçiyi, memuru ve esnafı enflasyon karşısında ezdirmediklerini belirten Erdoğan, şöyle konuştu: “Küresel krize rağmen Türkiye’yi büyüttük, Türkiye ekonomisini büyüttük. Dikkatinizi çekiyorum; 2002 sonunda iktidarı devraldığımızda Türkiye’nin IMF’ye borcu 23.5 milyar dolardı. 23.5 milyar dolar borç devrettiler bize, şu anda biz bu borcu 5.7 milyar dolara kadar indirdik. 23.5 buraya…. Birileri laf eder, biz iş üretiriz, iş. Merkez Bankası’nın döviz rezervlerini bize 27 milyar dolar olarak devrettiler, şu anda Merkez Bankası’nın kasasında 80 milyar dolar var. 27 milyar dolar nire, 80 milyar dolar nire? Bu bizim milli bankamız. Soydular, soğana çevirdiler. Bizden önce biliyorsunuz 3 partili bir iktidar vardı. 21 tane bankayı fonladılar, boşalttılar. Hazine’den oraları takviye ederek, bedelini benim Ardahanlı köylüme, memuruma, işçime, esnafıma, velhasıl tüm Türkiye’ye ödettiler.

Şimdi böyle bir şey duyuyor musunuz, var mı böyle bir şey? Amerika’da Lehman Brothers çöküyor, bankalar çöküyor, Avrupa’da çöküyor. Türkiye’de bir tane banka çöktü mü? Farkımız bu. Niye? Yere sağlam basıyoruz, sağlam. Eşeği sağlam kazığa bağlayacaksın, ondan sonra Allah’a emanet edeceksin. Bizim işimiz bu. Yola çıkarken dediğimiz gibi, 3 tane ‘Y’ ile mücadele edecektik değil mi? Yolsuzluk, yoksulluk, yasaklar… Biz bu mücadeleyi başarıyla verdik, veriyoruz. Yani sizin bize emanetiniz olan bu devlet kasasını, bu hazineyi biz birilerine peşkeş çektirmiyoruz. Farkımız bu.”

“Hamdolsun, bugün bölgesinde güçlü, dünyada itibarlı, her türlü denklemin içinde yer alan, söz söyleyen bir Türkiye var. Bugün, ekonomisiyle, artan itibarıyla, artan gücüyle dikkatleri üzerine çeken, parmakla gösterilen bir Türkiye var” diyen Erdoğan, “Allah’ın izniyle, sizlerin hayır dualarıyla çok daha fazlasını başaracağız. İnşallah, 2023 yılına dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olarak gireceğiz. Bizim büyük hedeflerimiz, büyük ideallerimiz var. Bizim Türkiye’ye ilişkin hayallerimiz, o hayalleri gerçeğe dönüştürecek projelerimiz var. Birlik içinde, beraberlik içinde, tek yürek halinde geleceğe yürüyecek, inşallah tüm hayalleri gerçeğe dönüştüreceğiz” dedi.

Başbakan Erdoğan, konuşmaların ardından, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz, İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu ve diğer yetkililerle birlikte kurdeleyi keserek, toplu açılışı yaptı. Bu arada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, açılışın yapıldığı PTT Meydanı’nın yanında bulunan Ardahan Belediyesi’ni ziyaret sırasında, otobüsten inerek halkın arasına girdi. Vatandaşların, güvenlik görevlileri tarafından yaklaştırılmaması üzerine, Başbakan Erdoğan, Başbakanlık otobüsüne tekrar çıkarak, eline mikrofonu aldı ve güvenlik görevlilerinden vatandaşları bırakmalarını istedi. Erdoğan, “Vatandaşın önünü kesmeyin, bırakın. Bütün vatandaşları alana davet ediyorum. Buyurun hep beraber alana geçelim” dedi. (AA)

ERDOĞAN’DAN MÜTHİŞ BAŞÖRTÜSÜ OPERASYONU

In Siyaset on 04 Eki 2010 at 13:20

Erdoğan'dan müthiş başörtüsü operasyonu

Erdoğan, başörtüsü sorununu çözmek için Türk siyasi tarihine geçecek bir operasyona imza atarak, hem Kılıçdaroğlu’na gol attı hem de başörtüsü sorununu çözdü. İşte tarihe geçecek operasyon…

Başbakan Erdoğan, başörtüsü sorununu çözmek için Türk siyasi tarihine geçecek çok ince bir operasyona imza atarak, YÖK eliyle başörtüsü sorununu çözdü.

İŞTE ERDOĞAN’IN OPERASYONU

Başbakan Erdoğan, geçtiğimiz günlerde ‘yeni Anayasayı seçimlerden önce çıkaralım’ diyen Kılıçdaroğlu’nu önce samimiyetsizlikle suçladı. Aynı gün Kılıçdaroğlu’ndan Erdoğan’a ‘Hangi samimiyetsizliğimizi gördün açıkla’ cevabı geldi.

Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasının hemen ardından AK Parti kurmayları planın 2. ayağını uygulamaya koydu.

Kılıçdaroğlu’nun bu açıklamasının ardından ertesi gün her iki lider de TESK’in olağan kongresi katılacaktı. AK parti kurmayları hemen sürpriz bir görüşme ayarladı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TESK’in olağan kongresi öncesinde kısa bir süre görüştü. Bu görüşmede Kılıçdaroğlu, ‘Yeni anayasa ile ilgili içerik beklerken, Erdoğan, Kılıçdaroğlu’na ‘Gelin başörtüsü sorununu çözelim. Samimisiniz görelim’ şeklinde sürpriz bir öneri getirdi.

Kılıçdaroğlu, hiç beklemediği bu öneriye daha önce ‘başörtüsü sorununu biz çözeceğiz’ şeklinde açıklama yapması nedeniyle olumlu yaklaşmak zorunda kaldı ve ‘Çözelim’ cevabı verdi.

VE PLANIN 3. AYAĞI

Bu cevabın ardından Başbakan Erdoğan’ın, ‘Kılıçdaroğlu’nun samimiyeti üzerinden uygulamaya koyduğu planda son hamle için harekete geçildi.

Başbakan Erdoğan’ın siyasi manevrasını çok geç farkeden Kılıçdaroğlu’nuın, geri adım atmak için pratiğe geçmesi güç öneriler getirdiği saatlerde plana son noktayı YÖK koydu.

YASAĞI YÖK KALDIRDI

YÖK, sabah saatlerinde sürpriz bir şekilde İstanbul Üniversitesi’ne gönderdiği yazı ile disiplin yönetmeliğine uymayan öğrencilerin dersten çıkarılmasını yasakladı. Yönetmeliğe göre sadece tutanak tutulacak ve başörtülü öğrenciler derslere başörtülü girebilecek. Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK), bu hamlesiyle başörtüsü yasağını resmen kaldırmış oldu.

KILIÇDAROĞLU İTİRAZ EDEMEYECEK

YÖK üzerinden gerçekleştirdiği bu son hamle, Kılıçdaroğlu’nun da elini kolunu bağlamış oldu. Eğer Kılıçdaroğlu, YÖK’ün bu kararına itiraz ederse hem vermiş olduğu sözü çiğnemiş olacak, hem de Başbakan Erdoğan tarafından ‘samimiyetsiz’ damgası yiyecek.

Başbakan Erdoğan ve AK Partili kurmayların, Türk siyasi tarihine geçecek bu planıyla hem başörtüsü sorunu çözülmüş oldu, hem de AK Parti, çözümü CHP’ye bırakmdan parti hanesine artı puan olarak yazdırmayı başardı.

(CAFESİYASET /ÖZEL)

‘Seçimden önce yeni Anayasa yok’

In Siyaset on 04 Eki 2010 at 08:38
Başbakan Erdoğan, artık 2011′de yapılacak seçimlerin kampanya sürecine girileceğini belirterek seçimlerden önce yeni anayasa çalışması yapmayacaklarını belirtti.

Dünya Bülteni / Haber Merkezi

Bulgaristan gezisinden önce Ankara Esenboğa Havalimanı’nda soruları cevaplayan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yeni anayasa çalışmaları için noktayı koydu.

Başbakan Erdoğan, artık 2011′de yapılacak seçimlerin kampanya sürecine girileceğini belirterek seçimlerden önce yeni anayasa çalışması yapmayacaklarını belirtti.

Erdoğan ayrıca CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun ‘Terörle mücadele kapsamında Meclis’e bilgi verilsin’, çarğısına cevap vererek, hükümetin, terörle mücadele konusunda yürüttüğü görüşmelerle ilgili Meclise, düzenlenecek gizli oturumla bilgilendirme yapılabileceğini bildirdi.

Erdoğan’dan Baykal’a düello yanıtı

In Siyaset on 05 Nis 2010 at 16:49

Erdoğan'dan Baykal'a düello yanıtı

Başbakan Erdoğan, Deniz Baykal’ın bir TV kanalında tartışma çağrısına yanıt verdi…

Başbakan Erdoğan, CHP Genel başkanı Deniz Baykal’ın bir TV kanalında tartışma çağrısına ‘hayır’ yanıtı verdi.

Erdoğan, ‘Biz bu tür münazaraları lise yıllarında çok yaptık. Bazı siyasiler bunu şimdi gerçekleştirmek istiyor. Biz zevkimizi aldık. Bizim yapacak çok işimiz var’ dedi.

Erdoğan, Van’da Baykal’a yapılan saldırıyla ilgili, CHP’nin saldırıyı AKP’liler gerçekleşti iddiasına da ‘Bu tür saldırılara teşkilatımız kapalı.

Bunlar CHP’nin geçmişinde var’ yanıtı verdi.

Sanal alemde kim kimi solladı?

In Siyaset, İnternet on 26 Mar 2010 at 13:03

Sosyal paylaşım sitesi Facebook’ta en fazla hayranı olan parti lideri belirlendi.

Sosyal Paylaşım Sitesi Facebook’ta en fazla hayranı olan parti liderinin 56 bin 539 kişi ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğu belirlendi.

Siyasette parti liderlerinin çekişmeleri Sosyal Paylaşım Sitesi Facebook’a da yansıyor. Sosyal paylaşım sitesine üye vatandaşlar burada istedikleri parti liderlerinin hayranı olabiliyor. Facebook’ta en fazla hayranı bulunan ismin AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğu belirlendi.

PAMUKOĞLU ERDOĞAN’IN PEŞİNDE

Erdoğan’ı son dönemde yaptığı çıkışlarla dikkat çeken Hak ve Eşitlik Partisi (HEPAR) lideri Osman Pamukoğlu 50 bin 746 hayranla takip ediyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin de 34 bin 146 hayranı bulunuyor. CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın 8 bin 743 hayranı bulunurken, Saadet Partisi Genel Başkanı Numan Kurtulmuş’un 3 bin 881 hayranı, Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Yalçın Topçu’nun 2 bin 473, Barış ve Demokrasi Partisi Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın da 2 bin 56 hayranı bulunuyor.

YAZICIOĞLU DA LİSTEDE

Demokratik Sol Parti Lideri Masum Türker’in 964 hayranı, Türkiye Partisi Lideri Abdullatif Şener’in 359 hayranı bulunuyor. Kahramanmaraş’ta meydana gelen helikopter kazasında hayatını kaybeden Muhsin Yazıcıoğlu’nun 83 bin, Türkiye Değişim Hareketi Lideri Mustafa Sarıgül’ün de 14 bin hayranı bulunuyor.

Chp’lileri Meclisten Kaçıran Konuşma

In Siyaset on 13 Kas 2009 at 21:33

CHP'lileri Meclis'ten kaçıran konuşma

Demokratik Açılım görüşmeleri söz düellolarıyla başladı. Konuşma sırası Başbakan Erdoğan’a gelmişti. ‘Şehitler üzerinden prim yapanlar var’ dedi Baykal ve CHP’li milletvekilleri salonu terketti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın, ”Şiddet üzerinden, şehit cenazeleri üzerinden siyaset yaptığını zannedenler var. Bunlar tabii ki bu sürece karşı çıkıyor. Hatta ‘şehitler gelsin de biraz daha fazla bağıralım’ diye bekleyenler var” sözü üzerine, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ve CHP’li milletvekilleri Genel Kurul Salonunu terk etti.

Erdoğan, ”demokratik açılım” konusunda partisinin görüşlerini açıklarken, bu sürece, içeriğini bilmediği için karşı çıkanlar bulunduğunu belirterek, ”onları bilgilendirmek boynumuzun borcudur. Edirne’den Ardahan’a kadar karış karış, mahalle mahalle, sokak sokak, ev ev dolaşıp bunu anlatacağız” dedi.

”Açılım sonunda rant kapıları kapanacak olan istismarcılar var” diyen Başbakan Erdoğan, ”Şiddet üzerinden, şehit cenazeleri üzerinden siyaset yaptığını zannedenler var. Bunlar tabii ki bu sürece karşı çıkıyor. Hatta ‘şehitler gelsin de biraz daha fazla bağıralım’ diye bekleyenler var” diye konuştu.

Muhalefet milletvekillerin laf atmasına Erdoğan, ”(Yok) diyorsanız niye bağırıyorsunuz? Siz yapmıyorsanız niye alınıyorsunuz? Alınmayın rahat olun. Niye rahatsız oluyorsunuz?” karşılığını verdi.

Bu sözler üzerine CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ile CHP’li milletvekilleri Genel Kurul Salonunu terk etti.

Erdoğan, ”CHP grubuna ‘güle güle’ diyorum. Siz olmadan (laf atılmadığı için) daha rahat konuşurum. Bunların düşünceye tahammülü yok, bunların meseleleri konuşmaya tahammülü yok. Bunlar izleyici tribününü provoke edenleri buraya getirenlerdir. Anlayış bu…” diye konuştu.

// <![CDATA[// NE OLDU CHP?

YARANA MI DOKUNULDU?

YARANA MI TUZ BASILDI?

YARAN MI VARDI DA GOCUNDUN?

NİYE KAÇTIN?

HABUR’DA DTP, MECLİS’TE CHP. NE FARKLARI VAR?

In Siyaset on 12 Kas 2009 at 18:52

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın; CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın, “kamera önünde görüşelim” teklifini “reddetmek”te ne kadar haklı olduğunu gördünüz mü?..

Bana öyle geliyor ki; sayın Başbakan, “kameralı görüşme”yi reddetmekle, “CHP’nin rezil olması”nı engelledi… Eğer o görüşme yapılsaydı, herhalde “CHP rezilliği” belgelenecek ve gelecek kuşaklara miras kalacaktı… Başbakan, “ileri görüşlü” olmalı ki, CHP’nin “rezil” olmasına fırsat vermedi!.. Ya, fırsat verseydi?!?.. Herhalde “kameraların kaydettiği” görüntüler, önceki günkü görüntülerden pek farklı olmazdı!.. Kameralarda; belki “CHP’liler”in değil ama “CHP Genel Başkanı”nın provokasyonları bulunurdu!.. Şunu demek istiyorum:
O görüşme iyi ki kameralar önünde olmamış!..
Olsaydı, Baykal, 70 milyona fena halde rezil olurdu!.. Önceki gün rezil oldukları gibi!..
MATEM GÜNÜNDE GÜLÜNÜR MÜ?
Önceki gün Meclis’te yapılan “açılım görüşmeleri”nde CHP’lilerin neler yaptıklarını herhalde televizyonlardan seyretmişsinizdir!.. Seyretmiş ve; “Bu ne perhiz, bu ne turşu” demişsinizdir!..
Öyle ya; bir yandan “matem gününde açılım görüşmesi olmaz” diyorlardı, bir yandan da “çocuklar gibi şendik” formatında gülüyorlardı!..
Evet, hem “matem”deydiler, hem de “23 Nisan çocukları” gibi “şen-şakrak”tılar!..
Güya, hem “üzgün”düler, hem de sigaradan sararmış dişlerini göstere göstere gülüyorlardı!..
Ne yalan söyleyeyim;
CHP’lileri böyle “şen-şakrak” görünce, önceki günün “10 Kasım” değil de, “23 Nisan” olduğunu zannettim!.. Malûm, her 23 Nisan’da çocuklar; ellerine “bayrak” alıp sallarlar, “çocuklar gibi şen” olup, mutluluktan uçarlar!..
CHP’li vekiller de, aynen öyleydi!..
Ellerinde “bayrak” değil ama, “pankart”lar vardı ve “kamera”lara doğru sallıyorlardı!..
Yüzlerinde ne “matem havası” vardı, ne de “üzgün” bir ifade!..
Gülüyorlardı!..
Sanki “10 Kasım” değildi de, kendilerine armağan edilen “23 Nisan’ı” kutluyorlardı!..
MECLİS’TE EYLEM, DÜNYADA DA YASAK!
Olayın “yasal yönü”yle hiç ilgilenmiyorum… Baykal’ın deyimiyle, bu tür “görsel” tepkiler “Meclis içtüzüğü”ne uygun mudur, değil midir, işin orasıyla ilgilenmiyorum… Bildiğim, bu tür “görsel tepki”lerin, bütün dünya meclislerinde “yasak” olduğu…
İsterseniz, birkaç örnek verelim:
TBMM Araştırma Merkezi Müdürlüğü tarafından “Belli Başlı Ülke Parlamentolarında Genel Kurul Salonuna Getirilmesi Yasak Cisimlere İlişkin Düzenlemeler” konulu çalışmaya göre; Finlandiya’da, 1993 yılında Vesa Laukkanen adlı milletvekili, Avrupa Ekonomik Bölgesi Antlaşması’nın görüşmelerinde, bu antlaşmanın tekstil sektörünü zarara uğratacağı gerekçesiyle içi çamaşır dolu bir poşet getirdi, ancak Başkan duruma müdahale edip eyleme engel oldu.
Portekiz’de 9 Mayıs 1985’te ABD eski başkanlarından Ronald Reagan’ın ziyareti sırasında bir milletvekili barış sembolü olarak bir “güvercin havalandırma girişimi”nde bulunmuş, ancak Başkanın talimatıyla bu girişim engellenmişti.
Irak’ta savaşın başladığı dönemde Sol Cephe’den üç üye, üzerinde “Nao em nosso nome-Bizim adımıza değil” yazılı tişörtlerle Genel Kurul Salonuna gelmiş ve Başkan duruma müdahale ederek söz konusu milletvekillerini Genel Kurul salonundan çıkartmıştı.
Almanya’nın geçen yılki bütçesi görüşülürken meydana gelen olayda, İttifak 90/Yeşiller grubu milletvekilinin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın bütçesinin yetersizliğini vurgulamak açısından “eski bir şemsiye”yi açması, Başkan tarafından ihtar verilmesine yol açmıştı.
İngiltere Halk Kamarası İçtüzüğünde de Genel Kurul salonuna belirli maddelerin, özellikle silah olarak kullanılabileceklerin getirilmesi yasak.
Kanada Temsilciler Meclisi İçtüzüğüne göre, konuşulan sorunlar üzerinde sessiz yorum yapma imkanı veren herhangi bir aksesuarın kullanılması yasak.
Gördüğünüz gibi; bütün dünya parlamentolarında; görüşmeler esnasında “görsel malzeme” kullanmak yasak!..
Ama, CHP başka!..
Çünkü CHP, varlığını “yasak”lara borçlu!..
Nerede yasak var, CHP orada!..
DTP POSTER AÇTI, CHP PANKART!
Yalnız, benim anlayamadığım şu:
CHP’lilerin Meclis Genel Kurulu’nda “pankartlar” açıp “gövde gösterisi” yapmasıyla, teslim olan PKK’lıların Habur’da “gövde gösterisi” yapması arasında ne fark vardır acaba?..
Öyle ya;
PKK’lılar, “otobüs”ün üzerine çıkıp, “zafer işaretleri” yaparak, onları destekleyenler de “poster” açıp, “slogan” atarak, bir anlamda “örgüt propagandası” yaptılar!.. Ama bu görüntüler, hemen herkesi üzdü, hemen her kesimden tepki gördü…
Hatta;
Bu gövde gösterisi, “demokratik açılım sürecinin ertelenmesi”ne bile yol açtı!..
Çünkü, “PKK’lılar ve DTP’lilerin densizliği”ne, hatta densizliğin de ötesinde “provokasyon”una, açılımı destekleyenler bile karşı çıktı!..
Peki, “Habur’daki gösteriler” açılımı sabote edici bir “provokasyon”dur da, CHP’lilerin Meclis’te sergilediği “görsel” eylem “provokasyon” değil midir?..
DTP’liler “poster” açtı, CHP’liler “pankart!”
DTP’liler “zılgıt” çekti, CHP’liler “çığlık” attı!..
“Alkış” desen, DTP’lilerde de vardı, CHP’lilerde de!..
Söyleyin Allah aşkına;
Habur’da DTP’lilerin, Meclis’te de CHP’lilerin yaptıkları, nihayetinde bir “gövde gösterisi” değil midir!..
Peki, PKK’lıların yaptığını “teröristlik”le suçluyoruz da, CHP’lilerin yaptığına, niye “militanlık” demiyoruz!..
İşin tuhaf tarafı;
CHP’lilerin ilk eylemi de değil bu!..
Hatırlarsınız, 12 Temmuz 1997 günü de, CHP İzmir Milletvekili Sabri Ergül bir pankart açmıştı!..
Sizin anlayacağınız; “militanca eylemler”e girişmek, bazı CHP’lilerin “gen”lerinde var!..
11 KASIM 1938’DE CHP’LİLER NE YAPTI?
“Gen” dedim de, aklıma geldi…
Malûm, “Demokratik açılım” görüşmelerinin 10 Kasım’da yapılacak olmasına “ilk tepki”yi, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal göstermiş ve şunları söylemişti:
“Kürt açılımı görüşmelerinin, Atatürk’ün ölüm günü olan 10 Kasım’a denk getirilmiş olması derin bir anlam taşıyor. ‘Atatürk artık aramızdan ayrıldı, şimdi biz bunları yapabiliriz’ denmek mi isteniyor? Görüşmelerin, Türk bayrağının yarıya indiği bir gün Meclis’e getirilmiş olmasının da çok özel bir anlamı vardır.”
Gerçi, herkes biliyor ki, Atatürk; “Yurtta sulh, cihanda sulh” diyerek, “barış”la ilgili hedefini ortaya koymuş ve özellikle de “Kürt sorunu”nun çözümü konusunda çabalar sarfetmiştir ama, yine de Deniz Baykal’a sormak lâzım;
“Atatürk’ün ölüm yıldönümünde açılım görüşmesi yapılmasına karşı çıkıp, olayı oraya-buraya çekiştirmeye çalışan siz CHP’liler, acaba Atatürk ölüm döşeğinde iken nerelerdeydiniz?.. Bırakın, Atatürk’ün ölüm döşeğinde olduğu ve son nefeslerini verdiği günleri, hele söyleyin; Atatürk’ün öldüğü günün ertesinde, yani 11 Kasım’da, yani Atatürk’ün ölümünden sadece 1 gün sonra neredeydiniz ve ne yapıyordunuz?”
Ben söyleyeyim:
Atatürk’ün naaşı henüz Dolmabahçe Sarayı’nda iken, yani toprağa bile verilmemişken, siz CHP’liler Ankara’da idiniz ve “İsmet İnönü’yü Cumhurbaşkanı seçmeye” uğraşıyordunuz!..
Seçtiniz de!..
Atatürk’ün naaşı henüz toprağa bile verilmemişken, 11 Kasım 1938’de, siz İsmet İnönü’yü Cumhurbaşkanı seçtiniz!..
“Atatürk’ün cenazesi ortadayken, biz kalkmış; Cumhurbaşkanı seçiyoruz” demek, hiç aklınıza bile gelmemişti!..
Hemen söyleyeyim;
Bunu, “yadırgamak” için değil, bir “durum tesbiti” yapmak için aktardım… Ben de öyle düşünüyorum ki; “devletin geleceği” açısından Cumhurbaşkanı’nın bir an önce seçilmesi, o günün şartlarında önemliydi!..
Tıpkı, “açılım süreci”nin başarıya ulaşması için, “Meclis’teki görüşme”lerin de bir an önce yapılması gerektiği gibi!..
“10 Kasım’da açılım görüşmesi olmaz” deyip, bir bakıma “Meclis’in tatili”ni isteyen CHP’lilere şunu da hatırlatmak lâzım;
“Bu Meclis’in en büyük özelliği, Gazi Meclis olmasıdır!.. Çünkü bu Meclis, düşman askeri Ankara yakınlarına geldiği zaman bile kapılarını kapatmamış, çalışmalarına devam etmiştir!..”
Özetleyecek olursak;
“Darbe dönemleri” hariç, bu Meclis hep açık kalmış, “Atatürk’ün ölümünden 26 saat sonra bile” çalışmalarını sürdürmüştür!..
DİĞER 10 KASIM’LARDA CHP MECLİS’TEYDİ
Bunlar da gösteriyor ki;
CHP’lilerin “pankart”lar açıp, güya “Atatürk’e sahip çıkıyor görünmeleri”nde kesinlikle “samimiyet” yoktur!..
CHP’liler, bu tavırlarında “dürüst” değillerdir!..
Kaldı ki; “CHP’nin geçmişi” de, bu samimiyetsizliklerle doludur!.. Evet, CHP’liler 10 Kasım’larda “matem” tutmamış, “çalışmaya devam” etmişlerdir!..
Meselâ; 10 Kasım 2004’te, CHP’li milletvekilleri TBMM Başkanlığı’na tam 13 yazılı soru önergesi vermişler… Önerge verenlerin arasında Kemal Anadol da var… Konular ise turizmden emeklilere, toplumsal olaylardan kapkaça, ihracattan eğitime kadar uzanıyor.
10 Kasım 2005’te, aralarında Bayram Meral’in de bulunduğu CHP milletvekilleri, Meclis Başkanlığı’na tam 27 yazılı soru önergesi vermiş… Trafik kazalarından kuş gribine, Emekli Sandığı’ndan cezaevlerine kadar birçok konu var bu önergelerde…
10 Kasım 2006’da yine CHP milletvekilleri Meclis Başkanlığı’na 31 önerge vermişler, ülkeyi ilgilendiren birçok konuyu sormuşlar…
Hiç kimse “10 Kasım’da, Meclis’e soru önergesi verdiler” diye CHP’li vekilleri suçlamamış…
Dahası da var!..
Arkadaşımız Hakan Gündüz’ün yaptığı araştırmaya göre; CHP’liler, sadece “önerge” vermekle kalmamışlar, “Meclis çalışmaları”na katılıp, “kanun”ların çıkmasına da katkıda bulunmuşlar!..
Buyrun, birkaç örnek:
10 Kasım 2003’te Meclis Genel Kurulu 3 kanunu kabul etmiş. Bunlardan biri de seçimleri ve seçmen kütüklerini düzenleyen kanun.
10 Kasım 2004’te Meclis’te 2 kanun kabul edilmiş. Bunlardan biri de İzmir Dünya Üniversitelerarası Spor Oyunları Kanunu.
En son 10 Kasım 2005’te Genel Kurul’dan 3 kanun çıkmış. 3 kanundan biri de Türkiye İstatistik Kurumu Kanunu.
Tekrar hatırlatalım…
“Bu kanunlar çıkarken, CHP’liler Meclis’teydi”ler ve “pankart” filan da açmıyorlardı… Ve tabii; “Bugün 10 Kasım… Bugün çalışmayıp, Atatürk’ün hatırasına saygı gösterelim” diyen bir tek CHP’li de yoktu!..
Sadede gelecek olursak;
Herkes “samimi” olsun, “dürüst” olsun!..
Mevlana Hazretleri’nin dediği gibi, “Ya göründükleri gibi olsunlar, ya da oldukları gibi görünsünler!”
Çünkü, “istismar”lardan gına geldi!..
Bilmem, anlatabildim mi?!?..

Hasan Karakaya

Reblog this post [with Zemanta]
Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.